şükela:  tümü | bugün
  • belki birgün bütün insanlar bu düşünce noktasına gelirse, ancak o zaman birbirlerini anlama, sevme, bütünleşme ve evrensel bilinç noktasına gelinmiş olacaktır. dünyaya aidiyeti hissedecektir, çünki etrafında kendi gibilerden oluşan bir dünya nüfusu görecek ve yabancılık hissetmeyecektır.

    küçük azınlıklar, daha uzuuun bir süre, bu dünyaya ait olamayarak yaşamaya devam etmek zorundadır, ya da böyle bir zorunluluğu yoktur ki çoğu da kendini öyle hissetmeyip, beyaz ceketini alıp gitmiştir. doğrudur veya yanlıştır. (bkz: intihar etmemek için yaşamak)

    düşünmek lazım tabi: ben dünyaya ait değilsem, dünya nereye ait değil?
  • ev sahibi değil de misafir olduğumuzun kafaya dank etmesidir.
    ateş almaya, ateş vermeye geldik.

    şemseddin tebrizi'nin rumi'ye dediği gibi, "sen yanmayi bekleyen bir lambasın, ben de ateşim."
    önce celaleddin rumi oluruz yanmayı bekleyen. güneşimiz gelir, bizi yakar. sonra aşk ile yanan mevlana oluruz. sonra yangının, şems'in kendisi biz oluruz. sonra ikisi de biz oluruz, bir oluruz.

    o gün zaten bu dünya da görevini tamamlamış olur. biz tabi ki dünyaya ait değiliz.

    benzer başka bir yaklaşım için:
    (bkz: kryon)
  • platonik aşk beslenen bir kimsenin üzerine pekala oturtulabilen bir durumdur bu. çünkü o kişi(artık her kimse) öyle mükemmeldir, öyle gerçek dışıdır ki bizim ait olduğumuz dünyaya ait olması düşünülemez, hayal bile edilemez. o kişi ne zaman görüş alanına girse böyle baloncuklar, bulut kümeleri, adeta sisli bir ilhan irem klibi atmosferi...
  • konuyu en iyi özetleyebilecek film [http://www.imdb.com/title/tt1185836/ http://www.imdb.com/title/tt1185836/] kesinlikle adam' dır..
  • gunes sistemindeki en delikanli gezegenden gelmek, zira dunya delikanliyi bozar, cunku delikanli gezegen donmez.
  • bu dünyada misafir oldugumuzu düşünürsek, bir realite halini alan topictir.
  • benim ruh halim. ben bu dünyaya bunlar için gelmedim. bana ait değil bunlar. böyle olmamalıydı.

    böyle değildir dünya. bunu ölene kadar da kabul etmeyeceğim.
  • hepimizin sonsuz ahiret yaşamı için yaratıldığımızı düşünürsek doğru olan önerme. hiçbirimiz bu dünyaya ait değiliz, o nedenle ait hissedemememiz de çok normal. bu dünyadaki tüm bu çileler, olmamışlıklar, ölümü beklemek, kötülükler vs. bize zaten "senin yerin burası değil" diyor. kendini bu dünyaya ait zannedenlere ise en büyük kazığı yine bu dünya atıyor. onu evirip çevirip yaşlandırıp toprağa koyup sahip olduklarıyla birlikte yok ediyor.

    kötülüklerin olmadığı, kendimizin de kötülük yapmadığı bir dünyaya kavuşabilmek için, kötülükleri yapmamaya şimdiden başlamamız gerekiyor. allah'ın, iyi biri olmamız için yolladığı kur'an'ı okuyup anlamamız, uygulamamız, hadis ve hurafelerden uzak durmamız, iyi insan olmamız gerekiyor. yoksa ister kendini bu dünyaya ait hisset, ister hissetme, zaten önümüzdeki yıllarda yok olup gideceksin. hayatımızda birinci sıraya allah'ı koymazsak, hem burada hem sonsuz hayatta daha çok kıvranırız.

    "bilin ki, dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden, bir süsten, aranızda bir övünmeden, mallarda ve evlatlarda çoğalma yarışından başka şey değildir. bir yağmur misali ki, çıkardığı bitkiler çiftçilerin hoşuna gider. ama biraz sonra o ot kurur, sapsarı kesildiğini görürsün. nihayet bir ot ufantısı haline gelir. ahirette şiddetli bir azap var, allah'tan bir af ve hoşnutluk da var. dünya hayatı ise aldatıcı bir menfaatten başka bir şey değildir." hadid suresi, 20
  • genelde hissettiğim, rahatlatan duygu. yine de başkalarından sık sık duymaya başladığımda imajımı toplumsal normlar çerçevesine indirgerim. paylaşmak ya da bilinen dünyanın dışındaki nüfus artışı istemeyeceğim bir durum.

    bir süredir bu dünyaya aitmişim gibi gelmeye başlamıştı. bazı toplumsal gereklere, birilerinin çerçevelediği hayata çalışıyormuşum gibi geliyordu. müzik, edebiyat ve resim ölümlü, sonlu, yaşamaya yapışmanın maskelenmiş zevkleri gibi geldi birkaç gün.

    fakat üç günde, beş defa çeşitli vasıta ve lokasyonlarda toplu taşımadan ineceğim noktayı unutup geçince böyle olmadığını farkeip rahatladım. hatta en son dün sabah araçtan yine geç indim. bir şekilde ineceğim yeri geçtiğimi farkettim nasıl bilmiyorum. bir nirengi, bir başka bir şey çarpmıştır gözüme muhtemelen. inince elimde şemsiye, bir süre bekledim. geç değil de erken inmiş olmayayaım, diye bakındım, bakındım... biraz yürüdüm ama hâlâ tanıdık değildi çevre. arkaya döndüm, bir süre de öyle bakındım. bir iki dakika yürüdüm rasgele. nihayet kafamda şekillendi koordinatlarım.

    gün boyu bunu düşündüm. elimden kayıp gitmesin bazı şeyler gündelik dertler yüzünden. bolu'ya gidiyorum bu yüzden şu an. yoldayım. mantar toplayamam belki ama ağaç gövdelerine dokunmaya, ıslak yaprakları avcumda ezmeye gidiyorum. kendime gitmeye, o'nu sevmeye gidiyorum.
  • hissedilmemesi gereken bir halet i ruhiye