*

şükela:  tümü | bugün
  • üzerinde güne$in doğduğu imparatorluk*. imparatoru da güne$in oğlu olarak anılırdı.
    (bkz: rising sun)
  • 1868 deki meiji restorasyonu ndan 1947 de yerini modern japonya ya bırakana kadarki kısa ömründe büyük izler bırakmış imparatorluktur.ilk kez 1905 te ruslara karşı kazandıkları savaşla (bkz: rus japon savaşı) batının dikkatini üzerilerine çektiler ve eyvallahlarının olmamasından ötürü uzun süre uzak doğuda sömürgeleri bulunan avrupa devletlerinin kabusu olmayı başardılar.

    2.dünya savaşı esnasında mücadeleci,inançlı acımasız ordularıyla müttefiklere kan işetmiş imparatorluktur japon imparatorluğu.

    bilakis japon donanması ;pasifiklerde, singapurda ve malayada ingiltere ve amerika birleşik devletlerin donanmalarını tabiri caizse sikip atmıştır.çin de nanking katliamı ve manilada manila katliamı gibi insanlık tarihinin en vahşi katliamlarında gene japon ordusunun imzası vardır.

    altaki linkte ikinci dünya savaşı sırasında ulaştıkları en geniş sınırlar mevcut.adamlar neredeyse avusturalyayı zapt edeceklermiş görünce dibi düşüyor insanın.kore, çin, singapur, mançurya, filipinler, endonezya,malezya ve kısmen sovyet rusya yı istila etmişler.
    (bkz: http://en.wikipedia.org/…reater_japanese_empire.png)

    yanılmıyorsam almanya kayıtsız şartsız teslim olduktan yaklaşık 6 ay sonra japonya teslim olmuştur.oda 2 atom bombası yedikten ve müttefiklerin(sovyet rusya,amerika birleşik devletleri,ingiltereve avusturalya) tamamen yanlız kalan imparatorluğa dönmesinden sonra.atom bombası atılmasaydı savaşın minimum 1 sene daha uzayacağı yönünde güçlü tahminler mevcuttur.

    genel olarak kara avrupasındaki mücadelelere yoğunlaşılır ikinci dünya savaşında.imparatorluk japonyasının uzak doğuda ki inanılmaz başarısı 2.planda kalır hep.sözlüğün konuya olan ilgisi de bunun bir göstergesi zaten.

    (bkz: yamaşita tomoyuki)
    (bkz: pasifik savaşı)
  • haddinden fazla şişirilmiş her balon gibi bir süre sonra patlamıştır.

    en geniş sınırlarına ulaştığında bir tane danışman, bir tane general çıkıp da dememiş mi imparatora "ey yüceler yücesi hattori hanzo, bu ne, nasıl, neyle, hangi lojistik ile kontrol edeceğiz ebesinin damındaki bu toprakları" diye?
  • 1868-1945 yılları arasında hüküm süren imparatorluk. durumu olanlar için uzun uzun açıklayalım.

    tarihçiler için bu dönem, klasik japonya ve modern japonya arasında geçiş dönemidir. iyi analiz edildiğinde türkiye modernleşme tarihi ile ilgili de birçok şey görülebilir. özellikle benzer sorunlara karşı türk tarafının ve japon tarafının çözüm önerileri oldukça dikkat çekici. en dikkat çekici şeyse türkiye' nin başaramadığı çoğu şeyi, üstelik çok kısa sürede, japonların başardığını görmek. türkiye' nin nerede hata yaptığını merak edenler için edwin p. hoyt' un "asker bir ulusun intiharı: japonya" kitabını öneririm. aşağıda uzun uzun anlattığım "japon imparatorluğu tarihi" de çoğunlukla bu kaynaktandır.

