şükela:  tümü | bugün
  • uc temel hattan olusur. bunlarin 1 numaralisi peste tarafindaki ana caddenin hemen altindan gider, ve en eski olani da budur. yuzeye o kadar yakindir ki, 1995'te elden gecirilirken caddenin ortasi trafige kapatilmis, tepeden kazilarak metroya inilmis ve tamirat yapilmistir.
  • bir bölümü tuna nehrinin yatağının altından geçtiğinden o bölüme inmek için bayağı uzun bir yürüyen merdiven hattı vardır ki bu merdivenler bir bozulsa somurtkan macarlar her zamanki standart halleriyle somurta somurta yarım saatte bunu çıkmak zorunda kalırlar sanırım.
  • sarı, kırmızı ve mavi hatlardan oluşur ve bu üç hat deak ter'de * buluşur. trenler oldukça eskidir. bir kısmı tuna'nın altından geçer ve üstte belirtildiği üzere; in babam in bitmez merdivenler, yürüyen merdiven yerine uçan halı isteği oluşabilir içinizde.

    haftalık, aylık vs. resimli bir kart alıp metrolarda, otobüslerde ve diğer ulaşım araçlarında sınırsız seyahat edebilirsiniz. bilet sistemi bizdekinden* epey farklıdır. ya resimli haftalık kartlardan alırsınız ya da biletlerden. biletleri de araca binince kendiniz işlersiniz. makinist veya otobüs sürücüsü sizin peşinizden "hop hemşerim senin bilet?" şeklinde koşturmaz, o işine bakar. denetim olur arada, o da şöyle olur; aniden koluna kırmızı bant takan iki eleman beliriverir araçta ve bilet kontrol yapar. kartınız yoksa veya uyanıklık edip biletinizi işletmedi iseniz yandınız demektir zira cezalar ağırdır. toplu taşım araçlarını sıklıkla kullanır ve budapeşte'de bir haftadan fazla süre kalacak olursanız tüm kontrolörleri tanıyacak kıvama gelirsiniz, o da ayrı.

    metro olarak bir de 4. hat sayılabilecek, istanbul'daki adapazarı ekspresi tadında bir yeşil* banliyö hattı bulunmaktadır. bununla da szentendre'ye gidilebilir, güzel bir yerdir.
  • çok ilginç şekilde 1 bilet alıp yerin altına indiniz mi hat değiştirmeye izin vermeyen bir sistem vardır. avrupa'da yerin altına indikten sonra her türlü atlama zıplama yapılabilmektedir normalde, burası o açıdan değişiktir. eğer türkseniz biletinizi onaylatmadan seyahat etmek isteyeceksiniz, çünkü türk insanı turnike sever, ama yakalanacaksınız. misal beraber 9 gün kaldığımız arkadaşlar ülkeyi çok beğenip "ne güzel burada herşey güvene dayalı, bizimkiler olsa yapamaz bunu, hayvan onlar" dedikten sonra ellerinde onaylanmamış biletlerle kontrolöre yakalandılar. e ne oldu güzelim güvene dayalı uygulamaya. hayır bide oturup hesap yaptılar, ceza parasını çıkaracak kadar bedava yolculuk yapmışlarmış, hayret bişey.
  • (bkz: kontroll)
  • budapeşte'ye turist olarak gelmişseniz, sadece havaalanına* gidip gelirken kullanmanızın yeterli olacağı metro. onun dışında şehri yerin üstünden gezin derim. gayet güzel tramvay ve otobüs hatları var ama tabi ki uzun mesafeler için metro kullanılabilir. aslında bizim banliyö trenlerine benzer vagonları ama epey iş görür, vızır vızır çalışır çünki. turnike sistemi yoktur, günlük ya da haftalık biletle filan pek güzel işinizi görürsünüz. kontroller vagonlarda olabileceği gibi bazen bir kontrolör ordusu çıkışlara siper alıp gelenin geçenin biletini kontrol ederler.

    en sevdiğim durak adı oktagon'dur.

    bu arada, kent merkezi havaalanı arasında metro+otobüs ile ulaşabileceğinizi, şu an için doğrudan metro seferi olmadığını belirtmek isterim. yine de gayet pratik ve kolay, endişe etmeyiniz.
  • avrupa'nin, ikiden fazla duragi olan en eski metro hatti imis diye okumustum..
    sadece iki durak arasinda yeraltindan gidip gelen bir rayli sistemi metro sayarsak ise, istanbul tunel en eskisiymis.
  • szentendre'ye gidecekseniz metro, tramvay ve otobüslerde kullandığınız haftalık, aylık kartlar falan geçmiyor. daha doğrusu şehir sınırlarına kadar geçiyor, sınırda kondüktör gelip tekrar bilet soruyor. kartı gösterdiğinizde bunun şehir içi ulaşım için olduğunu söylüyor ve 1 euroya denk gelen bir bilet kesiyor. yanlış anımsamıyorsam metro hatları 23.30 da kapanıyor. otobüs ve tramvayların bir kısmı bütün gece devam ediyor.

    bir de gecenin kör vakti arpad hid istasyonunda indiğinizde istasyon çıkışında yorganına sarılmış yatan onlarca evsizi görüp sarsılabiliyorsunuz.

    bir de, bazen çok sevimli çalışanları olur bu metronun. şehre vardığımız gece bilet satışı olmadığı için ne yapacağımızı bilemez halde girişteki iki amcaya yol sorduk, biletimiz yok, dedik. geçin, dediler. ama 8 kişiyiz dediğimizde yüzlerini hafif buruşturup, hadi geçin, dediler bu saatte kontrol olmaz diyerek bizi deak tere gönderdiler..
  • içerisi iğrenç bir şekilde poğaça kokan, işportacı dolu, eski mi eski metro.
  • kapıları kapanırken çıkardığı ses ve kırmızı uyarı ışığıyla kesinlikle nevi şahsına münhasır bir metro.