şükela:  tümü | bugün
  • insan nejat yavaşoğulları'nın sesini beğenmeyebilir.
    bulutsuzluk'un siyasi görüşünü benimsemeyebilir.
    bulutsuzluk'un yaptığı müziği beğenmeyebilir.
    ama yaptıkları işe saygı duymak zorundadır.

    unuttuğunuz bir şey var, o zamanlar bir myspace sayfası oluşturup youtube'a performanslarını koyup ünlü olmadı bu insanlar.

    rock patlamamıştı, patlamasının ötesinde rock'ın ne olduğunu bilmeyen bir sürü insan vardı. toplumun bakışının nasıl olduğunu az çok tahmin edebilirsiniz herhalde. hiçbir şey şimdiki gibi kolay değildi..

    bu insanlar, akıntıya karşı kürek çekerek, ve binbir zorlukla buralara geldiler.

    ayrıca, bu insanlar bu çabayı sarfetmese, şu anda çok sevdiğimiz o insanların, grupların hiçbirini dinleyemiyor olabilirdik. sırf bunun için bile saygıyı hakediyorlar...
  • sözlükte yerden yere vurulduğunu görünce hayret ettiğim musiki topluluğudur. işin anlamadığım kısmı ciddi bir nefret söz konusu daha ilk entryden itibaren veren vermiş veriştirmiş. bulutsuzluk özlemini neyle yada kimle kıyaslıyorlar anlamadım. ha bazilarimiz amerika, avrupa görmüş, entellektüel kültürden nasibini çok iyi almış, kalite müzik dinleyen, kalite yorumlar yapan kaliteli kahve içen denyolar olabiliriz ama haksızlık haksızlıktır. bulutsuzluk ozlemi belki mukemmel degildir. ama "birşeyler" yapmış ve yapan bir musiki topluluğudur. ayrica nejatin seside hic rahatsız edici gelmiyor bana. sitem ederim...
  • 36 yaşındayım, yakında bu yaşı da uğurlayacağım. on dört yaşında biraz özentiyle dinlemeye başladığım bulutsuzluk özlemi'ni yıllarca, hayatımın farklı devreleri, mutlulukları ve acıları esnasında defalarca, bazen ağlayarak, bazen geçmişe tatlı tatlı ve kadın bir brus viliis gibi hafif yan gülümseyerek dinledim, eskiden gitar da çalardım, belki on küsur yıl yüzlerce kere kendime ve başkalarına çaldım söyledim. yorulup durulunca ya da belki kalıcı işime geçince'ye denk gelir; sanırım geç de olsa yetişkin olduğumu kabul etmem, ki çok değil, daha birkaç yıl öncesi. canım sevdiceğimle karşılaşıp aa neredeymiş bu köftehor yıllardır dedim, baktık eldiven gibi uydu evlendik, birkaç yılda çoğaldık, üç oluyoruz, ve tabii ki yetişkin sorumlulukları geliyor yeni rollerin.. allahım yaşlanmak ne garip kafasına geldik mi? keyifle.

    derken bir akşam yaşamaya mecbursun albümü denk geliyor, nasıl da buram buram ergenlik, nasıl da buram buram ben hep neydiysem o kokuyor, bu her bir öpüp başıma koyduğum şarkıların melodileri ve sözleri nasıl da benim ruhumun haritası.. kendini sanki hiç tanımıyomuş gibi bir anda bir varoluş gerçeğine aymak ne güzel bir deneyim yarabbi, bundan otobiyografik belleğin kendini yenileyen ama farklı da görünse tekrarlayan gerçeğini öpüp başıma koyuyorum. bildiklerim bilemediklerimden azdı, kainatta bir yerdeydim, bir türkü söylemekteydim, güneş bana gülümsüyordu, içimi ısıtıyordu.. sen dikildin karşıma, güneşimden kaç!

    tanımsa, illa ki, ve her dinleyişte onlu yaşlara dönüş.
  • çocukluğumun şarkılarının sahibi olan gruptur. babamın, benim ve birinin daha geçmişinin en guzel yerlerine dokunmuş gruptur. şili'yi bana öğretendir. muavin cocugun uykusuzluğunu hissedebildiği için varolandır. surekli aydınlık için bir dakika karanlık akşamları boyunca balkonundan, mahalleye konser veren temiz insanların hep içimde, aynı yerleri huzunlendirerek yaşayacaklarını bildiğim gruptur, çok önemlidir.
  • son klibi sansürlenmiş grup. sansürlenmesinin sebebi ise gitarın üzerinde ki savaşa hayır yazısı...

    tez zamanda gitarın üzerine savaşa evet mi yazılsın?
    nerede yaşıyoruz biz!?!
  • dave mustaine şarkı söylediğine göre nejat yavaşoğullarının da şarkı söylemesinde bir sakınca yoktur. ikisinin de kendilerine has sesleri vardır ve yaptıkları müziğe sesleri uyar. beğenmeyen de dinlemez uzatmaya gerek yok kimseyi bir odaya kapatıp zorla bulutsuzluk özlemi dinletmiyorlar.
  • doksanlı yıllarda etrafta düzgün musiki icra eden kimse yokken, bulutsuzluk özlemi biz yeni yetmelere ilaç gibi geliyordu. "türkiye'de rock vardır!" diyolardı bi kere, sonra "şili'ye özgürlük" felan diyorlardı ve rock müziğinin türkçe de yapılabileceğini bir nesle onlar ispatlamıştı. müziklerine gelince, rock tarihinin türkçe özetini yapmıştır bulutsuzluk bence. bi şarkıları sound, tavır ve söz olarak beatles'tir mesela, bi başkası aynen jethro tull'dur, bi başkası hafiften queen'e çeker. bunları bir araya getirip özgün bir sentez yapamamışlardır, o ayrı. ama güzel güzel çalıp temiz temiz albümler üretmişlerdir. sıkı konserler vermişlerdir ve memleketinde jethro tull'u, beatles'i ve queen'i kanlı canlı seyredememiş bizlere abilik yapmış, avuntu olmuşlardır. ama mesela bugün 17 yaşında olan bir genç bulutsuzluk'ta enteresan bi şey bulabilir mi, bilmiyorum açıkcası...
  • türkiyede bir zirvedir...
    bütün yabancı arkadaşlarıma dinletirim ve hepsininde dibi düşer... daha önce aksini görmedim.
  • ne kadar zamandan sonra bilgisayarda bulduğum mp3leri bi dinliyim dedim. sabah serviste gelirken gözlerimin önünden geçti üniversite zamanları, şenlikler, konserler, kafa güzel söylenen şarkılar..bildiğin gözlerim doldu sabahın köründe..
  • benim gibi müzige ve $arki sözlerine önem veren insanlarin sevebilecegi müzigi ve besteleri gayet kaliteli olan en köklü türk rock gruplarindan biri... (nejat'in grupta olmasinin en buyuk sebebi tabii ki butun bestelerin ona ait olmasidir! bunu gozardi etmeyelim, beste yapmak hich de kolay bir i$ degil..! rencide etmeden once kimin nesiyle onplanda oldugunu ogrenin... tabii ki kimse nejat'in sesine tapmiyor! diye savunabilecegim grup :pp)