şükela:  tümü | bugün
  • 1347-51 arasinda avrupa'da 25 milyon kişinin ölmesine yol açan salgın... çin ve orta asya'da başlayan veba, kırım'daki bir ceneviz ticaret merkezini kuşatan kıpçak ordusunun, vebalı cesetleri mancınıkla kentin içine atmasıyla avrupa'ya taşındı... o zamanki avrupa nüfusunun üçte biri telef oldu...

    fakat ilginç olanı, hastalığın aşırı hızlı yayılmasının, bizzat salgının da sonunu hazırlamasıydı:

    salgının belirli bir döneminde, virüs o kadar güçlü hale gelmişti ki, bulaştığı insanları öldürme süresi hızla kısalmaya başlamıştı...

    bu da virüsü kapmış olanların başka insanlarla pek fazla temas edip onlara da veba bulaştırmaya imkan bulamadan ölmeleri ve kireç çukurlarına gömülmeleri anlamına geliyordu...

    zamanla, içinde yaşayacağı yeni canlı vücut bulamayacak kadar güçlenen virüs, kendi kurbanlarının arasındaki yerini aldı...
  • 1348-1350 yılları arasında avrupa nüfusunun üçte birinin yok olmasıyla sonuçlanan insanlık tarihinin en büyük salgını. black death de denmektedir. etiyolojik olarak yersinia pestis bakterisinin fareler tarafından taşınmasıyla yayılmıştır.

    italyan bir vakanüvis olan agnolo di tura, salgından şöyle bahseder,

    "yüzer yüzer öldüler, hem sabah hem de akşam ve hepsi hendeklere atıldı ve toprakla örtüldü üzerleri. kısa sürede hendekler dolduğu gibi, daha fazla hendek kazıldı. ben, agnolo di tura... 5 çocuğumu ve karımı kendi ellerimle gömdüm... ve çok daha fazlası öldü ve herkes inandı ki, dünyanın sonu gelmişti."

    "siena'da ölüm mayıs ayında başladı. merhametsizce ve vahşice... bu acıyı gören herkes şaşkına dönmüştü. bu iğrenç gerçeği dillendirmek imkansızdı. gerçekten bu vahşeti görmeyenler kutsanmış sayılabilirlerdi. vebaya yakalananlar çok çabuk öldüler. koltuk altları ve makat bölgeleri şişti ve konuşurken öylece yere yığıldılar. baba, oğlunu terketti; karı, kocasını; kardeş, kardeşi. hastalık, solunumu ve görmeyi etkiledi. ve sonunda hepsi öldü. hiç kimse ölülerini bir başkasına gömdüremedi, ne arkadaşına ne de parasına. kendi yakınlarını kendileri gömdüler, papaz olmaksızın, kazı elemanları olmaksızın. siena'da büyük hendekler kazıldı, derin hendekler. ve ölüler, toplu toplu atıldılar o hendeklere ."

    kaymak: http://en.wikipedia.org/wiki/agnolo_di_tura

    ayrıca,

    1353'te giovanni boccaccio'nun yazdığı, salgından kaçmak için bir araya gelen 10 arkadaşın hikayelerini anlatan decameron eserini okumanızı tavsiye ederim.
  • insanların yayılmasından sorumlu olduklarını düşündükleri kedi ve köpekleri topluca katletmeleri ile esas taşıyıcı olan farelerin hiç bir düşmanı kalmaması ve bu sayede daha büyük bi hızla üreyen ve heryerde cirit atan hastalıklı farelerin daha çok insana bulaştırmayı başardığı, avrupanın nerdeyse kökünü kurutan hastalık... londra şehri bu illetten anca şehrin yarısını - belki daha da fazlasını - yok eden büyük londra yangını sayesinde kurtulabilmiştir
  • ayse hür'ün taraf gazetesindeki 08 kasim 2009 tarihli yazisindan cok sey ögrenilen hastalik:

    kara ölüm’ün avrupa seyahati

    ilk olarak 1331’de çin’de başlayan, 1338’de baykal gölü civarında, 1345’te aşağı volga nehri civarında görülen ikinci büyük salgın, 1345’te kırım’daki ceneviz kolonisini kuşatan moğol orduları vebalı ölüleri mancınıklarla şehre fırlatınca, avrupalı ticaret gemilerinin uğrak yeri olan kefe’ye sıçramıştı. 1347 ocağında konstantinopolis’i, ilkbaharında iskenderiye’yi vurmuş, haziranda kıbrıs’a, kasımda kefe’den aldığı malları getiren 12 ceneviz gemisi ile sicilya’nın messina limanına ulaşmıştı.

