şükela:  tümü | bugün
  • bursa otogarında indim. yakınlarda bi otomattan tek kullanımlık otobüs bileti aldım ve 4 lira verdim.
    içim gitti sözlük :(
    otobüs bileti 4 lira olur mu?
  • imax'i olmayan şehir. evet neredeyse tüm büyük şehirlerde olmasına rağmen, bu şehirde yok. marka avm'ye gelecek diyorlar ama bakalım.

    şimdilik şu şekildeyiz bursa'da yaşayanlar olarak.

    edit: bekledik bunu çok bekledik. geldi sonunda.
  • avm’lerine araçla giriş özellikle pazar günleri ve kış döneminde işkence haline geliyor. bursa halkı kış döneminde hafta sonları gezme yeri olarak avm’leri benimsediğinden içerisi de çok kalabalık oluyor, adım atmak zorlaşıyor.

    işiniz, acil almanız gereken bir şeyler varsa resmen sabır testinden geçiyorsunuz.
  • öğrencilik yıllarımın geçtiği türkiye'nin dördüncü büyük kenti. nilüfer ilçesine bağlı görükle öğrencilerin mezun olmadan önce ayrılmak istediği mezun olduktan sonra özlediği hayatın basit yaşandığı en güzel bölgesidir.
  • bu şehirde her şey değişti. hiçbir şey eskisi gibi değil. eskiden mavi minibüsler vardı mesela, artık yok. altıparmak meydanı'nda tuhaf bir heykel vardı, o da yok. çarşamba, çekirge gibi nezih semtlerde latin alfabeyle yazılmış türkçe tabelalar vardı şimdi gün geçtikçe arapça'ya dönüşüyorlar. 2 yıl kadar önce maksem'e gittim. oradaki bir ilköğretim okulundan mezun olmuştum 2002 yılında. okulum zaten değişmiş de erkek lisesi'ne bakayım dedim, ulan o bile değişmiş. tuhaf bir yapıya dönüşmüş.

    koza han hep aynı ama insanların tipleri çok çok değişmiş. pirinç han'a da en son 2006 yılında gitmiştim, daha o yıllarda bile tarihi bir mekan yeşil halıyla kaplıydı ve "cıstak, cıstak" tarzı müzikler çalıyordu.

    şimdilerde fsm denilen yerin arka taraflarında liseden arkadaşlarımla buluşurduk. kafa çekip dururduk. bizim saatlerce oturduğumuz kırsal yerler gözümün önünde güvenlik görevlisi olan sitelere dönüştü, değişti.

    beşyol civarında bir esnaf tanıdığa uğrayayım dedim. giderken de "belki de 40 yıldır değişmeyen tek yer orası." diyordum. gidince gördüm ki orası bile değişmiş. geniş bir yol yapmışlar. vızır vızır araçların geçtiği ama ruhsuz bir yol.

    değişmeyen ne var acaba diye düşündüm. sanırım otomobil şeklindeki dolmuşlar. evet, eskiden bunlar tofaş'tı. şimdilerde albea, dacia olarak değişmişler ama şoförler sanki çocukluğumdan beri aynı gibi. ne bileyim, güzergahlar falan hep aynı. sırf bu yüzden, canımsın heykel - çekirge hattı.
  • fetret devrinde şehirlerini işgal etmek isteyen yıldırım bayezid'in oğullarına itaat etmedikleri için harap edilmiştir. bu yüzden aynı sonu yaşamamak için ıı. bayezid- cem savaşında tarafsız kaldılar. ancak cem sultan'a eğilimli bulunuyorlardı. cem savaşı kazanınca 18 sürecek saltanatını burada ilan etti.
  • bugün yaşadığım bir olayı paylaşmak isterim.

    bir elimde ağır bir laptop bir elimde ekmek ve market poşetleri ile sabah 7 den beri ayakta ve yorgun bir şekilde minibüse bindim. allahım nolur bos koltuk vardır dedim ve buldum direk çöktüm. o sırada minibüsün ön kısımlarında 3-4 kişi de vardı. dedim oturayım sonra ücreti veririm. benden sonra gelen 26 yaşlarında bi pic önümde dikiliyor.

