şükela:  tümü | bugün
  • son sevgilimle iplerin koptugu gece, ben cok sarhosken, telefon mesaji seklinde nakaratini yolladigim ve karsiliginda "edebiyat yapmayi birak" diye cevap aldigim sarki.
  • kar gibi örttün üstünü
    içinde tüm çiçekler
    birer birer titrediler
    uykusuzluğundan belliydi
    kafanda birikintiler
    teker teker döküldüler
    sen hep kendine önlemler aldın
    ben kendime yasaklar koydum
    önümüzde barajlar var
    bu su hiç durmaz

    yaşamak dop doluydu
    akan pınarlar gibi
    inanmayanlar beklediler
    umutlarını borç verdin
    cebinde hiç kalmadı
    dostların anlamadılar
    sen hep kendine önlemler aldın
    ben kendime yasaklar koydum
    önümüzde barajlar var
    bu su hiç durmaz

    nar gibi güzelliğin gizliydi
    vereceklerin fazlaydı
    insanlar inanmadılar
    sustun sustun konuşmadın
    sonra kaçtın arkana bakmadan
    insanlar şaşırdılar
    sen hep kendine önlemler aldın
    ben kendime yasaklar koydum
    önümüzde barajlar var
    bu su hiç durmaz...
  • en güzel şarkısıdır ortaçgil'in

    "...
    sustun sustun konuşmadın
    sonra kaçtın arkana bakmadan
    ..."

    (bkz: oyuna devam)
  • bülent ortaçgil çalar, jehan barbur + birsen tezer + ceylan ertem birlikte söyler, efsane olur.

    https://www.youtube.com/watch?v=avh9ybjs54s
  • "kar gibi örttün üstünü içinde tüm çiçekler birer birer titrediler..." tanıdıktır..."uykusuzluğundan belli kafanda birikintiler, teker teker döküldüler" tanıdıktır.
    "umutlarını borç verdin cebinde hiç kalmadı, dostların anlamadılar" tanıdıktır..."nar gibi güzelliğin gizliydi.. vereceklerin fazlaydı, insanlar inanmadılar" tanıdıktır..." sustun sustun konuşmadın sonra kaçtın arkana bakmadan" tanıdıktır... tüm cümlelerin bir anlamı yeri vardır kalbinizde... anısı vardır.. gerçekliği vardır.
    önlemler tanıdıktır, yasaklar tanıdıktır, barajlar tanıdıktır... ve durmayan o su tanıdıktır bazen insanın hayatında..
    insanın hayatından tanıdık bir şarkıdır.. ortaçgil in sesiyle sabahlanan gecelerdir tanıdık olan, en bir güzel sözlü şarkılardan biridir.
  • ortacgil'in guzel parcasi.. (bkz: bulent ortacgil)
  • aslında her şey çok sakin başlamıştı. bülent abi, sakin sakin akor basıyordu... (ah be bülent abi, ne işin var burada? yani ortam güzel de, bunlar değişik kadınlar, anladın değil mi abi? abiii? hofff yine akora girdi. :/)
    jehan girdi önce... kadife sesli kadınların önde gideni. (diğerlerine uysana bebeğim, sakin..) birsen ve ceylan gayet sakin (yok yok ceylan'da hep bi hareketlilik var.)

    sonra koro halinde nakarat...

    ceylan ufacık bir mimikle pası birsen'e atıyor ardındaki dizelerde. birsen, "rica ederim" mimiğiyle karşılık verse de; ceylan gerek yaşı, gerekse birsen'e duyduğu hayranlıktan dolayı (diye düşünmem için hiçbir sebep yok) sırayı ona verdi... (ama ceylan deli deli tavırlarda milyem eksilme göstermiyor bu arada. derinden derinden kopuyor.)

    nakart yine koro halinde... hafiften bülent abi de katılıyor. (mırıldanırcasına... adam zevk alıyor ama, net.)

    al, buyur... geldi deli, aldı mikrofonu. !! bu modellerin küçüğü, deli oluyor. adı ceylan, aktif olarak delilik yapmakta. hayatını delilik üzerinden kazanıyor. kızım, yavrum, canım benim... aşağı doğru bağırınca daha mı güzel çıkıyor sesin, bilmiyorum. ama gerekiyorsa hep öyle kal. müthişsin. delilik herkese yakışmaz, yolun güzel! (ceylan; benimle oynar mısın? dicem de, sen desen de beraber oynasak, olma mı?)

    sonrası dağıla dağıla, toplana toplana, jazzlı, blues'lı, doğaçlamalı...(yenir)

    zaten, bu su hiç durmaz, şimdi başlıyoruz değil mi? (bu bir birsen tezer sorusudur, hem de şarkı içinde.!!)
    cevap ceylan'dan.

