şükela:  tümü | bugün
  • 7 nisan'da başlayacak olan anime. yetimhaneden ayrılan nakajima atsushi’nin iki detektifle tanıştıktan sonra çılgın atan hayatını anlatıyor.
  • koutetsujou no kabaneri'den sonra sezonun en iddialı animesi diyebilirim.
  • animenin iyi karakteri çiftçilikten gelme olan çocuktur.
    aile solganı: "inekler asabileştiğinde, elinde ne varsa onunla vur!"
  • 2. sezon 4. bölüm ile ne kadar kaliteli bir iş olduğunu kanıtlamış olan anime serisidir.
  • başta japon edebiyat dünyasının en önemli isimlerinden oluşan karakterler ve onların başyapıtı olan romanlarının isimlerine dayanan jutsu'ya benzeyen inooryoku adı verilen özel güçlerle donanmış tiplerden oluşuyor.

    yine araya batı edebiyatından da gide gibi tipler de devreye giriyor. tabi, bu karakterler içinde dazai osamu gerçek hayatta da intihara meyilli olan ve sonunda intihar etmiş bir yazardır mesela. animede de aynı şekilde intihara meyilli bir tip olarak gösteriliyor. geri kalanına bakacak olursak öyle yazarlara çok benzeyen bir şey yok hatta hikaye ilerledikçe isimler yalnızca bir isim olarak kalıyor.

    ara sıra bazı romanlardan alıntılar yapılıyor, bunun yanı sıra eğer bir fan kitlesi oluşacak olursa bu kitapları okuyacak olanlar artabilir... ancak japonlar zaten okuyor...
  • japon edebiyatını aoi bungaku'dan öğrenmiş neslin bir mensubu olarak, bungou stray dogs'un animasyon ve seslendirmesi hariç, her açıdan saçma salak bir anime olduğu kanaatindeyim. mangasını okumadığım için onu bilemem ama yine de konsepte hiç ısınmadığım için manganın da görüşlerimi değiştireceğini düşünmüyorum.

    bir kere esas karakterlerin isimlerinin ve yeteneklerinin gerçek yazarlardan alınması olmuyor, olamıyor. düşünsenize, tevfik fikret'in "sis!", oğuz atay'ın "tutunamayanlar!" diyerek birbirine daldığını... hiç oluyor mu? animede kötü adam olarak ortaya konan ryunosuke akutagava'nın benim gözümde bir ağırlığı vardır; türkçe'ye çevrilen bütün hikayelerini okudum. tutup rahmetliyi ortalıkta emo emo gezen bir tip olarak görmek gücüme gidiyor. osamu dazai gibi ayrı bir arıza olan bir yazarın kötülerin tarafından iyilerin tarafına geçmiş, yenilmesi imkansız, şapşik ama yeri geldiğinde herkesi hizaya getiren esas oğlan klişesinin yüz bininci kez canlandırılması için kullanılmasını kabullenemiyorum. naomi gibi lolita'dan birazcık daha başarılı bulduğum bir romanın yazarını, animenin siscon elemanı yaptıklarını görünce adamın külliyatından anlaya anlaya bunu mu anladınız bre japonlar demekten kendimi alamıyorum. zaten animenin konusu gerizekalı, bari iki edebi unsur katalım da olay biraz entelektüel görünsün demiş gibiler ama onu da becerememişler adeta. psycho pass'te makishima ile kougami'nin edebi atışmaları bile seviyesiyle beni şu animeden daha çok tatmin etmişti doğrusu.

    yapmayın demiyorum, hobi olarak yine yapsınlar; bungou stray dogs, işe edebiyat sosu katılmasa vasatın altı, unutulacak bir anime olacaktı belki de. madem öyle, ben bu animeyi neden ısrarla izliyorum? bazı animelerin aslında ne kadar güzel olduğunu yeterince takdir edebilmek için, sırf elimde kötü animelere dair veri olsun diye. bir de itiraf ediyorum, ilk sezonun kapanış jeneriğine bir arabesk-fantezi şarkıcısı edasıyla eşlik etmek çok zevkliydi.