şükela:  tümü | bugün
  • rüya:

    kahvaltı, çay salonu gibi bir yerdeyim. biriyle buluşmak için anlaşmışım; ama gelen giden yok. sıkılıyorum. "yeter bu kadar beklediğim" deyip kalkıyorum masadan. hole gelince bir şahıs bana yaklaşıyor ve "sizinle buluşmak için anlaşmıştık" diyor. şahsın yüzüne bakıyorum ve hiç gözüm tutmuyor. "kusura bakmayın, beklediğim kişi değilsiniz" diyorum ve gitmeye niyetleniyorum.

    yere oturup spor ayakkabılarımı giymeye başlıyorum. bu sefer o şahıs kapıda bir kız suretine bürünüyor ve bana "buraya almam gerekeni almak için geldim" diyor. resmen hilekarlık bunun yaptığı. benimle buluşabilmek için erkek rolü yapmış ve erkek kılığına girmiş. ancak yine de o son sözü kalbimi çeliyor. bu sözü edebildiğine göre boş biri değil. oturduğum yerden kalkmakta yardımcı olması için ona elimi uzatıyorum. onun eline tutunarak kalkıyorum. bu tavrım aynı zamanda talebini karşılayacağım anlamına geliyor.

    beraber çıkıyoruz. merdivenlerden inerken ona "yine erkek kılığına girsene" diyorum. "hayır, benim gerçek suretim bu" diyor. ismin ne diye soruyorum. "emine yançay" diyor(ismini yanlış hatırlıyor olabilirim ama soyadı kesinlikle yançay idi). parkta bir banka oturup bir müddet onunla sohbet etmeyi düşünüyorum. istediğini alması için tek bir sohbet yeterli. evet tek bir sohbet manevi geçişim için yeterlidir bu yolda.
  • bahçenin en serin köşesini yalnızlığa müsaitlik kısıtıyla denkleştirip saptarken, dizleri; hadi amınakoyim korner direğine döndük diye isyan etti. gözleri, müdür kapatta on dakika kendimize gelelim diye çıkıştı. kolları kıpırdatma artık bizi dedi. beyni düşünmeyi bırakmak üzereydi. en dipteki masaya yerleşip tek dalla, iş saatini bitirmek için yayıldı. kollarını son bir iş saati sigarası için ikna edip, nefeslerini daha da derinleştirdi. on dakika önce alakasız bir muhabbette çocuğunun okuldaki başarılarından bahsederek kafasını ütüleyen iş arkadaşına, 30'luk birayı ''bana bir tanee haffifff biraa'' diyerek isteyen çatı malzemesi gibi makyaj kaplamalı kadına lanet etti. çalışan insanların arasındaki hızlı üstünlük kurma çabası akıntısına artık yetişemiyordu. sigarayı içmedi, yedi sanki. bu akşamı çok güzel geçebilirdi.

    konur'daki bilim ve sanat cafe'nin, 8x ile akan hayatı gözlemlemek için ideal yer olduğunu düşünür, işten çıkınca mutlaka uğrar yorgunluk çayını orada içerdi. bir değişiklik yapıp nestea limon söyledi kendine. aslında yine çay istiyordu ama yanında oturan şeftali söylediği için nezaketen o yörüngeden çıkmadı. gözlerinin içine dalıp çıkarak dinliyordu. arkasındaki masada 35 yaşlarındaki kadınla erkek, mantık evliliği tartışması yaparken, dinlemekte zorlanıyordu. kadın kesinlikle sex ve mantık evliliği yapılması gerektiğini savunurken, adam kadını onaylıyordu. adam bu geceyi çoktan kurgulamıştı ve sadece kadını onaylayarak skor yapma peşindeydi. yan masada da iki tane taze üniversiteli ekşisözlük'teki zaman gazetesi entry'lerini bir birilerine anlatıp ''abi adamlar güzel laf koyuyor'' temalı bir muhabbet çeviriyorlardı. entry'leri tüketince bir yerde tıkandılar, kalkmaya karar verene kadar konuşmadılar.

    dost kitap evi'nin türk edebiyatı bölümünde hakan günday'ın malafa'sını okurken asıl amacı saatin 18:20 olmasını beklemekti, okumaya başladığında 18:07 olan telefonunun saatine baktı, beklediği vakte 4 dakika vardı ve zamanın durmasını istiyordu. alanya'da bir hediyelik eşya dükkanında tezgahtarlık yaptığı yıllardaki anıları vardı sanki kitapta. ''tezgahtarlar işini bitirince en yakın aynadan kendilerine bakarlar, söyledikleri bütün yalanlardan arındırılmış hallerini orada görürler'' cümlesinden sonra, bu harika kitabı daha fazla ayaküstü okuyup harcamak istemedi. dergilerin olduğu tarafa yürürken çok satanların önünde durdu. bir iki kitaba baktı, neden çok sattığını anladı. çoğunun ilk cümlesi siyaset, din, aşk üzerineydi.

