şükela:  tümü | bugün
  • edit 3: burak aksak'ın açıklaması
    edit 2: hürriyet gazetesi haberi

    edit 1: gerçekten başlık altında yazılanları okudukça özür dilerim arkadaşım dövmüş burak aksak'ı deyip olaydan sıyrılmak istedim. bu nasıl bir yaklaşım, zaten twitterda maruz kalan kişinin adı soyadıyla attığı tweetler ve açıklaması var. bu tweetler yüzlerce kez rt edilmiş, kaç saat geçmiş burak aksak çıkıp da "bu nedir ben böyle bir şey yapmadım" dememiş. burada birkaç kifayetsiz muhteris çıkmış "ünlü olma arzusudur" diyor. inanılmaz bir şey, gerçekten inanılmaz. elinde her telefon olan taraf olmak zorunda değil. bu bir teşhirdi hukuki yolu hukuki zeminde zaten aranır. teşhir etmek o kişiyi bu davranışıyla mahkum etmektir. ayrıca başka bir kifayetsiz muhterisin böyle bir şey yapmak aklından dahi geçmesin diye uğraşmaktır. alalım, kullanalım, bir şey ters gidince sokak köpeği gibi kolundan tutup atalım. var mı böyle bir şey? siz kim oluyorsunuz da böyle davranabiliyorsunuz? başlığı açan kişi olduğum için bana küfreden birkaç entry görüyorum, ben burak aksak'ın üretimlerine bu güne kadar ilgi ve sevgiyle yaklaşan genç bir sinemacıyım. ne viral ne real reklama ihtiyacım yok. burak aksak'a kin duyacak halim de yok. anonim de değilim, bir entry öncesinde kimliğimi ortaya koydum belli bir zümre zaten tanıyor. sevgiyle arkadaşlar, allah herkese akıl, anlayış, empati ve hoşgörü versin.

    burak aksak'ın 5 ekim 2017 tarihinde kendisine ait olan küsurat yayınları'nda çalışan 23 yaşındaki mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi türk dili ve edebiyatı bölümü öğrencisi stajyer kadına şiddet uygulaması olayıdır.

    --- arkadaşımın anlatımı ---

    birkaç aydır küsurat yayınları'nda stajyer olarak görev yapmaktayım. 23 yaşındayım, mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi'nde türk dili ve edebiyatı okuyorum. çalışmaya başladığımdan beri bir kitap projesine dahilim. bu proje dahilinde yaklaşık otuz tane metin kaleme aldım. künyede adımın yer almasını istediğim için çıkan tartışma sonucunda burak aksak yayınevine girdi. öfkeli bir şekilde "ne bu künye muhabbeti, siz neyin derdindesiniz? sen kendini ne sanıyorsun kızım," dedi. "benimle böyle konuşamazsınız," dediğimde ise "siktir git, bırak elindekileri, defol," dedi. sonrasında künyede kendi isminin yazılmasının isteyen diğer arkadaşıma "bu tavrı onaylamıyorsan sen de siktir git," dedi. mevzu bahis kitap sadece bu metinlerden oluşmaktadır. bu yüzden adımın künyede yer almasını istememden daha doğal bir şey yok. biz tam çıkmaya hazırlanırken künyede adımızın yazmasını belirttiğimizde iyice saldırganlaşarak üzerime yürüdü. metinleri çekeceğimizi söylediğimizde "çekin lan çekebiliyorsanız, dört aydır bir kitabı çıkaramadınız amına koyayım, "dedi. stajyer olarak orada sıfırdan bir kitap çıkarma sorumluluğum olmadığı halde bu hakaretlere maruz kaldım. işi öğrenmek için girdiğim yerde, bedava işgücü olarak çalıştırıldığım yetmiyormuş gibi bir de fiziksel saldırıya uğradım. omzumdan iterek ofisten çıkarmaya çalıştı. kapıyı açarak "hadi siktirin gidin şimdi," dedi. yayıncılıkla ilgili bir şeyler öğrenmek için girdiğim yayınevinden fiziksel saldırıya maruz kalarak resmen yaka paça atıldım. yaşamım boyunca böyle bir saldırıya maruz kalmadığımı belirtmek isterim.

