şükela:  tümü | bugün
  • daha önce kimse yazmamış ama tuna nehri'nin buda ve peşte olarak ikiye ayırdığı şehir. *

    edit: hayda bi taş attık adamı öldürüp gömmüşsünüz gençler. ben şimdi geceleri nasıl uyuycam, allah affetsin artık.
  • zamaninda ucer gunluk turlarla geldigimde orta avrupa'da prag'i cok sevmistim, sonra yillar boyunca gide gele fikrim degisti, olay burada arkadaslar.

    savaslarda mahvolmus olmasina ragmen, prag'in kartpostalvari manzarasinin bir gomlek alti ve cok daha fazlasi burada var. kaplicalar, daha fazla tarih, ruined publar, bir suru guzel bar/kafe, daha az turist, daha iyi ulasim, daha iyi sarap ve bence daha kulturlu bir yerel halk.

    viyana ise iyi hos ama birincisi macar yerine avusturyali dolu (buyuk handikap), ikincisi de cok pahali. bookcafe denen saray yavrusu yerde canli piyano esliginde, etrafinda duzgun insanlarla sahane tatlilar yersin, ictigin sarap iki dolardir. bu ortami viyana'da 10 kati paraya anca bulursun (ıstanbul'da da ayni durum o vergilerden sonra)

    kizlar ceklerle ayni ayarda, bayagi guzeller ve iskandinavlar gibi klonlanmis gibi de durmuyorlar, hepsi ayri guzel. hani turkiyenin ustundeki ozon tabakasi biraz delinse, soyle tam ayarinda radyasyon alsak olabilecegimiz genome bu. erkekler o kadar farkli degiller. ya da benim gozum aradaki farki anlamiyor, zaten italyanlar disinda her milletin erkegi ayni geliyor bana, iki goz bir burun iste.

    bir danimarka, bir hollanda gibi olmasa da genclerin hepsi ingilizce konusuyor, rahat rahat bir arkadas grubu olusturulabilir. fakat burada yasanilacaksa macarca bilmek lazim, zengin kulturel hayatin cogunun kapisi kapanmis olur aksi takdirde (ben mesela altyazili tiyatroya gitmek zorunda kaldim, bayagi da iyiydi aslinda)

    kotu yanlari nedir? iklim. sogukken gitmeyin. baharda, margaret adasi civil civilken gidin. burada yasayip calisan icin hayat kolay degil, macaristan ekonomisi zaten yapisal olarak boktan, ustune komunizmin mirasi olarak acayip bir yolsuzluk ve siyasi kokusmusluk gelenegi var dolayisiyla suratlarinin da asik olmasi normal. maas diye aldiklari paralar o kadar komik ki, hayat da o oranda ucuz olsa bile, bu paralarla kiclarinin dibindeki avusturyaya, fransa'ya hatta slovenyaya bile gidip duzgun yasamalari imkansiz.

    bunun bir etkisi olarak da dunyayla olmalari gerektigi kadar entegre degiller. yani gencler erasmus gibi programlarla avrupaya dagiliyorlar kolayca ama ornegin havayollari iflas ettiginden her yere ucuslari yok thy gibi, yahut her yeni cikan sey ertesi gun orada da bulunamiyor. bulunsa da kim alacak, hersey kazanclara kiyasla cok pahali.

    ve tabii buyuk bir sehir olmamasinin handikaplari var. paris'i filan bosver de mesela istanbul'daki gibi ekmek elden su golden yasayan bir kalabalik olmadigi icin hayat daha renksiz gelebiliyor. "kisi basina dusen renk" konusunda kotu olsa dahi istanbul, nufusun yuzde 1'inin dahi hayati sasali olsa, yine 150 bin kisi ediyor ve bir cok aktiviteye pazar olusturabilecek bir rakam bu.

