şükela:  tümü | bugün
  • kuruldugu yer: maveraunnehir (horasan, iran, irak, harzem, azerbaycan, suriye, hazar yoresi)
    kurulusu-yikilisi: 1038-1157

    buyuk selcuklu devleti'ni kuran tugrul ve cagri beyler turklerin oguzlar boyundan olup, kurduklari devlete dedeleri selcuk bey'in adini verdiler.
    1040 yilindaki dandanakan savasiyla tarih sahnesinde yer almaya ba$layan devlet, 26 agustos 1071 tarihli malazgirt zaferiyle turklerin anadolu'ya girmesini saglami$tir.
    en parlak donemini ya$atan padi$ah olan melik$ah'in olumunden sonra ogullari arasinda cikan taht kavgalari nedeniyle fetret devrine girmi$, 1141 yilinda karahitaylilarla yapilan katvan sava$iyla yikilma surecine girmi$, en sonunda 1157'de sultan sencer'in olumuyle yikilmi$lardir.
  • dandanakan savaşını kazanmaları üzerine dönemin islam dünyasının siyasi lideri olan imparatorluk.
  • iran'da 1920'lerin başına kadar devam edecek olan türk hakimiyetini başlatan devlet. * ve fakat, bu türk hanedanlıklarının hepsi, belirli bir süreden sonra iranlılaşmıştır. bu başlıkta bahsolunan selçukluların vezirlerinden sadece birisinin türk, diğerlerinin iranlı olması bunun açık delilidir. iktidar dönemleri bir efsanenin başlangıcına da tanıklık etmiştir:
    (bkz: hasan sabbah)
    (bkz: haşhaşinler)
  • anadoludaki adam akıllı yapılar, o meşhur kervansaraylar, camiler, hamamlar, çoğunlukla selçuklu eseridir. osmanlı imparatorluğu, genelde anadoluyu asker ve vergi deposu olarak görmüş, en önemli eserlerini avrupa ve istanbul'da yapmıştır.
  • kısa zamanda büyük işler başaran bir imparatorluktur.

    yıkıldıktan sonra toprakları üzerinde beş devlet kurulmuştur:

    suriye selçukluları
    iran selçukluları
    kirman selçukluları
    horasan selçukluları
    anadolu selçukluları
  • büyük selçuklu devleti melikşah dönemi* ile birlikte imparatorluk konumuna geçmiştir vezir nizamülmülk'ün ve bir önceki hakan alparslan'ın katkısı ile beraber.

    dönemil önemli bilim, edebiyat, felsefe adamları için:

    (bkz: farabi)
    (bkz: gazali)
    (bkz: biruni)
    (bkz: ibn-i rüşt)
    (bkz: harezmi)
    (bkz: ömer hayyam)
    (bkz: ibni sina)
  • büyüklüğü ne kupa, ne de şampiyonluk büyüklüğüdür. öyle bir büyüklüktür ki adı konulamaz.
  • sadece 11 entry girilmesinin tarihteki etkisiyle uyusmadigi, cumhurbaskanligi forsundaki 16 turk devletinden biri.. gaznelilerle yapilan dandanakan savasi (1040) sonrasi kuruldugu kabul edilir.. kuruculari, oguzlarin ucoklar kolunun, kinik boyuna mensupturlar.. oguz yabgu devletinden ayrilip batiya gelen selcuk beyin 10. yy in sonunda islami kabul etmesi ile tarihin akisi degisti..

    musluman olduktan sonra muslumanlar gayrimuslimlere harac vermez diyerek ilk isyanini yapti.. bu cikisinin selcuk beye kazandirdigi sohret, diger musluman devletler ve topluluklar ile, oguz yabgu devleti dusmanlarini birlestirdi.. selcuk beyin, mikail, arslan, israfil, yusuf ve musa adini verdigi cocuklari oldu.. olunce yerine arslan bey gecti.. ileride sulcuklular denilecek ailesini teskilatlandiran ve birkac kucuk capli basarilar elde eden arslan bey, daha buyuk sorunlar cikarmamasi icin gazneliler ve karahanlilar tarafindan yakalanip hapsedildi.. arslan bey hapisteyken mikail'in ogullari cagri ve tugrul bey on plana cikmaya basladilar..

    arslan bey hapiste ölünce, bundan sorumlu tutulan gaznelilerin yonetimindeki horasan'a baskin yapip basari kazandilar ve gazne sultani 1. mesud selcuklulari tanimak zorunda kaldi.. tugrul ve cagri kardeslere bulunduklari bolgelerin yonetimini (vali) birakti.. bu baris hali bir yil bile surmedi ve yeniden cekismeler basladi.. sonunda 1040 dandanakan savasi ile gaznelileri yıktilar.. cagri bey savas meydaninda daha iyi olmasina ragmen 3 yas kucuk kardesi kardesi tugrul beyin siyasi yetenegine saygi duyup onu sultan ilan etti.. merv'i baskent yaptilar ve burda devletin/ailenin gelecek politikasinin belirlenmesi icin kurultay duzenlendi..

    toplanan kurultayda, fethedilecek yerler belirlenirken bu bolgelerin idarecileri de belirlendi.. ceyhun ile gazne arasindaki bolge cagri beye, bust-sistan havalisi musa yabgu'ya, bati bolgeleri tugrul beye verildi.. kisa zamanda, kuzeyde harezm dahil, maveraünnehir tamamen zaptedildi.. 1048 yilinda bizanslilarla ilk savas olan pasinler savaşı yapildi ve kazanildi.. tugrul bey, abbasi halifesinin davetiyle (buveyhilerin isgali sonrasi) 1055'te bagdat'a girdi.. büveyhi hukumdarligini yikarak, abbasi halifeligini yeniden ihya etti.. bu olayla sunni islam dunyasinin takdirini ve elbette getirilerini kazandi.. halifelik makamina ve bagdat sehrine hizmetinden dolayi, 1058'de tugrul beye dogunun ve batinin hukumdari ilan etti.. boylelikle gaza gelen turkler kendilerini islamin koruyucusu ve yayicisi gormeye basladilar..

    tugrul bey vefat edince yerine oglu olmadigi icin cagri bey'in oglu alparslan gecti.. basa gecince nizamülmülku vezir tayin etti ki bu hamle turklerin anadoluya yerlesmelerinin ve burda kalici olmalarinin temel taslarindan biridir.. ilk once mahalli kucuk derebeylikler itaat altina alindi.. dogu anadolu'nun kuzeydogu ucundaki meshur ani kalesini 1064'te fethederek, kars'a girdi.. ani, hiristiyanlarin kutsal yerlerinden biri oldugu icin halife, alparslan'a, cok fetheden anlamina gelen ebü'l-feth lakabini verdi..

    ilk once musluman topluluklari birlestiren alparslan ardindan bizansa yogunlasti ve 1071 de malazgirt savasini kazandi.. bizans imparatoru diogenes tutsak edildi.. diogenesle yapilan anlasma diogenes'in tahttan indirilmesi ile gecerliligini yitirdi ve alparslan turk boylarina anadoluya akin yapmalari talimatini verdi.. alparslan fethettigi bir kalenin komutani tarafindan sehit edilince yerine oglu meliksah sultan oldu..

    meliksah ile birlikte buyuk selcuklu imparatorlugu en parlak donemini yasadi.. bu donemde ileride adini beylikler olarak duyacagimiz komutanlar anadoluda bizans uzerine seferler duzenledirler.. (danisment, mengucuk, artuk vs vs).. ayni zaman diliminde baska bir yerde bi fitne fesat yuvasi kirli emellerini gerceklestirmek icin sinsi planlar yapmaktaydi.. alamut kalesinde hasan sabbah, batinilik ogretisinin temellerini atiyordu.. bu ogretisini ve dunya gorusunu gerceklestirmek icin onundeki ilk engel nizamulmulk ve meliksah'ti.. hasan sabbah kendisine cok bagli olan muridlerinden suikastciler gondererek her iki ismi de sehit etti..

    meliksah sonrasi selcuklu imparatorlugunda çin prenseslerinin de etkisiyle kardes kardese dustu.. bol, parcala, yok et dusturunu benimseyen cinlilerin nifaklari etkilerini gosterdi ve bolunmeler basladi.. on plana cikan sencer sultan oldu.. sencer sultan, yonetimi eline gecirmek icin kendi iclerinde mucadele ederken ayni zamanda hem haclilarla hem de karahitaylilarla da ugrasmak zorundaydi.. mogol karahitaylar o donem firtina gibi esmekteydi ve katvan savaşında selcuklulari da yendiler.. (1141)

    bu savasta iyice zayiflayan sultan sencer gurlularve son gaznelilerle mucadele edip onlari yenmeyi basararak eski gucune ulasma girisimlerinde bulundu.. bunu istemeyen fitne fucurlar yine gizli planlarini uygulamaya soktular ve sencer'i oguzlar uzerine yurumeye zorladilar.. aslinda oguzlar, sencere bagliydilar ve savasmak istemediler ancak vergi toplayan beylerin zulumlerine ve asiri vergiye isyan ediyorlardi.. bu konuyu oğuz isyanı basligindan okuyabilirsiniz.. bu isyan sonunda sencer tutsak edildi, gunduzleri tahta oturtulup geceleri kafeste yatirildi.. oguzlar boylelikle sencere bagli olduklarini sadece yonetimde eski duzen olmadigini kendilerinin on planda olduklarini gostermek istiyorlardi..

    sencer'in de olmesi sonrasi selcuklu imparatorlugu yikildi.. (1157)
    öle.

    not: e-tarih org sitesindeki bilgilerden derlenip yorumlanmistir..
  • osmanlılardan kısa süren ama kesinlikle tüm osmanlı tarihinden daha karmaşık ilişkilerin yaşandığı, iktidar mücadelelerinin döndüğü bir entrikalar tarihi.

    kaynak olarak, prof. dr. erdoğan merçil'in büyük selçuklu devleti adlı kitabıyla, türkler ve islam ansiklopedilerinden faydalandım.

    kuruluş devri

    türk ve islam tarihine çok önemli katkılar sağlamış olan büyük selçuklu devleti’nin banileri selçuklular, 10. yüzyılda seyhun ve hazar denizinin doğusu ile aral gölü arasındaki bölgede hüküm süren oğuzlar’ın üçok koluna mensup kınık boyundandırlar. bu boy, seyhun kıyılarında hayatlarını sürdürüyorlardı. oğuz devleti yabgu olarak adlandırılan bir hakan tarafından yönetiliyordu. selçuklu sülalesinin ilk atası diyebileceğimiz temir yalığ lakaplı dukak, hakanın emrindeki siyaseten nüfuzlu önemli komutanlardan biriydi. dukak’tan sonra oğlu selçuk (küçük sel manasına gelen bir isim ki bazı türk lehçelerinde mücadeleci anlamında kullanılıyormuş), tıpkı yerini aldığı babası gibi sevilen bir kimseydi. kısa zamanda üstün yetenekleri yabgu tarafından fark edildi. siyasi hırsı ve çevresindeki birtakım enrikacılar yüzünden yabgu, selçuk’u bir tehdit olarak algıladı. selçuk, bu gelişme üzerine sürtüşme yerine bulundukları ili terk etme yoluna gitti ve 961 yılı itibarıyla maiyetindekilerle cend’e göçtü. bazı tarihçiler, göçün nedenini otlak yetersizliği başta gelmek üzeri iktisadi ve demografik nedenlere bağlamaktadır.

