1. şimdi yıllar sonra trt'de yeniden yayınlandığını görünce ay yapım tarafından uyarlaması yapılır diye korktuğum dizi. halil ergün de var iyi mi..
  2. romanını okumak dizisini izlemekten bin kat daha güzel. asıl konu olan ata efendi'nin duyguları, hissiyatı dizide hiç işlenmemiş.
  3. --- spoiler ---

    romanda ata efendi'nin istanbul'un mütevazı bir mahallesinde yaşayan kendi halinde bir aile babasıyken hayatlarına giren zengin akrabalarının kızı ayşen'le birlikte başta yadırgadığı alafranga yaşam tarzına pek o kadar da zorlanmadan adapte olması, godoşlukla pedofili arasında gidip gelen haleti ruhiyesinin yanı sıra zaman zaman içinde bulunduğu durumla çelişen gurur patlamaları pek güzel anlatılmış. ayşen'in hayatlarına girmesi, ata efendi ve ailesinin alışkanlıklarını değiştirmiş, giyim kuşam, yeme içme ve gündelik alanın her alanındaki lükslere alışan ata efendi'nin gururu ve bunları kaybetme ihtimali arasındaki çelişkileri, kendisini yazıldığı dönemin roman kahramanları arasında daha kanlı canlı bir karakter yapmıştır.

    romanda ata bey'e sürekli "dayıcığım" diye hitap eden ayşen'in ata efendi hakkındaki düşünceleri muğlak bırakılmış ve daha çok genç kıza çevresindeki her erkek gibi aşık olan ata efendi'nin yukarıda bahsettiğim gelgitli haleti ruhiyesi üzerinde durulmuşken, dizide ise ata efendi gayet çelebi ve mağru bir karakter olarak ön plana çıkarılarak, ayşen'le aralarındaki sessiz ve sezgisel yakınlaşmanın faturası hep bu "hoppa kız"a çıkarılmıştır.

    en basitinden bir örnek verecek olursak; romanda gece geç vakitte genç kızın odasını heyecanla gözetleyen ata efendi bir bahaneyle içeri girerek kızın güneşte yanmış omuzlarına büyük bir heyecanla pudra sürmüşken, dizide aynı sahnede ata efendi odaya gelerek (gözetleme tabi ki de yok) kızla aklı başında bir konuşma yapmaya çalışırken ayşen ata efendi'ye fingirdemiş, ata efendi de utanıp "ne yaramaz kızmışsın sen" diyerek alı al, moru mor bir şekilde odadan çıkmıştır. bu arada dizide pudra sürme sahnesinin olmadığından bahsetmiyorum bile. zaten dizideki ata efendi asla bunu yapacak bir adam değildir. tek kanallı trt döneminde yayınlanmış olan dizide türk aile babasının böyle birisi olamayacağı, olsa olsa lüks ve ihtişam düşkünü, alafranga özentili hoppa kızın aklını başından almaya yelteneceği tezi ile ata efendi'nin temize çekilmeye çalışıldığı kolaylıkla gözlenmektedir. romanda paranın ve yeni girdiği sosyal çevrenin yaşamına getirdiği değişiklikleri hep "istemem yan cebime koy" havasıyla pek de nazlanmadan kabullenen ata efendi, dizide bütün bunları çocuklarının ve hanımının bitmek bilmeyen rahat yaşama taleplerine bir noktadan sonra karşı koyamaması ve akrabası olan genç ve tecrübesiz kıza yardımcı olma amacıyla biraz da "insaniyet namına" kabul etmiştir. buna rağmen yine de başarılı ve güzel bir dizidir. ata efendi rolündeki ahmet mekin'in abartısız oyunculuğunu, sema yunak'ın en güzel halini ve kaybettiğimiz büyük oyunculardan yaman okay'ın çizdiği arada sırada ortaya çıkan savaş zamanı parayı vurmuş sonradan görme tüccar portresini izleme fırsatı bulmak da dizinin artılarından. jenerik ve tema müziği de oldukça güzeldir.

    --- spoiler ---

    yıllar sonra edit: burada yazılanlar roman ve entry'de de belirtildiği gibi kısmen ona sadık kalınarak yapılan trt dizisi hakkındadır. entry bir süredir anlam veremediğim bir şekilde sıklıkla oylanmaya başlanınca farkettim ki yeni nesil bir dizisi yapılmış ve başlık popüler olmaya başlamış. entry 2013 yapımı dizi hakkında bir bilgi içermediği gibi yakın tarihte yapılan aşk- memnu, yaprak dökümü, hanımın çiftliği gibi örnekler ortadayken benzer mantıkla yapıldığını düşündüğüm söz konusu diziyi izlemek konusunda tereddüt içindeyim.
  4. hem dizi versiyonu hem de esas romanı farklı ele alınması gereken eserdir. dizi uyarlamasında herşeyi kitaba bağlı kalınmamış etler sıyrılmış kalan etin üstüne yeni bir et eklenmiştir ki bu esere yeni bir biçim vermiştir.

