*

şükela:  tümü | bugün
  • selim ileri'nin on yıl aradan sonra basılan ilk romanı. kitabın ba$ında malraux*'nun "her roman aslında bir otobiyografidir." sözüne yer veriliyor.
  • selim ileri'nin aralara anılarını serpiştirdiği; yalnızlık, ayrılık, ölüm temalarını yoğun olarak yansıttığı, iki yaşanmış* intihar öyküsü, bir tarihî roman taslağından bölümler ve bir çok kısa öyküyü de içeren, - kendi deyişiyle - biraz bungun da olsa etkileyici bir hüzne sahip romanı. 1. baskı ekim 2001.
    bu roman bir ödül de kazandırdı selim ileri'ye birkaç ay önce.

    "ne değişecek balkona çıksam ? yıldızlar yüzlerce, binlerce yıl önce sönmüş, soğumuş. yüzlerce, binlerce yıl ayrılık olmuş. kimbilir, 'acı' kimbilir ne kadar eski.
    daha demin umutluydu, terez'le, ilk aşkla başlayacak, aşklar, dilsiz dostluklar, madam ester'in yeşilyurt'taki arkadaşına gidişi ve yazınca... yazmak, oysa yalnızlığın ta kendisidir. neyi yazarsan yaz, yalnızlığın sesini dinlersin. sonra aşk da geçer. ilk aşk da biter, son aşk da geçer. "
  • kapağına bakarak raymond carver'in kameriye hikayesini hatırlamak durumunda daha bir hüzün veren kitap.
  • kim bilir kaç çiftin ayrılacağı bir yazdan önce çıkarak pek çok kişisel tarih için daha yaralayıcı olan kitap. o gerçek ayrılıkların birinin ardından şu aşağıdaki gibi bitecek bir mektup yazıldı; çünkü selim ileri'nin tahmini doğru çıkmıştı. her yaz kim bilir kaç ayrılığın ilk yazıydı.

    kitabın çıktığı ilk yazın bitiminde yazılan bir mektuptan:

    "bu yaz ayrılığın ilk yazıydı: her ayrılık gibi anıldıkça iç burkan bir ayrılığın ilk sonbaharı sürüyor şimdi; böyle birkaç sayfalık bir iç boşalmasıyla, babamın lacivert mevsimlik ceketini yüklükten çıkarmasıyla, ablamın renk renk sandaletlerini kaldırıp, kapalı ayakkabılarını giymesiyle, annemin sık sık “hırkanı aldın mı” uyarılarıyla sürüyor ayrılığın ilk sonbaharı. bu yaz ayrılığın ilk yazı oldu; selim ileri’nin romanı bir kehanet gibi ilişkimizin öznel tarihini de çizdi. "ölüm, ayrılık belki de insanların birbirlerine bir daha el sallamamalarıdır:" ilkyazdı mayıstı galiba aylardan; ben sana son kez sarılmış, son kez el sallamıştım. sonra yaz başladı, ayrılık da öyle. bu benim gerçekte ilk ayrılığımdı ve belki de bir ömür sürecek ayrılıkların başlangıcı. bir alın yazısının acı koyuluğunda mürekkeple altı çizilmiş satırlarının müsveddesiydi bu kurgusuz, darmadağınık yazı da ve ayrılığın ilk yazından sarktı; ilk yazısı olarak..."
  • bir selim ileri romanı.2002 yılında orhan kemal roman armağanı kazanmıştır bu romanı ile.

    "bu geceyarısında , o geceyarısında , her geceyarısında , kimbilir hangi yapayalnız geceyarısında, ölüm yanı başındaymışçasına... ve kaybettikten sonra sonsuza kadar yaşamak... bir ömre kaç bahar sığar?yoksa hayat hep bir sonbahar mı?"
  • (bkz: hepsi ayrılık hepsi deniz sesi)
    ama öyledir. yıkım ve ayrılık birdenbire gelir. daha bir saniye öncesine kadar her şey düzenindeyken, düzen tıkır tıkır işlerken, çöker gider, acı görkemini kuruverir.
  • selim ileri, bu kitabında, bir otobiyografik hikâye karakterindeki anlatımını halit ziya’nın oğlu halil vedat’ın intiharına odaklamıştır. halit ziya’nın, bu intihar olayını anlattığı acı bir hikâye adlı kitabında hüzün ve üzüntünün doruk noktasına çıkışını görürüz. yazar-romancı selim ileri de, işte tam bu kırılma noktasından işe koyulur. kurgu-tema-yardımcı olaylar hep buradan ilerler.

    esasen metinde, geçmiş-yaşanmışlık yazarın yazı belleğini yoklamış; günün foto-reel cephesinden bir çözüme ulaşmaya girişilmiş.