    jehan o mikrofonu eline almayacaktın. bu saniyelerde kadife ses, fazla doz demek bebeğim. (ortaçgil sever miydiniz??? diyor! bak hele!!)

    sahi; suya, baraj ne ifade edebilir ki? durmaz ki o. adı suydu değil mi? (yolunu bulur o her türlü.)

    tutabilene aşkolsun!
  • hayatinizin en derin noktalarina inecegiz. her guzel aniniza, tecavuz edecegizin vucut bulmasi hali. cok kiziyorum en cok bulent ortacgil'e kiziyorum. sonra kendime kiziyorum. gulben ergen'e zerre kizamiyorum. neden kizayim sarkinin ebesiyle tanisacagi belliyken ona veren bulent ortacgil'e kizmak daha mantikli.

    kendisine sadece tek sey soylemek istiyorum perde arkasi nedir ne degildir bilemem. ama biz daha sezen aksu'nun ezginin gunlugu'ne ait 1980'i yorumlamasini hazmedememisken onu oncu yaptin bizi yerle yeksan ettin. bu sefer guldurmedin.
  • benim için karşılığı olan anılar nedeniyle güzel/özel değildir bu şarkı. severim o kadar, sadece güzel olduğu için severim. sözleri güzeldir, şarkıdaki sakinlik güzeldir, dinlemek iyi gelir.
    aynı şarkının bütün sinir uçlarımı uyaracak kadar rahatsız edici olabileceğine ise ihtimal vermezdim ta ki rastlantı eseri gülben ergen tarafından yorumlanmış halini dinleyene dek. esasen gülben ergen'in hangi şarkıyı söylediği çok umurumda değil; keyfinin kahyası değilim ne de bülent ortaçgil'i ikna edecek miktarı karşılayabilecek bütçesinin muhasebecisi. ama işte beni rahatsız eden birkaç nokta var, kimse de benim keyfimin kahyası olmadığından yazmak istediğim: ilk olarak ben bu ibrahim tatlıses ekolünden çok sıkıldım onu diyeyim. her şarkıyı söylerimden başlayıp, her işi yaparıma uzanan bu ekolün yaratıcıları ve takipçilerinin şuurlu şekilde çalışan bir ağ olduklarına inanacağım geliyor bazen, o denli bir sıkılma hali. branşlaşmanın karşısına set olun; güzel olan, sade olan ne varsa ağdalı şekilde ve arabesk usüllerle dejenere edin diyerek mi örgütlediler bu insanları anlamadım ki. bu hırs hatta açgözlülük sadece bu güzel şarkıyı çok kötü şekilde söylemiş olmakla kalmıyor ki. kalmadığı için maranki denilen bir adam çıkıp lavman bazlı şifacılık yapıyor, sözde bilim adamları çalıntı makaleler yazıyor, büyük tv kanallarından birinde gözümüze baka baka kendine ait olmayan müziğin altına adını yazdırıyor adam (nasıl güzel hareketler di mi bunlar), işler ehil olmayan ellerde olduğundan hayatın her alanında it ite, it de kuyruğuna arıza çıkartıyor. cehalet ve cahil cesaret nasıl hızla sirayet ediyor anlatılmaz.
    bu şarkının başlığına bu türden cümleler yazmak istemezdim ama o arkaya su şırıltısı eklenerek üzerine tüy dikilmiş nağmeli gülben ergen yorumu geriye kalan güzel şeyleri de itinayla bozabileceğimize dair kaygılarımı yüzeye çıkardı, dayanamadım.
    gönül isterdi ki

    ''uykusuzluğundan belliydi
    kafanda birikintiler
    teker teker döküldüler''

    kısmında şair bana seslenmiş, ne de iyi etmiş diyebilseydim. geçmişler ola.

    yalnız acizane bir ricam olacak gülben ergen'den: bu şarkıya klip çekecekse eğer öyle minimalist tarz derdine düşmeden, tahta sandalyeye oturur, fotoğrafçımı bir yanıma gitaristi diğer yanıma alırım demeden gelsin ankara'ya. keçiören şelaleri senin, her kavşaktaki estetik harikası fıskiyeler benim su sesi eşliğinde çeksin klibi. melih gökçek de sponsor olur belki, neticede birbirinin dilinden iyi anlarlar, zira ne iş olsa yaparlar.
  • bülent ortaçgil şaheseri... notaları resmen ruha akan hem de...
    şarkıda bahsi geçen "sen" ve "ben"in aynı kişi olduğunu düşünmekteyim nedense.