şükela:  tümü | bugün
  • boku yedik demenin terbiyeli yoludur, güzel laftır.
  • devir,osmanli padisahi dorduncu murat zamani ;
    icki ,tutun,enfiye,esrar ,afyon ,anlayacaginiz keyif verici hersey yasak.ayrica gunes battiktan sonra fenersiz dolasmakta yasak .
    uyulmamasi durumunda ferman bellidir.
    tez kafasi vurula ...

    " tebaam yasaklarima uyuyor mu acep" diye.
    asayisten sorumlu gorevliler haricinde, sultan murat yanina iki yeniceri alip, tebdil-i kiyafet ,istanbul gece hayatini kolacan edermis.
    yine boyle bir denetim gecesinde dorduncu murat'in yolu, galata'da perdeleri cekilmis bir sote mekana dusuyor.
    manzara vahim.
    icersi dumandan secilmiyor,kimi sarap iciyor,kimi enfiye cekiyor,esrar icenler ,kumar oynayanlar..
    yeni gelen bu yabancilarin farkina ilk varan ,yakin masadaki bir efendi ,gozlerinde alev sacan ifadelerle, etrafi kolacan eden padisahi ,tebdil-i kiyafeti icinde dahi olsa tanir.
    yavasca ayaga kalkar ve icerdekilere donup ,yuksek bir sesle:
    " ey cemaat-i muslumin ,buyrun cenaze namazina" der.
    bu nuktedanlik ,padisahin cok hosuna gider ve icerdekiler affedilir.
  • birkaç değişik öyküsü olan deyim. en bilineni ve inandırıcısı şöyle;

    sultan 4. murat çok sık kıyafetlerini değiştirir tebdili kıyafet eder halk içinde denetimlere çıkarmış. çok sert uygulamalarıyla tanınmıştır. döneminde özellikle tütün yasağının çok sert şekilde uygulanmaya çalışıldığını özellikle belirtelim.

    bir keresinde de tebdil-i kıyafetle zamanın nüktedanı bekri mustafa'nın da içinde olduğu bir kayığa biner. beraber tütün içerler eğlenirler. zaman geçtikten sonra bekri mustafa sorar:

    -siz kimlerdensiniz?
    -oğuz neslindenim, der 4. murat.
    -hangi kolundansınız? sorusu gelir.
    -kayı boyundanım.
    -hangi sülaledensiniz?
    -osmanoğullarındanım!. bekri mustafa son bir soru sorar:
    -adınız?
    -murat!
    -sultanı da var mıdır? 4. murat,
    -evet sultanı da vardır, deyince bekri mustafa kayıktaki arkadaşlarına döner ve
    -buyurun cenaze namazına, der...

    kaynak*
  • laf öksüz kaldı.

    (bkz: halit akçatepe)