şükela:  tümü | bugün
  • dün bir arkadaşım, günleri karıştırıp cuma namazına gitmeye niyetlendi. perşembe olduğunu öğrenince de işine devam etti. fakat benim aklıma takıldı bu mevzu.

    islam dinine göre cuma gününün ayrı bir önemi olduğu malum.
    "cuma günü yapılan ibadetlere iki kat sevap verilir. bugün işlenen günahlar da iki kat yazılır." gibi cümleleri http://www.dinimizislam.com/detay.asp?aid=3184 linkinde de okuyabilirsiniz.
    hadi sevabı geçtim, günahın bile iki kat yazıldığı bir günün tam olarak tespit edilebilmesi için kuran'da bir yöntem var mı diye merak ediyorum.
    evet takvime bakınca bugün cuma ama neye göre cuma? takvimin ilk günü neye göre belirlenmiş? kuran'da bahsedilen kutsal gün ile bugün aynı mı değil mi nasıl emin olunuyor?

    bir arkadaşa sordum; "önemli olan niyet" dedi. e niyet önemliyse, cuma diye özel bir gün olmaması lazım.
    7/24 edip yüksel vb. kişileri dinleyen başka bir arkadaşa sordum, "kuran indiğinde günler belliydi zaten" dedi. bu açıklamadan da benim anladığım; kuran, bizim şu an kullandığımız takvimi doğru kabul etmiş oluyor.

    bu konuda bilgisi olan bir kişi açıklama yaparsa sevinirim. kuran'da bahsedilen cuma günü neye göre tespit ediliyor? nasıl emin olunuyor?
  • ilk cuma namazı mevzusu benim bildiğim biraz flu. yani mekke'de mi medine'de mi kılındığı meçhul ama muhammed öncesi böyle bir kavram yok bildiğim kadarıyla.

    kısacası 2000 yıl bile değil cuma namazının geçmişi. böyle olunca "bugünün cuma olduğunu nerden biliyoruz?" sorusunu doğurabilecek problem ilk cuma'nın tam olarak ne zaman belirlendiğinden öte sorunun kuzeninde yatıyor: her pazar pazar mıdır? bu cumalar hiç kaymamış mıdır? bin kere takvim değişmedi mi?

    hicri ve miladi takvim, ikisi de haftayı 7 günle temsil eder. gün süreleri de eşittir (24 saat) dolayısıyla ne takvimler arası geçişlerde, ne de takvimlerin kendi iç düzeltmelerinde haftanın günlerinde atlama olmamıştır.

    miladi takvim konusunda tarihte bin kere düzeltme yapıldı malum. özellikle katolik kilisenin toplum üzerindeki din egemenliğini merkezi bir otoriteden yönetebilmek için zaman konusunda tutarlı ve hassas olması gerekiyordu.

    (bkz: litürji/@hooker with a penis)
    (bkz: clock/@hooker with a penis)

    bunun için de özellikle beda ile başlayan süreçte takvim ciddi ciddi düzeltilmeye çalışıldı ve bu süreçte birçok kez takvime gün eklendi/çıkartıldı. en meşhuru yanlış değilsem 1752'deki ekleme: 12 gün gibi bir şey atlıyorlar, yani haftanın tam bir katı değil. bunun gibi birkaç atlama var, ancak hiçbirisinde hafta gününü atlatmamışlar. kısacası salı günü ocak 6'yken mesela, çarşamba günü ocak 18 olacak şekilde yapılıyor atlama.

    bu noktada şöyle diyebilirsiniz: "iyi de hafta günleri kaymış işte!"
    doğru değil, çünkü hafta günlerinin karşılık geldiği takvim günleri kayıyor, ama yine de her 7 günde bir pazar günü yaşıyor adamlar. yani eğer mucizevi bir şekilde 24 saat boyunca bütün dünya uyuya kalmamışsa, (ve dönemin bütün su saatleri/kum saatleri sapıtmamışsa) bir şekilde iki pazar kilise ziyareti arasında 7 gün olduğunu (dünya'nın 7 kez ekseni etrafında döndüğünü) kestirebiliyorsunuz.

    zaten hafta tanımı takvim sistemlerindeki en keyfi* elemanlardan birisi. neden 8 değil de 7 olduğu bin sebebe dayandırılabilir burada değinmeyeceğim ama gökcisimlerinden başlayıp müzik nota sayısına, kabe'nin tavaf edilme sayısından pamuk prensesin cüce sayısına uzanan saçma sapan bir keyfiyet bu...

    hal böyle olunca, "neye göre pazar?" veya "neye göre cuma?" sorusu anlamsız oluyor, çünkü pazar demek, "bir önceki pazar'dan tam 7 gün sonrası" demek. kısacası tekrarlı ibadet tarihleri aslında "her pazar" denmek yerine "dünya'nın her 7 dönüşünde bir" denseydi de olurdu. (eööö... eğer dünya'nın döndüğünü katolik kilisesi, kureyş kabilesi ve vişnu kabul etseydi)

    bu yüzden "bugünün gerçekten cuma/pazar olduğunu biliyor muyuz?" yanılgısını yaşamamız için atılacak tek bir adım vardı, onu da fransız ihtilali sırasında halkı kilisenin doktrinlerinden kurtarmak için devrimciler yapmaya çalıştı: haftadaki gün sayısını değiştirmek. ve bunu 7'nin katları olmayacak şekilde düzenlemek.

    şuradan görebileceğiniz gibi fransızlar ihtilal sırasında (pratikte çok kullanılmasa da) takvimi baştan aşağı değiştirmişlerdir ve hafta 10 gündür. burada septidi yedinci gündür ancak her septidi'de kiliseye giderseniz, her 7 günde bir gitmiş olmazsınız, ikinci gidişinizde ilkiyle arasında 10 gün olacaktır, kısacası birinin oturup miladi/hicri takvim dönüşümü gibi miladi/calendrier révolutionnaire français çevrimi yapması gerekir, pratik olmadığından da insanlar zamanla kiliseden, litürjik öğretilerinden, ritüellerinden kopar...

    bu hedeflendi, ancak araya napoleon girdi. her ne kadar "başta ben de gezi olaylarını destekledim" dese de, kafasına tacı taktıktan sonra (yamulmuyorsam 1 yıl sonra) "yeter artık romalı ecdadlarımız gibi biz de gregorian takvim kullanacaz" dedi.

    lafı uzattım. haftadaki gün sayısı değişmediğinden mütevellit, her 7 günde bir cuma yaşıyoruz, her 7 günde bir çölün ortasındaki turistik bir wonderland'e yüzünü dönerken insanlar aslında yanlış günü seçmiyorlar. yanlışlık periyotta değil yani...
  • cuma kelimesi "bir araya gelme" kökeninden/manasından türediği için cemaatin hep beraber toplanmaya karar verdiği herhangi bir gün "cuma" olabilir. arada bir günün kaymasında (kaymış ise) ilahi bir sorun yok.
  • zaman birimleri insanlar tarafından adlandırıldığına göre ; günleri, ayları, yılları neden kutsal görüyoruz?

    zaten biz adlandırmışız ...

    ramazan ayı şöyle kutsal, cuma günü böyle mukaddes...
  • dün perşembeydi.