şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: üçkağıt)
  • onun doğrusu da "bul karoyu al parayı" dır.
  • ilk olarak kristof kolomb tarafından akıl edilen oyun.
    hindistan'a gitmek üzere emrinde üç gemiyle yola çıkan kolomb tayfalarının motivasyonunu yüksek tutmak için karayı ilk görene yüklü para ödülü vadetmiş, bir halk adamı olduğu için de durumu gözcülere başlıktaki sözcüklerle açıklamıştır (kolomb'un türkçe bilmediğine, eğer biliyor olsa dahi tayfalarla diyaloğunda kullanmayacağına dair söylemleri kabul etmiyoruz, konudan sapmıyoruz).
    fırsatı kaçırmak istemeyen en uyanık gözcü santa maria'nın çarkçıbaşısıyla anlaşmış ve batıdan hindistan'a varana kadar sabretmek yerine amerika sahillerinde karayı bulup parayı almıştır. şaşkın kaptan kolomb ise vardığı yerin başka bir kıta olduğunu çok sonra öğrenmiştir.
    konuyu bağlamak adına ödülü alan gözcünün adının amerigo vespucci olduğunu ekleyelim.
  • şimdilerde özellikle kadıköy'de, çayırbaşı mevkiine doğru, sahilde, balıkçıların ve eminönü-karaköy motorlarının olduğu yerde "bul boruyu al parayı" formatına rastlamak da mümkün.. aslında "bul boruyu al boruyu" demek daha doğru olur.. olay şöyle gerçekleşir.. siz sahil boyunca yürümektesinizdir.. o sırada birbiri üstüne binerek bir faaliyete iştirak eden elemanları görürsünüz.. büyük olasılık salatalığı, kabağı kendiliğinden soyup, doğrayıp, ağza besleyen alet tanıtımını izleyen boş gezenin boş kalfası kalabalığı olma ihtimali yüksek bir kalabalıktır.. ancak yaklaştığınızda bir tezgahın başında elinde dört adet kısa kesilmiş tüftüf borusu olan birinin bu borulardan birini çıkır çıkır sallayarak, sonra diğerleriyle karıştırarak tezgaha koyduğunu, enayi tayfasının da hangisinin dolu boru olduğunu bulmaya çalıştığını görürsünüz.. tabii bu bulma işlemi için 20 milyon papeli de tezgaha koymanız gerekir.. tezgah ama ne tezgah.. daha önce bu tip tezgahları duyduysanız ve şöyle bir alıcı gözle bakarsanız kalabalıktan en az 4-5 kişinin tezgahın içinde olduğunu anlarsınız.. kimisi milleti lafla gaza getiriyor.. kimisi para yatırmayıp doğru boruyu her seferinde bilip yardım ettiklerinin kazanmasını sağlıyor.. tezgahçı bu tiplere kızıyor.. kimisi yirmi koyup kırk alıyor.. kimisi kaybediyor.. ooy oyy oyyyy.. nitekim biraz dikkatli gözle baktığınızda doğru boruyu her seferinde yakalıyorsunuz.. ancak "ulan bir tezgah vardır kesin" diyerek para basamıyorsunuz korkudan.. hemen hemen herkes aynı modda.. para basanlar, kazananlar, kaybedenler tezgahın içinde zaten.. zaten tezgah da başka bir yerde.. mesela siz bir saf delikanlısınız.. böyle üçkağıtlardan da pek haberdar değilsiniz.. biraz izliyorsunuz çekine çekine.. içinizden de her seferinde bildiğiniz için "bassam mı 20 kağıt?" diye geçirmektesiniz.. ama ne olur ne olmaz diye cesaret edemiyorsunuz.. derken biri bilemiyor.. kalıyor üç boru.. adam toplamıyor ha boruları.. üç boru kalmış.. siz hangisi olduğunu biliyorsunuz.. daha önce hiç bilememezlik etmediniz.. biri daha deniyor.. başarısız.. borular hala orada.. üstelik iki tane... yanlış görmüş olsanız bile şans %50.. "bassam mı?" derken tezgahçı amcam parmağıyla sizi gösteriyor.. "genç" diyor.. "sen söyle.. para yatırmadan.. öylesine.." haydaaaa... gösteriyorsunuz boruyu.. adam eline alıp sallıyor.. çıkır çıkır.... doğru.. kazandın.... ama parayı alabilmek için cebinde karşılığı olmalıymış.. vaaaar... çıkar göster... gösteeerr.. tezgaha yatırman gerekliymiş.. yatııır... şimdi hangi boruydu tekrar göster bakalım.. delikanlı heyecanla az önceki boruyu gösterir.. adam alır sallar boş... "boşa para yok.." gitti para.. ama nasıl olur? şöyle olur.. siz heyecanla, titreye titreye cebinizden, cüzdanınızdan para çıkarmaya çalışırken adam kaşla göz arasında boruların yerini değiştirmiştir.. hık mık ederseniz oyunun kuralları vs vs herkes sizin aleyhinize döner.. ya çeker gidersiniz ya da hırs yapar biraz daha para kaybedersiniz... neyse sonuç olarak gitmeyip biraz uzakta beklerseniz az sonra tezgahın toplandığını ve herkesin dağıldığını görürsünüz.. çaktırmadan tezgahçıyı takip ederseniz yüz metre kadar ileride tezgah başındaki elemanlarla bir araya geldiğini ve aralarında bir para alışverişi yaşandığını da gözlemleyebilirsiniz.. paranız gitmiştir ama yaşadığınız tecrübe ve şu takip işinden elde ettiğiniz dedektiflik macerası adrenali yanınıza kar kalmıştır.. geçmiş olsun..