    öngörüsü yüksek karizmatik bir lider olan selçuk, doğu’daki gelişmelerden haberdardı ve islam dininin türk boylar arasında hızla yayıldığını gözlemlemişti. dinin türk kültürüne yatkınlığını müşahade etti, amaç ve ideallerine de uygun görünen islam’ı cend’de kabul etti. bu yapısal değişim, zaten gerilimli olan oğuz yabgu’yla aralarındaki ilişkiyi hepten kopmasına neden olacaktı. nitekim vergi almaya gelen oğuz yabgu’nun memurları cend’den “kafirlere vergi verilemez!” denerek def edildi. üstüne üstlük yabgu’nun güçleriyle silahlı mücadeleye girişildi ve sonunda selçuk’un bağımsızlığını ilan etmesiyle beklenen son gerçekleşti.

    cend havalisinde üç büyük müslüman devlet bulunmaktaydı: karahanlılar (840-1212), gazneliler (963-1186), samanoğulları (819-1005). ayrıca batı’da, irak toprakları üzerinde, artık sembolik olarak varlık gösteren abbasi halifesi’ni himaye altına alarak bir anlamda onun dünyevi yetkilerini sahiplenen büveyhiler vardı.

    selçuk bey, bölgede varlığını kısa sürede hisssettirdi. samanoğulları, başarılı bir komutan olan selçuk bey’den kendi sınırlarını diğer türk boylarına ve karahanlılara karşı koruması amacıyla anlaşma teklif etti. antlaşmaya göre, selçuklular karahanlılara karşı tampon bir bölge oluşturacaklar, bunun karşılığında da samanilerin başkenti buhara’nın civarındaki nur kasabasına yerleşebileceklerdi. bölgeye selçuk’un oğlu israil maiyetindeki oğuzlar ile intikal etti. böylece cend ve nur olmak üzere iki merkeze yerleşmiş oldular.

    karahanlılar 992 yılında buharayı ele geçirdiler, samani emiri şehri terk etti ve selçuk’tan yardım istedi. selçuk’un oğlu arslan yabgu, karahanlı buğra han’ın buhara’dan çekilmesine kadar akınlarını sürdürdü. bu yardım neticesinde samaniler sonunda buhara’yı yeniden ele geçirdiler ve selçuklu birlikleri birleşerek karahanlıları mağlup ettiler. ancak oldukça değişken olan kuvvet dengesi kısa bir aradan sonra gazneliler ve karahanlıların eline geçti. karahanlıların yeni lideri ilig han 999’da buhara’yı yeniden zapt etti. samani emiri ile diğer hanedan üyeleri esir edildi ve karahanlı başkenti özkent’e gönderildi. bir yıl sonra samani hanedanlarından ismail el-muntasır karahanlıların elinden kurtuldu ve yeniden buhara’yı ele geçirdi. fakat başarısı kalıcı olmadı. çareyi arslan yabgu’ya sığınmakta buldu. arslan yabgu, samanilerle yaptığı ittifak doğrultusunda karahanlılarla yaptığı mücadelelerde onlara karşı üstünlük sağladı. semerkand önlerinde elde ettikleri başarılar sayesinde yüklü bir ganimet elde ederek nur bölgesine döndüler. samaniler, oğuzların ayrılmasıyla zayıf duruma düştü ve 1005 yılında el muntasır’ın ölümünden sonra tarih sahnesinden silindiler.

    bu olaydan iki yıl sonra selçuk bey de cend’de vefat etti. onun; mikail, arslan, yusuf ve musa adlarında dört oğlu vardı. mikail, o henüz hayattayken bir gazada şehit düşmüştü. mikail’in oğulları tuğrul ve çağrı, selçuk tarafından büyütülmüştü. arslan yabgu, selçuk bey’in yerine oğuzların başına geçti. arslan yabgu, faaliyet merkezini maveraünnehir bölgesine kaydırdı. oğuzlar cend’den ayrılarak buhara civarında yerleştiler.

    samanilerin yıkılmasıyla selçukluların muhatap olacağı bölgenin tek hâkim gücü karahanlılar görünüyordu. karahanlılar’ın devlet teşkilatı ikili yönetimden müteşekkildi. tuğrul ve çağrı beyler ilig han’ın saldırısına uğrayınca talas bölgesindeki buğra han’ın yanına gittiler. ne var ki buğra han’dan ummadıkları bir tepkiyle karşılaştılar. han, tuğrul bey’i tutuklattı. çağrı bey’in yaptığı akınlarla tuğrul bey’i karahanlıların elinden kurtardığı bilinmektedir. bu olaydan sonra tuğrul bey, oğuzlarla çöle çekilmeyi uygun görmüştür. çağrı bey ise yönünü batı’ya çevirmişti. 1016 yılında doğu anadolu bölgesine keşif akınları gerçekleştirdi. komutasındaki türkmen birliğiyle yaptığı bu akınlarda ermeni ve gürcü krallıklarını yağmalamış, birçok ganimet elde etmiştir.türk tarihi açısından önemli sonuçlar doğuracak bu keşif seferler (bazı modern tarihçiler bu seferlerin birer rivayet olmaktan öte gidemediğini dile getirmişlerdir) ani ermeni krallığı hudutlarında son buldu. 1021 yılında buhara civarında bulunan tuğrul bey’in yanına döndü.

    selçukluların başındaki arslan yabgu ise karahanlıların taht mücadelelerinde ali tegin’e destek vermiş, onun buhara’yı ele geçirmesine yardım etmiştir. bu isyan girişimi karahanlı hükümdarı yusuf kadir han’ı ve gaznelileri rahatsız etti. tehlikeyi bertaraf etmek için gazneli mahmut’la anlaşma yolları arayan han, 1025 yılında semerkant civarında bir buluşma tertip etti. aralarındaki antlaşmaya göre net bir tehlike arz eden oğuzlar, maveraünnehir ve türkistan’dan horasan’a sürüleceklerdi. karahanlı ali tegin ve müttefiki arslan yabgu da anlaşarak buhara’dan çekilmeyi kararlaştırdılar. bu esnada gazneli mahmud, arslan yabgu’ya görüşmek istedi haberini ulaştırdı. oğuz beyi bu davete icabet etti ve semerkant’a gitti. ikisi arasında, soruları büyük bir özgüvenle yanıtlayan arslan yabgu’nun potansiyelinden rahatsız olan gazneli mahmud hileyle onu yakalattı ve hindistan’daki kalincar kalesi’ne hapsettirdi. arslan bey, 1032’deki vefatına kadar orada tutsak kaldı.

    bu esnada oğuzların idaresini musa yabgu ele almıştı. bu sembolik bir liderlikti; çünkü inisiyatif çağrı ve tuğrul beylerdeydi. karahanlı ali tegin’in buharayı yeniden ele geçirmişti. kendini sağlama alma düşüncesiyle oğuz beylerine ittifak teklifinde bulundu; fakat teklifi reddedildi. o da bunun üzerine amcaları yusuf’u yabgu ilan ederek oğuzlar arasında bir kargaşa yaratmak istedi. bunda muvaffak olamadı, üstüne bir de kullanmaya çalıştığı yusuf’u öldürttü (1036 yılında). tuğrul ve çağrı beylerin buna karşılıkları sert oldu, karahanlıların 1000 askerini kılıçtan geçirdiler. fakat fazla ilerleyemeden geri çekildiler.

    oğuzların harezm bölgesinde durakladıkları bu dönemde gaznelilerde taht değişikliği yaşandı, sultan mesud, babasının vefatı üzerine gaznelilerin başına geçti. bu boşluğu fırsat olarak değerlendirmek isteyen selçuklular ali tegin’le anlaşarak debusiye’de gaznelilerle savaştılar. bu savaşta gazne valisi pozisyonundaki harezm şah altuntaş öldü. harezm bölgesinde gazneliler hakimiyet noktasında karışıklık yaşandı. sultan kendi oğlunu harzem şah ilan edince altuntaş’ın oğlu merkeze isyan etti. kaos altuntaş’ın oğlu harun tarafından harezme davet edilen selçuklular’ın buraya göç etmesine sebep oldu. cend’in eski sahiplerinden melik ise bunu fırsat olarak değerlendirdi ve oğuzlar üzerine saldırdı ve büyük kayıplar yaşattı. seyhun’u geçerek ribat-ı nemek de konaklayan oğuzlar harzem şah harun’un yardımını gördüler. fakat kısa bir süre sonra 1035’de harun, gaznelilerin suikastına uğradı ve öldü.

    selçuklular bu tarihten itibaren horasan’a döndüler. horasan bölgesindeki nesa ve ferave’de kalıcı olmak arzusundaydılar ve gazne sultanı’ndan emrine girmeleri karşılığında bu toprakları istediler. yanıt tahmin edileceği üzere sert oldu. kalabalık bir gazne ordusu nesa’ya gönderildi. 1035 yılındaki bu çarpışmada selçuklular galip gelerek zengin ganimetler ele geçirdiler. yine de temkinli davrandılar ve sultana kendilerinin barışçı yolları tercih eden taraf olduklarını, dolayısıyla onun tarafından bağışlanmalarını istediler. gazneli mesud; ferave, dıhistan ve nesa’yı oğuz beylerine verdi; ayrıca hepsine hil’at, menşur ve sancak gönderdi. tabii sultanın da şartları vardı: itaat ve isyan etmeleri ihtimaline karşı aralarından birinin rehin tutulması. bu durum, artık onların meşru bir güç olduğunun en önemli göstergesidir. başarı, türkmenleri tetikledi ve selçuklulara katılmaya başladılar. güçlendiklerini hissettiklerine yağma akınlarına başladılar ve harezm şah ismail’le anlaşarak gaznelilere göz dağı verdiler. ayrıca sultan’dan toprakların kendilerine yetmediğini ileri sürerek merv, serahs ve baverd’i istediler. sultan isteği reddetti ve aralarında mücadeleler başladı. sultan, yardımcılarının muhalefetine rağmen selçüklü tehlikesini göz ardı etti ve hindistan üzerine askeri bir sefere çıktı. türkmenler bunu bir fırsat bildi ve yaptıkları saldırılar sonucunda birçok kenti yağmalayıp rey’i kuşatma altına aldılar. gazneli mesud hisdistan’dan dönüşünde orduyu selçukluların üzerine gönderdi. serahs’ta 1026’da yapılan savaşta gazneliler bozguna uğratılmıştır.

    savaşın neticesinde oğuzlar içinde devlet kurabileceklerine dair bir düşünce oluştu ve hemen hazırlıklarına başladılar. tuğrul bey devletin hükümdarı olarak nişabur, çağrı bey merv, musa yabgu serahs’ı aldı. 1038’de selçukluların ilk merkezi nişabur’da tuğrul bey’in adına hutbe okundu. gelişmelerden huzursuzluk duyan gazneli mesud, sefere çıktı; 1039’da çağrı bey komutasındaki oğuzları mağlup etti. bu başarıdan cesaret alan mesud ilerleyişini belh üzerinden serahs’a doğru sürdürdü. serahs’ı savunacak olan çağrı bey’e nişabur ve merv’den de destek geldi; fakat yine de mağlup oldular. serahs önlerinde yıpratma baskınlarıyla gaznelileri rahat bırakmadılar ve bir müddet sonra bir barış antlaşması imzaladılar. maddelerin dışında bu anlaşmanın önemi selçukluların gazneliler tarafından siyasi bir güç olarak tanınmasıdır. fakat selçuklular antlaşma maddelerine aykırı davrandı, gazneli mesud selçuklular üzerine yürüdüyse de etkisiz kaldı. bunun üzerine daha güçlü bir kuvvetle 1040 yılında merv’e yöneldi. tuğrul bey, bu haber üzerine cürcan’a çekilmeyi düşünse de çağrı bey’in savaşma fikri kabul gördü. dandanakan kalesi mevkiinde yapılan savaşta selçuklular, gaznelileri mağlup etti. sultan mahmud çok az adamıyla kaçarak kurtuldu.

    dandanakan savaşı’ndan sonra tuğrul bey horasan emiri ilan edildi. artık horasan topraklarında tamamıyla bağımsız bir türk devleti kurulmaktaydı. çevredeki hükümsar ve beylere zafernameler gönderildi. merv’de toplanan kurultayla islam halifesi kaim bi-emrillah’a bağlılıklarını ve horasan’da adaletle hükmedeceklerini bildiren bir mektup gönderildi. tuğrul bey, sultan olarak nişabur bölgesini, çağrı bey melik sıfatıyla merv bölgesini, musa yabgu ise herat ve sistan bölgesini aldı. ailenin diğer fertleri ibrahim yınal, kutalmış ve kavurd da çeşitli bölgelere gönderildiler.

