şükela:  tümü | bugün
  • konu biraz uzun gün içerisinde herkesin hepimizin yaşayabileceği saçma / aptalca artık ne derseniz deyin öyle bir durum. rezalet denilebilir mi ? belki ama bu durumlara ses çıkartılması gerektiğini düşündüğüm için derdimi sana açıyorum sözlük swh

    burger king'de çalışan bir arkadaşım daha insancıl şartlarda iş bulunca 1.5 ay mutfak bölümünde çalıştığı burger king (bkz: görükle) şubesinden ayrıldı. az çok firmanın çalışma şartlarının nasıl ağır ve yorucu olduğunu , personel yemeği olarak hergün burger yemek zorunda olunduğunu duymuşsunuzdur. bu kısa süreçte 3 yanıkla ayrıldı arkadaşım mutfak bölümünde olduğu için.

    7 sinde son alacağı maaşı 1000 lira gibi bir meblağ beklerken 750 lira para yatmasıyla şok olmuş bir şekilde beni aradı. maaşından kesinti yapıldığını sebebininde işten 15 gün önceden çıkacağı haberini vermediği için bu kesintinin yapıldığını . böyle bir hakları olmadığını çünkü deneme sürecinde 15 gün önceden bildirim gibi bir yükümlülüğü olmadığını bildiğim için direk şubeye gittik konuşmaya. telefonda bu mazereti söyleyen müdür orada yoktu sanırım müdür yardımcısı ünvanı olan şahısla görüşme yaptık. bu şahısta kesintinin sebebinin kıyafet parası olduğunu ve ayrıldığı hafta yasal hakkı olan izin gününü kullandığı için o günüde ücretten kestiklerini çünkü o izni haketmek için 6 gün çalışması gerektiğini söyleyince biz iyice çileden çıktık.

    bu sözde kurumsal firmanın aslında bir kuralı varmış 6 aydan önce çıkılırsa kıyafet parasının son maaşından kesinti yapılması hakları varmış. kesinlikle böyle bir şey olamayacağını sözleşmede belirtilmeyen bir maddeden dolayı kesinti yapılamayacağını söyledim. ve aldığım cevap kişinin kendini nasıl akıllı , karşısındakiniyse nasıl aptal gördüğünü ispatlar nitelikte bir cevaptı; "siz bu belgeyi imzalamasanız bile bu geçerlidir" ben de küçük bir çocuğa anlatır gibi beyefendiye ‘’sözün herhangi bir hükmü olsa sözleşme neden yapılıyor’’ diye örnek verince tabi ki bir cevap veremedi -ki zaten bu kural sözlü olarak da bildirilmemiş arkadaşıma. müdür denen şahsın kuyruk acısı bütün ısrarlarına ve tehditvari konuşmalarına rağmen arkadaşımın işi bırakmış olması. çünkü o iğrenç şartlarda eleman bulmanın kolay olmadığını bildiği için olanı elinde tutma derdinde.

    şikayet etmek için ilk başta çsgb ye gidecektik fakat değişen yasayla bu tür mevzulara arabuluculuk birimi bakıyormuş. dolayısıyla şu sıcakta bursa ataevler'de yer alan işkur a gittik. oradan bizi arabuluculuk biriminin olduğu bursa idare mahkemesi ve adliyesi ek binası içindeki arabuluculuk birimine yönlendirdiler. oraya gittik durumumuzu anlattık.

    ortamda bulunan ve oranın müdürü olduğunu söyleyen kahvehane dayısı kılıklı birisi ücretin 280 lira olduğunu alacaklı olunan paranın 200 lira olduğunu dolayısıyla yardımcı olamayacaklarını söyledi. içime sinmeyince çsgb 170 i aradım durumu anlattım. telefondaki vatandaş temsilcisi 280 lira gibi bir masrafın olmadığını , arabuluculuğun ücretsiz olduğunu söyledi. tekrar gittik tam öğle arası müdür(!) olduğunu söyleyen beyi odasından çıkarken gördüm ve yanına gittim aldığım bilgiyi ona aktardım o ise "ben buranın müdürüyüm , konuştuğun kimse artık benden daha iyi bilemez" dedi ve bahanesini değiştirerek arabulucunun bu meblağ için uğraşmayacağını söyledi bende "arabulucu devlet görevlisi değil mi ? " diye sorduğumda "bana emri vaki yapamazsınız isterse bakar istemezse bakmaz" deyip kapıyı yüzüme kapattı.

