şükela:  tümü | bugün
  • bu sene başında boğaziçi üniversitesi sosyoloji bölümüne gelen hoca.
    senenin ilk döneminde globalization of culture and communication isimli bir ders verdi. bu dönem ise political sociology dersi veriyor. political sociology dersi vermesi, okul içindeki bir garabetin ortadan kalkması manasına geliyor; sosyoloji öğrencileri bu dersi almak için politika bölümündeki ilgili hocalara yalvarmak zorunda kalmıyor.
    ben bu derslerden bir tanesini alabildim. hoca ile ilgili söyleceklerim de bu bir ders üzerinden şekillendi haliyle.
    ama bundan önce birkaç not; bülent küçük odtu'de başladığı akademik hayatını almanya'da devam etmiş ve lisans, master ve doktorasını burada tamamlamış. ana dili gibi almanca biliyor denebilir. fakat ingilizcesi için aynı şeyleri söylemek güç, hala sıkıntılar yaşıyor. doktorasını bitirdikten sonra bir süre sabancı üniversitesinde çalışmış ve bu sene başında boğaziçi sosyolojiye gelmiş. kadrosu yeni çıktı yahut çıkması yakındır (inşallah). bu senesini bu tür bürokratik işlerle ve okula, dile alışmakla geçirdi sanıyorum.
    sonrasında,
    ders bakımından ele alırsak, hocanın yeni bir hoca olduğunu söyleyerek başlayabiliriz. gerçekten bu konuda acemi bir isim. ingilizce kökenli olmadığından doğan sıkıntıların yanında, ders planı, okulun teamülleri gibi konulardaki bilgisinin zayıf olması bazı sıkıntılara yol açabiliyor. fakat kendisi gayretli bir insan görebildiğimiz kadarıyla. bir dönem içinde birçok konuda ilerlemeler kaydettiğine bu gözler şahit oldu.
    çok iyi not verdiğini, daha doğrusu bol keseden not dağıttığını söyleyemeyiz. sanıyorum uzun süre aldığı alman disiplini bu konuda gayri ihtiyari bir düzen oluşturmuş kendisinde. fakat insan olarak bu tür işlere meyyal bir isim olduğunu söyleyebiliriz.
    insan olarak, sosyoloji bölümünde eşine az rastlanır bir insaniyet ile muamele ettiğini, bir arkadaş edasıyla sizi karşısına alıp konşabildiğini söyleyebiliriz. "hoca tribi"nden eser yok dersek yalan olmaz sanıyorum. dersler haricinde de rahatlıkla gidilip muhabbet edilebilecek, çay sigara içilebilecek bir isim kendileri.
    son olarak bir noktaya değinmek faydalı olur sanıyorum; bölümde bir açılım yapabilme potansiyeli olan fakat zaman zaman bu potansiyeli kendisinin dahi farketmediğini düşünüyorum bülent hocanın. şöyle ki, bölümün amerikan-ingiliz sosyolojileri eğiliminden uzak olması ve boğaziçine hocalıktan önce hiç gelmemiş bir isim olması onu birçok noktada ayrı kulvarlara iletiyor. boğaziçinin öğrencilerine ve hocalarına verdiği o tarifi pek de mümkün olmayan havadan eser yok, ve bu tarifi mümkün olmayan havanın insaniyet namına ne varsa saldırdığını/yok etmeye çalıştığını düşünürsek, bülent hocanın insani ilişkilerde farklı bir noktada kaldığını söyleyebiliriz. yine üniversitenin ve özellikle bölümün girildikten sonraki 4 sene içinde yerel olana dair hiçbirşey vermiyor oluşundan uzak bir insan bülent küçük. derste namaz-niyaz'dan bahisler örnekler verebiliyor, yahut bölümde ismini duymayı tahayyül dahi edemediğim