şükela:  tümü | bugün
  • bir feridüddin attar öyküsü. tasavvufta oldukça sevilen bir vecize. her şeyin fani olduğuna dair çekirdek söz.
    (bkz: mantık ut tayr)
  • sultan mahmut bir gün tüm vezirlerini toplayıp, bana bir yüzük yaptırın ve üzerine öyle birşey yazdırın ki *ona her baktığımda, hüzünlüysem neşeleneyim, neşeliysem hüzünleneyim düşüneyim diye buyurmuş.
    vezirler toplanmışlar dört bir yana haber salmışlar. sonunda bir gün yüzükle sultanın karşısına çıkmışlar, yüzüğü vermişler. sultan mahmut tamam işte bu demiş. yüzüğün üzerinde " bu da geçer ya hu" yazıyormuş. *
    (bkz: ferhudittin attar) * *
  • osmanlıda kahvehanelerde insanlara hikaye anlatan ya da gazete filan okuyan kişilerin oturdukları yerin üzerinde bir yerlerde, genelde duvarda asılı olan osmanlıca ibare.
  • ömer seyfettin'in düşünme zamanı isimli öyküsünde badik ahmet'in sürekli olarak tekrarladığı söz.
  • tam olarak menkibesi:

    +

    dervisin biri, uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra bir koye varir...
    karsisina cikan insanlara, kendisine yardim edecek, yemek ve yatacak yer verecek birileri olup olmadigini sorar...
    koyluler, dervis'e, kendilerinin de fakir olduklarini,evlerinin kucuk oldugunu soylerler ve sakir diye birinin ciftligini tarif edip,oraya gitmesini salik verirler... dervis yola koyulur, yolda birkac koyluye daha rastlar...
    onlarin anlattiklarindan, sakir'in, o yorenin en zengin kisilerinden biri oldugunu ogrenir... bolgedeki ikinci zengin ise, haddad isimli bir baska ciftlik sahibidir... dervis, sakir'in ciftligine varir... cok iyi karsilanir...
    iyi misafir edilir, yer, icer ve dinlenir... sakir de, ailesi de hem misafirperver hem de gonulleri zengin insanlardir... sonra tekrar yola koyulma zamani gelir ve dervis sakir'e ve ailesine tesekkur ederken, "boyle zengin bir insan oldugun icin hep sukret." der... sakir'den ise soyle bir yanit alir: "hicbir sey oldugu gibi kalmaz... bazen gorunen, gercegin kendisi degildir... bu da gecer...".
    dervis, sakir'in ciftliginden ayrildiktan sonra, bu yanit uzerine uzun uzun dusunur... aradan birkac yil gectikten sonra, dervis'in yolu yine ayni yoreye duser... sakir' e ugrayip, ziyaret etmek ister...
    yolda karsilastigi koylulerle konusurken, koyluler:"haaaa o sakir mi?.. o iyice fakirledi, simdi haddad'in yaninda calisiyor..." derler. dervis, hemen haddad'in ciftligine gider... sakir'i bulur... eski dostu yaslanmistir... uzerinde eski pusku giysiler vardir... gecen sure icindeki bir sel felaketinde butun sigirlari telef olmus, evi barki yikilmistir...topraklari da islenemez hale geldigi icin, tek care olarak, selden hic zarar gormemis ve biraz daha zenginlesmis olan haddad'in yaninda calismak zorunda kalmistir... bu sure zarfinda sakir ve ailesi, haddad'a hizmetkarlik yapmaktadirlar... sakir, dervis'i, bu kez son derece mutevazi olan evinde misafir eder... kit kanaat yemegini onunla paylasir...
    dervis, vedalasirken, sakir'e olup bitenlerden ne kadar cok uzgun oldugunu soyler ve sakir'den su yaniti alir: "uzulme... unutma, bu da gecer..." dervis, gezmeye devam eder ve aradan uzun yillar gectikten sonra, yolu yine ayni bolgeye duser... ogrendiklerinden saskina doner... bir sure once olen haddad, ailesi olmadigindan, butun varini yogunu, en sadik hizmetkari ve eski dostu sakir'e birakmistir... sakir, haddad'in konaginda oturmaktadir... kocaman arazileri ve binlerce sigiri ile yine o yorenin en zengin insani olmustur... dervis, eski dostunu iyi gordugu icin ne kadar cok sevindigini dile getirdiginde yine ayni yaniti alir: "bu da gecer..."
    birkac yil sonra dervis yine sakir'i arar... ona bir tepe gosterirler... tepede sakir'in mezari vardir ve mezar tasinda soyle yazmaktadir: "bu da gecer".
    dervis, uzgun bir sekilde, "allah allah, olumun nesi gececek?" diye dusunur ve gider...
    ertesi yil, dervis, sakir'in mezarini ziyaret etmek icin geri doner ama ortaliklarda mezar falan kalmamistir... buyuk bir sel gelmis, butun tepeyi silmis supurmus ve sakir'in mezarindan geriye hic eser kalmamistir...
    o yillarda, ulkenin sultani, kendisi icin cok degisik bir yuzuk yapilmasini ister... bu oyle bir yuzuk olacaktir ki, sultan mutsuz oldugunda umudunu tazeleyecek, mutlu oldugunda da, mutlulugun rehavetine kendini kaptirmasini, tembellige dusmesini onleyecektir...
    hic kimse, sultani tatmin edecek boyle bir yuzuk yapmayi basaramaz... sultanin adamlari bir gun bilge dervis'i bulurlar, yardim isterler... sultan yuzuge fena halde takmistir...
    dervis, sultanin kuyumcusuna hitaben bir mektup yazar...
    kisa bir sure sonra, yuzuk sultana sunulur... sultan onceleri hicbir anlam veremez; cunku, son derece sade bir yuzuktur bu... sonra uzerindeki yaziya takilir gozu... uzerinde biraz dusunur ve yuzu aydinlanir...
    buyuk bir mutluluk isigi parlar gozlerinde... sonunda tam da istedigi gibi bir yuzugu olmustur...
    yuzugun uzerindeki yazi mi?

    su yazilidir yuzugun uzerinde: "bu da gecer".
    +
  • (bkz: edeb ya hu)
  • mustafa kemal atatürk'ün çankaya'daki (bugünkü müze) köşkünde asılı bulunan tek hat, levha.
  • istanbul yaya sergileri 2 işlerinden biri. karaköy kat otoparkında görülebilir.

    edit: ayrıca karaköy meydanda görülebilen hatta da bu da geçer yahu yazmaktaymış.
  • karaköy kat otoparkına her yerden görülebilecek şekilde (özellikle iskeleye yanaşan vapurlar tarafından) yerleştirilmiş, okul dönüşü insanı farklı düşüncelere sevkeden, huzur veren yazı ve sanat eseri.
  • karaköy'de kendisine refakat etmiş kardeşi için (bkz: gel keyfim gel)