    çıkışta tekrar 170 i aradım baştan sonra hepsini tekrar anlattım. kesinlikle böyle birşey olamayacağını , orada çalışan beyefendinin yardımcı olmak zorunda olduğunu ve arabulucunun yardımcı olmaması için herhangi bir sebep olmadığını tekrar yardım etmezlerse adalet bakanlığına şikayet edip dilekçe yazabileceğimi söyledi. bir saat o sıcakta bekledik. öğle molası bitince tekrar yanlarına gittik odada bulunan bir başka memura dönüp "bu sefer size anlatmak istiyorum , beyefendiyle olan diyaloğumu duydunuz zaten" diyerek 170 ile yapmış olduğum görüşmede bana söylenenleride aktarıp kesinlikle tehditvari konuşmadan meramımı anlatmaya çalıştım. daha sonra beyefendi beni egosu coşmuş bir şekilde azarlayarak onla muhattap olmayacağımı söyleyemeyeceğimi söyledi. bende saygısızlık yapmadığım sürece kimle konuşmak istediğime karışamayacağını söyledim. konuşmaya çalıştığım kadın ise onun müdür olduğunu benim yaptığımın yanlış olduğunu o ne derse onu yapacağını söyledi. 170 ile konuşmalarımı tekrar hatırlatarak adalet bakanlığına şikayet edeceğimi söylediğimde polisleri çağırıp "alacaklı sen değilsin" bahanesiyle beni dışarı attırmaya çalıştılar. müdür olan şahıs bana karşı tutanak tutup kendisini taciz ettiğimi ihbar etmekle tehdit etti. bende olayı başka yerlere çevirmemesi gerektiğini ve yapacağı hiçbir şeyden korkmadığımı söyledim.

    orada yanıma gelen polis onları kaale alıp beni dışarı çıkartmadı danışmaya oturtup "onları takma" diyerek sakinleştirmeye çalıştı. demekki bu egoist memurların ne kadar problemli olduklarını onlarda biliyordu. arkadaşım 5 dakika içerde oturduktan sonra sgk dan (bkz: işten çıkış bildirgesi) alması gerektiğini söylemişler ve ataevler'den osmangazi'ye o sıcakta uzun bir yolculuk daha yaptık. olay çözüldü mü ? henüz hala hiçbir şey belirli değil. şuan sadece arabulucunun numarasını alabilmiş durumdayız.

    aslında meselemiz sadece 200 lira değil. bu ülkede insanların bir işi bir yerlerinin kenarıyla yapması , en ufak x y z rütbesi almış insanların allahlık rütbesine ulaşmışçasına kendilerini ulaşılmaz sanıp yardım etmeme azimleri.

    edit : o birimi zaten gerekli yerlere şikayet edeceğim. sabah 9 da evden çıkıp akşam 6 da güç bela eve girebildim. o kadar yorulmuş ve terlemiştim ki duş alıp direk sızmışım. kesinlikle bu işin peşini bırakmayacağım.

    edit: ilgili birimi cimere şikayet ettim. gelişmeleri aktaracağım mutlaka.