    önceki roman ve hikâyelerinde izlerine rastlanan kendi anılarının, yazar belleğinden metinlere taşınışının örneklerinin burada da görürüz. adeta, yazarın kendi eserleri içinde oluşan değişimler, onu, hayat hikâyesi eser içerisine yerleşir.

    bir romanı illa kurmaca diye görmenin sakıncalı olduğunu düşünen selim ileri, kurmaca içinde romancının hayat tecrübelerini, dünyayı algılayışını yabana atamayacağımıza dikkat çeker. nitekim, ehrenburg’un, paris düşerken ile şolohov’un ve durgun akardı don romanlarında verilen reel ve toplumsal dünya, yazarın bilinçaltından gelen yansımalar taşıması anlamlıdır.

    öte yandan yazarın bu romana dair kendi ağzıyla naklettiği şu cümleler önemlidir:

    'bu yaz ayrılığın ilk yazı olacak'ı üçüncü ve son kez yazıyordum, yaz sonuydu. attilâ ilhan ile konuşuyor, romanda gerçekleştirmek istediklerimi anlatıyordum. attilâ bey malraux'nun şu sözünü söyledi: "her roman aslında bir otobiyografidir." birden çarpıldım ve sözü romanın başına koymaya karar verdim. roman ve otobiyografi, özyaşamöyküsü sözcüklerinin yan yana gelişi, getirilişi çarptı beni."
  • 2002 yılında orhan kemal roman ödülü'nü (orhan kemal roman armağanı) kazanmıştır.

    öyle içten içe burar ki roman insanın içini kendinizden bir parça gibi hissedersiniz onu. gerçekten de hayatın ta kendisini anlatıyor.

    --- spoiler ---
    selim ileri'nin komşusu nur hanım "tefrikanızı okuyorum. neden bu kadar acıklı şeyler yazıyorsunuz? yazık değil mi size evladım?..." diyor. gerçekten keşke bu kadar acıklı yazmasa kendini de bu kadar kendini üzmese
    --- spoiler ---

    --- spoiler ---
    ve sonradan rahmetli olan nur hanım hakkında "ayırdına varmamışım; geleceği, hayatı, hayatımı görüyormuşum sizde" diyor.
    --- spoiler ---
    evet insan bu romanda, kahramanlarında kendini görüyor. özellikle de yalnız yaşıyorsanız yazılanları çok iyi anlıyorsunuz, anlamak değil aslında yaşıyorsunuz.

    --- spoiler ---
    "ağbi, ben olmamak isterdim."
    "günü gelince hepimiz yok olacağız ayhan"
    "tam anlatamadım. ben olmamış olmak istiyorum"
    ne kadar acı sözler bunlar. romanın sonunda intihar eden ayhan'ın ne kadar yalnız, ne kadar umutsuz, ne kadar mutsuz olduğunu ta içinizde hissediyorsunuz.
    --- spoiler ---

    niye bu kadar yalnızız? niye bu kadar yalnızlaştık?
  • yazar ne anlatıyor ne yapıyor demeden cümleler alıp başka taraflara götürüyor seni.
    hissediyorsun hepsini, yalnızlığı da hüznü de.. okudukça derinleşiyor, derinleştikçe yorgun düşüyorsun.

    yalnızlığın en güzel özetlerinden biri de budur bana göre:
    ''yalnızlar arasındaki gönül bağı. söze bir kez olsun dökülmemiş, dökülmesine gerek duyulmamış, var olduğu zaten bilinen, duyumsanan, her an tazelenen gönül bağı.''
  • oldu bile.yüzüme telefon kapadın,gelip seni rezil etmediğime dua et,o kadar sinirliydim.bekle senle bi daha konuşurum,çok beklersin.