    japonya her zaman için kapalı bir toplum olmuştur. adalarda yaşamaları, çevresiyle ilişkisini oldukça kısıtlamıştır. çin' den aldıkları yazı ve yine çin' den aldıkları budizm' i kendi kültürleriyle yoğurarak kanji(yazı sistemi) ve şintoizm' i oluşturmuşlardır. zamanla çok katı kurallar silsilesine dönecek olan kültürlerinin başlangıcı budur. bu şekilde geçen yüzyıllardan sonra sanayi devrimi ve sömürgeciliğin başlaması ile batı dünyası doğuda boy göstermeye başlamıştır. önce çin yenilmiş ve avrupalılar tarafından ortak olarak sömürülmeye başlanmıştır. ardından endonezya, burma, hindiçini aynı akıbete uğramıştır. japonya bu akıbetten kurtulmak için neler yapılabileceğini düşünmüş ve çareyi batılılaşmakta aramaya karar vermiştir. fakat bu o kadar da kolay olmamıştır. kültürlerinin dünya üzerinde en yüksek kültür olduğuna samimiyetle inanan halk batının üstünlüğünü kabul etmekte zorlanmıştır. üstelik o dönemde neredeyse zirve yapan ırkçılık, batılıların doğululara böcek gibi bakması sonucunu doğurmuştur. bu da japonlar için katlanılması zor bir durumdu.

    japonya' nın modernleşmesi öncelikle yönetim alanındadır. yüzyıllardır imparator adına yönetimi elinde bulunduran şogunluk tasfiye edilmiş ve imparator meiji mutlak iktidarı eline geçirmiştir. daha sonra anayasa yapılmış, seçime gidilmiştir. meşruti düzen sağlıklı şekilde oluşturulmuştur fakat son söz damima imparatorda olmuştur. imparator japonya' nın gelişmesi için kararlı politikalar oluşturdu. japonya' yı boydan boya dolaşan demiryolları, bunlara paralel telgraf hatları yapıldı. fransızlardan modern bir tersane kurması istendi. ama tersanenin japonların olmasında diretildi. osmanlılar ve diğerlerinin aksine bütün özelleştirmeler japonlara yapıldı. japonların olan şey yine japonlara kalıyordu. fransızlar geldiler, öğrettiler ve gittiler. japonya batılıların bütün baskılarına ustalıkla göğüs gererek yavaş yavaş onları oyunun dışına itti. öğrendiklerini yeni okullar açarak daha çok kişiye öğrettiler ve en iyi öğrencilerini birinci elden öğrenebilsinler diye avrupa' ya yolladılar. böylece teknoloji üretebilir hale geldiler. özelleştirmeler sayesinde de büyük aile şirketleri kurulmuştu. bu şirketler siyasi partilere destek vererek veya cephe alarak politikayı etkiler hale geldiler. böylece japonya için yeni bir hedef doğuyordu: sömürgecilik.

    japonya' nın bütün hedefi kirpi gibi olup sömürgecilikten uzak durmaktır. bunu da 50 yıl gibi kısa sürede başarmışlardır. ama dünyada ve ülkede gelişen olaylar bu hedefin değişmesine neden oldu. kalkınma için harcanan para, askeriyeye yapılan yatırım halkın belini büküyordu. bu dönemde pirinç yüzünden sık sık ayaklanmalar çıktı. basın sürekli kore' nin ilhakının japonya' nın bütün ekonomik sorunlarını çözeceğini söylüyordu. o anda kore, çin' in egemenliğindeydi. bir bahane bulundu ve japonya çin' e savaş açtı. japonya' nın ilerlemesini ölçmek için bundan iyi deneyim bulunamazdı. çin orduları japonya' nın 50 yıl önceki durumundaydı. japonya kısa sürede çin donanmasını mağlup etti ve kore' ye denziden yardım gelmesini engelledi. prusya tarzı eğitilmiş disiplinli orduları sayesinde kısa sürede kore' yi ele geçirdi ve çin barış istemek zorunda kaldı. japonya 50 yılda sömürülme noktasından sömürgeci devlet konumuna yükselmişti. asya' da başka hiçbir devlet bunu başaramamıştır. japonlar artık kendilerini avrupalılarla denk görüyordu.

