şükela:  tümü | bugün
  • bir bildirinin başlığı. bir gerçeğin tarifi. bir halkın isyanı. bir umudun adı.

    türkiye komünist partisi 2017’de başlattığı "çocuk işçilik suçtur, yasaklanmalıdır" çalışmasına 2018’de de devam ediyor. çocuk emeğinin sömürülmesine son vermenin yolu emek düşmanlarına vereceğimiz cevaptan geçiyor. bugün, şu sıralarda beyoğlu’nda sosyal güvenlik kurumu istanbul il müdürlüğü önünde bir basın açıklaması yapıyor partinin üyeleri, dostları.

    çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı 2018 yılını ‘çocuk işçilikle mücadele yılı’ ilan etti. utanmadan. resmi rakamlarla bile çocuk işçi sayısı 900 bine yaklaşıyor. gerçekte 2 milyon civarı çocuk çalıştırılıyor bu ülkede. türlü bahanelerle meşrulaştırılarak çocuklarını çalıştıran bir ülke burası. bu ülkenin, bu dünyanın düzeni bozuk. tamir edilemez derecede bozuk. sırf şu çocuklar için bile yıkılası bu düzen.

    okulda olması, sokakta oynaması gereken yaştaki çocuklar atölyelerde, tarlalarda çalıştırılıyor.

    ya da çocuk yaşta, tecavüzcüsünün evine yollanıyor gelin adında.

    9 yaşında çocuğa evlenebilir diyen diyanetle birlikte çözüm üretmeye çalışıyor bir de bakanlık. çözüm. sorunun kaynağı çözüm üretecekmiş. utanmadan.

    bu düzen, sırf şu çocukları kurtarmak için bile yıkılası.

    "şiir bitti
    ....
    ...
    tek umut ki - yaşam bitti demeye varmıyor dilim -
    o da çocukların sesleri..

    isyan edin isyan edin isyan edin!"**

    bildirinin tamamı burada ve aşağıda:

    <<<
    çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı 2018 yılını ‘çocuk işçilikle mücadele yılı’ ilan etti.

    çocuk işçilik bakanlığı bile kaygılandırmaya başladığına göre akıl almaz boyutlara ulaştığını görmek zor değil. resmi rakamlara göre 890 bin olan çocuk işçi sayısı ülkemizde gerçekte 2 milyona yaklaşmış durumda. bu sayının artık neredeyse yarısını suriyeli çocuk işçiler oluşturuyor.

    çocuk emeği her yerde!

    2 milyon çocuğun sokakta, atölyede, tarlada, sanayide, kafede, mağazada çalıştığı bir ülkede hepimiz için artık görmeye alıştığımız bir tablo bu. hemen hepimiz gündelik hayatımızda çocuk emeği ile üretilen ürünler kullanıyor, bu suça dolaylı da olsa ortak olmuş oluyoruz.

    evinize sipariş ettiğiniz yemeği ehliyetsiz bir şekilde motorlar ile getiren, markette poşetlerinize “yardımcı” olan, kuaförde ceketinizi tutan, evinize gelen ustanın eşyalarını taşıyan, alışveriş yaptığınız pazar tezgahının “limonlardan sorumlu” kişisi, kağıt atık toplama işçisi… çocuk işçiler gözümüzün önünde.

    bakanlığın eylem planında ise ‘kendi işini kurarak çocuğunu çalışma yaşamından çekecek ailelere’ kredi kolaylığı var, aileleri borçlandırma var. çocuk emeği sömürüsünün temel nedenlerinin göz ardı edilip, çocuklarla ilgili konularda söz söyleyebilecek son kurum olan diyanet işleri başkanlığıyla işbirliği var. kapitalizmin kendi bünyesinde sürekli beslediği işsizliğin, yoksulluğun, sömürünün yaş ayrımı yapmadan, daha çocukken kişilerin temel haklarını nasıl gasp ettiğini gösteren herhangi bir şeyse yok.

    bilinçli denetimsizlik, kâr hırsıyla sömürüye göz yumulması, çıkarılan 4+4+4 vb. yasalar ve daha nice insanlık dışı, piyasacı uygulamalar tüm bunlara zemin hazırlamaktadır. çocuk emeğini ülkemizde yıllar boyu bizzat kendi elleriyle yaratanlar şimdi bu programlarla ‘mücadele ediyoruz’ mesajı veremezler. ülkemizde işsizliği, yoksulluğu, kayıt dışılığı, eğitimde gericiliği, iş cinayetlerini, sömürü düzenini sorgulamadan çocuk işçilikle mücadele ilan etmek dikkate alınır değildir.

    çocuk işçilik her şeyden önce bu düzenin ürettiği en büyük suçtur. emek sömürüsünün en korkunç, en denetimsiz, en ezici halidir.

    türkiye komünist partisi 2017’de başlattığı ‘çocuk işçilik suçtur, yasaklanmalıdır’ çalışmasına 2018’de de devam ediyor. çocuk emeğinin sömürülmesine son vermenin yolu emek düşmanlarına vereceğimiz cevaptan geçiyor.

    5 ocak 2018 cuma günü saat 12.00’de beyoğlu’nda sosyal güvenlik kurumu istanbul il müdürlüğü önünde yapacağımız basın açıklamasına tüm istanbul halkını davet ediyoruz.

    türkiye komünist partisi
    3 ocak 2018
    >>>
  • komisnist parti bilmem ama aidiyetimi verdiğim dayımın bile gözünden kaçmayacağı realite.

    "değil ordu, değil tank dünya tepeme binse ne sevdiğim kızdan geçerim ne de dayıdan"

    aşık muradi
  • en çok da çocuklar için dert edilesi gerçeklik.

    öyle bir düzen ki; henüz büyümemiş, daha yaşamamış, bir şey görmemiş, doyunca gülüp oynamamış çocukların sırtına yük, omuzuna dert yükler. öyle bir dünya ki; minnacık ellerin emeğinden geçinip gidenlerin düzen kurduğu ve buna izin verenlerin, göz yumanların, ses çıkarmayanların utanmadan uykuya başını koyduğu bir dünya.
  • yanlış olduğu iddia edilemeyecek tespit.
  • “her şey değişecek her şey
    asıl olana doğru, büyük olana,
    çocukların uykusunu bölenler
    bağışlanmayacak asla.

    unutulmayacak, unutulur mu hiç
    şu minik yüzlere işlemiş gam, tasa,
    düşman saldığı bu dehşeti
    ödeyecek bir gün mutlaka .

    gün gelecek yolu onun da
    tüyler ürpertici bir öyküden geçecek,
    alınacak yüzlerce yüzlerce defa
    yetimin, sakatın, dulun öcü.

    aklına getir bir o bombaları
    o astığı astık dönem
    o cinayetler, o yıkıntılar,
    herode'un bethleem'de yaptığı gibi.

    eli kulağında daha iyi bir çağın,
    değişecek her şey , besbelli,
    ama şu sakatlanmış küçükleri
    unutabilir mi insan unutabilir mi?”

    (bkz: boris pasternak)
    çeviren: cemal süreya
  • (bkz: boyun eğme)