    çağrı bey, 1040 yılında belh’i gaznelilerden aldı ve devamında cuzcan, badgis, huttalan, toharistan şehirlerini ele geçirdi. harezm üzerine sefer düzenledi ve hakimiyeti altına aldı. savaş ve yönetim başarılarında oğlu alp arslan da kendisine yarcımcıydı. hastalandığı bir dönem ordu komutanlığını ona devretmesiyle alp arslan, gazneliler önünde önemli başarılar kazanmıştır. çağrı bey’in yükselişi çevre hükümdarların aralarında ittifak kurma arayışlarını doğurmuştur. karahanlı arslan han ile yapılan mücadeleler neticesinde 1050 yılında barış imzalanmıştır. çağrı bey, musa yabgu’nun hakimiyetindeki sistan’daki karışıklığa da müdahale etme ihtiyacı hissederek oğlu yakuti’yi bölgeye göndermiş, bu durum musa yabgu’yla aralarının açılmasına neden olmuştur. sultan tuğrul, duruma el koyarak yönetimi yeniden musa yabgu’ya tevdi etmiştir. gazne sultanı abdürreşid bir ihtilal girişimiyle öldürülünce bunu fırsat bilen çağrı bey gazneliler üzerine yürümüş; fakat başarısızlık yaşamıştır. hatta gazne orduları, selçuklu valisini tutsak etmiş ilerlemeye başlamışlardı. alp arslan devreye girdi ve bu ilerleyişi sonlandırdı. 1059 yılı itibarıyla iki ülke arasında antlaşma imzalandı. çağrı bey 1060 yılında serahs’ta vefat etti. yerine alparslan horasan emiri oldu. musa yabgu’nun mücadeleleri genelde sistan ve çevresinde geçmiştir.

    tuğrul bey’in nişabur’da tahta çıkmasıyla fetihlere başlamış, ilk olarak taberistan ve cürcan’a yönelmiştir. harezm seferine çıktığı sırada ibrahim yınal oğuzların elinden rey’i, kakuyi hanedanlığı’ndan da bürucird, ve hemedan’ı almıştır. tuğrul bey harezm seferinden döndüğünde rey’de karşılanmış, devletin merkezi rey’e taşınmıştır. bu esnada abbasi halifesi kaim bi-emrillah türkmenlerin müslüman ülkelerindeki akın ve yağmalarından şikayet eden bir mektup aldı. tuğrul bey’in elçi aracılığıyla halife’ye gönderdiği cevaptan türkmen akınlarının toprak yetersizliğinin zorunlu sonucu olarak gördüğü anlaşılmaktadır.

    ibrahim yınal ve tuğrul bey’in iran bölgesinde yayılma çabaları devam etmiştir. özellikle bölgenin unsurlarından kakuyile, büveyhilere tabi olduklarını ilan ederek mücadeleyi yeni bir zemine taşımışlardır. iran şehirlerinin fetihleri ibrahim yınal, kutalmış ve kavurd’un akınlarıyla sürmekteydi. büveyhilerin elindeki bir kısım topraklar da selçuklular tarafından ele geçirildi.

    büyük selçukluların türk ve dünya tarihine en büyük katkıları şüphesiz anadolu topraklarının türklerin yerleşimine açılmasıdır. tabii bunun ilk evresini tuğrul bey dönemindeki anadolu akınları teşkil eder. türkmenlerin kendilerine yurt arayışıyla başlayan akınlar devletin kurulmasından sonra devlet politikası haline gelmiş, türkmenler anadolu’ya yerleşmeye teşvik edilmiştir. akınlar 1016 yılında çağrı beyle başlamıştır. 1028 yılında gaznelilerden kaçan arslan yabgu’nun kontrolündeki türkmenler azerbaycan üzerinden diyarbakır’a kadar bizans topraklarına girmişlerdi. dandanakan savaşı’nın kazanılmasından sonra selçukluların batı yönünde genişlediği görülmektedir. bu hareketin büyük oranda kontrolsüz olduğu söylenebilir. irak ve iran topraklarını fethiyle görevlendirilen ibrahim yınal’ın selçukluların hakimiyetine girmek istemeyen türkmen boylarıyla mücadeleleri, bu türkmenlerin çevre ülkelere ve özellikle anadolu topraklarına yöneldiler. bu hareketlilik başta büveyhiler olmak üzere bölge ülke ve emirliklerini huzursuz etmiştir. tuğrul bey, türkmenlerden müslüman bölgelere akın ve yağma yapmamalarını isteyerek onları doğrudan bizans’a yönlendirmeye çalışmıştır. türkmen beylerinin bundan sonraki hedefi bizans ve ermeni toprakları olmuştur. bu akınlarda van’a kadar ilerleyen türkmenler yavaş yavaş selçukluların hakimiyetini de kabulleniyorlardı. bizans topraklarına yapılan tüm selçuklu akınlarına iştirak ettiler. türk akınlarından evvel bizans ve ermenistan arasında yaşanan savaşlarda ermeniler ağır kayıplar vermişler ani ve van bölgesi bizans’ın eyaleti olmuştu. anadolu akınlarının başındailk olarak musa yabgu’nun oğlu hasan bulunuyordu. pasin ve erzurum’a kadar ilerleyen hasan bizansla yapılan bir savaşta seviş düştü. tuğrul bey, ibrahim yınal’ı anadolu akınlarıyla görevlendirdi. diğer yandan kutalmış’ı da bölgeye sevk etti. bu iki seçluklu beyi kalabalık bir orduyla bizans topraklarına girdiler. bizanslılar durdurulamayan selçuklu güçleri karşısında gürcülerden yardım istediler ve iki ordu 1049’da pasinler mevkisinde karşı karşıya geldi. savaş selçukluların galibiyetiyle sona erdi ve büyük ganimet elde edildi. bizans bu yenilginin ardından türk akınlarını kesmek amacıyla selçuklularla antlaşma yapma ihtiyacı hissetti.mervanoğulları aracılığıyla tuğrul beyle irtibat kuruldu. tuğrul bey aralarında halife’nin bir akrabasının da bulunduğu selçuklu heyetini istanbul’a gönderdi. emeviler zamanında yapılmış bir caminin tamir edilmesi, fatimiler adına okutulan hutbenin sünni abbasi halifesi ve tuğrul bey adına okutulması ve camide namaz kılınması antlaşma maddeleri arasında yer alıyordu. olay islam dünyasında büyük yankı buldu. bizans bunları yerine getirdi. fakat selçuklulara vergi ödemeyi reddedince antlaşma sağlanamadı.

    tuğrul bey, irak ve iran, sonra da anadolu akınlarında görevlendirdiği ibrahim yınal’dan hemedan’ı ve cibal bölgesindeki bazı kaleleri istemişti. başarılı bir komutan olan hanedan üyesi yınal, bu teklife şiddetle karşılık verdi. ordusunu ayırarak istan etti. tuğrul bey, yınal’ın üzerine yürüdü ve onu mağlup etti. tuğrul bey onu affetti, yınal da tercihinde serbest bırakılmasına rağmen tuğrul bey’in yanında kalmayı tercih etti.

    iç mesele çözülünce çevredeki bazı emirlerin şii büveyhilerle münasebet halinde olduğu anlaşılmıştı. isfehan, kirman ele geçirildi. şiraz, huzistan, ahvaz gibi büveyhi hakimiyetinde olan bölgelerde hutbeler tuğrul bey’in adına okutulmaya başlandı. böylece büveyhilerin hakimiyet alanı, bağdat ve çevresi olacak şekilde daraldı.

    1054 yıllı başlarında tuğrul bey anadolu seferinin bizzat başında bulundu. üç kola ayırdığı ordusu bayburt, erzincan ve kars dolaylarında kaleler ele geçirdi. kendisi de malazgirt’i kuşattı ve pasinler mevkiine kadar ilerledi. malazgirt’e geri dönen selçuklu ordusu, kuşatmada başarısızlık yaşadı ve ileriki yıllarda yapılacak bir sefer düşünülerek rey’e döndü. tuğrul bey, daha sonra halife’nin çağrısıyla bağdat’a yöneldi. abbasi halifesi kaim bi-emrillah bağdat’taki büveyhi yönetiminden şikayetçiydi. büveyhi komutanı türk asıllı arslan besasiri, selçuklu ordularının bağdat’a yaklaştığını duyunca şehri terk etti. büveyhi emiri halifenin tavsiyesine uyarak hutbeyi tuğrul bey adına okuttu. 1055 yılında tuğrul bey bağdat’a girdi. böylece büveyhi devleti fiilen son bulmuştur. emir ay-tegin bağdat şahnesi tayin edildi. hazine selçuklu hazinesine nakledildi. imar faaliyetlerine girişildi ve tuğrul bey, burada kendi adına para bastırdı. bu hadisenin sonunca selçuklular, islam âlemindeki siyasi otoriteyi tamamen ele geçirmiştir. halife’ye dinî otoriteden başka hak tanınmamıştır. halife de çağrı bey’in kızı ile evlenmiş, bununla da iki hanedan arasında akrabalık münasebeti kurularak siyasi bağın kuvvetlenmesine çalışılmıştır.

    bağdat’ın eski valisi arslan besasiri, fatımi halifesinin desteğiyle bir ordu meydana getirdi. kutalmış ve musul arap emiri kureyş, besasiri’yle mücadele etmekle görevlendirildi. kureyş, ihanet ederek karşı tarafa geçince kutalmış mücadeleyi kaybetti. tuğrul bey, bir orduyla kutalmış’a yardıma gitti. ibrahim yınal ve yakuti de birlikleriyle tuğrul’un ordusuna katıldılar. besasiri savaştan kaçtı. bölgedeki şehirleri fetheden tuğrul bey, musul’u ibrahim yınal’ın yönetimine bırakarak bağdat’a döndü. bağdat’ta halife ile görüşen selçuklu hükümdarına “doğunun ve batının hükümdarı”, “dinin direği” gibi unvanlar almış, hil’at giydirilip kılıç kuşatılmıştır.

    tuğrul bey’in bağdat’taki bu günlerinde şiraz’daki (kutalmış’ın kardeşi) resul tigin, musul’dan da ibrahim yınal’ın isyan ettiği haberleri ulaştı. resul tigin’in isyanı bastırıldı, yınal ise bunların bir söylenti olduğuna tuğrul bey’i inandırdı. bu arada karışıklığı fırsat bilen besasiri ve kureyş musul’u kuşattılar. selçuklu ordusu musul’a hareket ettiğinde ise ibrahim yınal’ın gerçekten isyan ettiği ortaya çıktı. tuğrul bey, vezirini ve hanımını bağdat’a göndererek kendisi derhal hemedan’a, buradan da rey’e geçti. alp arslan, kavurd ve yakuti de tuğrul bey’in yardımına yetiştiler. isyan tümüyle bastırıldı ve 1059 yılı itibarıyla ibrahim yınal üçüncü isyan girişimi sonucu ortadan kaldırıldı.

    besasiri, bağdat’ı ele geçirmişti. halife’nin sarayını yağmaladı ve hutbeyi şii fatımiler adına okuttu. yınal’ın isyanı bastırılınca tuğrul bey, besasiri’nin elinde tutsak bulunan halife ve selçuklu prensesini kurtarma işine koyuldu. önce arslan hatun serbest bırakıldı. selçuklu ordusunun bağdat’a yaklaştığı duyulunca da besasiri çareyi kaçmakta buldu. halife, tutsak edildiği yerden selçuklu gulamları sayesinde kurtarılarak bağdat’a getirildi. şehre geldiğinde kendisine hürmet gösteren tuğrul bey’e kendi kılıcını hediye etti. besasiri ise hille emiri’nin yanına sığınsa da bu ona kâr etmedi. 1060 yılında yakalanarak öldürüldü.