    üstüne üstlük şimdi olduğu gibi seneler sürebilecek bir dizi yapma imkanını veren malzeme sulandırma taktiğini güdülmemiş efendice aklı başında damakta tad bırakan ölümsüz bir eser vucuda gelmiştir.

    işte olması gereken türk sineması mantalitesi ve diziciliği bu olmalıdır. gümbür gümbür kafayı fanfini fin fon eden müziklerle uzun uzun sahnelerle bol bol uzatılan diyaloglarla bu iş olmaz olamaz. gerçi oluyor ama malmunz eşeğin olmadığı yerde keçiye abdurrahman çelebi derler diyerek bu bahsi kapatıyorum.

    şahsi kanaatimce hem uyarlamanın hem de roman formatının özü şudur. uyarlamasıından vardır kitabında yoktur;

    eskiden mahallemizde bir çeşme vardı. herkes suyunu o çeşmeden doldururdu. hiç durmadan akar dururdu. akması hiç durmazdı. kaynaktan gelirdi çünkü.

    ben nedense o akan suya acırdım. ziyan zebil oluyor diye üzülürdüm. çocukluk işte, çocukluk...

    oysa çeşme akmazsa kurur, kaynağı dağılır gider.

    akan çeşme berekettir.

    sevmedin mi kurursun.

    yaşamadın mı kurursun.

    toprak gübre olursa mahsul verir.

    yağmur yağarsa bereket olur.

    güneş açarsa kuşlar öter.

    bebek meme emerse büyür.

    demir işlenirse makina olur.

    insan da severse diri kalır.

    sevginin yaşı da başı da yoktur.

    sevmedinmi kurursun.

    sonrada başlarsın içmeye, sonuna kadar içmeye.

    vel hasıl-ı kelam her türk vatandaşının okuması ve izlemesi gereken eserdir.
  5. dizisi varmış, izlemedim. romanı okudum.

    romanda ayşen aşağı, ayşen yukarı. ayşen de ayşen, ayşen de ayşen.

    ne ayşen'miş arkadaş. mahfetti milleti.

    ata efendi, karısı üftade hanım, kızları feride, damatları atıf ve torun çetin ile istanbul'da kendi hallerinde yuvarlanıp giden bir aileyken uzak akrabalardan yaşar bir mektup göndererir. mektupta kızı ayşen'i, oraya yollayacağını,bir süre bakmalarını rica eder.

    ata efendi ve ailesi bu durumdan pek hoşnut kalmaz. zaten kıt kanaat geçiniyorlar, bir boğaz daha gelecek şimdi. üstelik uzun yıllardır görüşmedikleri yaşar da çulsuzun tekiydi. hem kız kaç yaşında bakalım. onu da yazmamış mektupta.

    gelecek olanın küçük bir kız çocuğu olacağını düşünürlerken sen dal gibi genç bir kız çıkagel. yaşar'ın da beş parasız olduğunu zannederlerken meğersem paraya para demeyecek kadar zengin olduğunu görüver.

    böylece ata efendi ve ailesinin hayatı da bir anda değişiyor. artık lüks restoranlarda yemek yiyorlar, ünlü mağazalardan alışveriş yapıyorlar, zevk ve eğlenceye para harcıyorlar. şahane vakit geçiriyorlar.

    ayşen'in de bir sürü hayırlı kısmeti var ama kızın gönlü pek yok. her gören kıza vuruluyor. hatta en vurulmaması gereken bile.

    dizisi de çekilmiş bu romanın. çekilir tabi. tam dizilik. şatafatlı bir yaşam, güzel bir kadın, zengin ve yakışıklı adamlar, kafası karışık bir dayı, oyunlar, planlar, entrikalar,olaylar olaylar.

    http://birazkitap.blogspot.com/…unun-saraylisi.html
  6. dizinin oyuncu kadrosu.

    selçuk yöntem
    onur tuna
    ali ersan duru
    cansu tosun
    nazan kesal
    gözde çığacı
    serhat teoman
  7. bir avşar film dizisi ama bu da 3-5 sezon sürerse bildiğin yarra yering söyleyim.
  8. ölmeyip sürünen muhteşem yüzyıl'dan boşalan ve maalesef fahriye evcen'in tüm sempatikliğine rağmen hikayenin ağır aksak gidişi nedeniyle çalıkuşu ile de dolmayan "ooh akşam oldu, eve geldim, yemek yedim, örgümü örüp kafamı yormayacak bişeyler izleyeyim" keyfi boşluğunu doldurmasını çok ama çok umduğum dizi.

    yalı var, güzel sesli bi adam var (selçuk yöntem), pek meşhur olmayan ve süslü püslü olacağa benzeyen kızlar var. malzeme itibariyle bu boşluğu doldurmasına bir engel yok. umarım hikayesi de sürükleyici ve entrika doludur. ilk bölümünü kaçırıp sonra bağlanamayacağım diye her gün sözlükte ve atv'nin sitesinde takip ediyorum. yayın gününü bi açıklasalardı iyiydi.

bugünün saraylısı hakkında bilgi verin