şükela:  tümü | bugün
  • tanınmış romancı, tiyatro yazarı ve senarist irwin shaw'un savaş ve militarizm karşıtı etkileyici tiyatro oyunu.

    bir savaşta ölen altı askerin gömülmeyi reddetmesiyle gelişen olayları konu alan bu oyun, coşkun büktel tarafından "ölüleri gömün" adıyla türkçeye çevrilmiş ve büktel'in "eleştiren oyunlar" (dramatik yayınlar, istanbul 1998) adını verdiği tiyatro oyunları antolojisinde yayımlanmıştır.

    ölüleri gömün'ün çevirmeni büktel bu oyunu okurlara şu ifadelerle sunmuş:

    "best seller romanlar yazarı irwin shaw’un, ilk ve en çarpıcı eseri. 1936’da, henüz 23 yaşında ve henüz ideallerini kaybetmemiş olan genç shaw’un heyecanı, samimiyeti, keskinliği ve uzlaşmaz şiddeti, bu oyuna damgasını öylesine vuruyor ve ele aldığı temayı öylesine benzersiz biçimde etkili kılıyor ki; ölüleri gömün, savaşı ve miltarizmi destekleyenlere karşı dünya tiyatro repertuarında yer alan en yaratıcı, en sarsıcı, en vurucu, en soylu cevap oluyor."
  • şakir gürzumar ın yönetiminde çok yakında istanbul devlet tiyatrolarında sahnelenecek oyun.
  • bugün cevahirde prömiyeri gerçekleşen oyun. görmeye değer birçok şey var oyunda eksiklerle birlikte ama etkileyici bir biçimde sahnelenmiş.. yazılacak çok şey var ama zaman yok.. yanlış bilmiyorsam toplam 3 kere sahnelenecek, kaçırmayın derim.
  • türkçe çeviriden midir nedir bilmem bana fena halde zorlama veya yapmacık gelen diyaloglarla dolu olan, sahne dekoru, ışık,kostümler ve makyaj süper ama müziklerini başarısız bulduğum, senaryosu ilgi çekici fakat yer yer gereğinden fazla uzamış tiratlarla insanı bayabilen, göreselliğin ve oyunculuk kalitesinin hikayenin önünde yer aldığı oyun.
  • müsamerenin azıcık üstünde bir genel performans arasında "fulya ceylan aksütlü" ve "musa uzunlar" ın birer yıldız gibi parladığı oyun. kötü dekor, kötü müzik, fazlasıyla büyük ve yapmacık oyunculuklar, bire bir çevirisi ile dili oturmamış oyunun ilerleyen zamanlarda oturmasını ummaktan başka çare yok.
  • türkiye'de ilk olarak 1998 yılında yüo tarafından oynanmıştır.
  • --- spoiler ---

    martha: bir şey söyle...bir şey söyle...orda öyle durma, tüylerim ürperiyor sen orda öyle durdukça, o görünüşünle. canlı olduğun zaman yeterince kötüydü, benimle konuşmazdın, bana daima yolunda bir engelmişim gibi bakardın. başını sallama biliyorum. mutlu olduğun tek şey cumartesi akşamları o 3-5 serseriyle birlikte içtiğin biralardan ibaret. mutluydun o zamanlar, ama kendi evinde mutlu değildin, benim yanımda mutlu değildin. söylemesende bunu biliyorum. her neyse bende mutlu değildim.
    güneşin yılda üç kez bile vurmadığı kahrolası 3 tane oda içinde yaşamak, hamamböceklerinin duvarlarda piknik yaptığını seyretmek. mutlu! haftada 18 dolar 50 sent. elinden gelen! 18-50! tereyağının tadını unuttum. 18 dolar 50 sent! süt tozu, yılda bir kez bir çift ayakkabı, çürümüş et! tanrım nasılda nefret ederim çürümüş etten! 18-50! herşeyden korkarsın, ev sahibinden, gaz şirketinden, acaba bu ay hamile kaldım mı diye ödün kopar!!!! niye bir bebek doğurmamam gereksin? kim söylüyor bir bebek doğurmamam gerektiğini?! niye?
    18 dolar elli sent! bebek yok!

    bir evde çocuk olmalı, ama o ev dolu bir buzdolabına sahip temiz bir ev olmalı! niye benim çocuk doğurmamam gereksin? diğer insanlar doğuruyor, şimdi bile, savaş zamanında diğer insanlar çocuk doğuruyor. onlar takvimden kopardıkları her yaprakla birlikte ciltelerinin biraz daha kırıştığını hissetmek zorunda kalmıyorlar. sağlıklı ambulanslarda, güzel hastahanelere gidip, bebeklerini renkli çarşaflar arasına doğuruyorlar! onlarda tanrının sevdiği ne var ki tanrı onlar için bebek doğurmayı bu kadar kolay kılıyor?

    18 dolar 50 sentle hiçbirşey söylemeden yaşıyor, sonra seni öldürdükleri zaman ayağa kalkıyorsun, seni ahmak.

    gitmek zorunda kaldın ve beni bütün bunlarla başbaşa bıraktın! savaşın benimle ne ilgisi var ki, geceleri tek kelime etmeden oturmak zorunda olayım? savaşın seninle ne ilgisi var ki gitmek zorunda kaldın?

    --- spoiler ---
  • "...shaw’un oyununun leitmotifi (ana teması) açık ve kesindir: başkalarının savaşını yürüten ve buna hayır demeyen dirilere karşı ölülerin ayaklanışını ve gömülmeyi reddedişlerini anlatır. shaw’un oyununda savaş kapitalistlerin çıkarları uğruna yürütülmektedir. generaller ve medya onların emrinde, onların işini görmektedir.

    örneğin iki kapitalist, gömülmeyi reddeden ölülerin icabına bakmayı bilmeyen generaller için, “bunlar bizim emrimizde değil mi? niye para veriyoruz onlara?” derler. basının gerçekleri yazmasının infiale yol açacağını bildiklerinden, ölülerin gömülmeyi reddettikleri haberini, “savaşı zaferle sonlandırana kadar ölülerimiz bile gömülmeyi reddediyor” manşetiyle yayınlatırlar!

    ama mızrak çuvala sığmaz. ölülerin neden gömülmeyi reddettikleri açıktır: diriler savaşa karşı çıkmadıkları için ölüler karşı çıkmaktadır. gömülmeyi reddeden altı askerin hikayesinin ardından ölü ve diri askerler silahlarını artık “düşman” askerlerine değil, tam da karl liebknecht’in tembihlediği gibi, kendi komutanlarına doğrulturlar.

    shaw’un pasifist bir mesaj vermiyor olması önemlidir. silahlar ve savaşı reddetme konusunda geleneksel pasifist tutum, “süngüleri (ya da silahları) toprağa saplamak” şiarında cisimleşmiştir. savaşın nedenlerini ve çıkar sahiplerinin kim olduğunu anlayamamaktan ya da anlamak istememekten kaynaklı bu yanlış görüş üniformalı işçi ve emekçileri olsa olsa uysal kuzulardan huysuz kuzulara dönüştürür. oysa silahları kendi burjuvalarına (üniformalı ya da üniformasız) doğrultmak yalnızca savaşı değil, savaşın nedenlerini, temelini de ortadan kaldırmayı sağlar: kapitalizm..."
    http://www.militan.net/?p=2441