cemil meriçe referans verebiliyor. fakat bunların hala, bölüm içinde bir farklılığın ayak sesleri olduğunun farkında değil sanıyorum. yine sanıyorum ki-mesela-, türkiyede sosyoloji okuyan bir öğrencinin/hocanın cemil meriç'den haberdar olmamasını tahayyül edemiyor ama bülent hoca bilmeli ki boğaziçi hayallerinizin ötesine kavuşturur sizleri, hayallerinizin ötesindeki bir cahilliktir hakim olan genelde ve hayallerinizin ötesinde bir kibir hakimdir her noktasında!
  • hesapsiz, harbi ve güleryüz sahibi. ayrıca efendi.
  • kendisinden bu dönem culture and society dersi almış bulunuyorum. her ne kadar kültür ve medya sosyolojisinin bana hitap etmediğini anlamış olsam da dersin haftalar geçtikçe ilginçleştiğini söylemek mümkün. bir de bülent hoca sınıfa alıştıktan sonra dersler çok daha zevkli geçmeye başlıyor ve kendisi harbiden eğlenceli bir insan. derste anlattıklarını türkiye üzerinden örneklemeye çalışır. sosyoloji bölümündeki birçok hoca gibi yerele yabancı bir tutum sergilemez. gündem üzerinden tartışmalara yön vermeyi sever.
  • boğaziçi'ndeki öz geçmişine göz attığımda, ana dillerinden birisinin kürtçe olduğu dikkatimi çekti (diğeri türkçe). öz geçmişine bakmadan evvel de, 'kürt tutsaklar' için başka bir üniversitede vukuu bulan bir eyleme destek için gittiğini bildiren bir yazı okumuştum internette.
    bir sosyal bilimler öğrencisi olarak, bu iki veriyi birbirine çarpıştırıp birbiriyle ilişkilendirdiğimde şu sonuca vardım:
    bir insanın kendi öz etnisitesinin bilgisine karşı geliştirdiği bilinç, onun kendi etnisitesine ilişkin duyarlığını ve bu duyarlığa bağlı konumlarını birinci elden ve doğrudan etkiler.
    bu sonuçtan sonra şöyle bir tavsiyem var: herkes, bir ödev olarak, kendi etnisitesini artık bir zahmet öğrensin, bunun nesnel bilgisine erişmek için uğraşsın; ondan sonra siyaset yapsın, etsin, eylesin, konuşsun vs. tersi koşullarda, içinde yaşadığımız şu ülkede kafaları karışık zilyon tane ademoğlu formunda yaşar ölürüz, bir şeyler hep eksik ya da yanlış kalarak. haksız mıyım?
  • boğaziçi üniversitesi'nde sosyal bilimler hocaları arasında sizi (lisans öğrencisini) adam yerine koyan üç beş hocadan biridir. çoğu zaman güler yüz gösterir, sorularınıza şevkle cevap verir, sokakta gördüğünde elinizi sıkar. şahsen, şu okulda, açık ara favori hocamdır.
  • tv'de gezi'nin "iki temel dinamiğinden biri kürtler'di" demiş!... dolayısıyla pek ciddiye alınmaması gereken bir isim gibi geldi bana
  • 22.agustos.2013'te gezi eylemlerinin ve yazin o sicak zamanlarinda türkler nasıl türkiyelileşir? baslikli nefis bir yazi yazmistir. en az 2-3 kez okunmasi gereken bir yazidir; gerci ben yazinin varligindan daha yeni haberdar oldum ama o zaman gündemin müthis hizi karsisinda böyle bir yaziyi atlamis olmak normaldir sanirim.
  • imc tv'de yapmış olduğu sosyolojik cözümlemeleri ve derinlemesine ele aldığı sosyolojik siyasetin icinde kaybolmuş bir türkiye'nin, farklı bir dinamiğe, söylem ve ideolojinin sınırında sosyolojik çözümlemelerin kifayetsiz olduğunu dile getiren akademisyen.

