şükela:  tümü | bugün
  • çıkış noktası / amacı; bireysel eğitimin önemi vurgulanarak 3-5-7-9-12 kişilik sınıflarda birebir eğitim olanağı sağlayan, kitle dershanelerine alternatif, öğrenci merkezli eğitimin amaçlandığı yeni öğretim merkezleri..

    butik dershane tercih edilirken dikkat edilecek noktalar.

    -siz bu dershaneyi kitle dershanelerinden farklı olarak bireysel eğitimleri için tercih ediyorsunuz, asla meb tadında sınıfları olmaz, 3-5 kişiyle ders yapmak bazen sıkıcı olabilir.

    -kayıt yaptırmadan önce mutlaka ve mutlaka iki üç gün deneme yayını yapın, önemli derslerin hocalarını derste görmedan asla kayıt yaptırmayın.

    -öğrencinin halinden öğrenci anlar ve idealistse beklentilerinizde doğru orantıdadır, mutlaka eski öğrencilerinden dershane hakkında bilgi alın.

    -yönetimin "deneyimli" öğretmen nutuklarını ve "biz öğrenci başarısını dikkate alan bir kurumuz, bizim için maddi beklentilerden çook öğrenci başarı/memnuyeti gelir" sözlerine ikiyüz metre kadar mesafeli olun.

    -odtü / boğaziçi gibi etiket üniversiterlerden mezun hocalar, sayısal alanda ülke çapında önemli başarılara imza atmış olmaları onları iyi birer "öğretmen" yaptığını göstermez, sakın aldanmayın..(bilmek ve anlatabilmek çok farklı, bildiğini anlatamayan hocayla kabus dolu günler geçebilir)

    -fiyat konusunda kitle dershanelerine göre yüksek oluyorlar, ama pazarlık payı her daim var.

    -test yayını yaptınız, eski öğrencileriyle görüşleriniz vs.. sizi tatmin etti ve kayıt yaptırdınız, mümkünse nakit ödeme / kredi kartıyla taksitlendirme yapmayın (beklediğiniz gibi olmazsa çıkarken almayacağnız derslerin ücretini ödetmesinler, sorun çıkarırlarsa mağdur edildiğiniz için il/ilçe millli eğitime başvurup tek kuruş ödememe gibi bir şansınız var)

    -ilk iki ay da düzensiz ders programı, birebir soru çözümlerinde aksaklıklar, öğretmenlerde değişim (ilerisi için;5 ayda 4 coğrafyacı) vs.. sakın düzelir diye beklemeyin hemen çıkın, çünkü asla düzelmez.

    eğitim sisteminin çarpıklığından dem vurmak, dershaneleri döner sermaye olduğu gerçeğini bilmek sizi dershaneden muaf tutmuyor bir şekilde mutlaka yolunuz kesişiyor. idelalleriniz sizi her yaş ve statüde dershaneye bağımlı kılıyor, bu bağlanışın "kör idealizm" olmaması için dershane seçimi önemli.
  • alsancak'ta var bunlardan.

    hani şu, apartman dairesini dersane yapan tüccarların açtıklarından...

    (bkz: ben bugün bunu gördüm)
  • her sınıfın farklı bir renkte/konseptte olduğu dershane *
  • benim için tanımı "çok para verilenin iyi olacağı algısına sahip ve 'çocuğumuz için en iyisini yapalım' zihniyetindeki velilerin yaptığı en büyük yanlış seçim." şeklindedir. neden yanlış bir seçim sorusunun birçok cevabı var ama uzun ve tartışmalıdır. yine de en önemlisini yazayım da belki bir iki genç arkadaşımızı kurtarırım.

    bilgi durağan değildir, sürekli gelişim -bazen de değişim- gösterir. butik dershanelerde her bir branştan bir en fazla iki öğretmen bulunur ki bu kişiler hem derslere girer, hem de deneme sınavlarını hazırlarlar. yanlış bildiklerinin yanlış olduğunu hiçbir zaman fark edemezler çünkü bilgilerini paylaşıp, kendilerini geliştirebilecekleri bir meslektaş ortamı yoktur. bu yanlış bilgileri öğrenciye aktarmakla kalmayıp yine kendi hazırladıkları deneme sınavlarıyla da öğrencilerin yanlışlarını pekiştirirler. ne kadar profesyonel olursa olsun her insan bazı şeyleri yanlış bilebilir, öss gibi ciddi bir sınava hazırlanırken böylesi yanılgılar kabul edilebilir değildir.