    japonya 50 yılda sömürgeci devletlerle aynı seviyeye gelmiş ve bütün ülke gururla kasılıyorken acı mı acı bir dış politika dersi geldi. japonya' nın kendini avrupalı devletlerin seviyesine çekmesi bu devletlerin uzak doğudaki çıkarlarını tehdit etmişti. bu duruma ilk tepkiyi veren rusya oldu. japonya' ya ultimatom vererek çin-japon savaşı' nın sonucuna göre japonya' nın alması gereken liaotung yarımadasından vazgçeçmesini “tavsiye etti”. maruz kaldıkları bu aşağılanma japonları sarstı ama imparatorun da baskısıyla “enryo” kararı alındı. yani “hiddeti gizlemek ve hürmette kusur etmemek”. rusya ultimatomu verdiğinde vladivostok’ ta pasifik filosu bulunuyordu, japonya ise her ne kadar kolay kazanılmış gözükse de çin savaşı’ nın yorgunluğu içindeydi. bu olaydan sonra japonya hareket edebilmek için avrupalı devletlerin en azından bir kısmını yanına çekmesi gerektiğini anladı ve ingiltere ile ittifak anlaşması yaptı. ingiltere japonya’ yı uzak doğuda rusya’ yı dizginleyecek güç olarak görüyordu. ingiltere’ nin desteğini alan japonya tüm gücüyle savaş hazırlıklarına başladı. çin’ den alınan tazminat sayesinde donanmasını daha da güçlendirdi ve 10 yıl sonra rusya’ nın karşısına çıkmaya hazır hale geldi.

    japonların kültüründe habersiz saldırı geleneği vardır. eskiden beri samuray savaşlarında ilk darbeyi vuramayana aptal gözüyle bakılırdı. bu mantık modern japonya’ da da vardı. rusya’ ya savaş ilan etmeden saldırdı ve habersiz saldırı çok başarılı oldu. vladivostok’ taki donanma neredeyse tamamen yok edildi. japonya ancak ondan sonra savaş ilan etti. kara savaşında da japonlar üstün geldi. prusya tarzı eğitim gören askerler ağır kayıplar vermesine rağmen ilerlemeyi sürdürdüler. bütün dünya şok içindeydi. sanayi devrimi’ nden beridir ilk defa bir avrupa devleti, avrupalı olmayan bir devlete yeniliyordu. tarihte görülmemiş bir şeydi bu.

    rusya savaşı kaybetmesi halinde prestijine ağır bir darbe vurulacağını bildiği için ta baltık denizi’ ndeki donanmasını japonlarla savaşması için gönderdi. donanma neredeyse dünyanın yarısı kadar bir yolu gittikten sonra tsushima boğazı’ nda japon donanması ile karşılaştı. savaş japonların üstünlüğü ile sona erdi. rus donanması’ ndan sadece 2 gemi kaçıp kurtulmayı başarabildi. zırhlı muharebe gemileri arasındaki savaşlarda, ilk ve tek olarak sonucu bu kadar net bir savaş olmuştu. savaşı kazanan komutan olan togo japonya’ da milli kahraman ilan edildi. osmanlı imparatorluğunda da rus donanması’ nın yok edilmesi büyük sevinçle karşılandı ve o yıllarda doğan türk çocuklarının bazılarına togo ismi verildi. rusya tsushima savaşı’ ndan sonra barış istedi ve mançurya’ daki haklarından japonya lehine feragat etti. japonlar tazminat konusunda ısrar etti. böylece yeni savaş gemileri yapabileceklerdi fakat japonya’ nın bu kadar güçlenmesinden rahatsız olan amerika tazminat konusunda rusya’ yı destekledi. diğer avrupalı devletler de amerika’ nın peşinden gidince japonya tazminattan vazgeçmek zorunda kaldı. yine bir avrupalı devlet japonların hakkını çalıyordu. bu olay japonya’ daki en barışsever kişileri bile avrupaya karşı şovenist bir tavır almaya zorladı. japonya bu olaydan sonra abd’ yi “düşman” kategorisine ekledi ve askeri doktrinini buna göre düzenledi.