    1063 yılında, üç yıl önce ölen eşinin yerine tuğrul bey, vasıt şehrinin kendisine teslim edilmesi ve 300 bin dinar mihr ödenmesi koşuluyla halife’nin kızı seyyide ile tebriz’de evlenmiştir. bu arada iki kardeş, resul tigin ile kutalmış’ın isyanı üzerine yine sıkıntılı günler yaşayan tuğrul bey, aynı yıl içersinde rey’de yetmiş yaşındayken hayata gözlerini yummuştur.

    yükselme devri

    tuğrul bey’in yerine geçecek bir oğlu yoktu. çağrı bey’in oğlu süleyman’ı hayatının son günlerinde yerine veliaht tayin ettiği bilinmektedir. vezir amid el-mülk’ün de desteğiyle süleyman, rey’e getirtilerek tahta oturtuldu. ne var ki zaten isyan halinde bulunan kutalmış, musa yabgu ve alp arslan bu durumdan oldukça hoşnutsuzdu. bazı emirler de süleyman’ın sultanlığına muhalefet ettiler ve hutbeyi merv’deki alp arslan adına okuttular. kutalmış da sultanlığını ilan etmiş ve beraberindeki askerlerle rey önlerine gelmişti. vezir amid el-mülk, karar değiştirerek alp arslan’ın tarafına geçti ve onun adına hutbe okuttu. vezir’in çağrılarına kulak vererek rey önlerindeki kutalmış’ın üzerine askeri bir birlik gönderen alp arslan önce kutalmış tarafından mağlup edildi. fakat 1064’de yapılan savaşta kutalmış öldü, kardeşi resul tigin ve oğlu ise alp arslan’a mağlup oldu. bu tarihten hemen önce selçuklu tarihi’ne damga vuran nizam ül-mülk’ün amid el-mülk’ün yerine vezirlik makamına geçirilmiştir.

    kirman bölgesine hakim melik kavurd’un da tahtta gözü vardı. isfehan’a kadar ilerlemişken alp arslan’ın rey kentine hakim olduğunu öğrenince yine kendi hakimiyet alanına döndü ve adına hutbe okutarak onun hükümdarlığını tanıdı. tahtta hak iddia eden bir başka isim musa yabgu’yla olan mücadeleyi de alp arslan kazandı. alp arslan herat’ta yakalattığı amcasını affetti. halife de alp arslan’ın sultanlığını tasdik etti ve 1064 yılında bağdat’ta adud ed-devle gibi unvanlarla alp arslan’ı onurlandırarak adına hutbe okuttu.

    alp arslan iç isyanları bastırıp devlet işlerini yoluna koyunca fetih hareketine başladı. ilk olarak batıya hareketlendi. 1064 yılında ermeni ve gürcü topraklarına iki koldan başlattığı seferde, bizzat komuta ettiği orduyla tiflis çoruh arasındaki birçok kale ve şehri fethetti. oğlu melikşah ve nizamü’l-mülk’ün idaresindeki ikinci ordu ise aras nehri hattını takip ederek anadolu içlerindeki bizans kalelerini fethetti. daha sonra iki ordunun birleşmesiyle kars ve zorlu bir kuşatma savaşından sonra ani şehri ele geçirildi. bu gelişmeler neticeisnde ermeni prensi gagik topraklarını bizans’a bırakarak kayseri bölgesine yerleşti. bu zaferler islam dünyasında büyük beğeni topladı. halife, alp arslan’ı ebu’l-feth unvanıyla şereflendirdi.

    kardeşi kavurd’un isyan ettiği haberi üzerine daha fazla ilerleyemeyen alp arslan rey’e döndü. kirman bölgesinde hakim olan kavurd, selçuklular’daki ilk deniz aşırı seferleri basra körfezi’nde gerçekleştirmiş hanedan üyesiydi. alp arslan’ın kafkasya seferindeyken iranlı bir emirin kontrolündeki şiraz’ı ele geçiren kavurd’un genişleme siyasetinin farkında olan sultan, 1065 yılında şiraz’ı kavurd’un elinden aldı. kavurd af dileyince alp arslan onu affetti. fakat konrolsüz ilerleyişinin de önüne geçilmiş olmak için şiraz yeniden iranlı emir fazluli’nin kontrolüne bırakıldı.

    oğulları melikşah, karahanlı prensesi terken hatun ile, argun şah ise gazneli prenseslerden biriyle evlendirildi. hazar denizi kıyılarındaki ticaret yollarına zarar veren kıpçak ve peçenek türkleri, kontrol altına alındı. bu bölgedeki diğer fetihlerle de maveraünnehir’e komşu bölgeler tamamıyla selçuklular’a bağlandı. 1066 yılında melikşah’ı veliaht ilan eden alp arslan’ın bu kararı, kavurd’un bir kez daha isyan etmesine neden oldu. kirman’da yapılan savaşı kaybeden kavurd, alp arslan tarafından yeniden affedildi. sultan, ardından şiraz yakınlarındaki istahhr kalesini fethetti.

    alp arslan’ın fetihleri devam ederken diğer selçuklu emirleri ve türkmen beyleri de anadolu akınlarına devam ediyordu. akınlar esnasında birçok bizans şehri kuşatıldı, kaleleri ele geçirildi. yüklüce genimetler elde edildi. ne var ki emirler arasında çıkan tartışmada alp arslan’ın çok değer verdiği gümüş tegin, afşin tarafından öldürüldü. afşin, sultan’ın öfkesinden korkarak beraberindeki türkmenlerle birlikte fırat’ın batısına geçerek bizans’ın içlerine, karaman, adana ve antakya’ya kadar ilerledi. kahramanlığı sayesinde alp arslan’a kendisini affettirdi.

    1067 yılında alp arslan ikinci defa büyük bir orduyla aras nehri’nin batısına geçti. gürcü topraklarının önemli bir kısmı selçukluların eline geçti ve bu yerlerde bir uç beyliği kuruldu. ayrıca bölgedeki birçok şehrin ele geçrilmesiyle önceki dönemlerde buralarda yaşanan siyasi karışıklıklara da son verilmiş oldu.

    doğudan gelen türk akınları bizans’ı endişelendirmeye başlamıştı. tahta yeni geçen romen diyojen, kapadokya’dan topladığı bizans ordusunu peçenek ve uzlardan, ayrıca frank ve normanlardan oluşan paralı askeri birliklerle destekleyerek 1068’de suriye’ye doğru sefere çıktı. kayseri dolaylarındayken türklerin niksar’ı ele geçirdiği haberini aldı ve ordusuyla yön değiştirdi. sivas üzerinden divriği’ye geldiğinde türklerle karşılaştı ve bu ilk çatışmanın galibi oldu. maraş üzerinden halep’e kadar indi; türkmen ve araplardan oluşan birlikleri yenerek menbiç şehrini ele geçirdi. imparator bölgeyi tam anlamıyla hakimiyet altına almaya çalışıyordu. amacı türkleri anadolu topraklarından püskürtmekti. antakya üzerinden yeniden orta anadolu’ya döndü. bu arada bazı türkmen beyleri sakarya havzasına kadar ilerlemişlerdi. imparator türklerin yağmalarına daha fazla müdahale edemeden kış nedeniyle istanbul’a döndü. onun bu seferi bile uzun zamandır askeri sefer düzenleyemeyen bizans için bir canlanma vesilesi oldu.

    1068 yılında kirman’daki kavurd eski rakibi fazluli’yle ittifak kurdu ve tekrardan isyan etti. nizamü’l-mülk’ü şiraz’a gönderen alp arslan, kendisi de ordusuyla kirman’a girdi. fakat kavurd’un burada güçlü olduğunu hissedince isfehan’a döndü. daha sonra kavurd’un oğlunun babasıyla mücadelesini desteklemiştir. ama kavurd oğlu ile bu mücadeleden galip ayrılmıştır.

    1069 yılında afşin, sanduk, ahmedşah, türkman ve dilmaçoğlu gibi selçuklu emirlerinin bizans topraklarına akınlarını sıklaştırdıkları görülmektedir. bizans birlikleri bu ayrı kollardangelen akınlar karşısında başarısız olunca imparator romen diyojen büyük bir orduyla ikinci kez doğuya doğru sefere çıktı. amacı ahlat’ı türklerden geri almak ve onları anadolu topraklarından atmaktı. önüne çıkan küçük selçuklu birliklerini mağlup ederek fırat’a kadar ilerlemişti ki, diğer yandan selçuklu akıncıları konya ve karaman bölgesini ele geçirdiler.haber imparator’u çok üzdü ve palu dolaylarından geri dönmek zorunda kaldı.

    bu arada ilginç bir gelişme yaşandı. alp arslan’ın kızkardeşinin kocası er-başgan’la arası açıldı. er-başgan maiyetindeki kuvvetlerle anadolu’ya girdi. sultan onu yakalatmak için peşinden afşin’i görevlendirdi. kovalamaca sürerken er-başgan’ın birlikleri sivas’ta bizans kuvvetleriiyle karşılaştı. çıkan savaşı er-başgan kazandı ve komutanı esir etti. er-başgan’ın gerçek hikâyesini öğrenen tutsak bizanslı komutan onu bizans’a sığınmaya ikna etti. peşindeki emir afşin ise istanbul boğazına kadar gelmişti. afşin, kendisine sığınanları sultan adına imparator’dan geri istedi. imparator bu durumu reddetti. dönüş yolunda büyük ganimetler elde eden afşin, sonunda haberi halep’teki alp arslan’a bildirdi.

