şükela:  tümü | bugün
  • bir nazım hikmet şiiri.

    bugün pazar.
    bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.
    ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün
    bu kadar benden uzak
    bu kadar mavi
    bu kadar geniş olduğuna şaşarak
    kımıldamadan durdum.
    sonra saygıyla toprağa oturdum,
    dayadım sırtımı duvara.
    bu anda ne düşmek dalgalara,
    bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
    toprak, güneş ve ben...
    bahtiyarım...
  • fazıl say'ın nazım adlı eserindeki başarılı yorum konserlerde güvenç dağüstün'e aittir. maalesef albüm kaydında yer almamaktadır.
  • pazar günleri hep aklıma gelen şiir parçacığı. nazım hikmetin akıllara kazınan şiirinin hem adı, hem de ilk dizesidir. hatırlayınca insanın kendini koşarak sokağa atası gelir.*
  • satine hanım'a göre zen budist felsefeyi en iyi ifade eden şiir.
  • nazım hikmet şiirlerinin belki de en güzeli..
    en çok hissedileni, neredeyse görüleni *
  • yunanistan'ın resmi ept kanalında her pazar öğleden önce yayınlanan dini program.
  • güldüren, güldürürken düşündüren the ayılar şarkısı.

    sözlerinide yazayımda gülerken düşünün;

    yürürüm boş sokakta
    omzuma biri çarpar
    kaçamazsın
    her yerde bugun ayılar var

    aman çıkma sokağa
    sakın gitme bakkala
    bekliyor onlar seni
    parklarda meydanlarda

    her yerde ayılar var
    unutma bugun pazar
    her yerde ayılar var
    unutma bugun pazar

    her biri deli yürek
    sokakların dayıları
    aman ayı deme
    incinir bak duyguları

    delikanlıdır o
    bellidir kuralları
    farklıysan onlardan
    buldun başına belayı

    her yerde ayılar var
    unutma bugun pazar
    her yerde ayılar var
    unutma bugun pazar
  • güneşli pazar günlerini belkide en iyi çağrıştıran şiir.

    bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
    toprak, güneş ve ben...
    bahtiyarım...
    bugün pazar güneşe çıkmak lazım.
  • memet fuat'tan “bugün pazar” şiirinin evrimi:

    nâzım hikmet’in şiirleri daha yazılmaktayken, son biçimlerini almadan
    cezaevi duvarlarından dışarı sızardı. kendi de
    gerçi bir iki kişiye gönderirdi – karısı piraye’ye, çok güvendiği
    bir avukat arkadaşına – ama şiirler son biçimini alınca...
    oysa dostları, meraklılar, şiire düşkün cezaevi görevlileri,
    bitmiş bitmemiş, ellerine ne geçse kopya ederlerdi. sonra da o
    şiirler kopya edile edile elden ele dolaşır, bu arada da, tabii,
    değiştikçe değişirdi.
    nâzım hikmet’in kendisinin de şiirlerinde sonradan
    düzeltmeler yaptığı doğrudur – çıkarır, ekler, değiştirirdi.
    ama asıl kargaşa, bitmemiş, son biçimini almamış şiirlerin elden
    ele dolaşmasından, bu arada, kopya edenlerin dikkatsizliklerinden doğdu.
    üstelik ezberlendi de o yanlış kopyalar. orada burada basıldı da...
    hele bulgaristan’da türkçe basılan kitaplar...
    yenir yutulur şeyler olmayan, korkunç yanlışlar için
    kimileri, “nâzım hikmet öyle düzeltmiş anlaşılan,”
    demek anlayışsızlığını, şiirsizliğini göstererek “incelemeci zevksizliği”nin doruklarına ulaştılar.
    bazı ezberciler de yirmi beş yıl önce yanlış kopyaları ezberlemiş olabileceklerini akıllarına
    bile getirmeden, bana, “şiirleri yanlış basıyor, yirmi beş yıldır
    ezbere bilirim ben onları,” gibilerden haberler gönderdiler.
    bu arada, ünlü “bugün pazar” şiiri için de ileri geri konuşanlar oldu.

    “bugün pazar” şiiri 1938’de ankara merkez komutanlığı
    cezaevi’nde yazılmış. o günlerde nâzım hikmet’in cebinde
    olan küçük bir not defterinde bu şiirin ilk çalışmaları var.
    şairin el yazısıyla :

    bugün ilk defa güneşe çıkardılar beni.
    ve ben ömrümde ilk defa güneşin benden bu kadar uzak
    gökyüzünün bu kadar mavi
    bu kadar geniş olduğuna şaşarak
    kımıldanmadan durdum.
    sonra saygıyla toprağa oturdum.
    dayadım sırtımı beyaz duvara.
    birdenbire tuhaf bir hatıra :
    deniz.
    ve işin en aşağılık tarafı şu ki yavrum
    galiba yalnızlığa alışıyorum.
    artık
    bana kâfi geliyor zaman zaman
    yerimden kımıldanmadan
    bir (okunamadı)
    bir de bir kutu kibrit, bir paket cıgara
    sonra bir de bıyıklarımı çiğneyerek
    düşmek dalgalara.

    nâzım hikmet bu şiirde önce bazı sözcüklerin üstünü çizmiş, bir iki değişiklik yapmış, sonra “deniz” sözcüğüne kadar olan bölümün üstüne birbirine paralel üç çapraz çizgi çekmiş. zaten şiirin ordan yukarsı başka kalemle, aşağısı başka kalemle yazılmış.