    kazanamadığı tazminat ülkeyi yıllarca geriye götürmüştü. siyasi durum da oldukça karışıktı. abd düşman kategorisine sokulmuştu ve abd’ yi yenebilmek için donanmada yeni bir yaklaşıma ihtiyaç vardı. bu arada esas hedef göz ardı edilmiyordu: japonya’ yı uzak doğuda sömürgeci bir güç yapmak.

    yöneticiler uzun tartışmalar sonucunda japonya’ nın sömürgeci bir dev olması için çin’ i ele geçirmesinin şart olduğunda anlaştılar. ama abd buna izin vermezdi. abd çin’ de “açık kapı” politikası uyguluyordu. bunun anlamı çin’ in birçok devlet tarafından ortak olarak sömürülmesiydi. japonya’ da bunun bir parçası olacaktı ama sadece bir parçası. proje hayata geçerse japonya’ nın hedefleri tehdit altına girecekti. bu arada abd kendi sömürgesi olan filipinler’ i dış yatırımlara kapattı. japonlara göre bu son derece iki yüzlüceydi. üst kademede şiddetli tartışmalar oldu ve sonunda çin’ i sömürmek için uygun şartların oluşmasını bekleme kararı alındı. birkaç yıl sonra ı. dünya savaşı çıktı. ingiltere ile olan ittifak japonları itilaf devletleri yanında savaşa katılmaya zorladı. japonlar hallerinden memnundu. bu, toprak kazanmak için yeni bir fırsattı. iki ayda almanya’ nın uzak doğudaki sömürgelerini ele geçirdiler. artık büyük savaşta yapacakları bir şey kalmamıştı. önceden öngördükleri gibi batılılar da kendi dertleriyle yeterince meşguldüler. çin’ e meşhur 21 talepten oluşan bir ultimatom verdiler. kısacası çin’ den japonya’ nın sömürgesi olmasını istediler. eğer çinliler direnirse japonya “gerekeni yapacaktı.”

    çin teslim oldu. böylece japonya uzak doğunun en büyük sömürge gücü haline geldi. japonlar savaş boyunca bu kazanımlarını sağlamlaştırma fırsatı buldu. savaş bittiğinde her şey abd haricindeki büyük güçlerin imzaladığı anlaşmalarla onaylandı. japonya abd ile de anlaşmak istedi ama abd açık kapı politikasından vazgeçmeye niyetli değildi.

    savaş sonucunda milletler cemiyeti kuruldu ve almanya savaş suçlusu ilan edildi. japonya’ da ise konu ırk eşitliğiydi. bu konu açıldığında amerikalıların yan çizmesi ve konuyu kendi ülkelerindeki renk kavgasına çevirip batağa saplaması japonlar tarafından nefretle karşılandı. japonların bütün çabalarına rağmen paris barış konferansı’ nda “bütün insanlar kardeştir” sözü duyulmadı. bütün bu olanlar japonlar için batılılara duyulan uçsuz bucaksız bir güvensizlik doğurdu.