    (bkz: üç kağıt)
    (bkz: tezgah)
    (bkz: sokakta oynatilan kucuk kumarlar)

    edit: gelen bilgilere göre bu boruları sallama yöntemindeymiş işin tüftüf noktası.. adam isterse her borudan ses çıkarabilir ya da hiçbirinden ses çıkmamasını sağlayabilirmiş.. yani siz para çıkarırken el çabukluğuyla borunun yerini değiştirmesine gerek yokmuş.. (teşekkürler rrr) başka bir görüşe göre ise borunun bir yerine bastırarak ses çıkmasını engelleyebiliyormuş tezgahçı..
  • bul karayı al parayı oyununda üç kağıt her zaman olabilir. farklı olan kağıt, her zaman oyunu oynatan adam tarafından cebe atılıp, bütün kağıtların kaybetmenize neden olan kağıtlar olması çok büyük olasılık. amaa tezgahtaki adam cinse biz de kuyruğuyuz... parayı kazanmak için her şeyi tersinden yapmak gerekir. karayı göstermek yerine sırayla kara olmayanları gösteririz. kağıtların ilkini gösterir ve "bunda değil" deriz ve açarız. tabi ki onda değildir. ikinciyi gösterir ve "bunda da değil" deriz ve açarız. geriye üçüncü ve son kağıt kalmıştır. onda da değildir ama artık kozlar bizim elimizde olduğu için gerine gerine, dilediğimizce ağırdan alıp "diğerlerinde değilse bundadır" deriz ve açmayız. gerçi onda da değildir ama tezgahtaki adam son kağıdı açamayacağı için paraları biz alırız.
  • ankarada ulusta oynanan oyun. bir tezgahın çevresinde toplanmış heyecanlı adamları gören genç arkadaş yanaşır ve üçkağıt oynandığını görür. üç kağıdın ikisi boştur, birinde joker vardır. kağıtları karıştıran adam, jokeri bulana 1 e 2 oranında para vermektedir. genç tezgaha yanaşır ve oyunu izlemeye başlar. hemen yanında duran adam oynayıp para kaybettikten sonra hileli diye üç kağıttan jokeri eline alır, arkasını döner ve genc arkadaşa göz kırparak ucunu kıvırır ve tekrar tezgaha koyar. kağıtları karıştıran ve çevresindeki diğerleri fark etmemiş gibi oynamaya devam eder. bir iki kişi daha oynayıp kaybeder. ama kağıdı kıvıran adam bütün oynadığı oyunları kazanmaktadır. genc arkadaşa göz kırpar, sırtını sıvazlar, genç ile ortak sırlarını pekiştirir. her seferinde kazanır. koyduğu parayı arttırmaya başlar. 20, 40, 80 ytl derken son elde 100 ytl para koyar. kağıtları karıştıran adam aynı adama üst üste para vermek zorunda kaldığı için çamura yatar, itiraz eder. parayı koyan adam da parayı gencin eline vererek biz birlikteyiz genç benim yerime oynadı der. gencin kulağına merak etme kazandığımın 20si senin der. genç tereddüt eder, kağıtları karıştıran itiraz eder ve gencten 100ytlnin karşılığını göstermesini ister. genç param yok dedikçe, yanındaki sen para koy ben tamamlarım nasıl olsa kazandık der. genc olayın sarpa sardığını anlar, param yok deyip çeker gider. genç devam edip para koysa, kağıtları karıştıran, kazanırken bırakılmaz kuralını öne sürüp tekrar tekrar oynamasını isteyecek, ucu kıvrık kağıdı da düzelttikten sonra ustalığını konuşturarak gencin koyduğu bütün parayı alacaktır.
  • yıllarca "bul karıyı al parayı" zannedilendir. dahası, zan sürecinde "ne saçma oyun bu, karıyı bulsam parayı neyleyim" şeklinde suallerle iredeletebilir kendisini.
  • bul karayı al karıyı olsa tadından yenmezmiş.
  • şark bülbülü'ndeki unutulmaz sahne. aklıma geldikçe hala seyreder gülerim.

    http://www.youtube.com/watch?v=kgkb0l2hkze