şükela:  tümü | bugün
  • yaşar kemal'in röportajları ve gezilerinden oluşan romanı. 1950-1965 yılları arasında türkiye'nin pek çok köşesinden muhteşem tasvirlerle ibret öyküleri anlatır.
  • "bu kitap ile memleketimden insan manzaraları, bir karşılaştırmalı edebiyat başlığı konusu olmuş mudur, olmamışsa neden olmamıştır, olması için daha ne gerekmektedir?" türünden sorular taşımaktayım belleğimde. zira insanlara yaklaşım tarzları ile o kadar ortak özellikler çıkartmışlar ki o kadar olur. kanaatimce memleketimden insan manzaraları ile yer yer kıyaslanabilecek bir kitaptır.

    ya da ben karşılaştırmalı edebiyat kavramını zerre kadar anlamamışımdır. bu da makuldür.
  • 1979'da çıkmış bir baskısını çocukluğumda kendisine imzalattığım, kütüphanemin en kıymetlisi yaşar kemal seyahatnamesi
  • bir bulut kaynıyor bu kitabın devamı gibidir.
  • ---dünyada van---
    kim demiş van'a şehir diye? adı çıkmış van'ın. ben şehirdir diyemiyorum. inadımdan mı? inanın ki değil. van, şehir değil de ondan. van dağınık, koskocaman bir köydür. yirmi otuz dağ köyünü biraraya getiriniz, oldu işte size van!
    (...)
    van'a geldiğimin üçüncü günüdür. gene bu yoldayım. karşımdan yüklü öküzlerle köylüler geliyorlar.öküzlerine soyulmuş kavak yüklemişler. bir ikisinde de teneke var. bir öküz üstünede yirmi, yirmibir yaşlarında bir delikanlı binmiş. merhabalaşıyoruz, hal hatır sorup, konuşuyoruz.
    bir ara öküze binili delikanlıya soruyorum
    "günah değil mi?" diyorum. "yazık değil mi?"
    hemen öküzden yere iniyor. yüzüme bakmadan
    "çok uzaklardan gelmişem ağam, yorulmişem."
    "öyleyse neden indin öküzden" diyorum
    yüzü ateş gibi oluyor, başı yerde
    "ayıptır." diyor.
    içimden kör olsun zaruretler, kahrolsun yokluk kahrolsun, düşüncesi geçiyor.

    (...)
    akşam üstüdür. çarşıda kimsecikler kalmamış. dükkanların çoğu örtülmüştür. gene o bol, her parçasına bir insan sığacak kadar geniş nakışlı pantolonlardan giymişti.pantolonu eskiydi. yukarısında da yırtık bir ceket vardı. yüzü incecik, uzun, zapzayıftı. yüzü ayv tüylüydü. yanına vardım.
    "merhaba" dedim." ne geziyorsun?"
    "merhaba" dedi. "bentürkçe bilmirem"
    elinde paralar vardı. bakıp duruyordu paralara. sonra avucunu açıp bana doğru uzattı.
    "bunlar kaç kuruştur?"
    saydım, otuziki kuruştu.
    söyledim.
    "bana" dedi "şeker al bunlarla"
    bir dükkana götürdüm. sandıklarda şekerlemeler vardı. hani, o boyalı, nakışlı şekerlemeler var ya, onlardan beğendi, alıp çıktık.
    dedim ki;
    "kardeşim" dedim " neden geldin van'a"
    "hastayım" dedi. burada tohtur adında bir adam varmış. onu arıyorum.
    yüzüne baktım. allah bilir ya, bunun derdi ince hastalık.

    (...)

    ---diyarbakır---
    insan birden irkiliveriyor. atom bombası bu şehre düşmüş sanki. yer yer taş yığınları, harabeler. diyarbakır pas tutmuş. diyarbakır, eski, çok eski bir demir kadar paslı. ilk bakışta böyle ya, insan aldanıyor.sonra yavaş yavaş ısınıyor diyarbakır'a.anlıyor ki iş böyle değil.
    bu şehir kılıf içinde bu şehir kendisini öylesine gizlemiş ki, tadına varabilmek, onu sevebilmek için emek istiyor, terlemek istiyor. bu şehri kılıfından soyup mahremiyetine girmeli. bu iş zor ya, değer. bunu yapabildin mi büyülendin demektir. diyarbakır seni büyülemiştir, kurtuluş yok.
    (...)
    bu akrepler payitahtı, gül şehridir, kahvehaneler şehridir.
    (...)
    diyarbakır akrepler şehri, gül şehri,pis pis kokan hanlar şehri, karpuz şehri, diyarbakır surları, mimarisi, camileri, sanat abideleri, yeni yapılacak otelleri,eşsiz tabiatıyla turist şehri... diyarbakır tezatlar şehri.