    birkaç ay sonra silahsızlanma konferansı düzenlendi. japonya bunu batılıların japonlara karşı oyunu olarak gördü. konferans ilerledikçe de bu görüşü iyice netleşti. fakat o aşamada batılılara karşı gelecek gücü olmadığı için anlaşma yoluna gitti. buna göre donanma oranı 5-5-3 olacaktı. japonya, abd ve ingiltere’ nin %60’ ı kadar donanmaya sahip olabilirdi. oranlamanın mantığı: abd’ nin atlantik, pasifik ve hint okyanusu ile, ingiltere’ nin atlantik, pasifik ve akdeniz ile, japonya’ nınsa sadece pasifik’ le ilgileniyor olmasıdır. anlaşma imzalanınca tüm gruplar arasında rahatlama oldu. japonya’ da abd ile savaşın kaçınılmaz olduğuna inananlar azaldı. anlaşmanın getirdiği barış ortamında ittifaklara da gerek olmadığından ingiliz-japon ittifakının üstü çizildi.

    silahsızlanma anlaşmasından sonra ülke ekonomik sorunlara ağırlık verdi. 1929 ekonomik krizi dünyayı kasıp kavuruyordu. ne zaman ekonomik kriz olsa radikal görüşler yükselir. bu tarih boyunca böyle olmuştur. bu krizde de abd, almanya, italya ve japonya’ da aşırı eğilimler güç kazandı. özellikle almanya henüz ı. dünya savaşı’ nın etkisini tam olarak atlatmadığı için çok etkilendi. avrupa kaynıyordu. kıvılcım ispanya iç savaşıyla çıktı ve almanya’ nın yardımıyla ispanya’ da faşist eğilim iktidarı ele geçirdi. daha sonra almanya askersiz bölge olan ren’ i işgal etti. italya etiyopya’ ya saldırdı ve işgal etti. ingiltere ve fransa bu olaylara tepki veremeyecek kadar kendi dertleriyle meşguldu. japonya bu açığı görmekte gecikmedi.

    kore’ nin ilhakı japonya için büyük adımdı. daha sonra bunu geliştirdi ve çin’ den ayrıcalıklar elde etti. fakat ekonomik krizle birlikte yeni bir arayış başladı. bütün gözler mançurya’ ya çevrildi. her yerde mançurya’ nın işgalinin japonya’ nın ekonomik sorunlarını çözeceği konuşuluyordu. japonya ise kararsızdı. batılı güçlerin tepkisinden çekiniyordu. fakat avrupa’ daki olaylar batılıların müdahale edecek güçte olmadığını göstermişti. karar verildi ve mançurya işgal edildi. bütün dünya ülkeleri tepki gösterdi. japonya milletler cemiyeti’ nde yerden yere vuruldu ve cemiyetten çekilme kararı aldı. fakat cemiyet gerçek bir çözüm üretmekten uzaktı. abd, ingiltere ve fransa ise japonya’ yla karşılaşmaya isteksizdi. abd japonya’ ya kauçuk ve savaş malzemesi satışına ambargo koydu ama bu japonya’ yı durdurmak için çok yetersizdi. kısa bir süre sonra da kaldırıldı. japonya mançurya’ da mançukuo adında kukla bir ülke kurdu. bu devleti de kendinden başka hiçbir devlet tanımadı. bu statüko ıı. dünya savaşı’ nın sonuna kadar devam etti.

    mançurya’ nın işgali japonya’ yı da ülkeler arasında yaramaz çocuk konumuna getirmişti. japonlar etrafına baktıklarında ne bir dost, ne de bir müttefik ülke görebiliyordu. bu durum ülkeyi daha da saldırgan hale getirdi. madem dostları yoktu, japonya kendi kendine yeterli hale gelmeliydi. bunun için silahsızlanma anlaşmasını iptal ettiler ve abd ile boy ölçüşebilecek bir donanma kurmaya başladılar.

    birkaç yıl içinde yeni donanma oluşturuldu. artık pasifik okyanusu’ nun en büyük gücü birleşik filo’ ydu. sonraki adım çin’ in tamamen ilhak edilmesi olarak belirlendi. mançurya - çin sınırında, marko polo köprüsü denilen yerde japonların başlattığı bir çatışma çıktı. ertesi gün çin’ e ultimatom veren japonlar çin askerlerinin köprüden çekilmesini istedi. ultimatom reddedilince de saldırdı ve birkaç kasabayı ele geçirdi. böylece ıı. dünya savaşı’ nın sonuna kadar sürecek 2. çin - japon savaşı başlamış oldu.

