şükela:  tümü | bugün
  • - **svsşşççkk** uyy.

    sniper hakem/gözlemci: çok şey biliyordu ...
    mhk: aferin
  • zıvanadan çıkmış özhan canaydın lafı... ali aydın'a giydircem ama hadi hayırlısı demek ister içten içe...
  • ben yalancıyım demenin başka bir yolu.
  • aradım taradım. konuşmamışım. yani arkadaş dost ortamında bir iki kelam etmişimdir elbet de kayda değer bir lakırdım yok. bu cümleyi son kez kullanıyorum, zira az sonra hakemlerle ilgili konuşacağım ve ömür boyu bu cümleyi bir daha kullanamayacağım. heyecanımı tahmin edebilirsiniz. harflerimin titrekliği de bu yüzdendir muhakkak.

    çocukken yapılan maçlarda hakem olmaz. hatta ortaokul-lise yıllarındaki maçlarda da. iddayı büyütecek bir söylem olacak ama 2005 türkiye'sinde çoğu halı saha maçı hakemsiz oynanıyor. (ercan saatchi'nin kaynı gibi konuştum ha.) zira hakem ile hakim farklı şeyler. hakem herkesin bilerek oynadığı bir oyunu yönetiyor. hakim ise kuralları bilmeyenlerle ya da yanlış yorumlayanlarla alakadar. yani hakem olmazsa sistem çökmüyor. hakim başka.

    hakem sistemin mihenk taşı değil ama sistemin kendisini garantiye almak için icat ettiği bir kavram. zira futbolun kuralları kolay. herkes biliyor, e ölçme biçme de yok bu oyunda 9.15'ten gayrı. yine de denmiş ki, patırtı gürültü olmasın, koca koca futbolcular adamın gol diyo muhabbeti içinde heba etmesin hafta sonlarını, maçları sözü yasa, düdüğü giyotin olan bir kara giysili yönetsin maçları.

    bir de ilginç hikayesi var, herkes bilir. hitler mi mussolini mi artık hangisiyse, bir diktatör buyurmuş ya hakem için "dünyanın hiçbiryerinde bir adama bu kadar yetki verilmez" diye. iyi de yapılmış. hakem ne derse o. kağıt üzerinde pek hoş.

    pek hoş da, biz bu sistemi işlemez hale getirdik be anacım. işi gücü bıraktık hakemlerle uğraşıyoruz. ofsayttı değildi. hakem maçı kusursuz yönetme iddiasıyla tayin edilmemiş ki. her kafadan bir ses çıkmasın diye konmuş oraya. e, hala her kafadan bir ses çıkıyor. neye yaradı hakem?

    dersen ki, hakemler para yiyor. doğrudur derim, yiyor olabilir. peki kime nasıl güveneceğiz o zaman? farzet ki ben de para yedim bu entry'i yazmak için? doktor da seni kesmek için para yiyordur, fırıncı sana bayat ekmeği ittirmek maksadıyla rüşvet işine girmiştir. sonu yok.

    diyeceğim odur ki, hakem kelimesi tevekkül kökünden geliyor. kabul etmekten geliyor. hakemi eleştirirsen girdaba girersin, çıkamazsın. maçı hakem kontrol etsin, hakemi gözlemci, gözlemciyi tahkim, tahkimi federasyon. e, dağ nerede? yandı bitti kül oldu.
  • "bugune kadar hakemler hakkında hiç konuşmadım, bugunku gerizekalı yuzunden de bu prensibimden vazgeçmiycem" ron atkinson
  • faşist değilim ama gibi birşey...
  • yaptıkları hatalarla yüzleşmeyen, onları sorgulamayan bir toplumun spor başarısızlıkları için de sorumlu olarak hakemi kurban ettiğinin ipucunu veren, muhteşem futbol üçlüsünden (teknik direktör, menajer ve başkan) sırası gelenin yenilgi sonrası cümleye başlama sözü.

    bu adamlar lafa "sezon başında hakemler hakkında konuşmayacağımı söylemiştim" ile başlarlar "ama iş artık çığrından çıktı, hakem bariz penaltımızı vermedi, yediğimiz gol ofsayttı" vesaire ile devam ederler.

    ve bu böyle sürer gider.