    uykusuz'u aradan çekip aldı. hemen umut sarıkaya'nın hiayesinin ilk paragrafını okudu. kalanını ayaküstü boşa harcamamak için gece eve dönerken bineceği otobüse ayırdı hikayeyi. kitap evinden dışarıya çıktığında ilk cümlesi; ''çok beklettim mi?'' oldu. kulağına giren ilk ses tonunun anlamlandırılmış dizisi de, ''içeride olduğunu bilseydim gelirdim'' diye fısıldadı.

    kadın şeftali suyundan, adam limon suyundan kendilerine ayrılan serinlik istihkaklarını alırken, kadın anlatıyor adam dinliyordu. otistik çocukların gelişimi üzerine olan mesleğini anlattıkça adam mesleğinden daha da iğreniyordu. mimar olsa, çizdiği projenin vücut bulmuş halini görür bir şeyler yaptığına inanırdı, karşısındaki güzel dudaklı kadın gibi çocuk gelişimci olsa eğitim verdiği çocuktaki gelişmeyle mutlu olur, ama endüstri mühendisi olarak mevcut ülke koşullarında sağladığı reel bir faydayı görmesi çok zordu. öğrenmek için altı senesini verdiği bölümünü seviyordu belki ama faydalı olamamak kafasını karıştırıyordu.

    ---

    iş yerindeki son sigaramı içtikten sonra, bu kez önümde üç seçeneğim vardı dostlar. ev, kuğulu park'ta iki bira, ya da otobüste aldığımız buluşma kararına uymak. karşıdaki taksi durağında en ön sırada bekleyen taksinin plakasına baktım. sonu çiftti ve kuğulu park'ta iki bira içip eve gitmem demekti bu. cebimdeki winston soft paketinin üzerine yazdığım telefon numarasına baktım, en yakın büfeden arayıp ''18:20 dost'' kararını çıkarttım. buçuk ya da tam değildi. çünkü iş hayatının sikik kuralları artık saatbaşı ya da yarımlarda buluşmaya bile izin vermiyordu.

    otobüsüne kadar yürüdük. binip bir koltuğa oturana kadar bekledim. kendi durağıma doğru yürürken içimde bir heyecan vardı. cebimdeki dergide ilk paragrafından nefis bir öykü olduğu anlaşılan, okunmayı bekleyen bir umut sarıkaya hikayesi vardı. göz kırpmadan okuyup bitirdiğimde daha otobüsüm bile gelmemişti. kulaklıklarımı taktım, boş bir keçiören otobüsünün arka dörtlüsüne sızan rüzgarı lethe'yle süsleyip gözlerimi kapadım.
  • yapımcıları nasrullah ayan ve sarp kuray, yönetmeni artun yeres, senaryo yazarı inci aral, oyuncuları ayşe emel mesci, aytaç arman ve gilles guisweiller olan 1994 tarihli filim.

    not: alkazar'da izlemiştim diye hatırlıyorum zamanında, yoksa şüphen mi var?
  • 33.istanbul film festivalinde gösterilen isveclli yönetmen anna odell'in filmi. film iç içe iki filmden meydana geliyor ve toplam 88 dakika sürüyor. film, yönetmenin çocukluk anılarından yola çıkılarak çekilmiş.
    çocukluğa dair anıların, arkadaşlık ilişkilerinin kişinin karakteri üzerindeki büyük etkisini gösteren filmi izleyince daha detaylı yorum yazıcam. ayrıca görüntü yönetmeni olarak başarılı sanatçı ragna jorming ile çalışılmış.
  • aşk üzerine söylenmemiş her şey adlı proje kapsamında ömer kavur'un çektiği kısa film.
    (bkz: #44330347)
  • bulusun olumsuzu, bulusmak fiili ile meydana getirilen.
  • sabahattin kudret aksalın şiir kitabı
  • artık bunaltan, gördükçe çıldırtan yerli erotik filmler dizisinin bir parçasıdır bu film de.
    hakkındaki açıklama şöyle verilmiş:
    "bir şirkette yöneticilik yapan cumhur, yakışıklı ve güçlü bir erkektir. bilgisayarl projeler üzerinde çalışırken fırsat buldukça internetten chat yaptığı kızlarla çıkmaktadır. çapkın adam aynı zamanda evlidir ve güzel karısı ile mutlu gözüken bir evliliği vardır. ancak cumhur'un sex ilişkileri çoğaldıkça herşey karışmaya başlar. karısı ile arası kopma noktasına geldiğinde kendisini akılalmaz bir süpriz beklemektedir."

    oyuncular: gabi, mehmet köylü, olcay türk, arzu çetin, manolya taşçi
    http://www.hepsiburada.com/…d=12011&pf_id=vcdfan174
  • 1994 yılında adam yayınlarından çıkmış bir kitap. içinde o zaman yaşayan çağdaş türk ve sovyet yazarlardan seçilmiş şiirler ve öyküler var.
  • buluşulmaması yönünde kişiye verilen emir..