    sonuc olarak ben seviyorum. eglencesinin otesinde, melankolik bir etki biraktigi icin seviyorum. zira bu guzel haliyle dahi bu sehir ve insanlari daha iyisini hakediyor diye dusunuyorsun, sehri gezmeye gelmis yeni zengin * ruslara, cinlilere, turklere ve tabii baska macarlara bakarken.
  • türklere çakallık serbest şehir. bir biletle her yere gidin amk tek akıllı biziz zaten millet olarak. 3-5 kuruş kar edip milleti enayi yerine koymak en çok bize yakışır.
  • dünyanın en romantik şehri denir. abartılmıştır biraz belki ama yine de romantik bir şehirdir. tuna nehrinin iki yakasını birleştiren köprüler özellikle geceleri ışıl ışıl ve göz alıcıdır. avrupa'nın en eski lunaparklarından biri ve en büyük ikinci hayvanat bahçesi budapeşte'dedir. bizim istiklal caddemizin oradaki karşılığı vagi utca'dır. utca cadde demektir zati. şehrin en ilginç yanı, tarih byunca içinde bulunduğu avusturya-macaristan imparatorluğunda hep viyana'nın arka planında kalması nedeniyle bir eziklik yaşamasıdır. bu nedenle şehirde göreceğiniz tüm tarihi binalar bir başka şehirdeki bir binanın taklididir. nerede güzel bişigörseler aynısını kendi şehirlerine de yapmış adamlar. ucuz bi şehirdir budapeşte. türk mafyası baya bi etkindir. yani başınız sıkışırsa türk'üm ben diye bağırın büyük ihtimalle tehlikesizden uzak duracaktır. tabi rus mafyası ile karşılaşırsanız durum tersine de dönebilir. tuna nehrinin ortasında margaret adası vardırbir de. hoş adadır, bisikletgillerden garip araçlar kiralayıp sevgilinisle dolanabilirsiniz ada boylarında. bir de tabe kaplıcaları ünlüdür budapeşte'nin. girmeden olmas. dört ana hattan oluşan karmaşık bir metro sistemi vardır ki dünyanın en eski yer altı raylı sistemidir bu dört hattan biri. karmaşık metro sistemi türkler için ciddi bir sorundur ve illa ki bi yerlerde yalnış bi kapıdan felan geçip ceza ödersiniz. hep de aynı adam keser cezayı. kıl olursunuz ipneye ama ne vakit üzerine yürüseniz pasaportunuzualmakla tehdit eder sizi. yemekleri çok yağlıdır macaristan'ın, bu nedenle budapeşte'de genelde mcdonalds felan yenir. striptiz kulüplerinde ucuza eğlenilir. zaten klüplerin çoğutürklerin elindedir ve türküm derseniz krallar gibi karşılanırsınız. kahramanlar meydanı görülmesigereken yerlerden biridir veşehrin kalbidir. bir denew york kafe vardır ki budapeşte'ye gidip newyork kafeyi görmedim diyenler boşagitmgişler demektir.

    atlas dergisi'ne kabul edilmemiş ama hiç vazgeçmemiş dikakana bey masasından bildirdi.

    (bkz: atlas dergisine yazamayan suserin hırsı)
  • (bkz: buda mı peşte değil)

    not: da ayrı
  • orta avrupa üçlüsünden*** en şaşırtanı. beklenti düşük olduğundan bu denli güzel bir şehir ile karşılaşmak insanı şaşırtıyor haliyle. tuna nehrinin iki yakasındaki iki şehrin** rekabeti seyri güzel bir kent meydana getirmiş. ne de iyi etmiş beni de bir güzel göt etmiş.

    müzelere girmediğinizi farz edersek bu şehri gezmek için 1 gün yeterlidir. ilgili üçlü içerisinde en ucuz şehirdir. para birimi macar forinti(huf)'dir. bu yazıda bahsedilen maddi tutarlar 2012 sonu itibariyle ödenmiş tutarlardır ve o dönemki kur bilgisi 1 avro = 300 huf'dır.

    viyana'dan gelecek iseniz viyana eldberg otobüs terminalinden eurolines ve 3 saatlik bir yolculuk ile ekonomik bir şekilde budapeşte'ye gelebilirsiniz. nepliget otobüs garına indiğinizde m3 metro hattı ile şehir merkezine(astoria) geçebilirsiniz. bilet fiyatı 320 huf'dır.

    gezilecek yerler:

    - zsido negyed: gezmesi zevkli büyükçe bir yahudi mahallesi.