    hocam şuradan bir öğrenci uzatır misin dedim ama kan ter içinde ellerimde malzemelerle zor çıkarttım o parayı cepten. ne dese beğenirsiniz ? senin paranı ben neden uzatıyorum kardeşim git kendin uzat yaşlı gibi geçmiş oturmuşsun bi de diyor. gel de delirme. minibüste toplasan 3 yaşlı 2 kadın oturan var gerisi benim yas çevrem.

    çok büyük fedakarlık istedim aynen dostum kusura bakma dedim rica ederim diyor bi de.

    ineceğim yere gelince o eşyalarla one doğru gidiyorum ama o kalabalığı yarıp o parayı vermem mucize. tam kapının önüne geldim şoföre uzanmam lazim mümkün değil. adamin omzuna dokundum abi şoföre uzatır misin dedim. geç kendin ver ineceğin yere kadar gelmişsin senin paranı ben neden vereyim diyor.

    indim ve soylene soylene kendimi yedim. lan bu şehir çok kalabalıklaştı diye mi böyle andavallarla doldu yoksa ben mi uzun zamandır dışarı çıkmıyorum ? ellerim dolu lan ellerim. ayakta tutunacak yerim yok içinden mi geceyim kolum mu yetişir oraya.

    harbiden çok sikik bir şehir oldu burası. bu arada o ilk bahsettigim ve tüm yol ister istemez gözüme çarpan şekilde insta dan onlarca kıza dm atan orospu çocuğu. seni doğuran anayı sikeyim. amina kodumun çıkarttığı.

    o kadar sinirliyim ki hala sinirim geçmedi. bugün yüksek ihtisas kavşağından teleferik minibüsüne binen o orospunun sıçtığı umarım bunu okur. amina kodumun abaza gavatı. millete toplum içinde ahlak dersi vereceğine kendine bak. dalyarak oğlu dalyarak.
  • öncelikle güzel ülkemin bütün şehirleri zariftir ve değerlidir ama bursa için bunu diyemiceğim böyle şehrin ta amk

    balıkesirde sokak müziği yapan topluluğuz değişiklik olsun diye hafta sonu bursaya gidip orda müzik yapmak istedik gittik ne gördük şehirde bi adet sanat sokağı bile yok 3 yerden kaldırıldık(zabıtaları ayrı bi sinir).insanlarına bişi diyemiyorum zaten her oturuşumuzda esnaflardan elektrik rica ettik gelen tersledi giden tersledi.böyle bir şehir ne gördüm ne duydum en sonunda zabıtaların mesai saatlerinin bitmesini bekledik akşam 7 gibi bi meydanda çaldık elektiriği bir büfeden zar zor alabildik.

    bu şehirde yaşayıp müzik ile ilgilenen arkadaşlara kolaylıklar diliyorum işiniz çok zor ha iyi insanlar var elbet ama bursa insanlarının çoğu katı onu öğrenmiş oldum ben
  • hayret dün geceden beri kimse "lodos" tan bahsetmemiş. halbuki hala devam eden ve ortalığı kasıp kavuran, insanı artık çıldırtmak üzere olan bir lodosu var bu şehrin.
    lodosla tanışmadan önce kuzey avrupa insanın intihara meyilli olması gibi nedenleri anlayamıyor, bunu saçma buluyordum.
    ancak tek bir lodos bile bu adamları anlamama yetiyor. yılda en az üç dert kere balkondan atlamak, toprağın içine girmek, ilaçlı gazoz içmek istiyor ve bu insanı çıldırtan lodos sesine çare arıyorum.
    psikolojik etkileri bir yana, verdiği maddi hasarı söylemiyorum bile.
    her otuz saniyede yağmur duasına çıkıyorum artık.
    yağsa da mübarek, kesse çilelerimizi.