    1070 yılında alp arslan, mısır’daki iç karışıklık yaşayan fatımilerin veziri tarafından ülkeye hakim olması için davet edilince azerbaycan üzerinden büyük bir orduyla doğu anadolu’ya girdi. van gölü civarındaki malazgirt kalesini aldı. ardından tulhum, siverek kaleleri fethetti; urfa kuşatması uzayınca kaldırarak halep’e yöneldi. şehri kuşattı ve aldı; fatımiler adına okutulan hutbe, artık kendi adına okunacaktı. buradan şam’a hareketlendi. bu esnada bizans elçisi, imparator’un malazgirt, ahlat ve erçiş’i geri vermesini bildiren haberi sultan’a iletti. imparator’un büyük bir orduyla hareket ettiğini de teyit edince mısır seferini sonlandırıp hemen geri döndü. bizans ordusunda peçenek, uz kıpçak, bulgar gibi pek çok türk boyu, slav kökenliler, almanlar, franklar, ermeniler ve gürcüler bulunmaktaydı. bizans öncü birlikleri selçuklu kuvvetleri karşısında başarılı bir şekilde ilerliyordu. ahlat önlerindeki mücadeleyi ise emir sanduk’un güçleri kazandı. imparator aalp arslan’ın döndüğünü düşünememişti. bu kuvvetleri yerleşik selçuklu askerleri zannediyordu. daha sonra bizans ordusuyla selçuklular rahva ovasında karşılaştılar. bizans’ın sayıca çokluğu başta alp arslan’ı tedirgin etmişti. barış talep etti. hırslı imparator bu teklifi geri çevirince savaş kaçınılmaz oldu. 26 ağustos 1071 tarihinde iki kuvvet çarpıştı. sahte ricat tekniği ve bizans’taki türk boylarının saf değiştirmesiyle selçuklular büyük bir zafer elde etti. imparator tutsak edildi. alp arslan esirine iyilikle muamele etti. aralarında bir antlaşma yapıldı ve yanına verilen muhafızlarla birlikte romen diyojen salıverildi. antlaşmaya göre bizans 360 bin altın ödeyecek, müslüman esirler serbest bırakılacak, ihtiyaç anında bizans türklere yardımcı birlik yollayacak ve antakya, urfa, menbic ve malazgirt gibi şehir ve kaleler selçuklulara verilecekti. zafer islam dünyasında büyük bir sevinçle karşılandı. bu arada istanbul’da romen diyojen’in esir alındığı bilgisi büyük üzüntü yarattı ve tahta yeni imparator geçti. diyojen alp arslan’a verdiği sözü tutmuştu ama tahtı da kaybetmiş görünüyordu. yeniden tahtı ele geçirme girişimi başarısızlıkla sonuçlandı. yeni imparator tarafından yakalanarak gözlerine mil çektirildi. bir yıl sonra da öldü. bu nedenle selçulular ve bizans arasındaki antlaşma da tam manasıyla gerçekleşemeden sona ermiş oldu

    alp arslan zaferin akabinde hemedan’a döndü. bizans’ın tümüyle fethedilmesini emretti ki bizans’ta da malazgirt yenilgisinden sonraki siyasi fırtına durulmamıştı. alp arslan’ın hedefinde ise karahanlılar vardı. maveraünnehir’in hakimiyeti için önemli bir konumda olan ve batınilerin kontrolündeki berzem kalesi’ni aldı. fakat kale komutanı yusuf el-harezmi’nin suikasti üzerine sultan, 1072 yılında 41 yaşındayken vefat etti.

    babasının veliahtı melikşah, nizamü’l-mülk’ün de desteğiyle bu gelişme üzerine tahta çıktı. karahanlılar ve gazneliler yaşanan bu taht değişikliğini bir fırsat biildiler ve selçuklulara saldırdılar. ayrıca kavurd da melikşah’ı tanımayacağını söyleyerek isyan etti. karahanlılarla yapılan mücadelelerde belh ve tirmiz’de kötü neticeler elde edildi. özellikle kirman’dan kavurd’un isyan haberi melikşah’ı rahatsız etmiş, orduyla rey üzerine yürüyen kavurd’u kerec mevkiinde karşılamıştı. savaşı melikşah’ın güçleri kazandı. asker içinde de sevilen biri olan kavurd öldürüldü. iç isyan bastırılınca sıra karahanlılara geldi. belh ve tirmiz’de selçuklular lehine sukuneti sağlayan sultan 1074 yılında karahanlı başkenti semerkant’ı da etkisiz hale getirdi. karahanlı hükümdarı nasr’la bir daha düşmanca bir tavır takınmayacağına söz veren bir antlaşma yapıldı ve nasr yerinde bırakıldı. melikşah bölgeyi kardeşi tekiş’in kontrolüne terk ederek rey’e döndü. gazneliler ise bu harekattan sonra kendileriyle de bir savaş yaşanmamasından korkarak ellerindeki selçuklu ailesi mensuplarını serbest bırakmıştır.

    kavurd’un ortadan kaldırılmasından sonra kirman selçukluları ile sürtüşme halen sürmekteydi. melikşah kirman’a sefer düzenledi; melik sultanşah’ın af dilemesiyle mesele halloldu.
    fatımilerle tampon bölge olan suriye topraklarında ise selçukluların 1063’ten beridir etkinliği vardı. türkmen beyleri kısa sürede buradaki askeri üstünlüklerini kabul ettirdiler ve atsız bey’in fetihleriyle suriye’nin selçukluların kontrolüne geçmesi gerçekleşmeye başlamıştır. atsız, fatımi şehirlerinden remle’yi işgal etti, ardından kudüs’ü kuşattı. burada emir kurlu’nun çabalarıyla tarımsal faaliyetlere önem verildi. 1071 yılında kudüs’te hutbe alparslan ve abbasi halifesi adına okutuldu. bu arada şöklü de akka’yı ele geçirmişti. ne var ki iki selçuklu emiri arasında sürtüşme yaşandı. atsız, şöklü’yü mağlup etti. şöklü daha sonra kutalmışoğulları ile ittifak kursa da atsız’ı yenemedi. atsız, sonradan şam’a yöneldi ve 1076’da burayı fethetti. fatımilerin hakimiyetindeki mısır’ı ele geçirmek isteyen atsız, kahire önlerinde ağır bir yenilgi aldı ve şam’a döndü. melikşah, atsız’ın yenilgisini haber alınca kardeşi tutuş’u suriye’ye gönderdi. aynı şekilde akka valisi bedrü’l-cemali de 1079 yılında büyük bir orduyu suriye’ye gönderek filistin bölgesini işgal ettikten sonra şam’ı da kuşattı. fatımi ordusuyla baş edemeyeceğini anlayan atsız, tutuş’tan yardım istedi. tutuş’un gelişi fatımi ordusunu korkuttuğu gibi atsız’ın da sonu oldu. fatımiler kahire’ye döndü. tutuş şam’ı ele geçirerek atsız’ı öldürttü. böylece suriye selçukluları’nın temelleri atılmış oluyordu.

    melikşah döneminde anadolu akınları devam etmiştir. kutalmışoğulları, birecik ve urfa taraflarında yaşıyordu. artuk bey’in melikşah tarafından geri çağırılması onlara anadolu içlerine ilerleme fırsatı verdi. devlet kurma düşüncesiyle bizans hudutlarında kendilerine bir hareket alanı yarattılar. hatta kutalmışoğlu süleyman, gelişmelerinden rahatsızlık duyan sultana karşı bizansla işbirliği yaptı. bizans’ın iç karışıklarından da faydalanarak taht mücadelesi veren nikiforos melissinos’un geri almak üzere selçuklulara bıraktığı iznik’e yerleştirler. burası, 1080 yılının sonlarında yeni kurulan türkiye selçukluları’nın merkezi oldu. kutalmışoğlu süleyman şah doğuda da toprak talebindeydi. halep’i ele geçirmek için giriştiği savaşta tutuş’a yenildi ve kendisini öldürdü. sefere çıkmadan önce yerine bıraktığı ebu’l-kasım devlete sahip çıktı. donanma inşa ettirdi. bizans’a akıncılar gönderdi. melikşah’ın üzerine gönderdiği emir porsuk’u bizans’ın da yardımıyla yendi. sultan ikinci kez iznik üzerine, bu sefer emir bozan komutasında birlik gönderdi. ebu’l-kasım, isfehan’a kadar giderek beraberinde götürdüğü hediyeleri sultan’a takdim edip af dilemeyi düşünmüştü. gitti; fakat sultan onu bağışlamadı. dönüş yolunda emir bozan’ın adamları tarafından katledildi. yerine bıraktığı kardeşi ebu’l-gazi iznik’e hakimdi. diğer taraftan izmir taraflarında da çaka bey, donanması ile ege ve marmara’da bizans’a akınlar düzenliyordu.
    suriye meliki tutuş ise 1086’da halep’i ele geçirdi. melikşah da halep’e gitmek için büyük bir orduyla isfehan’dan yola çıktı. caber ve menbiç şehirlerini zaptettikten sonra halep’i de ele geçirdi. urfa’yı alması için görevlendirdiği emir bozan da başarılı olmuştu. antakya’ya yöneldi buranın idaresine de hakim olunca imparatorluğun topraklarını akdeniz’e kadar büyütmüş oldu.

    1084 yılında önemli emirler diyarbakır’ın fethi için bölgeye gönderildi. burada mervaniler devleti bulunaktaydı. siirt, erzen, hasankeyf fethedildi. bir yıl sonra da diyarbakır ele geçirildi. türkmenler bitlis ve ahlat’ı da aldılar. daha sonra silvan, mardin ve ceziretü’l-ibn ömer fethedildi. böylece bölge tamamen selçukluların kontrolüne girdi ve mervaniler devleti yıkıldı; devletin hazinesi de isfehan’a gönderildi.

    bu fetihlerin sürdüğü bir aşamada tekiş’in isyan ettiği görülmektedir. 1081 yılında melikşah’ın disiplinsizlikleri nedeniyle ordudan attığı askerleri etrafında toplayan tekiş merv el hicran, tebriz gibi şehirleri zaptederek nişabur’a hareketlendi. melikşah ondan evvel nişabur’a varmayı başardı. midini yitiren tekiş, sultan’da af diledi. sultan, tekiş’i bağışladı; ama o musul taraflarındayken tekiş yeniden baş kaldırdı. 1086’da merv i rud’dan serahs’a kadarki yerleri hakimiyeti altına aldı. serahs’ı kuşattığı sırada nizamü’l-mülk’ün büyük bir orduyla üzerine yürüdüğü zannıyla tebriz’e çekildi. melikşah, tekiş’i tebriz kalesinde sıkıştırdı ve gözlerine mil çektirerek onu hapsettirdi.

    batıdaki gelişmeler böyleyken melikşah doğudaki kontrolü de ele almak istiyordu. batı karahanlı hanı’nın halkına kötü davranması melikşah’ın birtakım ulema tarafından maveraünnehir bölgesine davet edilmesine yol açtı. 1089 yılında buhara, ardından semerkant alındı. batı karahanlıları tümüyle selçuklu hakimiyeti altına girmiş oldu. doğu karahanlı devleti üzerinde de kendisine tabi kıldıktan sonra sultan, 1090 yılında isfehan’a döndü. sonradan semerkant ve özkend’de isyanlar baş gösterse de selçuklular bu isyanları bastırmış, yeniden bölgeye hakim olmuşlardır. bu arada kendisi de karahanlı olan karısı terken sultan’ın ricası üzerine sultan, batı karahanlı han’ı ahmed’in ülkeye dönmesine müsade etmiştir.

