1. dandik bir ingilizceden çeviri sayılabilmesine rağmen, olaylara mikro değilde makro açıdan bakmanın, yaşananlara dair çok farklı boyutlarının da görülebilmesini sağlayabileceğini savunan önemli tezlerin ortaya atılmasını sağlayabilecek bir görüştür.
    tarihten sonsuz örnekleme alabilecek bu görüşün bir iki örneği aşağıdakiler gibi olabilir:
    - muhammed musaddık'ı uluslararası ilk operasyonu ile devirmeyi başaran cia, ülkedeki petrol çıkarlarını mikro boyutta sağlama almıştır. şah tahtını kurtarmış, ancak yerini kaybetmekten daha çok çekindiği için de muazzam bir baskı rejimi kurmuştur. ülkeyi müreffeh hale getirmeye çalışsa da gelir uçurumunun inanılmaz boyutlarda açılmasına, ülkenin zenginliklerinin sadece sınırlı bir zümre tarafından paylaşılmasına değil engel olmak, tam tersine destek olmuştur. bunun yanında diktatörlüğün getirdiği tüm yasaklar, baskılar, şiddet ve benzeri sindirme politikaları tabanda ağırlığı dindaşlık olan bir direniş harekatı doğurmuş ve devrimin hayat bulması ile son bulmuştur. daha sonrasında saddam kuklalı yeni doğmuş devrimi yok etme çabası da, iran'da şahın devrilmesinde pay sahibi olan komünist, sosyalist gibi fraksiyonların temizlenmesine ve mücahit kültürünün ülkede bugün bile devam eden yapının inanılmaz sağlam temellere oturtulmasına neden olmuştur.
    kısaca a.b.d. olaylara mikro açıdan bakarak 25 yıl civarında iran petrolünden nemalanmış ancak büyük resimde kendisine din ile beslenen bir rakip çıkartırken ucuz enerji kaynaklarından birini de kaybetmiştir. hatta büyük resmin ayrıntılarında saddam gibi bir diktatörü iran'a karşı destekleyerek günümüzde, ortadoğunun cadı kazanı haline gelmesindeki en büyük nedenlerden birine imza atmıştır. lübnandaki hizbullah, suriyedeki bask yönetimi, bahreydeki şii ayaklanması, bölünmesi ya da devamlı kaynaması muhtemel ırak; hep büyük resmin parçalarındandırlar.

    bir diğer örnek:
    - osmanlının elinde kalan az toprakları kurtarmak amacı ile güttüğü homojenleştirme politikası mikro anlamda sünni müslümanlık ortak paydası ile geri kalan topraklarda yaşayan halkın ortak bir savunma mekanizması geliştirmesini sağlamışsa da; kullanılan farklı olanı dışlama, uzaklaştırma, yok etme politikaları geç osmanlı ve türkiye cumhuriyetinde hayat bulmuş,
    (bkz: ermeni pogromları)
    (bkz: ermeni soykırımı)
    (bkz: 1922 izmir yangını)
    (bkz: dersim olayları)
    (bkz: varlık vergisi)
    (bkz: 6-7 eylül olayları)
    (bkz: çorum olayları)
    (bkz: maraş olayları)
    (bkz: güneydoğu iç savaşı)
    (bkz: sivas katliamı)
    (bkz: gazi mahallesi olayları)
    benzeri tarihi olaylar nefret kültürü kaynaklı homojenleştirme politikasının sonuçları olarak tarihte yerlerini almışlardır. ancak tüm bu olaylar büyük resimde ülkeyi ekonomik ve sosyolojik bölünmüşlüğe, fakirliğe, kültürel yozlaşmaya, dogmatik yapılanmalara, geri kalmışlığa ve daha pek çok olumsuzluğa sürüklemiştir.
  2. türkiyenin tarihinde ilk defa yaşadığı olayın adı halkın sokağa kalkışmasıdır. sosyoloğların incelemesi gereken bir konudur. bundan 5 yıl önce fransa'da cezayirliler, faslılar vs ayağa kalkmıştı, sokaklarda çatışmalar olmuştu. sanki bana biraz o hareketi hatırlattı. gerek iktidarın gerekse muhalefetin bundan alacağı dersler vardır. şaşırtıcı gelişmeler oldu. tahmin bile edemediler. aynı şekilde ana medya akımında alacağı dersler vardır. ümit edelim ki türkiye'de bir iç çatışma yaşanmasın. geri kalan yüzde 50'lik kesim denirken insana tabiyatıyla soru işareti geliyor.
  3. ingilizce'den olan diğer bütün enayi çevirmeler, misal: "exactly!" kestirmeciliği, ünlemciliği, "ben-bir-şey-demiyim-nasılsa sen anlatıyorsunculuğu, bence de senceciliği"nin "aynen öyle!" gıt gıtına dönmesi yetmez gibi, şimdi de "büyük resmi kaçırmak - büyük resmi görmek (to miss -look at- the big picture)" çıktı başımıza!
    herkesi "büyük" resmi görmeye çağırmak, "büyük resmi kaçırmayalım sakın" nasihati, kendi miladını (12 eylül'ü) 11 eylül'e çekenlerin dilinden döküldü en çok ilk olarak. sonra... (obama'yla beraber -galibamsa-) n'olduysa, allahallah koskoca resim nereye gider? anladık, hala burdaymış meğer.
    bazan her şeyi anlamak ne kadar kolay... hayat sahiden de ne güzel! dilden anlamamız büyük nimet ama, esas "velinimetimiz" sahtekarlığın dilinin böylesine "tutarlı" oluşu, sahtekarların ettiği bu ağız birliği...
    böylece, -tabii ki- utanmadan gene ve aynı sözcüklerle o "büyük" resmi görmeye davet edenlerin kim olduğunu, iktidarı anlamaya, ona "objektif" bakmaya ve onun aklıyla hareket etmeye bizi kim çağırıyor, hemen anlıyoruz. uyuyamadan uyanıyoruz artık be!
    şimdilerde "büyük resim" diyesiceler aklıma marlon brando'nun 'gotfather'daki şu repliğini getiriyor:
    "listen, whoever comes to you with this barzini meeting, he is the traitor." (kim ki barzini'yle toplantı için yanına yanaşır, hain odur.)

    ey hain "büyük resim"ciler sizi... resmi, biz çizdik la! neyini görüp, neresini kaçıracağız?! hem iki dakka dur, bitmedi ki daha oğlum!... (allaaam yareppim yea!)
  4. güzel ve mantıklı bir deyim. ara sıra kullanıyorum. çeviriymiş falan kimin umurunda?

büyük resmi görebilmek hakkında bilgi verin