şükela:  tümü | bugün
  • az bulunur dünya lezzetlerinden simitleri yaypıp satan mekan.

    susam hassasiyeti olan, mideleri yakan susamları bile görmemezlikten getiren simitleri satan mekan.

    lan olm

    bursa simidini seviyorsun, özlemişsin bir tane ye de mi?
    yok
    bursa simidini çok seviyorsun, çok özlemişsin iki tane ye de mi?

    ne halt etmeye dört tane yersin ki ayaküstü

    yuh öküz,
    yok sonra midem yanıyor, susam bana yaramıyor

    lan ama
    yok yansın anasını satayım
    ayşegül aldinç'in dediği gibi

    "olsun ama olsun pişman değilim
    zaten ben bunları anı olsun diye yaşadım"

    ruhu ş'ad olsun abdal efendinin.

    ha bir de tahinli pideleri - ki ona taanlı pide deriz biz- vardır
    yoğurtlu çörekleri felan

    ne yazsam ne çizsem az.

    http://www.dijimecmua.com/…ini-sahibi-resul-sahin-/

    ondan sonra diyorlar ki; şehir faşisti misin ? evet lan nasıl olmayayaım.

    edit : adres

    adres, öyle bildiğin posta adresi yok, haşim işcan caddesi'nin sonunda kime sorsanız tarif eder

    edemezse zaten kaybolmuştur. herkes bilir.
  • okuyunca çocukluğum aklıma geldi ve hala var mı o fırın yaa diye düşündüm. bursa efsanesidir, az kişi bilir.
  • en son yaklasik olarak 15 yil once yolumun dustugu bir bursa efsanesidir kendisi. 2 simit bir eker ayran yuvarlamistim hemen karsisindaki caminin onunde. bir yaz mevsimiydi. yaslandim, ozledim bursayi ve kendisini...
  • bursa büyük şehir belediyesince son 3-4 yıldır yürütülmekte olan, tarihi hanlar, hamamlar ve camilerin göz önüne çıkarılması projesince yok edilmiş belki de bursa'nın en iyi fırınıdır(fırınıydı). bu çalışmalar içerisinde abdal fırını, bulunduğu konum olarak yakınındaki yerleri kapattığı için yıkıldıydı. tekrar açılacak dendi. epey bir süre yıkıktı. yerine başka bir bina gibi bir şey yaptılar ve oraya fırın açıldı ama bizim bildiğimiz fırınla alakası yoktu. zaten çalışanlar da bildiğimiz elemanlar değildi. sanırım yakın bir zaman önce tamamen kapandı gitti. tarihi eserleri göz önüne çıkarılım derken bursa bir değerini de kaybetmiş oldu.

    ama hatıraları güzeldi gerçekten. evim yürüyüş mesafesi için çok yakın sayılmasa da, çocukken arkadaşlarla toplanır giderdik. her daim taze simit bulunurdu ama esas olayı tahinli pidesiydi. tahinlinin fırından çıkış saatlerini öğrenmiştik de, bacak kadar veletler sokak çetesi kıvamında tahinli almaya giderdik. o zamanki dayılar artık bizi tanımış, bir iki simit de ikram ederlerdi. paramız tahinliye yetmezse gider simit alırdık.

    kapandı, yazık oldu. etraf fırın dolu tabi, çoğu da güzel ürün yapıyor ama hiç birinin hatırası olmaması yüzünden yeri doldurulamıycak.
  • yıllar sonra ilk defa geçen hafta gidip tahinli pidesini yediğim fırın. bir kez daha bursa'nın en iyi fırını olduğunu fark ettim, gitmediğim, üşendiğim zamanları ise aptallık olarak addediyorum.
  • bak şimdi sevgili sözlük,,

    ben küçük bir kız çocuğu iken, * biraz da büyüdüm ben ısrarı ile, servisten kurtulmuş, okula yürüyerek gitmeye karar vermiş ve bizimkileri de buna ikna etmiştim. okuldan ve mahalleden ortak arkadaşım olan hilal ile birlikte okula yürüyerek gidip geliyorduk uslu uslu. en büyük keyiflerimizden biri sabahları abdal'dan tahanlı pide yahut simit almak, kız lisesinin bahçesinde şimşirlerin arasındaki banklarda onu mideye lüpletmekti. bayılırdık iki kız buna, kıkır kıkır böyle oh mis...

    sonra ben genç kız oldum, bu abdal tüm ihtişamı ile orada durmaya ve sıcak sıcak simit satmaya devam etti. bu kez de arada sırada annemin habersiz gelen misafirlerine hizmet etti. koştur koştur oradan simit aldığımı eve anneme götürdüğümü hatırlarım sıcak sıcak.

    geçtiğimiz yıllarda aklıma geldi, malum artık çoluğa çocuğa karıştık, dur yahu dedim, abdal'dan alsak ya simit, benim minnolarda yese, kocam kapandı hayatım orası dedi, üzüldüm pek tabi. öğrendim ki tadilat varmış binada açılacakmış. açılır açılmaz bir uğramaya karar verdim.

    bu bahar benim minnoları da alıp hususi simit yemeye abdal'a gittim. hemen önüne bir çay içme yeri yapmışlar, girdik sıraya aldık simitleri, birer de çay söyledik, böyle nostalji pek keyifli oldu. çay getiren abla çocukları sevince bir sohbet başladı tabi,,

    öğrendim ki orada çay getiren abla taa her gün misi'den -evet misi köyü- buraya çalışmaya geliyormuş, çocuk okutuyormuş, elhamdülillah sigortası da varmış bu işin, daha evvel tekstilde sigortasız çalışmış abla, patronu bu-kartına gidiş dönüş bilet parası da veriyormuş, devir artık çalışma devriymiş, öncedenmiş tek maaşın yettiği yıllar. abla dedim yaş kaç, 72'liyim dedi,

    ben böyle ne desem,
    çay da var artık orada çay da.
  • bursa ördekli kültür merkezi nin önünde ki yolun karşısında demirtaşpaşa metro istasyonun dibindedir.

    google maps şeysi
  • sabahın köründe kapılarını aşındırdık, pazar günü olmasına rağmen epey müşterisi vardı. piyasanın neredeyse yarı fiyatına simit satıyor olmaları şahane ancak eski bursa simidini burada da bulamamak boynumu büktü. biraz fazla ince ve dolayısıyla sert, kuru. bir de şekerli gibi tadı. simidi bana hitap etmedi lakin tahinlisi on numara beş yıldız. yediğim en iyi tahinliydi. hamuru yumuşacık, tahini lezzetli, şeker oranı ise mikkemmeldi.

    neyse ki yolumun üzerinde değil de bir süredir kestiğim beyaz un beyaz şekeri bir defaya mahsus yemiş oldum. daha da öteki tahinlilerin yüzüne dönüp bakmam herhalde.
  • bugünlerde bursa'ya dair özlenen şeylerin başında geliyor. izmir'de gevrek denen şeyin midemde yarattığı eşsiz yangının bu özlemle hiçbir alakası yok evet neden olsun?

    o tarihi fırının hemen yanıbaşında başka bir fırın var. tam caminin karşısında. hah işte, orası daha harika aslında. o minik simit ve tahanlılar nasıl da şirindir, nasıl da yenir... ama illaki yanında bir dost muhabbetiyle çay şart...
    **