    - zsinagoga: avrupa'nın en büyük sinagogu. çok büyük ve gösterişli. iç mekan tamamen altınla kaplıymış ve 6000 kişiyi barındırabiliyormuş. -mış ve -muş'ların sebebi içerisini görmeyişimizdir. ha niye göremedik. yahudiler hakkikaten parayı seviyorlar. giriş ücreti çok pahalıydı.

    - vaci utca: budapeşte'nin istiklal caddesi. lüks mağazalar, cafeler, turistler.

    - vörösmarty ter: vica utca'nın sonundaki koca meydan.

    - belvarosi plebaniatemplon: 1739 yapılmış barok tarzı köy kilisesi.

    - szent gelert emlekmü: kentin koruyucusu aziz gelbert(980-1046) adına yapılmış anıt mezar.

    - krallık sarayı: buda'daki yüksek bir tepe üzerine kurulmuş yapılar kompleksi. bu yapılar magyar namzeti galeria, matyas küt, budapeşti törteneti muzeum. krallık sarayına çıkmayı sağlayan budava siklo(kablolu demiryolu) ile tek kişi gidiş-dönüş 1500 huf.

    - uri utca: buda tepesi üzerindedir. diğer adıyla beyler sokağı. bu adı eskiden burada oturan soylulardan dolayı almış. güzel evlerin, malikanelerin olduğu küçük bir köy gibi bir yer.

    - halaszbastya: 7 kulesi olan burçlar ve seyir terası. peşte'nin güzel bir manzarısını sunar.

    - szent ıstvan bazılıka: 50 yılda tamamlanmış. avrupa'da gördüğüm en güzel bazilikalardan bir tanesi.

    - ve muhteşem orszaghaz: peşte'dedir. westminister sarayı'ndan esinlenerek çizilmiş. çok büyük (691 odalı) parlamento binası. özellikle bu binanın buda üzerinden görüntüsü muhteşemdir.

    ne yedik? ne içtik?

    gulaş: tabiki macaristan deyince akla gelen ilk yemektir. en azından tadına bakmadan bu ülke dışına çıkılmamalıdır. ayıptır.

    pekpont: macarların sabah kahvaltısı için uğradıkları fast-hamur işi mekanlar. gayet başarılı. poğaça, sandwich, pizzalar, çeşit çeşit çaylar ve kahve. isteyen orada yiyiyor ama çoğu kişi paket yaptırıyor. iki kahve, büyük dilim pizza, peynirli sandwich ve bir tane muffin 1240 huf(4,5 avro).

    anna cafe: vaci utcanın sonunda bir kahve molası verilebilecek bir kafe. ballı melange ve bir amerikan kahve 1795 huf( 6 avro). viyana'dan sonra gayet ucuz geliyor.

    değerlendirme: orta avrupa gezisinden önce beğeni sıramın prag - viyana - budapeşte olacağını tahmin ediyordum. fakat gidip gördükten sonra prag - budapeşte - viyana oldu. budapeşte çok güzel bir şehir. aslında güzelliği zamanın yöneticilerinin diğer avrupa şehirlerine aşırı özenmelerinden geliyor. her sembolik yapı başka bi yerden esinlenilerek yapılmış olsa da bu sırıtmıyor ve doğallığı bozmuyor. atlanmaması gereken bir şehirdir efendim. orta avrupa seyahati yapacaksanız burayı sakın atlamayın. diğer tarafta sopayla kovalarlar sizi.

    bu entry viyana ve prag'a çok fazla atıfta bulunduğundan viyana ve prag hakkında bazı faydalı bilgiler aşağıdaki entry'lerde mevcuttur.

    viyana için (bkz: #33022663)
    prag için (bkz: #33039420)

    not: görsel algıya hizmet amacıyla bazı resimler eklenmiştir.
  • tuna nehrinin bu da peş te olarak hecelerine ayırdığı şehir.
  • hakkında bu kadar entry girilince buda ve peşte diye ikiye ayrıldığını sandığım şehir.
  • şu anda içinde bulunduğum şehir. nehir şehri kaça bölüyor, utah mi budapeşte mi yoksa dadaşlar diyarı erzurum mu güzel bilmem ama, saatse nacardan, hatunsa macardan.
hesabın var mı? giriş yap