şükela:  tümü | bugün
  • nazım hikmet'in atatürk için kullandığı bir tamlama. tamlamanın geçtiği şiir şudur:

    28 kanuni sani

    -ta ata aa ta ta ha ta tta ta
    tarih

    sınıf-ların
    mücadelesidir
    1921

    kanunisani 28
    karadeniz
    burjuvazi
    biz

    on beş kassap çengelinde sallanan
    on beş kesik baş
    yoldaş

    bunların sen

    isimlerini aklında tutma
    fakat

    28 kanunisaniyi unutma!
    "siyah gece
    "beyaz kar
    "rüzgar
    "rüzgar".

    trabzondan bir motor açılıyor
    sa-hil-de-ka-la-ba-lık!
    motoru taşlıyorlar
    son perdeye başlıyorlar!
    burjuva kemal'in omuzuna binmiş
    kemal kumandanın kordonuna
    kumandan kahyanın cebine inmiş
    kahya adamlarının donuna
    uluyorlar

    hav... hav... hak... tü
    yoldaş unutma bunu burjuvazi

    ne zaman aldatsa bizi
    böyle haykırır:

    - hav...hav...hak...tü

    - gördün mü ikinci motörü?

    - içinde kim var?

    - arkalarından gidiyorlar.

    - ikinci motör birinciye yetişti

    - bordoları bitişti

    - motörler sarsılıyor

    - dalgalar sallıyor sallıyor dalgalar.

    - hayır

    iki motörde iki sınıf çarpışıyor

    - biz onlar!

    - biz silahsız onlar kamalı

    - tırnaklanmız

    - kavga son nefese kadar

    - kavga

    - dişlerimiz ellerini kemiriyor
    kamanın ucu giriyor

    - girdi...

    - yoldaşlar, ey!

    artık lüzum yok fazla söze:

    bakın göz göze

    - karadeniz

    on beş kere açtı göğsünü,
    on beş kere örtüldü.
    onbeşlerin hepsi
    bir komünist gibi öldü

    moskova 1923
  • aslında nazım'ı bu şiiri ve atatürk'ü birarada düşündüğümüzde mutlak şekilde hatalı olan yok. ikisi de farklı düşüncelerle en doğru olanı yapmayı hedeflediler. düşünceler ve yöntemler farklı olduğu için birbirlerini tenkit etmeleri de doğal karşılanmalı. ki bu şiir mustafa suphi ve arkadaşlarının katledilmeleri üzerine yazılmıştır. ve mustafa suphi ve arkadaşlarını atatürk'ün öldürttüğü de kesin değildir.
  • genco erkal ve ataol behramoglu na bu şiir soruldugunda
    " boyle bir siir bilmiyorum "
  • (bkz: kara kemal)
  • nazım hikmet'in ilk dönem şiirlerindendir, bir nevi gençliğin verdiği heyecanla yazmıştır denebilir. daha olayların neden-sonuç ilişkisinin tam kavranamayacağı ve olayları akılcı ve mantıklı bir şekilde muhakeme edemeyeceği bir yaşta vucuda getirdiği bir eserdir. bu nedenle şiire bu bakımından yaklaşmak gerektiğini düşünüyorum, şunu da unutmamak gerekir ki atatürk'le nazım ideolojik olarak aynı safta değildiler, her ne kadar ikisi de toplumsal kurtuluşu hedeflese de. ayrıca nazım'ın olgunluk çağı denebilecek bir yaşta hapishane'den atatürk için yazdığı (yukarıda belirtilen ) dizeleri de unutmamak gerekir.
  • (bkz: ingiliz kemal)
  • burjuva kemal'in omuzuna binmiş
    kemal kumandanın kordonuna
    kumandan kahyanın cebine inmiş
    kahya adamlarının donuna

    bu mısralar ele alındığında, bir mısrada dolaylı tümleç olarak geçen kişinin sonraki mısrada özne olduğu aşikardır.

    kemal kumandan ın kordonuna
    kumandan kahya nın cebine inmiş
    kahya adamlarının donuna

    örneklerinde olduğu gibi.