    1091 yılında bağdat’a yaptığı bir ziyaret esnasında önemli türk beylerini toplantıya çağıran melikşah, yeni fetihler için bir hareket planı yaptı. hedefteki yerler arasında yemen ve aden gibi güney arabistan toprakları bulunmaktaydı. kısa sürede bu fetihler de başarıyla neticelendi.

    melikşah dönemindeki en mühim olayların arasında batıni faaliyetler yürüten hasan sabbah’la olan mücadeleler de bulunmaktadır. hasan sabbah, selçuklu topraklarındaki alamut kalesi’ni 1090 yılında ele geçirmiş, ismaili mezhebine bağlı bir devlet kurmuştu. hasan sabbah’a ölesiye bağlı fedailer, bir terör örgütü gibi çalışıyordu. melikşah, yoruntaş’ı kaleyi alması için görevlendirdi. ama onun ölümü yüzünden bir netice alınamadı. emir altuntaş, emir koltaş ve emir kızılsarığ da bu vazifeyle hasan sabbah’ın üzerine gönderildi. melikşah’ın 1092’deki ölümü, harekatın yarım kalmasına neden oldu. melikşah döneminde karmatilerle de mücadele edilmiş, artuk bey, ahsa ve bahreyn’e yaptığı seferler neticesinde bu tehlikeyi savuşturmuştur.

    selçukluların en parlak günlerini yaşadıkları melikşah döneminin baş aktörlerinden biri kuşkusuz nizamü’l-mülk’tür. sultanın karısı terken hatun’un kışkırtmaları, vezir ve ailesinin devlet içerisinde kontrolsüz bir nüfuza sahip olmaları merkeziyetçi sultanı son dönemlerde hayli rahatsız etse de melikşah’ın hoşgörüsü ağır bastı ve vezir hayatının sonuna kadar görevinde kaldı. ünlü vezirin son yıllarında batınilerle mücadelesi dikkat çelicidir. nitekim, bir terör örgütü gibi çalışan bu devlet, bağdat yolculuğunda, melikşah’ın kafilesini geriden takip ettiği bir sırada batıni bir fedainin suikastine uğradı ve öldü. yerine terken hatun’un desteklediği tâcü’l-mülk ebu’l-ganâim geçirildi.

    sultan, bağdat’ta iken abbasi halifesi muktedi ile arası açılmış ve ondan bağdat’ı terk etmesini istemişti. beklenmedik bir gelişme yaşandı ve henüz 38 yaşındaki sultan zehirlenerek öldürüldü. naaşı isfehan’a defnedildi. halife, terken hatun ve nizamü’l-mülk taraftarlarının bu olayda etkisi olduğu şüphesi hala aydınlatılmayı bekleyen bir muammadır. melikşah, selçuklu hükümdarlarının en etkili isimlerindendi: döneminde imparatorluğun sınırları istanbul boğazından kaşgar’a, kafkaslar’dan yemen’e kadar ulaşmıştı. bilime, kültür ve sanata önem veren sultan, din adamlarını, şair ve edipleri de himayesine almasıyla tanınmıştı. sadece müslümanlara değil, diğer dinlere de saygu göstermiş, onların ibadethaneleriyle birlikte barışcık bir ortamda özgürce varolmalarını sağlamıştı. o, ayrıca celali adıyla bilinen bir takvim hazırlatmıştı.

    fetret devri

    melikşah’ın genç yaştaki beklenmedik ölümü, devletin duraklamasına neden olan bir fetret devrinin yaşanmasına neden olmuştur. tahtın en önemli taliplerinden karısı terken hatun, 1092’de oğlu mahmud’un sultanlığını ilan etmiş, ilk iş olarak askere para dağıttırmıştır. ardından, isfehan’daki tahtın diğer talibi berkyaruk’un tutuklanması için emir kür-boğa’yı görevlendirmiştir. nizamü’l-mülk taraftarları da berkyaruk’u desteklemekteydi ve onu rey’e kaçırarak sultan ilan ettiler. taraflar arasında 1093 yılında yaşanan savaşı da berkyaruk yanlıları kazanmıştır. terken hatun boş durmadı; berkyaruk’a karşı azerbaycan valisi’ni kışkırttı. kerec’teki savaşı, yine berkyaruk kazandı. bu sefer terken hatun, suriye meliki tutuş’u kışkırttı ki o da tahta adaydı ve melikşah’ın ölüm haberini alır almaz sultanlığını ilan etmişti. tutuş; urfa, halep, antakya valilerini de ikna ederek azerbaycan’a, berkyaruk üzerine yürüdü. ancak ittifak daha yoldayken bozuldu. emirlerin bazıları berkyaruk’un tarafına geçtiler. tutuş geri çekildi. bu esnada berkyaruk bağdat’a girmiş ve adına hutbe okutmuştu. tutuş, yeniden toparlandı ve ahlat üzerinden azerbaycan’a gitti. buradan hemedan’a yürüdü; amacı terken hatun’un güçleriyle birleşmekti. yalnız bu iktidar hırsıyla gözü dönmüş bu kadının 1094 yılındak ölümü sebebiyle plan yerine getirilemedi.

    berkyaruk, tutuş’un ilerleyişini durdurmak için isfehan’a yola çıkmıştı ki yolda tutuş’un öncü birlikleriyle karşılaştı ve yenildi. bağdat’taki abbasi halifesi, bu yenilgiyi haber alır almaz tutuş adına hutbe okuttu. berkyaruk güç bela ulaştığı isfehan’da kardeşi mahmud’un emirleri tarafından tutuklandı. tam gözlerine mil çekileceği sırada mahmud öldü. onun emirleri bu sefer berkyaruk’un safına geçtiler. tutuş’la berkyaruk arasında 1095 yılında rey civarındaki bir yerde bir savaş gerçekleşti. berkyaruk, galip geldi ve tutuş savaşta öldürüldü. onun ölümünden sonra suriye selçukluları bir müddet daha hayatını sürdürmüştür.

    bu esnada doğuda alp arslan’ın oğlu arslan argun da bağımsızlığını ilan etmişti. nişabur’u ele geçirmek istedi ise de başaramadı, ardından merv’e yöneldi. burayı hakimiyetine aldıktan sonra belh, tirmiz ve nişabur’u almayı başardı. berkyaruk, batıdaki mücadeleyi önemsediği için başta arslan argun’u önemsememişti. rakiplerini ortadan kaldırmıştı ki arslan argun’a yöneldi. fakat arslan argun, ilkin çekindiği berkyaruk’un adamlarını herat mevkiinde 1095 yılında mağlup etmesini bilmişti. tehlikeyi büyümeden savuşturmak isteyen berkyaruk, kardeşi sencer ve atabeg kumac’ı öncü birlik olarak gönderdi. bu arada arslan argun, kölesi tarafından bıçaklanarak öldürülmüş, adamları yedi yaşındaki oğlunu yerine geçirmişlerdi. berkyaruk’u görünce ondan af dilediler. berkyaruk, onları affetti ve hatta çocuğa rey ve hemedan topraklarından iktalar verdi. bu arada kardeşi sencer’i de horadan meliki ilan etti. karahanlılar da berkyaruk’un hükümdarlığını tanımış, ona bağlılıklarını bildirmişlerdi.

    1097 yılında gaznelilerin kışkırtmalarıyla muhammed bin süleyman adındaki hanedan mensubu da taht iddiasıyla harekete geçmiş, ne var ki sencer tarafından etkisiz hale getirilmiştir. bu tarihlerde berkyaruk’un, kendisinden öncekiler kadar olmasa da imparatorluk genelinde hakim olduğu anlaşılmaktadır.

    devrin önemli olaylarından biri de i. haçlı seferi’dir. haçlılar, emir yağsıyan’ın kontrolündeki antakya şehri 1098 yılında işgal etti ve tüm şehri kılıçtan geçirdiler. berkyaruk’un emriyle antakya önlerine gelen emir kürboğa idaresindeki selçuklu ordusu, suriye selçukluları ve arap emirler arasındaki anlaşmazlıklar ve çekişme yüzünden haçlılar karşısında yenik düştü. musul’a çekilen selçuklu ordusunun boşalttığı hat üzerinden haçlılar kudüs’e kadar indiler ve 1099’da kenti işgal ettiler.

    berkyaruk isyanlarla henüz baş etmişti ki gence meliki olarak atadığı kardeşi muhammed tapar isyan etti. bunda veziri olan nizamü’l-mülk’ün oğlu müeyyid’in etkisi vardır. azerbaycan’ı kontrol altına alarak rey’e kadar ilerledi ve burayı aldı. berkyaruk, bu hücum karşısında isfehan’a, ardından huzistan’a çekildi. annesi muhammed tapar’ın veziri tarafından bğduruldu. olaylar, muhammed tapar’ın gücünü artırmıştı, çok geçmeden önemli emirler onun safına geçtiler. 1099’da bağdat’taki halife de hutbeyi onun adına okuttu.
    berkyaruk, harekete geçti, irak emirlerinin desteğiyle bağdat’a girdi ve hutbeyi yeniden kendi adına okuttu. bu arada, muhammed tapar tarafına henüz geçmiş emirler yine onun safına geçtiler. fakat taraflar arasında 1100 yılında hemedan civarında gerçekleştirilen savaşı berkyaruk kaybetti. bağdat’taki hutbe yeniden değiştirildi. bu esnada kardeşi sencer’le arası açılan taberistan ve cürcan emiri ile ittifak kurarak horasan’da gücünü toparlamayı düşündüyse de buna muvaffak olamadı. sencer de muhammed tapar’dan yana olmuştu ve ona savaş açmıştı. savaşta sencer’e yenildi; huzistan’a çekildi. burada bazı emirler kendisine katıldı.

    muhammed tapar, emirlerin saf değiştirmesinden korkuyordu. bunun için bir an önce berkyarukla karşılaşmak ve onu yenmek istiyordu. 1101’de hemedan’da çarpıştılar. bu sefer kazanan berkyaruk oldu. muhammed tapar, kardeşi sencer’in yanına sığındı. berkyaruk, bağdat’a hareket etti ve hutbeyi yeniden kendi adına okuttu. ne var ki giriştiği savaşlar, siyasi mücadeleler onun maddi ve manevi açıdan yıpratmıştı. mali sıkıntılar, kendisine destek veren emirlerin ondan uzaklaşmasına sebep oldu.

    bu defa bağdat’a hareketlenen muhammed ve sencer ittifakı oldu. 1101’de bağdat’a girdiler, hutbe yeniden muhammed tapar adına okundu. nihavend civarında savaşacaklardı ki halife’nin de aracılık etmesiyle taraflar arasında barış antlaşması yapıldı. buna göre; berkyaruk sultan, muhammed tapar ise azerbaycan, diyarbakır, elezire ve musul gibi kentleri kontrol etmekle yükümlü melik olacaktı. sencer ise eskisi gibi horasan’ı idare edecekti. antlaşmayı bozan kapısının önünde üç yerine beş nevbet çaldıran muhammed tapar oldu. berkyaruk, 1102’de rey’de yapılan savaşı kazandı. muhammed tapar, isfehan’a kaçtı.

    bağdat’ta hutbeler o kadar fazla değişiyordu ki bir dönem sadece abbasi halifesi’nin adına hutbe okundu. berkyaruk ve muhammed tapar arasındaki son mücadele hoy kentinde oldu. berkyaruk bu savaşın da galibiydi. buna rağmen muhammed tapar’a anlaşma teklif etti. çünkü bu çekişmenin sonu yoktu ve devlet büyük zarar görmüştü. bağdat’taki hutbe 1104 yılında berkyaruk adına okunsa da ülke azerbaycan, doğu anadolu, el-cezire ve musul muhammed tapar’a bırakılacak şekilde ikiye bölünecekti. sencer’in de horasan’daki özerk durumu dikkate alındığında selçuklular, bu antlaşma dolayısıyla üçe bölünmüştür denebilir. hayatı isyanlar ve taht mücadeleleriyle geçen berkyaruk, antlaşmanın yapıldığı yıl henüz 25 yaşındayken burucird şehrinde öldü.

