şükela:  tümü | bugün
  • son donemde is bankasinin kullanmis oldugu slogan, kampanya ismi de denilebilir.

    kampanyaya bir genel bakis atalim,
    ele alacagimiz konu tv reklami ve basili mecralarda kullanilan calismalar...

    iki calismada birbirinden farksiz bir calisma gibi duruyor, bu kimilerince kampanyanin bir basarisi olabilecegi gibi,
    kimileri icin de kampanya icindeki butunlugu koruyamadigi icin bir basarisizlik olarak algilanabilir.
    bu konuya henuz deyinmeyecem, simdilik iki mecradaki calismalara bakmak niyetindeyim,

    televizyonlarimiza konuk olan reklam filmi duygusal bir yaklasimla bizleri bir donemki avea/telsim vb gsm operatorlerinin kullandigi duygu somurusu yaklasimini cagiristiriyor. ote yandan kullanilan planlarda mevcut is grubu calisanlarina seslenis ve ardinda gelen "buradayım" yaklasimi bir donemki garanti bankasi kampanyayi cagiristiriyor (kurgular tamamen farkli olmakla temelde ayni mantikla yaklasim gerceklesmekte, hemen ekliyeyim, hedef kitleleri ayni oldugu icin bu yaklasim hicte yanlis degildir, gerci hedef kitle kismi daha da detaylandirilabilir ama kus bakisi seklinde bir yaklasim sergiliyoruz burada, sonuc olarak kurgulamadaki farkliliklar yerinde olmus)

    tv den devam edelim;
    gorucez ki plan secimlerinde, planlarin ekrana gelis siralamasi, dahil edilen (konuk edilen) unlu yuzlerin olmasi bu reklam filmi icin iyi bir butce ayrildigini gostermekte ve basarisin pekistirmekte

    peki basili mecra da durum ne?
    bu sefer gozumuze siyah beyaz resimlerle cesitle portrelerle "buradayim" konusma balonlu kisiler cikmakta, hakim olan renklen siyah - beyaz - turkuaz renkleri ve tramlari. bu durumda insan " e tv deki kampanya ile bu ayni mi?" sorusu geliyor, zira o civil civillik, o etkileyici plan secimi, malesef basili mecra kisminda ayni cekicilikte ve etkiliyecilikte kullanilamamis.

    sonuc;
    reklam filmimiz, duygulara, goze ve dusuncelere hitap etmeyi basariyor, kendini izletiyor (ki onemli bir unsur bu bence), konuk edilen unlu kisilerlere kampanyaya verilen deger de pekistiriliyor da denilebilir (bazi kisiler icin)
    basili urunlerimiz (afisler temel aliniyor), tamamen farkli bir yaklasim, farkli bir kurgulama, reklam filmine nazaran etkisiz bir sergileme.

    bu durumda, reklam filmine ayrilan butce yeterince fazla iken (evet zaten fazla olmasi lazim boyle bir isin maliyeti) basili mecraya ayrilan butce gereken de az oldugu soylenebilir.
    2 calismayi ayni ajans yaptigi gibi (ki kuvvetle muhtemel) basili mecra isini bir taseron ajans a verilmis olmasi da olasi, ama nihai olarak sunu eklemeyi borc bilirim o da sektorumde tasarimcilar ne kadar ucarsa ucsun malesef musterinin bir sozu ile yerde surunmeye mahkumdur.
    (senaryo 1, musteriye alternatif diye sunulan b calismasi, basili mecra urunleri begenilmistir ve kullanilmistir, ama creative ekibin gonlundeki civil civil olan a calismasidir)

    genel yorum,
    kampanya adi, slogani: "buradayim"
    hedef kitle: c+ (kurum kimligi bunyesinde mevcut olan "halk" in bankasi yuzunden, devlet destekli bir kurum olmasi)
    basari: reklam filmi icin basarili olmus denilebilirken, basili mecra calismasi icin tamamen farkli bir kampanya olmasi acisindan basarisiz diye degerlendirilebilir, basili mecra calismalarini bir gecmise gonderme, eskiyi anma seklinde ayri bir acidn degerlendirirsek, evet 90 li yillarindaki reklam tarzini yakalamis ve basarili olmus, diyebiliriz.
  • "buradayım, cevabın soruyu incittiği yerde."
  • korkma ben varım kadar değerlidir.

    anlatıyorum hiç konuşmadan
    buğdayın içini dökmesi gibi…
    bugün dalgınım, dün de dalgındım
    aç bile değildim aynaya bakmasaydım
    dünden kalan yemekleri yerkenki gönülsüzlük gibi
    buradayım.