    japonlar ilerlemeye devam etti. çin’ in demode ve neredeyse hiçbir mekanize birliği olmayan ordularına karşı modern birlikleri vardı. buna karşın çinlilerin tek üstünlüğü sayısal olarak fazla olmasıydı. kağıt üzerinde durum buyken gerçek biraz daha farklıydı. japonlar işgal etmek için savaşırken çinliler ülkeleri için savaşıyordu. bu, birçok şeyi değiştirirdi.

    japonya’ nın savaş planı basitti. çin ordusunu büyük bir yenilgiye uğratıp psikolojik üstünlüğü ele geçirmek ve çin’ in barış istemesini sağlamak. bütün çin’ i şehir şehir ele geçirmeye niyetleri yoktu. ama savaş öyle olmadı. çin düzenli ordu savaşı yerine gerilla savaşını seçti. bu savaşla japonya’ nın büyük bir zafer kazanma şansı yoktu. yavaş yavaş ilerliyor ve şehirleri ele geçiriyorlardı ama öldürdüklerinden daha fazla sayıda çinli savaşa katılıyordu. bunun sonu yok gibiydi. üst yönetim toplandı ve beklenen büyük zaferin çin’ in başkenti olan nanking’ in ele geçirilmesi olduğuna karar verdi. planlar yapıldı. nanking işgal edildi.

    nanking’ in işgali askeri anlamda çok başarılı bir operasyon olmakla birlikte insanlığın o güne kadar gördüğü en vahşi işgal olarak da tarihe geçti. japonlar neredeyse şehirde gördüğü bütün çinlileri öldürdü. kadınlara tecavüz edildi, çocuklar japon askerlerini kızdırdıkça süngülendi. dünya o güne kadar ne nazi vahşetini, ne de atom bombasını görmüştü. insanın insana yaptığı zulümde doruk noktası olan nanking’ in işgali bütün dünyayı japonya’ nın kudurmuş köpeklerden oluşan bir ülke olduğuna inandırdı.

    japonlar gündelik hayatta çok kibar insanlardır. geleneklerinde olan bir şeydir bu. o halde bu katliam nasıl gerçekleşti? ekonomik krizle beraber toplumsal alanda da değişimler oldu. japonya gittikçe daha da militaristleşti ve milli eğitim bakanlığı askerlerin denetiminde bir kuruma dönüştü. eğitim gittikçe daha fazla askerileşti. bu da sonuç olarak yabancı düşmanlığını körükledi. nanking katliamı bu yabancı düşmanlığının henüz ilk meyvesiydi.

    çin, nanking’ in düşüşü hakkında kısa bir açıklama yaptı ve savaşı sonuna kadar sürdüreceğini ilan etti. bu, japonya’ nın beklemediği bir hamleydi. büyük zafer planı suya düşmüştü. japonya, çin’ de büyük bir bataklığa saplanmak üzereydi.

    japonya’ nın çin ile ilgili uzlaşmaz tutumu abd tarafından dikkatle izleniyordu. çin’ in ortak sömürülmesi abd için kırmızı çizgiydi. birçok uyarıya rağmen japonya çin’ den çekilmedi. bütün bunlar neticesinde japonya - abd ilişkileri kopma noktasına geldi. abd japonya’ ya petrol satışını durdurdu. ertesi gün aynı şeyi ingiltere ve hollanda da yaptı. japonya artık karar vermek zorundaydı. ya abd’ nin isteklerini kabul edip çin’ den çekilecek ya da savaşa girecekti. mevcut durumda stoklardaki petrol 2 yıl dayanabilirdi. büyük bir operasyon yapılırsa bu süre daha da kısalırdı. uzmanlara göre yeni bir kaynak bulunmazsa abd 3 yıl içinde japonya’ yı savaşsız bir teslimiyetle yüz yüze bırakabilirdi.