    (bkz: yaşar kemal)
    (tekin yayınevi, ekim 1979, dördüncü basım)
  • feriköy bit pazarında şans eserin adam yayınlarından çıkmış ilk üç cildini buldum ve çok ucuza aldım. normalde kitap toplam 4 ciltten oluşuyor. yaşar kemal'in 1950'lerin başlarından 60'larin sonuna kadar tüm türkiyeyi gezip cumhuriyet gazetesi için yaptıgı röportajlardan oluşuyor. yanlız röportaj dediğime bakmayın, her bir yazı anlatım yoğunluğuyla destan gibidir. bu memleketin 1950-1970 yılları arasındaki vaziyetini çok net öğrenebileceğiniz edebi bir eserdir. okuyun okutun. ayrıca yasar kemal romanlarından önce okunması daha faydalı olur. ileride okuduğunuz yasar kemal romanlarındaki bazı kahraman ve olayları röportajlarda görmüş olacaksınız.

    edit: imla
  • türkiye'nin yakın tarihinin anlaşılması için okullarda okutulması gereken bir kitap. sanırım yeni baskısı yok. ben elimdeki kitabı üniversitedeyken okumak için isteyen bir arkadaşıma vermiştim o salak okumadığı gibi kitabı geri de vermedi. neyse yıllarca aradım kitapçılarda ama bazı bölümleri yeniden düzenlenerek parça parça farklı isimlerle yazılmış kitaplar haline getirilmiş. ancak bu kitaplarda orjinalinde olan çok önemli bölümler yok. geçen yıl nadirkitap'tan aldım ikinci el gayet iyi durumda. okudum, bir ara tekrar okuyacağım. kaç kez okudum hatırlamıyorum. türkiye'yi anlamak için, yoksulluğu, terörü, eğitimsizliği anlamak için okunmalı. bu ülkenin belalı bir büyüsü olduğunu ilk bu kitabı okuduğumda hissetmiştim.

    aklimda kalanlar
    ----aksu gemisi; karadeniz'den oluk oluk göç eden insanları taşıyan gemi---

    ---otobüs yolculuğu sırasında doğan, adını yolcu koydukları bebek-----

    ---ürgüp'te peri padişahının kızıyla evlenen çoban---

    ---doğu'da mağara köyünde bir ihtiyarın osmanlı'nın yıkılıp cumhuriyet'in kurulduğundan bi haber olması---

    ---urfa'da ki ceylanpınar çiftliği, gerçekten ceylanların yaşadığı gerçek anlamda bir vaha---

    ---köy enstitülerinin cehaletle verdiği savaş---

    ---yaşar kemal'in kaçakçıların arasına karışması---

    ve son olarak bu ülkenin insanın cahil bırakılması tesadüf değil, bile isteye bir planın sonucu olarak cahil bırakıldılar, o günlerde din tacirliği yapanlar bu işin bu kadar tutacağını
    kendileri bile hayal etmiyorlardı herhalde.

    neyse efendim okuyun okutun, türkiye'nin yakın tarihinin abidesidir.
  • diyarbakır, van, erzurum, ağrı dağı, adana daha da fazlası. anadolu, doğu, öldüren sıcak, donduran soğuk ve fakirlik fakirlik. bu diyar baştanbaşa tam da adı gibi. depremi, kaçakçılığı o havasız trenlerde yolculuğu ile ölümü kaç kere göze almış yazar yaşar kemal. hayret edilesi, önünde saygıyla eğilesi. ülkem için ağlamaya devam.
  • "...doğu batı yok, yurt bir bütündür, diyorlar. bunu diyenler gelsinler, van'da bir yıl yaşasınlar da öyle desinler o sözleri. van mahpusanelikten kurtarıldığı, yani van'a yol yapıldığı zaman, doğu batı farkı aradan kalkacaktır..."

    (bkz: bu diyar baştan başa 1/nuhun gemisi)