    haberi alan muhammed tapar, bağdat’a gitti ve 1105’de sultan oldu. bu arada birkaç hanedan üyesinin saltanat iddiasını bertaraf ederek kendisine biat eden emir çavlı’ya musul bölgesinin kontrolünü verdi. musul’un önde gelenleri bu atamadan hoşnut kalmadı; türkiye selçuklu sultanı kılıç arslan’ı musul’a davet ettiler. kılıç arslan 1107’de kente girdi. daha sonraki mücadelede çavlı, hakimiyeti ele aldı. kılıç arslan ise savaş esnasında geçmek istediği nehirde boğularak hayatını kaybetti. daha sonra çavlı’nın fevri davranışları muhammed tapar’ı kızdırdı. sultan onun yerine mevdud’u atadı. çavlı ise kendini sultana affettirerek 1109’da fars valiliğine atandı. mevud’un görevlerinden biri de haçlılarla mücadele etmekti. bölgedeki diğer emirlerle ittifak yapan mevud’un urfa kuşatması kudüs’ten gelen haçlıların şehre yaklaşması yüzünden yarım kaldı ve harran’a çekildi. selçuklu kuvvetlerinden çekinen haçlılar, urfa civarından çekilmeyi uygun gördüler. fırat’ı geçen haçlı birliklerin son kısmına mevud ve askerleri ancak yetişebildi. bir kısmını yok ettikleri haçlılardan yüklüce ganimet de elde ettiler.

    suriye’deki haçlı saldırılarına karşı muhammed tapar, mevud’a yeniden sefer düzenlemesini emretti. mevud, bazı emirlerin de desteğiyle tell-başir’i kuşattı. buranın haçlı valisinin emir ahmedil’le anlaşması üzerine kuşatmayı kaldırarak halep’e yöneldi. fakat halep de kapılarını selçuklu ordularına kapattı. mevud, bu ihanete kızarak musul’a çekildi. buradan urfa’ya gitti ve şehri kuşattı; ama başarı sağlayamadı. şam civarında atabey tuğtegin’in yardımına koştu ve haçlıları burada mağlup ettiler. mevud, şam’da bir batıni fedaisinin suikastine uğradı. ölümü selçuklular için önemli bir kayıp olmuştur. musul emiri olarak yerine atanan emir aksungur, haçlılarla mücadeleyi sürdürdü. diğer emirlerin de desteğiyle 1114 yılında haçlıların kontrolündeki urfa’yı kuşattı. fakat yine başarı sağlanamadı. aksungur ile emir ilgazi arasında başgösteren çekişme savaşmalarına neden oldu ve savaşı ilgazi kazandı. sultan muhammed tapar’ın ilgazi’yi tehdit etmesi ve akabinde gelişen olaylar haçlılarla sürdürülen mücadeleleri olumsuz etkilemiştir. daha sonra haçlılarla mücadele görevi borsuk’a verildi. o da halep’e girmeye muvaffak olamadı. llgazi, tugtegin gibi emirler selçuklulara karşı haçlılarla işbirliği yaptılar. haçlılar, yaptıkları bir baskınla 1115 yılında selçuklu kuvvetlerini yendiler. selçuklular, cezire’ye çekilmek zorunda kaldı. bu tarihten sonra muhammed tapar, suriye üzerine başkaca bir sefer düzenlemedi. selçukluların gücü bölgede zayıfladı. bu da bazı türk valilerinin ve hanedan üyelerinin bağımsızlıklarını ilan etmeleri sonucunu doğurdu. fakat haçlılar da güçleniyordu. tugtegin, durumu fark edince sultan’dan af diledi ve 1116’da emrine girdi. sultan da onu suriye’nin idaresine atadı.

    kuzeyde de gürcüler, yine bir türk boyu olan kıpçakların desteğiyle gerek taht kavgaları gerekse haçlılar nedeniyle yaşanan zor dönemi fırsat bildiler. gürcü kralı, çoğunluğu kıpçaklardan oluşturulmuş bir ordu ile kafkasya üzerindeki türkmenlerin üzerine yürümüş, bölgedeki türkmenler bu sebeple anadolu’ya göç etmek zurumunda kalmıştır. 1110 yılında muhammed tapar, ilerleyen gürcü ordusunu mağlup etti.

    hille emiri sadaka’nın muhammed tapar’dan kaçanları himaye etmesi gibi isyana teşvik ettiğini gösteren belirtiler üzerine sultan, ondan rahatsızlık duyuyordu. bağdat’ta bulunduğu bir sırada onun apaçık isyan ettiği haberini aldı. sadaka’nın emrinde türkler, ermeniler, araplardan oluşan kalabalık bir ordu vardı. sultan’ın yanında da sayıları ancak bini bulan gulamlar bulunuyordu. sultan anlaşma yapma düşüncesindeydi, maiyetindeki emirler buna karşı çıktılar. nihayet, 1108 yılında hilye’ye doğru harekete geçildi. numaniye denilen bataklık bölgede yaya bulunan selçuklu askerleri sadaka’nın ordusunu ok yağmuruna tuttu, sadaka öldürüldü ve büyük bir zafer elde edildi.

    muhammed tapar, batıniler karşısında da tedbirler almıştır. batınilere ait bulunan isfehan yakınlarındaki iki kaleyi ele geçirmiş, esir alınan fedailer öldürülmüştür. 1109 yılında alamut kalesine de bir ordu göndererek batınilere büyük kayıplar verdirse de nihai bir sonuç elde edemedi. muhammed tapar ölümüna kadar her yıl batıniler üzerine sefer düzenledi. son olarak emir anuştegin komutasındaki selçuklu ordusu, alamut’u ele geçirmek üzereyken sultan’ın ölüm haberi, seferin neticesiz kalmasına neden olmuştur.

    muhammed tapar, ölümünden önce oğlu mahmud’u veliaht olarak göstermiştir ve bunun için de bütün emirlerden biazt almıştır. bu tarihten kısa bir zaman sonra 1118 yılında da vefat etmiş, isfehan’a defnedilmiştir.

    ikinci yükseliş devri

    sencer, berkyaruk tarafından horasan meliki olarak atanmıştı ve bağımsızdı. berkyaruk ve muhammed tapar arasındaki taht mücadelesinde öz kardeşi muhammed tapar’ı destekledi. kardeşiyle birlikte bağdat’ta bulunduğu bir sırada doğu karahanlı hanı’nın selçuklu topraklarını işgal etme girişimi üzerine horasan’a dönerek 1102 yılında karahanlıları mağlup etmiştir. bu tarihten sonra karahanlıların teşkilat yapısına müdahale etmiş, yeğenini büyük kağan olarak semerkand’a tayin ettirmiştir. bunun üzerine karahanlı bazı hanedan üyeleri isyan etmiş, sencerse bu isyanları bastırmıştır. meliklik döneminin bir diğer önemli olayı da gazneliler devleti’ni de kendisine bağlayarak idare etmesidir.
    muhammed tapar’ın ölümünden sonra oğlu mahmud tahta geçirilmişti. tahtta başkaları da hak iddia ediyordu. muhammed tapar’ın diğer oğullarından mesud ve tuğrul’un adına atabeyleri de isyan etti. gelişmeler sencer’i harekete geçirdi. çünkü o da selçukluları birleştirmek, tek bir yönetim altında toparlamak istiyordu. sencer, yeğeni mahmud’la 1119 yılında save mevkiinde karşı karşıya geldi ve onu yendi. bu zaferin akabinde selçuklu sultanı olan sencer, mahmud’u ortadan kaldırmak yerine, kızı ile evlendirdi.

    devletin yapısını yeniden düzenleyen sencer, rey, mazenderan ve kumis gibi bölgeleri kendi hakimiyetine; irak-ı acem’in yarısıyla gilan bölgesini şehzade tuğrul’a; fars eyaletini ve huzistan’ın yarısını selçuk şah’a; isfehan ve batı ülkelerini ise sultan unvanı ile mahmud’a bırakıyordu. bu taksimat, irak selçukluları’nın doğmasına neden olmuştur. ardından orduyu yenileyerek irak selçukluları’nın devlet kademesini de tayin etti.

    hille emiri dubeys ve abbasi halifesi müsterşid arasındaki anlaşmazlık, dubeys’in tuğrul ile birleşerek irak’ta yeni bir selçuklu devleti kurmak düşüncesini doğurdu. fakar bu girişim başarısızlıkla neticelendi. diğer yandan abbasi halifesi, siyasi bir güç elde etme düşüncesiyle ittifak kurup sencer’e isyan etmek hususunda irak selçuklu sultanı mahmud’u kışkırttı. sencer durumu öğrendi ve mahmud’a böyle bir işe girişmemesini tavsiye etti. sencer, ondan halife’ye karşı askeri müdahale yapmasını istedi. mahmud, söyleneni uyguladı ve halife’yi mağlup etti; ama halife’yi görevinden azletmedi. sencer, görüşmek için mahmud’u rey’e çağırdı. 1128 yılında yaptıkları görüşmede alınan karara göre mahmud, halife’nin siyasi emellerini önleyecek tedbirler alacaktı. sefere çıkmadan kısa bir süre önce, 1132 yılında mahmud öldü.

    sencer’den onay alınmaksızın yerine oğlu davud’un geçirilmesine itiraz eden amcası mesud, davud’un sultanlığını kabul etmedi. onun bu isyanına selçuk şah da katıldı. sencer, olaya müdahale etmek için rey şehrine geldi. onun düşüncesinde ise irak selçukluları’nın yeni sultanı yeğeni tuğrul olmalıydı. mesud ve selçuk şah, sultan sencer’in düşüncelerinden haliyle memnun kalmadılar ve halife ile ittifak etme girişiminde bulundular. buna göre mesud sultan, selçuk şah veliaht olacaktı. halife de irak’ı veliki aracılığıyla idare edecekti ki bu halife’nin durumunu değiştirecek, ona aktif siyasi bir rol verecekti. 1132 yılında müttefikler bağdat’tan, sencer’in üzerine yürüdüler. sultan sencer ise hemedan’da gelişmeleri takip ediyordu. o da ordusuyla hareketlendi; iki ordu, dinever mevkiinde karşılaştılar. sultan sencer, savaşın galip tarafı oldu. mesud kaçtı ise de sencer onu çağırdı ve ona iyilikle muamele ederek azerbaycan’ı ona ikta etti. irak selçuklu devleti’nin başına ise tuğrul geçti. sencer de horasan’a döndü.

    tuğrul, başa geçer geçmez, tahta geçmesine itiraz eden davud’un üzerine yürüdü ve hemedan civarında yapılan savaşta onu mağlup etti. kardeşi mesud ise tuğrul’un kendi üzerine yürüyeceğini biliyordu; halife müsteşrid ve davudla birleşerek tuğrul’a savaş açtı. savaşı tuğrul kaybetti, devlet merkezi hemedan, mesud’un kontrolüne geçti. tuğrul, rey’e sığındı. sencer, tuğrul’a destek verdi; kazvin civarında mesud’la yaptıkları savaşı bu sefer kazandı ve hemedan’ı ele geçirdi. böylece tahtına da kavuştu; ne var ki aynı yıl içerisinde, yani 1134 yılında vefat etti. mesud, bu haber üzerine süratle hemedan’a gitti ve tahta oturdu. sencer, artık işin bu kısmına müdahale etmedi. yalnız düzen ve tertibi bozan bazı emirlerin öldürülmesini mesud’dan istedi. mesud, bu emre itaat etmedi.