    bu arada avrupa savaşı başlamıştı. almanya kısa süre içinde polonya’ yı işgal etti ve batıya dönerek ardı ardına belçika, hollanda ve fransa’ yı ele geçirdi. dünya şok içindeydi. almanya’ nın karşısında (bütün ağır silahlarını fransa’ da kaybetmiş) ingiltere’ den başka düşman kalmamıştı. japonya da olanı biteni dikkatle izliyor, doğru pozisyon almaya çalışıyordu. askerler sürekli olarak siyasilere baskı yapıyor, almanya savaşı kazanmadan önce savaşa girmek istiyorlardı. karar verilmesi gerekiyordu. japonlar tartışadursun, almanya ingiltere ile olan hava savaşını kaybetti ve ingiltere’ yi işgal planları suya düştü. hitler sovyetler’ den ani bir saldırı bekliyordu. ingiltere savaşı’ nı kaybettiğini anlar anlamaz sovyetlere döndü ve barbarossa harekatı’ nı başlattı. şimdi durum daha da karmaşık bir hal almıştı. japonya’ nın önünde iki seçenek vardı. ya sovyetlere karşı almanya ile birlikte savaşa girecekti ya da güneye yönelerek petrol ve pirinç kaynaklarını ele geçireceklerdi. donanma sovyetlere karşı savaş isterken ordu güneye yürümek istiyordu. donanmaya göre sovyetlerle savaşmak abd’ nin tepkisini çekmezdi, orduya göreyse kaynaklar güneyde olduğu için güneye yürümekten başka çare yoktu. ipler ordunun elinde olduğu için güneye yürümeye karar verildi.

    savaş başlamak üzereydi. japonya güney harekatının güvenliği için abd’ ye habersiz bir saldırı düzenleyerek pasifik filosu’ nu imha etmek istiyordu. ünlü pearl harbour baskınıyla bu amacına kısmen ulaştı. pasifik filosu’ nun daha savaşın ilk dakikalarında ağır darbe alması ilk 6 ay için abd’ yi hareketsiz bırakmıştı. japonya bu zaman diliminde malaya, endonezya ve filipinler’ i işgal etmiş, istediği kaynaklara ulaşmıştı.

    savaş o zamana kadar japonya lehine gitmesine rağmen amerikan ağır sanayisi yavaş yavaş kendini göstermeye başladı. abd hasar gören filonun yerine çok daha nitelikli ve sayıca fazla yeni bir filo koymuştu. yeni donanmanın japonya birleşik filo’ suyla ilk ciddi karşılaşması midway’ de oldu. japonların 4 uçak gemisine karşı sadece 1 uçak gemisi kaybeden abd, savaşın kesin galibiydi. japonya bu savaşta iyi eğitimli ve savaş tecrübesine sahip pilotlarının çoğunu kaybetti. bu savaşla beraber inisiyatif abd’ ye geçti.

    abd yavaş yavaş japonya’ yı işgal ettiği yerlerden geri püskürttü. zamanla iki donanma arasındaki makas giderek daha fazla arttı. abd asıl önceliğini almanya ile olan savaşa vermesine rağmen hala yeni gemiler üretebiliyordu. gemi inşa sanayisi kısıtlı olan japonya’ nın kayıplarını telafi etme şansı yoktu.

    japonya yavaş ama düzenli olarak çekilerek kendi ana adalarına kadar hapsoldu. bu noktada avrupa’ da savaş bitmiş, almanya teslim olmuştu. kamuoyu japonya’ dan da bunu bekliyordu. japonlar ise imparatorlarının durumunu netleştirmeden teslim olmaya razı değildi.