    şiirin daha gelişmiş bir biçimi :
    bugün pazar.
    bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.
    ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak
    bu kadar mavi
    bu kadar geniş olduğuna şaşarak
    kımıldanmadan durdum.
    sonra saygıyla toprağa oturdum.
    dayadım sırtımı duvara.
    toprak, güneş ve ben.
    ve ben artık hiçbir şeyi
    hattâ seni bile düşünmezken
    takıldı birdenbire gözüm
    birbiri ardınca bozkırın ufkundan sökülüp
    ağır beyaz yelkenler gibi gelen bulutlara.
    bu anda bir hatıra :
    deniz.
    hürriyeti, ışıltısı, kokusu.

    bu şiirin de “toprak, güneş ve ben” dizesine kadar olan
    bölümü birbirine paralel altı çapraz çizgiyle çizilmiş, ondan
    aşağısı çerçeve içine alınmış. sola doğru dört sayfa ötede oldukça gelişmiş bir biçim :

    bugün pazar.
    bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.
    ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak
    bu kadar mavi
    bu kadar geniş olduğuna şaşarak
    kımıldanmadan durdum.
    sonra saygıyla toprağa oturdum
    dayadım sırtımı duvara.
    bu anda ne düşmek dalgalara,
    ne baş aşağı, ne baş yukarı.
    bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
    sade toprak, güneş ve ben.
    bu anda yeter bana bu kadarı
    bahtiyarım.

    nâzım hikmet şiirin onuncu dizesi ile on üçüncü dizesini, bir de “sade” sözcüğünün üstünü çizmiş. böylece de son
    biçimine oldukça yaklaşmış. silinen yerleri çıkarıp okuyalım :

    bugün pazar.
    bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.
    ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak
    bu kadar mavi
    bu kadar geniş olduğuna şaşarak
    kımıldanmadan durdum.
    sonra saygıyla toprağa oturdum
    dayadım sırtımı duvara.
    bu anda ne düşmek dalgalara,
    bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
    toprak, güneş ve ben.
    bahtiyarım.

    nâzım hikmet’in not defterinde bu şiirin başka taslağı yok. kurtuluştan sonrakiler adlı antolojide basılıp okur önüne basılı olarak ilk çıkışı ise şöyle :
    bugün pazar.
    bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.
    ve ben ömrümde ilk defa
    gökyüzünün bu kadar benden uzak
    bu kadar mavi
    bu kadar geniş olduğuna şaşarak
    kımıldanmadan durdum.
    sonra saygı ile toprağa oturdum.
    dayadım sırtımı beyaz duvara.
    bu anda ne düşmek dalgalara
    bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
    toprak, güneş ve ben...
    bahtiyarım.

    görüldüğü gibi, en önemli değişiklikler üçüncü dizenin ikiye
    bölünmesi, bir de “dayadım sırtımı duvara” dizesine “beyaz”
    sözcüğünün eklenmesi.
    nâzım hikmet dört hapisaneden adlı kitabını hazırlarken
    bu şiiri “ankara” bölümüne almış. tıpatıp şöyle* :
    bugün pazar.
    bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.
    ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak
    bu kadar mavi
    bu kadar geniş olduğuna şaşarak
    kımıldanmadan durdum.
    sonra saygıyla toprağa oturdum,
    dayadım sırtımı duvara.
    bu anda ne düşmek dalgalara,
    bu anda ne hürriyet, ne karım.
    toprak, güneş ve ben...
    bahtiyarım...
    şiirin en son, en doğru biçimi budur. “yeni dergi”de de böyle yayımlanmıştı. ama dört hapisaneden kitabına alırken sondan üçüncü dizeye “ne kavga” sözünü yeniden ekledim. şairin fransa’da bu şiiri plağa okurken o dizeyi “bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım” diye okuduğu söyleniyordu. doğru mu, yanlış mı, araştırmadım, çünkü o dize “ne kavga” sözü eklenince çok daha güzelleşiyor. bir de, “dayadım sırtımı duvara” biçimi bana “dayadım sırtımı beyaz duvara” biçiminden daha güzel görünüyor. zaten şair bu ikincisini yalnız ilk taslakta kullanmış, sonrakiler hep “dayadım sırtımı duvara”.

    (*) kitaplara alınırken “bugün pazar” şiirinin 4, 5, 6. dizeleri sayfaya sığmadıkları için genellikle daha içeri çekiliyor. burada şairin müsveddesindeki biçimi aynen koruduk.

    http://www.memetfuat.com/…=1&bookid=7&mcategoryid=3
  • suavi de bir zamanlar başarılı bir şekilde seslendirmiştir.