    şiirin gidişatından yola çıkarak, ilk mısranın da bu zincire tabi olduğunu kabul edebilir ve şiirin daha doğru bir noktalama ile

    "
    burjuva, kemal'in omuzuna binmiş
    kemal, kumandanın kordonuna
    kumandan, kahyanın cebine inmiş
    kahya, adamlarının donuna
    "

    şeklinde yazılması gerektiğini söyleyebiliriz.

    bu noktada "burjuva kemal" şeklinde bir tamlamanın kullanıldığı ve bunun atatürk'ü tanımladığı fikri, gerçekliğini yitirmektedir bence. o vakit şiirde "kemal kumandan", "kumandan kahya" gibi iki tamlama daha olmalıydı.

    ek:
    kemal, atatürk'ü tanımlıyor olabilir ve bence öyledir de. "burjuva, kemal'in omuzuna binmiş" mısrası da atatürk'ün burjuvazinin baskısıyla bunu yaptığını vurguluyor.
  • nazım hikmet'in ilk dönem şiirlerinde değil marksizmi net olarak benimsediği dönemde yazılmış bir şiirde geçen ifade.

    paşa torunu nazım hikmet ilk dönem şiirlerinde sevda gibi temaların yanı sıra hamaset yüklü hattâ ırka dayalı milliyetçiliği öven eserler de vermiştir lakin asla komunist söylemlerde bulunmamıştır, açınız okuyunuz. (güya ihtiyacı varmış gibi adamı savunmaya çalışırken komik duruma düşmeyiniz).

    öte yandan nazım hikmet belki de tüm büyük şairler gibi ömrünün çeşitli dönemlerinde, hem tematik hem ruhsal anlamda derin çelişkiler yaşamış bir sanatçıydı elbette. örneğin stalin ölünce "hüngür hüngür ağlamak geçiyor içimden/tutuyorum kendimi/aynı metanetle/seviyorum onu, mark'ı, engel'i, lenin'i/sevdiğim gibi" diye yazmıştır. ama 20. parti kongresi stalin'e dayalı kişi kültüne ve stalin'in siyasi mirasına sırt dönünce "taştandı, tunçtandı alçıdandı, kağıttandı iki santimden yedi metreye kadar/ yok oldu bir sabah/yok oldu çizmesi meydanlardan/gölgesi ağaçlarımızın üstünden/çorbamızdan bıyığı/odalarımızdan gözleri/ve kalktı göğsümüzden baskısı binlerce ton taşın tuncun alçının ve kağıdın... " diye de yazabilmiştir.

    sonuçta kuvayı milliye destanı bu büyük ozanın cezaevinde yazdığı bir başyapıttır ve evet bu destanın bir bölümünde mustafa kemal güzellemesi mevcuttur. lakin suphiler'i anlattığı tartışmalı şiir ise hiç hak etmedikleri halde katledilmiş aydın, komunist, savunmasız mustafa suphi/ethem nejat gibi vatanseverlere duyduğu acıyla kaleme alınmıştır...

    kurtuluş savaşı'na ilişkin önemini ve değerini teslim ettiği bir tarihi kişiliğin sınıfsal durumuna vurguyla başka bir tarihsel hadiseye ilişkin konumunu elbette şair tenkit edebilir. hangi insan klasik dönem fransız edebiyatı'nda olduğu gibi salt "iyilik" ya da salt "menfilik" timsali olabilir ki?

    ve beğenirsiniz yahut beğenmezsiniz lakin marksist teoriye göre, mustafa kemal burjuva devrimcisidir. proleter, köylü, tarım emekçisi vs. değildir. mustafa kemal'in profesyonel devrimci olmadan önceki mesleği askerliktir. asker diye bir sınıf marksizmde mevcut değildir. asker ancak iktidardaki sınıfın silahlı gücüdür.

    her ne kadar türkiye (ve azgelişmiş tüm ülkeler) marksizmin 5 aşamalı klasik toplumsal gelişim şemasına uymasa da geniş anlamıyla burjuvazi aristokrasi ve feodalite egemenliği sonrası toplumda söz sahibi olan mülk sahiplerini ifade ettiğinden mustafa kemal ve ekibi burjuvadır.

    mustafa kemal devrimi'nden sonra mebuslara ve tbmm hükümetine ilişkin kayıtlar incelendiğinde görüleceği üzere, iktidara gelen askerler küçük burjuva ağırlıklı olmak üzere aydınlar, toprak ve nüfus sahipleri ve aristokrasi artığı entelektüellerdir. kimse/hiçbir emekçi fabrikalardan çıkıp ya da köyde çapasını bırakıp gelip devlet yönetmemiştir sonuçta. (sanki sovyetler'de ya da çin'de herhangi bir devirde devleti işçiler mi yönetti? sadece birileri onlar adına yönettiğini iddia etti ayrı konu..).
  • (bkz: mustafa suphi)
  • omzuna binenin kim olduğu belirsiz kalmış olan ve virgülsüz yazıldığı için tamlama sanılan sanal tamlama. kötü niyetli kişilerce nazım hikmet'i karalamak için kullanılagelmiştir. kim burjuva kemal'in omzuna binmiştir?? bir zahmet bunu cevaplayıverin, iyi niyetinize inanayım.