    --- arkadaşımın anlatımı ---

    üretimlerini ilgiyle takip ettiğimiz kişilerin arka planda böyle densiz insanlar olması ve bizim öte mahallede gördüğümüz insanlardan dahi daha korkunç pozisyonlara geçebilmeleri aslında hepimizin sorgulaması gereken bir süreç olarak karşımıza çıkıyor. geçen haftayı hatırlamanız dileğiyle.
  • burağın da sonunda k yokmuş anlaşılan.

    tanım: popüler kültürün ayarını bozduğu bir kurban daha. o zaman let the linç begin!
  • bir balonun daha sonuna mı geldik dedirten cinsten bir olay.
  • burak aksak kim lan dedirten ve gündeme gelmesi gereken iddiadır.
  • daha bu sabah onedio'nun telif haklarını hiçe alan uygulamaları hakkında girdiler okudum. üstün denk gelince şaşırmadım açıkçası. türkiye'nin her yerinde yaşanan mevzularından sadece biri.

    içerik yazarı olarak uzun zamandır serbest zamanlı olarak çalışıyorum. kariyerimi de bu doğrultuda geliştirmek istediğim için izmir'de bir içerik ajansının açtığı ilana başvurdum. adamlar güle oynaya kabul ettiler. öyle aman aman bir maaş da verilmeyecekti ama bir nevi referans olarak kabul edildiğini düşündüğüm için çalışmaya başladım. profesyonel bir içerik ajansı olduğunu düşünmüştüm ama bildiğin internete çöp içerik salan ve kendilerini webmaster olarak adamlar için içerik ürettiklerini çok geçmeden öğrendim. bu arada sigortam falan yapılmadı vs. iki hafta sonra anlaşamadık ve ayrıldım. neyse paramın içeride kalmayacaklarını belirtmelerine, biz delikanlıyız modunda takılmalarına rağmen 5 kuruş alamadım. bu arada 30'u aşkın ülkede varlık gösteren bir firmayla gene serbest zamanlı olarak çalıştığım dönemden bir ayım içeride kaldı. bu adamlar kendi ülkelerinde bunu yapsalar tabir-i caizse götlerinden kal alırlar. ülkemizdeyken kendilerini bozuyorlar ama nasılsa.

    çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı'nın çalışanları, üretenleri ve emeklerini ortaya koyanlarını koruyamadıklarını ortaya koyan durumlardan sadece biridir. ne ilk ne de son olacaktır kısaca. dilerim dava vs. ne gerekiyorsa yapar arkadaş ve hakkını alır. benim gücüm kalmadı.
  • haberi yapılmış buyrunuz

    doğru ise rezilliktir.
    insan haklarına saldırıdır.
    kadına siddettir.
    kendini bilmezliktir.
    kendini bilir zan etmektir.
    kendisinden başkasına hak tanimamaktir.
    emek hirsizligidir (kısmen).

    adınız biliniyor diye kendinizi herşeyi yapabilirim ayricaliginda sanmayiniz.

    tanım: bir ünlünün daha kendisi ünlü diye ünsüz birini darp etmek ve emeğine saygısızlık etmek olayıdır.
  • yine bir solcu yine şiddet.

    şaşırmadık.
  • " 4 ayda bir kitabı çıkaramadınız " cümlesiyle beni benden alan eski yazarımsı yeni patron burak aksak'ın yediği iddia edilen halt. 4 aydan kısa sürede bir kitap ortaya koyacaksınız, hadi koydunuz o kitap en hafif tabirle götüme benzemeyecek de ne olacak? gerçi emeği geçen metin yazarlarının ismini künyede geçirmeyip, yazarlar hakkını arayınca da onları kovup, bir de metinlerinin üzerine yatan birinden de bu kadar özenli iş beklenir, şaşırmamak lazım.

    neyse stajyer hanıma geçmiş olsun biz de bu vesileyle " sahibi " olduğu yayınevinden çıkacak kitaplara yaklaşırken iki kere düşünürüz artık.
  • hikaye çok eksik. burak aksak babamın oğlu değil. şu hikayeye bakıp da yargılama yapılması çok yanlış olur.
  • hala sol-sağ muhabbeti yapan var. aynıyız oğlum. solcumuz da ortadoğu solcusu. bu kadar oluyor. fazla zorlamanın alemi yok.