    müttefiklerin teklifi kayıtsız şartsız teslimdi. japonlar ise imparatorlarının konumunu tartışma konusu yapmak istemiyordu. bunun üzerine abd, imparatorun konumuna japonya’ da yapılacak halk oylaması sonucunda karar verileceğini ilan etti. japonlar ise teklif ettikleri yegane isteğin bile kabul edilmediğini söyleyerek sonuna kadar savaşacaklarını belirttiler. durum bu şekildeyken sovyetler birliği japonya’ ya savaş ilan etti ve abd hiroşima ve nagazaki’ ye atom bombaları attı. bu iki gelişme üzerine japonya teslim oldu.

    atom silahının tarihte ilk defa kullanılması ve japonya’ nın teslimi, günümüze kadar gelecek yanlış bir inanışa da sebep oldu. bu inanış japonya’ nın teslimine atom bombasının neden olduğudur. halbuki japonlar için atom bombası amerikalıların geliştirdiği bir diğer silahtı. 10 mart tokyo bombardımanı’ nda atom bombasında ölenlerden daha fazla sayıda insan ölmüştü. (10 mart günümüzde hala japonya’ da ulusal yas günü olarak anılmaktadır.) japonlara göre bu durum 500 uçak ve yüzlerce bomba yerine tek bir uçak ve tek bir bomba demekti. o yıllarda radyasyon hakkında yeterince bilgi olmadığı için atom silahının uzun vadeli etkileri hakkında kimsenin fikri yoktu. japonya’ yı teslim olmaya zorlayan süreç esas olarak sovyetler birliği’ nin savaşa girmesidir. sovyetler savaş ilanından sonra mançurya’ yı ele geçirdi ve japonya’ nın ana adalarından biri olan kuril adalar grubunu işgal etti. japonlar olası bir sovyet işgalinin japonya’ yı temellerinden sarsacağını fark ettiler ve bir bütün olarak amerikalılara teslim olmanın yapılabilecek en iyi şey olduğunu anladılar. ayrıca sovyetlerin rus imparatoru’ na yaptıklarını kendi imparatorlarına da yapmayacaklarının hiçbir teminatı yoktu.

    japonya 2 eylül 1945’ te tokyo körfezi’ nde demirlemiş missouri zırhlısında teslim oldu. general macarthur japonya’ yı yönetmek üzere ülkede kaldı. ama abd’ nin kore’ de yaptığından farklı olarak işleri japon siyasiler aracılığı ile yönetti. böylece ülke askeri bir diktatörlükten kurtuldu. bu sırada soğuk savaş sertleşmeye başlamıştı. abd uzak doğuda japonya’ ya ihtiyacı olduğunu anlamakta gecikmedi. ekonominin toparlanması için japonya’ ya yardım etmeye başladı. japonlar batılıları şaşkına çevirecek derecede ekonomiyi büyük bir hızla toparladı ve tekrar ekonomik bir dev olarak ortaya çıktı. batılılar buna “japon mucizesi” adını vermiştir.

    1951 yılında san francisco barış antlaşması imzalandı. bu antlaşmaya göre japonya uluslar arası anlaşmazlıkları askeri yöntemlerle çözmeyi reddediyordu. ayrıca ordu bulundurması yasaklanmıştı. fakat uzak doğudaki gelişmeler bu durumu değiştirdi. abd japonya’ nın savunma amaçlı ordu kurmasına göz yumdu. resmi olarak “ordu” adını almasa da japonya’ nın dikkate değer “öz savunma kuvvetleri” vardır. bu kuvvet saldırı değil savunma amaçlı kurulmuştur. son yıllarda başbakan shinzo abe san francisco antlaşması’ ndaki silahsızlanma maddelerini kaldırmak için bazı girişimlerde bulunmuştur. savaştan yarım asır sonra japonya yavaş yavaş eski günlerine dönmeye çalışmaktadır.
  • (bkz: kyokujitsuki)
  • (bkz: sana girsin)
  • 1926 yılında basılmış pasaportu şu şekildedir.