    büyük kitle dershanelerindeki öğretmenler dört bir koldan değişik bakış açılarıyla yeni sorular üretirken butik dershane öğrencileri yalnızca oradaki öğretmenin bakış açısından öğrendikleri konuda değişik bir soruyla karşılaşınca afallamaları neredeyse kaçınılmazdır. öss'de başarılı olmak hem hız hem mantık gerektirdiğinden değişik bakış açıları kazanmak bence öss öğrencisinin yapabileceği en akıllıca şeydir ki tam da bu noktada butik dershaneler sınıfta kalır.
  • insanin kendine yakışan soruyu çözmesidir.
  • mesela bagdat caddesindeyse, 7nci sınıftaki bir ögrencinin 16bin tl ye kaydolabilecegi bir dersanedir.

    o paraya deger mi derseniz; birincisi, zaten cadde ahalisinin lafını bile yapmayacagı bir miktardır bu. ikincisi, artık ögretmenleri ben degilim, degmez.
  • bu işe gireyim diyorum ben bir yandan da çalışırken yabancı dil için, eşe dosta istihdam sağlarım hem.

    3 artı 1 bir ev tutarım, ikiçeşmelikten krem rengi falan çakma deri koltuk, kitaplıkla doldururum salonu, minik ağaç, bambu gibi bitkilerle de iç açarım. mutfağa da kahve makinası, çay makinası, mikrodalga, yemek masası, hazırda hep kekimiz, kahvemiz olur. öğrenciler de yer içer bazen, zaten ne kadar yiyebilecekler? odalara da masa, tahta, bilgisayar, internet, birer de projektör, kenara da süper olmayan ama iş gören üç beş dizüstü atarım öğrenciler için; bu teknoloji dershanelerin hatta okulların bile çoğunda yok, malesef ciddiyim. duvarlara haritalar, posterler, motivasyon yazıları, komiklikler... 4 kişiyi de işe alırım, biri asistan, sekreter değil ama üzülüyor sonra. sınıflar da maksimum üç kişilik olur, günde dört set ikişer saat ders. haftada altı günden 48 saat. hoca başı 16 saat yani haftada. ders ücreti bir set için 75 lira olsa, ucuzundan, günde 900, haftada 5400, ayda 21.600 yapıyor hedef öğrenci sayısına ulaşırsak.

    iyi bir insan olduğum için asistana 1600 verdim, bu maaşla artık kendisine asistınt menecır da diyebiliriz artık. hocalara da 2000-2500 arası, izmir'de 16 saate, şu caanım iş ortamında bu parayı alan varsa gelsin beni görsün zaten. 10000 liranın da 4000 lirası masrafa gitse, bana 6000 kalıyor, hadi 5000 kalsın, çünkü bu esnada çok da çalışmıyorum fark ettiyseniz. programları asistan hazırlıyor, ders içeriğini hocalarla belirliyoruz öğrencisine göre, zaten iş gereği bilgili olduğum alanlar, kaynak sıkıntısı da yok, o konuda da rahatım. vergi işlerini de muhasebecim yapıyor.
    yer olarak bostanlı olabilir, eve de yakın hem. alanında ilk yazılı zımbırtılar hazırlar, bedava seviye sınavları falan yapar, küçük bilgi kitapçıkları bastırırım fiil çekimleri, en çok kullanılan 500 kelime, günlük cümleler tadında ilk başta. kendimize elit bir hava veririz, biz bu işin ustasıyız, sizler için size yakışan yani en iyisi atmosferi de yaratırız. ilk bir kaç ay zorlanacağız tabi ama olur gibi sanki.

    ingilizceyle başlarım iyi yerlerden mezun, tecrübeli, nasıl iş yaptığını bildiğim bir sürü insan var, iyi giderse kazanırsak ders sayısını arttırır yabancı hoca da ayarlarım. zamanla italyanca, ispanyolcaya da geçerim, onların da hocası hazır. kötü giderse derslere girerim çalışan sayısını azaltıp, olmadı pılıyı pırtıyı toplar sattığımı satar, kalanı evime yığarım, n'apayım.

    geyik yapıyordum ama birden çok mantıklı geldi, ne yalan söyleyeyim.

    (bkz: hesaplayan adamlar)
  • dershane birincisine 60.000 tl lik mini cooper veriyorsa "orada ne oluyor amına koyyim.." denilecek dershane türüdür..
  • tüm dershaneler gibi utanç kaynağıdır. devletin vermesi gereken eğitimi dershaneler tomarla para karşılığında verdiğinden bunların butik olanları 30 tl lik t-shirtü 250 ye satan butikten farklı değildir. ailesini seven öğrenci dershanelerin tuzağına düşmesin otursun konu anlatımlı kitaplara calışsın televizyona bağımlı olmasın yazın aylak aylak çok gezmesin otursun öncelikle matematiğini fullesin, iyi bi anadolu lisesi kazanmaya çalışsın daha çok çalışsın zaten öss*ye hazırlanırken dershanelerin çoğu onu kapmak için burslu çağıracaklardır. ve şimdi onlar düşünsün