    *
  • bazen iki insan birbirini görmez. bazen görmediği halde bir kıvılcım bekler. konuya girmek için bahaneler aranır. bazen bulunur bazen bulunmaz. bir başka ekranın başında bir diğeri de konuya girmek için bahane arıyordur kim bilir. oysa en güzel bahanedir buradayım.

    yıllar öncesi irc'de hatırladığım bir uzak arkadaş. "creep" çok zaman hiç bir şey yazmazdı. :( üzgün adam ifadesini yazardı sadece :( sonra çıkar giderdi. gün gelir diğer uzak arkadaşlarım bir kafede toplanmaya karar verirler. tanışırlar konuşurlar. creep yoktur. çok kişi gelmiştir ama creep yoktur.
    tam dağılmak üzereyken bir bilgisayarın ekranındaki koca puntolar herkesin dikkatini çeker
    creep buradaydı:(

    belki bu zırvaları gereksiz anıları bir okuyan varsa "buradayım" bilsin istedim. buradaydım yazmamak için buradayım
  • seni sevmek hep yedi yasında çocuk.
    bu sebeple burada oldugumu ve henuz kestiremedigim ama uzunca bir zaman burada olacagımı soylemeye geldim.
    gez, dolas, kafanı dagıt, kafanı topla, dusun, anı yasa, kararlı ol, kararsız ol, sevimli ol, gıcık yuzunu kusanmıs ol vs vs pamuk kalbini gorebiliyorum.
    bana geldiginde huzur ve neşe bulucagına ve dahi hep guleryuzle karsılanacagına dair bir suphen olmasın.
    kendimi tam da buraya sabitliyorum. cocuk gozlerini gozlerimi kapar kapamaz gorebilecek kadar yakına....
    çok gezdim, cok kafa karısıklıgı yasadım ama tam da kendime gore bir yer bulmusken sabırlı ve inatçı buradayım çocuk.
    etrafında huzurluyum.
    etrafında gucluyum.
    etrafında bulutların uzerindeyim.
    sen olsan gider miydin????

    (bkz: #48279652)
  • sahibini arayan mektuplar yazdım durdum yıllarca.
    ey ruh geldin mi?

    ben sabitim artık. buradayım.
    nasıl neşeli ve huzurlu ve nasıl renk doluyum ki...
    ne iyi ettin de geldin.
    hadi simdi kuselim.

    "sana küstüğümde sen yoktun daha
    yokluğuna küsmüştüm sonra sen geldin
    kendime isteyemezdim seni öyle güzeldin
    şimdi varmışsın gibi küsüyorum yokluğuna

    alınganlık, ah, bilmezsin, küsmem de küsülecek
    zamanda, n'eyleyim varlığın yokluğundan tenha
    senden başka küsülecek kimse mi bıraktın bana
    bir ben kaldım bir de bıraktığın küskünlük tenha

    sen kimseye küsmezsin bilirim, gözlerin de
    yaprak hırsızı güz: anılar düştükçe göz
    dolar, yaz gelmeden temizlemek gerekir
    gözleri yoksa küskünlük de gözyaşıyla kirlenir

    `küsecek kadar sevmeli insan birini
    o gelince küsmeli: nerdeydin bunca zaman
    niye sevmedin beni, küsecek kimsem yoktu
    demeli o varken de kimseye küsmemeli...`."

    haydar ergülen
  • jonathan safran foer'in son romanı here i am.

    tabii ki begüm kovulmaz çevirisi ile raflarda. nasıl söylemezsiniz ey ahali?

    şöyle de bir kitap:

    edit: çevirmeni yanlış yazmışım, düzelttim.