    okuyup dinledikçe algılarımız şaha kalkıyor bülent hocam..
  • kürt hareketinin tarihsel gelişimi, bugünkü ahvali ve bundan sonraki seyri hakkında önemli analizler yorumlar yapmış. yazı çok sıcak, yeni çıktı fırından.

    kürt siyasetinin dönüşümü ve yapısal paradokslar
    https://bulentkucuk.wordpress.com/…sal-paradokslar/

    kürt hareketini söylem ve yöntemleri bakımından iki döneme ayırıyor: kırsaldaki gerilla eylemliliği ve şehirlerdeki kitlesel gösteriler üzerinden icra edilen 1984-1999 dönemini isyan dönemi, öcalan'ın 1999'da imralıya hapsedilmesiyle isyanın dağlardan kentlere yayıldığı ve gerilla eylemliliğine paralel olarak kentlerde kürt gençlerinin de mücadeleye katıldığı sonrası dönemi ise inşa dönemi olarak adlandırıyor.

    bu dönüşüm sürecinde ise iki tür siyasal öznelliğin şekillendiğine tanık olduğumuzu söylüyor:

    1) doksanlarda zorunlu göçle şehirlerin varoşlarına taşınan ailelerde yetişen radikal ve kısmen silahlı gençlerin sokak siyasetindeki dönüşümü, kobani kent direnişinden feyz alan bu yeni nesil kürt gençliğinin "hemen şimdi burada" siyaseti ile mahallelerini devlet şiddetine karşı savunması ve buralarda toplumsal ilişkileri dönüştürmeye yönelmesi;

    2) inşa sürecinde ana akım kürt hareketinin parlamenter ayağının söylemsel olarak dönüşümü ve genişlemesi, demirtaş figüründe bedenleşen demokratik siyaset dilinin, önceki nesillerin siyasallaşmış kürtlerinden farklı olarak, geçmişin acılarını dillendirmekten çok, türkiyenin batısındaki dışlanmış kimliklerden herkesi birlikte "yeni bir yaşam" inşa etmeye çağıran bir yerden konuşması.

    fakat diyor, hdp ile dönüşen yeni demokratik siyaset kırılgan ve yüksek tansiyonlu bu süreçte iki temel paradoks ile karşı karşıyadır:

    1) kolonileştirilmiş kürt bölgesi ile türkiyenin batısında ikamet eden kürtler ve türklerin birbiriyle yapısal olarak örtüşmeyen talep ve beklentilerinin soğrulması meselesi yeni demokratik siyasetin temel bir açmazıdır.

    2) batı ile doğu arasındaki paradoksun yanında hdp özellikle kentselleşme ve zorunlu göç sonucunda kürt nüfusu içindeki sosyal eşitsizliği ve kültürel ve ideolojik çeşitliliği idare etmek konusunda ciddi bir handikap yaşamaktadır.

    bülent hocaya göre;

    kürt bölgesinde çatışmanın ve operasyonların hız kazanması ile demokratik araç ve yöntemlerle mücadele veren hdp'nin hem türkiyenin batı metropollerinde hem de kürt bölgesinde hareket alanı daralmış, savaş kürtlerin siyasi figürlerini bir felaketten diğerine koşturan bir pozisyona iterek, siyaset yapma zeminini ve araçlarını zayıflatmıştır. bu savaşın bir taraftan kürtlerin bir kısmını kenetleyip duygusal olarak türkiyeden koparmayı hızlandırdığını, diğer taraftan demokratik siyaset yapan orta sınıftan siyasi kürt figürlerle, alt tabakadan radikal kürt gençliği arasındaki ideolojik ve duygusal mesafeyi açma potansiyeli taşıdığını söylemek, devletin de bu sınıfsal, mekânsal ve duygusal mesafeyi derinleştirme konusunda mesai harcayacağını öngörmek yanlış olmayacaktır.

    https://bulentkucuk.wordpress.com/…sal-paradokslar/