şükela:  tümü | bugün soru sor
  • 2018'in kasım ayında, tam da içeriğine uygun bir zamanlamayla, okuyucu ile buluşmuş olan şiir kitabı.

    bahadır cem börekcioğlu'na ait bu kitap, sub press etiketi ile okuyucuya sunuldu. kitabın arkasında alışageldiğimiz kitap arkası tanıtım yazılarından biri yok. sub press'in sitesinde ise şöyle tanımlanıyor büyük karınca ayini: "iç coğrafyasında yersiz yurtlaşan ve bunun dengesini dış coğrafyada nomad’lik ile yerleşik düzen arasında dengeleme girişimlerinde bulunan börekcioğlu yazınsal temelini bu lirik ve çıplak denemeleri ile örüyor."

    peki ya arka kapakta ne var? şairin kendi elleri ile her birine ayrı ayrı tasarladığı ve mühürlediği karıncalar.

    8 şubat 2019 tarihinde, kitaba dair muazzam bir okuma ve söyleşi gerçekleşti. kitapta anılan güzel insanlardan biriyle ve onun tatlı mekanında. kitabın yazım aşamasına şahit olmuş ozajazz'da.

    kitabı tarif etmek zor, ama güzelliğinden ve yarattığı yoğun duygulardan ötürü. belki bazı anahtar kelimeler kullanılabilir; nehir, yağmur, sokaklar, şehirler, karıncalar, kahve, "sarı", plak, ozajazz ve yarım paket sigara.*

    okuduğumdan beri tadı damağımda kalan bu şiirlerin içinden vals'i seçtim bir kısmını buraya bırakmak adına, benim için en güzeli ve özeli diye:

    "bu bir vals.
    hafif tempolu, hiç bitmeyecek, plağın hiç durmadan döndüğü, saçların hafif esintiyle sürekli kımıldadığı, kahvenin hiç soğumadığı, mavinin tonunu hiç kaybetmediği ve hiç dinmediği yağmurun...
    vals..."
  • sub press'e yakın bir arkadaşım sayesinde elime geçen ve neymiş bu diyerek şöyle bir bakındığım kitap.

    içi argo dolu bu kitapta sarhoş biri tarafından art arda getirilen kelimelerin şiir gibi yutturulduğunu gördüm ve kendi ülkemde bunları okuyacak insanlar için endişelendim. ergenliğini henüz tamamlayamamış atarlı biri tarafından kaleme alınan bu "şiirimsiler"in her bir sayfasıyla sigaralarımı yakıyorum birkaç gündür. işe yaradılar en azından.

    hadi bu adam bunu yazmış ve şiir diye yutturmuş. okuyanlarda daha büyük bir hata olduğunu düşünüyorum. giden zamana yazık yahu.

    bu ülkede turgut uyar var, cemal süreya var, orhan veli var, özdemir asaf var, tezer özlü var, var oğlu var. bu kağıt parçalarına verdiğiniz paraya yazık. iyi ki ben vermedim. vermem de zaten.

    son olarak şunu da belirteyim. sub press yayınevi bandrolsüz kitap basarak bir suç işlemektedir. bu da haliyle vergi kaçaçılığına giriyor. böyle insanlar para kazanabiliyor işte. keşke birisi şikayet falan etse. durum vahim.