şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: pursaklar)
  • bulgaristan da sen türksün, türkiye de ise bazı kendini bilmez insanlar tarafından sen bulgarsın denilerek hor görülmüş bir topluluktur. bu hor görülmeden hayıflandıkları doğrudur fakat hiç bir zaman özlerini bölgedeki göçmen çoğunluğuna göre değiştirmemiş yada kaybetmemişlerdir. onlara göre dünyanın en güzel yeri gerçek ismleri ile yaşayabildikleri, ana dili ile konuşabildikleri yerdir, bu yerde türkiyedir. göç etmeye zorlanmaları sadece ve sadece türk olmalarındandır. türkiye de türk olan insanları göç etmeye zorlamayacağından, bir daha göç etmek gibi bir korkuları yoktur. aşağıda yazılan konuşmadaki insanlar olmasa daha mutlu olacakları doğrudur ama buna da şükür demeyi bilirler.

    bir anadolu lisesindeki tarih öğretmeni ile bulgaristan göçmeni türk arasındaki konuşma;

    öğretmen sınıfa ilk defa girer öğrencilere "herkes sırayla kalksın adını ve nereli olduğunu söylesin" der;

    öğretmen: x
    öğrenci : y

    x: senin adın ne evladım
    y: adım y bulgaristan göçmeniyim hocam
    x: bulgarsın yani
    y: türküm hocam sadece bulgaristanda doğdum (iç ses: sana bu tarih öğretmenliği diplomasını verenin..)
  • amerikalılar salak temasını işleyen soru sorup saçma cevap almacalı videoların reverse versiyonlarını türk insanıyla yaşatır;

    hele yeni geldiyse ve hala türkiye vatandaşı değilse, bir türke tc kimlik numaranın olmadığını anlatmak zorunda kalır ki, sokaktakini bilmem de masa başlarındaki idiot türk sayısını tahmin bile edemezsiniz. amerikaılara ayıp oluyor resmen.
  • belli bir meslek üzerine bulgaristan'da eğitim almış olanları türkiye'deki meslektaşlarından daha usta ve yetenekli oluyor. bunun makina mühendisini de, elektrikçisini de, tezgah operatörünü de bu şekilde gördüm şimdiye dek. sanırım, bulgaristan'daki mesleki eğitimlerin ve eğitim sisteminin bizim ülkemizdekine göre çok iyi düzeyde olması buna neden oluyor. işlerini gerçekten iyi yapıyorlar.
  • hakkında ileri geri konuşulan türklerdir. valla "kendinden olmayanla iyi geçinip ondan aynı zamanda uzak durabilen" genellemesini kim nasıl yapıyor şaşırıyorum. ben doğduğumdan beri bizatihi içlerinde yaşamama rağmen bu kadar cüretkar genellemeler yapamıyorum. zaten böyle şeyler yok. ben 25 senedir ne gördüm ne duydum.

    koca bir populasyonu karşılaşılan bir iki örnekle deerlendirmek düpedüz ayıptır. kim nerede görmüş, kim nerede okumuş nasıl bir gözlemle iş bu kadar geniş bir yargıya kadar gelmiş anlamıyorum... üstelik bizim aile, komşular, komşuların komşuları sürekli gider gelir. bir gün olsun ağızlarından "buralılar" hakkında türkiyeliler, "oralılar" hakkında "biz" dediklerini duymadım. milliyetçiliğimizi falan vurgulamaya çalışmıyorum. o ayrı mevzu ve daha kişisel... benim derdim; şu şöyledir bu böyledir demeden önce biraz bakalımdır... rica ediyorum... çünkü çok rahatsız edici oluyor...
  • illa genellemeye gidilecek olursa ortalama bi bulgaristan göçmeni, tekel anlayışına dayalı dışarıya kapalı bir rejimde (bkz: komunizm) yetiştiğinden risk, rekabet, girişimcilik gibi kavramlara yabancıdır, garanticidir. yine birçoğu aynı nedenlerden dolayı göçle birlikte beklentierinin dışında büyük kültür şokları yaşamış ve bulgaristan'a geri dönmeyi tercih etmişlerdir.

    buradaki esas nokta göçten sonraki adaptasyon sürecinin ne kadar sürede ve nasıl tamamlandığıdır. işin en acı yanı ise yaşanan göçlerin üzerinden yıllar geçse de ön yargılar bir yana, bireyin net bi aidiyet duygusundan yoksun olmasıdır. doğduğu topraklarda yabancıdır, büyüdüğü topraklarda da yabancıdır.

    çok kültürlülüğün getirileri olsa da, yabancılık hissi bir gölge gibi yanı başından ayrılmaz.
  • bulgaristan türkleri sürekli türkiye ve bulgaristan arasında mekik dokurlar.yalnız bu durum bulgaristandan türkiyeye göç etme yıllarına göre değişir.özellikle 1978 göçmenleri daha nadir bulgaristana ziyarete giderler ancak 1980 sonrası göçmenleri çift vatandaş oldukları için bayram ve tatil zamanlarını bulgaristanda geçirmektedirler.bulgaristan göçmenleri hepsi aynı özelliklere sahip değildir bulgaristandaki köy yaşamları türkiyede kendi aralarında farklı söyleyiş özelliklerine yemek kültürlerine yol açmıştır.
  • 1989 yılında göçenler bu zincirin son büyük halkasını oluşturur. bulgaristan'da kurulu düzenlerini, birçok sevdiklerini, evlerini arabalarını ve belkide en önemlisi işlerini güçlerini bırakıp, ellerindeki 2 bavul ile "vatanlarına" gelmişlerdir. türkiyeye gitmek fikri herzaman var olmuştur, dedelerinin düşünü gerçekleştirmenin gururuyla bu topraklara vardıklarından beri hem kendilerine hem ülkelerine hizmet için uraşmışlardır. bu ülkeyi hazır bulmamışlar ona ulaşmak için bedel ödemişlerdir. bu yüzden kıymetini bilirler.
    devlet bu insanları geçici süreyle ağırlamıştır. gidecek yeri olmayanları yaklaşık 1 ay boyunca yatılı okullarda barındırmış, kendilerine cüzi bir ücret bağlamıştır. bu sürede de türkçe okuma yazma bilmeyenlere türkçe öğretmiş ülkeye adaptasyonunu kolaylaştırmıştır. zaten yetenekli olan bu insanlar da kadınıyla erkeğiyle çalışmış, kızlarını da erkeklerini de okutmuş, aldığı kültür gereği az yada çok ne kadar para kazanırsa kazansın kazancının birkısmını mutlaka biriktirmiştir. devlet bize yardım etsin dememiş, koloniler kurmamış, ekmeğinin peşinde koşmuştur.
    velhasıl mensubu olmaktan memnun olduğum insanlardır.
  • büyük çoğunluğu bursa ve çevresinde yaşamaktadır. mahalle aralarında kurdukları macır pazarları çok ünlüdür ve eminönü alt geçidini andırır. bir keresinde "neke" marka eşofman görmüşlüğüm vardı.