    bağdat’taki halife de mesud’un sultanlığını tanımadı. hutbeyi sencer adına okudu.üstelik bir de ordu tertip ederek mesud’a savaş açtı. iki ordu daymerk denilen yerde 1135 yılında karşılaştılar. mesud, zaten birçoğu kendi safına geçen rakip orduyu etkisiz hale getirdi. halife’yi de esir aldı. mesud, halife’ye iyi davrandı. halife müsteşrid meraga civarındaki ordugahta tutulduğu bir sırada batınilerin suikastiyle öldürüldü. yerine raşid, halife ilan edildi. raşid, mesud ve sencer’in adını hutbeden çıkardığı gibi onlara karşı mücadele edeceğini de hissettirmişti. hutbeyi davud adına okudu. davud, sultanlığını ilan edince, mesud bağdat’ı kuşattı. halife raşid ise bağdat’ı terk ederek musul’a gitti. mesud, bağdat’a girer girmez sencer’in de talimatıyla 1136’da muktefi’yi halife ilan etti ve sencerle kendi adına hutbe okuttu.

    sencer’e bağlı kalmak istemeyen mesud, bu sefer de emirlerin etkisi altına girmişti. sencer’in uyarılarına da sürekli kulak tıkıyordu. sencer, bu tıkanıklığı çözmek için rey’e geldi ve mesud’u da çağırdı. görüşmeler anlaşmayla sonuçlandı; sencer, horasan’a geri döndü.

    sultan sencer’in gazneliler ve karahanlılar üstündeki hakimiyeti de ufak tefek karışıklıkların çıkmasına rağmen sürmekteydi. sultan, karahanlıları meliklik döneminde teşkilatlandırmıştı. sultanlık döneminde iki ülke üzerinde de otorite kurmuştu. 1130 yılında batı karahanlılar’da baş gösteren isyan girişimine müdahale etmek suretiyle semerkant’ı zapdedip hazineye el koymuştur.

    harzem bölgesi de sencer’in meliklik döneminde hakim olduğu yerlerin başındaydı. kutbeddin muhammed, buranın valisiydi ve ölümüne kadar sencer’e sadık kalmıştı. 1128 yılındaki ölümünü müteakip sencer’in izniyle yerine oğlu atsız geçti. atılgan bir tabiata sahip olan yeni harzemşah, cend gibi önemli birkaç merkezi ele geçirerek sultandan bağımsız işler yapmaya yeltendi. 1138 yılında sencer, atsız’ın üzerine yürüdü ve onu yendi. bölgede yeni bir düzen oturtup merv’e döndü. beş altı ay içinde atsız yeniden toparlandı, kaybettiği yerleri geri alarak yeniden harezm’e hakim oldu. 1141 yılında ise sencer’e bağlılığını bildirdi.

    çin’den gelen kitanların bir kolu türkistan bölgesinde karahıtay adında bir devlet kurdular. kısa zaman içinde yayılmacı bir politika benimseyen karahitaylar’ın kaşgar bölgesini ele geçirme girişimlerini karahanlı hanı arslan han 1128 yılında savuşturmuştu. 1137 yılındaki karahanlı hanı ii. mahmud da bu tarihte karahitaylarla savaştı. hocend’deki mücadeleyi karahitaylar kazandı. han, semerkand’a kaçtı. gelişme bölgede büyük tedirginlik yarattı. bu arada karluklar ile han’ın arası bozuldu. han, sencer’den yardım isterken, karluklar karahitaylar’dan yardım istedi. selçuklu ordusu ile karahitay ordusu 1141 yılında katvan sahrasında karşılaştılar. selçuklular ağır bir yenilgi aldı. bu, sencer’in hayatında aldığı ilk yenilgiydi. öyle ki eşi esir alınan sultan, beraberindeki 15 kişiyle canını zor kurtardı. karahitaylar bütün maveraünnehir’i istila ettiler. yenilgi, hem selçuklular için hem de islam dünyası için ağır sonuçlar doğurdu. ceyhun nehrinin ötesini tamamen kaybedilmişti ve türkistan ilk kez putperest bir topluluğun hakimiyeti altına girmiştir.
    sencer’in yenilgisi, atsız için bir fırsat doğurdu ve hemen harekete geçti. 1141 yılında serahs’ı ele geçirdi. arkasından merv’e yürüdü ve burayı da aldı. sultanın hazinelerini, din adamlarını ve âlimleri harezm’e götürdü. bir sonraki yıl nişabur’u zapdetti.

    sencer, katvan yenilgisinin şaşkınlığını üzerinden atar atmaz, atsız’ın ilerleyişini durdurmak için harezm’e doğru yola koyuldu. nişabur’u geri aldı. 1144 yılında buradan gürganç’a kadar ilerledi. şehri kuşattı. atsız da bu şehirdeydi, şehrin düşeceğini hissedince sencer’den af diledi. sencer onu affetti. aralarındaki antlaşmanın şartları arasında atsız’ın hazineyi geri vereceği ve sencer’e tabi olacağı bulunuyordu. zaman içinde sencer, atsız’ın isyankâr hallerinden yine rahatsızlık duydu. bunun üzerine kendisini öldürme planları yaptığını öğrendi. atsız, haberi sencer’e ulaştıran elçiyi de öldürtmekten çekinmemişti. sencer, 1147 yılında harezm’e bu olaylar silsilesi yüzünden yeniden sefer düzenledi. atsız meydan savaşından kaçarak bir kaleye sığındı. yenileceğini anlayınca bu kez bir dervişi aracı kılarak sencer’den tekrar af dledi. sencer de onu yine affetti. sencer’in bağışlayıcılığının bazı siyasi nedenleri vardı. misal, atsız o aralar müslüman selçukluların başına bela olabilecek türk akınlarının önünü kesiyordu. ayrıca karahitaylarla da antlaşması vardı, onlara vergi ödüyordu.

    katvan yenilgisi gurluları da âdeta bölgeye davet etmişti. hükümdar kutbeddin muhammed, herat’ı ele geçirmiş, belh’e kadar gelmişti. selçuklu emiri kumac, gurluların ilerleyişini durdurdu. bundan sonra gazneliler ve gurlular arasında bir mücadele başladı. gurlular mücadeleyi kazandılar. kutbeddin muhammed, sultanlığını ilan etti. sencer, gurlular üzerine bir sefer tertip etti. herat yakınlarında iki ordu karşı karşıya geldi. 1152 yılındaki savaşı sencer kazandı. bu, sultan’ın yeniden itibar kazanması anlamına geliyordu. sencer yine bağışlayan taraf oldu ve kutbeddin muhammed’e gur’un yönetimini bıraktı.

    selçuklular için sıradaki tehlike oğuzlardı. belh civarında yerleşmiş olan oğuzlarla selçuklular arasındaki anlaşmazlık vergi meselesi yüzünden çıkmıştı. belh valisi kumac, oğuzlara müsamahasız davranmıştı. yaptıkları savaşta oğuzlar galip geldi. sencer, emirlerle yaptığı istişare sonucu, oğuzlar üzerine sefer düzenlemek zorunda kaldı. 1153 yılındaki savaşta, oğuzlar selçuklulara ağır bir bozgun yaşattı. sencer, oğuzlar’a esir düştü. sencer, kendi isteğiyle tahttan indi. oğuzlar, onu demir bir kafese hapsettiler. bunun üzerine süleyman şah nişabur’da sultanlığını ilan etti. fakat, merv’de oğuzlara yenilmekten kurtulamadı ve horasan’ı terk etti. oğuzlar, merv, tus, meşhed, nişabur, meyhene, isferayin, cüveyn ve serahs şehirlerini ele geçirdiler. selçuklu emirleri, karahanlı soyundan gelen mahmud han’ı 1155 yılında sultan ilan ettiler. mahmud han, atsız ile ittifak yapmak üzereyken sencer esaretten kurtuldu. tirmiz şehrine geldi. buradan tekrar selçukluların başına geçtiğini duyurdu. mahmud han ve beraberindekiler ise atsız’a sığındılar. sencer, başkent merv’e gitti. ama askerlerinden yoksundu, hazinesi yağmalanmıştı. bu haliyle eski gücüne erişmekten hayli uzaktı. 1157 yılı içerisinde vefat etti ve merv’e defnedildi. böylece, büyük selçuklu
    devleti son bulmuş oldu.

    selçuklu hanedanı tarafından kurulan diğer devletler ise şöyledir:

    irak selçukluları 1119-1194
    suriye selçukluları 1078-1117
    kirman selçukluları 1048-1186
    türkiye selçukluları 1080-1308

    selçuklu devleti’nin çöküş nedenleri ana başlıklar halinde şu şekilde sıralanabilir:

    • devletin hanedan üyelerinin ortak malı kabul edilmesi eski türk devlet geleneğinin en önemli unsurlarındandır. kendisinde güç bulan herhangi bir hanedan üyesi rahatlıkla iktidar mücadelesinin bir öznesi olabilmekteydi. bu mücadeleler, haliyle devletin iç sorunlarla boğuşmaktan başını alamamasına neden oluyordu. devlet, iktidar mücadeleleri yüzünden maddeten ve manen yıpranıyordu.
    • türkmenlerin durumunu doğru kavramak, özellikle selçuklular devleti irdelenecekse bir tarihçi için hayati önem arz etmektedir. devletin kurucu unsurları olan türkmenler, göçebe bir hayat yaşıyorlardı. türkmen beyleri de önemlerine ve etkinliklerine göre mühim devlet görevlerine getiriliyordu. sonradan gulamlık sistemi devreye girdi. bu, merkezî otoritenin tesis edilmesi için zaruri bir durumdu. türkmenler bu sistemle birlikte devlet yönetimi nezdinde geri planda kaldılar. bu da türkmenlerin isyan eden şehzadelerin safında yer almasına neden olmuştur.
    • abbasi halifesi’nin varlığı da ayrı bir sorun merkeziydi. halifeler, özellikle devletin zayıf düştüğü kriz zamanlarında siyasi otoritelerini yeniden kazanmak için, durumdan faydalanma yoluna gittiler. bu da çoğu kez zaten yeterince kötü olan durumu daha da işin içinden çıkılmaz hale getirmiştir.
    • şehzadelerin yetiştirilmesinden sorumlu atabeyler de iktidar elde etmek hırsıyla, onları tahtı ele geçirmeleri konusunda kışkırttılar. saltanat kavgasını yatıştırmak yerine körüklediler. hatta, aralarından, bağımsızlık iddiasında bulunanlar ve bunda muvaffak olanlar da çıkmıştır.
    • batınilerin zararlı faaliyetleri de selçukluların yıkılışına zemin teşkil eden sebepler arasında sayılmalıdır. sultan, vezir, emir gibi yönetsel erkin başındaki şahsiyetlere düzenledikleri suikastlerle devlette siyasi ve ictimai açıdan kaos yaşanmasına neden oldular.
    • taht kavgaları ve bunun etrafında yapılan sayısız savaş, üretim faaliyetlerinin aksamasına, hatta durmasına sebep olmuştur. vergiler toplanamamış, topraklar ekilememiş, ticaret yolları istikrarsızlık ve tekinsizlik yüzünden zarar görmüştür.
    • sencer’in doğudaki merv’de yaşamayı tercih etmesi, batıdaki meselelerle tam manasıyla ilgilenmesine mani olmuştur.