    edit 2: arabuluculuk yapan avukata arkadaşım hiçbir şekilde ulaşamadı. dünden beri birçok kez aradı ve mesaj attı dönüş olmadı. bu akşam ben aradım. arkadaşımın numarasını açmayan kişi, benim ilk aramamda açtı. derdimizi anlattım arkadaşımın arayıp ulaşamadığını, numarasını güç bela aldığımızı, arama ve mesajlara rağmen ulaşamayınca farklı numaradan denemek istediğimi söyledim. bir de ondan fırça yedik iyi mi :) yargılayıcı konuşmuşum. sabır çekip olayın sonuçlanmasını bekliyoruz.
  • 10 üzerinden 10 puanlık bir rezalet. hatta daha fazlası. ne demek arabulucu bakmak zorunda değil. devlet bu küçük meblağlarla ilgilensin diye görevlendirdi bu arabulucuları. gereken her yere şikayet edilmeli. memurların çoğu iktidar yalakası olmalarına güveniyor. bana bişey olmaz havaları ondan. cumhurbaşkanlığına da ihbarda bulunmanızı tavsiye ederim.

    burgerking rezaleti arabulucunun yanında hafif kalmış.
  • ben kesinlikle bu kadar ugrasmam. direk şikayet etseydin. it herif emlak bürosu işletiyor sanki ne demek bu para için uğraşmayız! ondan sonra bak nasıl işini hallediyor
  • çok üzüldüm gerçekten bunu yapmaya hakları yok. 6 gün kuralı konusunda haklılar , hafta tatili olan bir günü hak etmek için 6 gün çalışmak gerekir. pazar günü maaşını ödemek zorunda değiller. kıyafet konusunda yerden göğe kadar haksızlar. arabulucu ise rezaletin daniskası. bence twitter üzerinden hem türkiye burger king hem amerika burger king'e ingilizce tweet atsın şikayet etsin. konu çok çabuk çözülür. arabulucuya gerek kalmaz. birçok kurumsal sorunumu bu şekilde çözmüşlüğüm var.
  • geçmiş olsun, klasik sömürücü firmalardan birine denk gelmişsiniz. durumu burger king türkiye twitter sayfasına yazın, kesinlikle dikkate alıyorlar.
    arabuluculuk firması, sözde bu işte uzman, sorunlarda arayı bulacak! yav önce vatandaşın bunlarla arayı bulması lazım. klasik yurdumdan manzaralar.
    hak hukuk mücadelenizi takdir ettim. bu ülke ancak böyle böyle düzelecek.
  • rezalet gibi rezalet. sıçtığımın ülkesinde hiç bir kurum kuruluş doğru düzgün çalışmıyor, hele devlet daireleri insanın işini halletmek için değil işkence olsun diye oluşturulmuş sanki. gerekli mercilere şikayet edilip burger king merkezine de iletilmesi gerekli konunun.

    not: arkadaşı için bu kadar koşturan yazarı da tebrik ediyorum. bu zamanda kimse, anası, babası, kardeşiçin kılını kıpırdatmazken bu kadar uğraşması takdire şayan.
  • (bkz: bi bakın hele)
    up
  • insanı asıl acıtan yabancı şirketlerin bu ülke insanını ırgat gibi köle gibi çalıştırması ve yine bu ülke insanının da o ağalara kahyalık çavuşluk etmesi.

    ne zaman bu kadar şahsiyetsizleşti bu millet? yazıklar olsun.
  • milliyetçi, muhafazakar ülkenin geldiği nokta.

    yabancı bir şirketin şubesiyle yaşadığın sorunda, sorunu çıkaran ülkenin yerlisi, sorunu çözmek için görevli olanın daha da fazla sorun çıkardığı kişi yine yerli.

    adalet, hukuk, ahlak, şişme balon milliyetçilik para ve makamı eline alana kadar.

    bu ülkede ne milliyetçilik, ne ahlak, ne hukuk var. hepsini elinde tutan para ve makam.

    bir kişide para varsa makamı da oluyor, makamı varsa parası da olduğu için, ezilen sürekli çalışan.

    böyle rezalete de bunu körükleyen sisteme de, bu sistem içinde kendini bir bok zannedip, kendi insanına zulmedene de sokayım.
  • memleketi sizin gibi adamlar kurtaracak.haksızlık kime yapılırsa yapılsın karşı çıkmak insanlığın yegane gereğidir,şerefi,onurudur.
    bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılara göre yaptığın şey aptalcadır.benim nazarımda ibadet.eksik olma