şükela:  tümü | bugün
143 entry daha
  • katip arzuhalim dışında neşe karaböcek yorumuyla yali yalinin de çınladığı festival olmuştur bu sene. hem de robot heart'ta! ilk gidişim olduğu için onlarca eksik ve yine onlarca fazlalıkla gittiğim, ben neye uğradığımı anlayamadan biten, insanlığa inancımı bir nebze de olsa artıran bir garip oluşum. insanlara burning mani anlatmak, daha doğrusu insanların burning mani oraya gitmeden anlaması ne yazık ki mümkün değil. hakkında bir sürü şey okuduğum halde ben de gidene kadar ne olduğunu bilmiyordum, bilmiyormuşum. 10 temel prensibine göz atarak biraz fikir sahibi olmak mümkün, ama kavramlar ve kelimelerle bu büyülü dünyayı tarif etmek...sanmıyorum yetebileceğini :)
    prensiplere gelecek olursak; kendinizi evinizde ve birşeylerin parçası hissetmenizi sağlayan, hatta solo katılımcıların belki de daha dolu bir deneyim yaşamasının önünü açabilecek radical inclusion, ağzınıza sıçan ama sizi güçlendiren radical self reliance, takas olduğu zannedilen ama aslı karşılıksız olarak vermek olan gifting, ortamda moop (matter out of space), yani oraya ait olmayan bir şey bırakmamak anlamına gelen ve sapına kadar, çılgınca uygulanan leaving no trace bu on prensipten birkaçı.
    en duyarsız, umursamaz, hatta aşağılık insanı bile, geçici olarak dahi olsa dönüştürme gücüne sahip bir yer burası. giden insanlar mükemmel ya da üstün değil, ama burada oldukları süre boyunca belki de kendilerinin daha iyi, hatta en iyi versionları. işin en can alıcı ve etkileyici kısmı ise bu dönüşümün tamamen samimi olması. gerçek olması. doğal olması.
    işin eğlence, müzik ve sanat boyutuna değinmiyorum bile. yedinci kez katılan birinin bana son gün söylediği şu cümleyi paylaşıyorum sadece; "her sene döndükten sonra burning mani googlelıyorum, ve o sene belki de festivalin %90'ından fazlasını görmediğimi fark ediyorum." burning man hepsini göremeyeceğin kadar çok sanat eserini, hepsini dinleyemeyeceğin kadar çok müziği, hepsine katılamayacağın kadar çok partiyi içinde barındırıyor. burning man kazan sen kepçe, alabildiğin kadarını almaya çalışıyorsun işte!