    şehir halkı önce başına gelenleri anlamamıştı. hastalığa yakalananlarda önce titreme, kusma, ağır kas ağrıları, ışığa duyarlılık, uykusuzluk ve çevreye ilgisizlik görülüyor; ateş hızla 40 dereceye çıkıyor, kasıklardaki lenf düğümlerinde önce fındık sonra da yumurta büyüklüğüne ulaşan kabarcıklar oluşuyordu. hasta üçüncü ya da en fazla dördüncü gün hayata veda ediyordu. bu salgınını yaşayan italyan yazarı boccacio, decameron adlı eserinde o günleri şöyle anlatır: “babalar oğullarını, anneler bebeklerini terk ediyor, hizmetçiler hanımlarından kaçıyor, noterler ölülerin son arzularını kaydetmekten vazgeçiyor, doktorlar, rahipler ve rahibeler hastaları ziyarete gitmiyorlardı. kimse hıristiyan usullerine göre gömülemiyordu, evler birer mezarlığa dönüşmüştü. öğle yemeğini arkadaşlarıyla yiyen biri akşam yemeğinde ataları ile cennette buluşuyordu.” açılan yaralar hızla siyaha dönüştüğü için halk hastalığa ‘kara ölüm’ adını takmıştı. ‘kara ölüm’, üç yıl içinde ispanya’dan rusya’ya, romanya’dan grönland’a kadar tüm avrupa’yı saracaktı.

    suçlu yıldızlar mı

    fransa kralı vi. philippe, paris üniversitesi tıp fakültesi’ne bu salgının nedenlerini sorduğunda henüz mikroplardan habersiz olan doktorlar günler ve geceler boyu süren tartışmalardan sonra hastalığı satürn, jüpiter ve mars’ın 20 mart 1345 tarihinde kova (saka) takımyıldızı ile 40 derecelik ters açı yapmasına bağlamışlardı. fransız akademisyenler yıldızlardan sonra, rüzgârlarla dünyanın dört bir yanına dağılan pis ve kötü kokuyu, depremler yüzünden evrenin merkezinden kurtulup dünyayı istila eden çürümüş havayı, hıristiyanlıktan sapmış yaşam tarzlarını, seksle ve banyo yapmakla fazlaca meşgul olmayı suçluyorlardı. halk ise azrail’i şifalı bitkiler, okunmuş taşlar ve mucizevî şarkılar ile yenmeye çalışıyordu. şehirler kilise çanları ve top atışlarıyla uyarılıyordu. kendilerini zincirle döven meczuplardan oluşan gruplar, şehir şehir dolaşarak halkı salgının müsebbibi olarak gördükleri yahudilere karşı uyarıyorlardı.

    bazı şehirler bu vesileyle tarihin ilk karantina uygulamalarını başlattılar ancak 1352 yılına gelindiğinde o sıralar 75 milyon olduğu tahmin edilen avrupa nüfusunun üçte biri, yani 25 milyon kişi hayatını kaybetmişti bile. hastalık 1352 yılında bugün bile hala sırrını koruyan şekilde, kendiliğinden söndü ve yerini tifo, tifüs, kolera gibi hastalıklara bıraktı.

    veba sonrası avrupa

    ‘kara ölüm’, avrupa tarihinde bir dönüm noktası oluşturdu. öncelikle salgın sırasında kilisenin halkın ihtiyaçlarını karşılamakta ve durumu açıklamakta yetersiz kalması, halkın tanrıya inancını azaltmadıysa da kiliseye güvenini ciddi bir biçimde sarsmıştı. bu tarihten sonra avrupa’da pek çok sapkın hareket gelişirken, halkın mucizeler gösteren azizlere ilgisi artmıştı.

    daha önce 40-45 olan ortalama yaşam süresi, 20 yaşın altına düşerken, nüfusun eski düzeyine gelmesi için yaklaşık altı kuşak geçmesi gerekti. şehirlerin büyük kısmı bir daha ayağa kalkamadı. güçlü şehir devletlerin toparlanması bile yüz yıllar aldı. çiftlikler ve köylerin bazılarında tek bir kişi bile hayatta kalamadığından sahipsiz toprak sayısı artarken, serbest kalan serfler şehirlere akın etti, ücretli işçilik ortaya çıktı. kırsal alanda işgücünün azalması sonucu feodal beyler serflerini serbest bırakmaktan vazgeçtiler, hatta onları daha ağır şartlarda çalıştırmaya çalıştılar. bu ağır tedbirlerin neden olduğu 1358’de fransa’da ortaya çıkan jacquerie hareketi, 1381’de ingiltere’de patlak veren köylü ayaklanması, 1395’te ispanya’da yaşanan katalonya ayaklanması ve almanya’daki bir dizi köylü ayaklanması, genel olarak feodalitenin çözülmesinde önemli rol oynadı.
  • dönemin islam coğrafyasına etki etmemesinin sebebi, belki bu hastalığa, bu gen havuzunda daha önceden maruz kalınmış olması olabilir. ama korunmuş olmamızın sebepleri arasında, islam coğrafyasının suya sabuna yakınlığı da inkar edilemez.

    "hastaligin avrupa'yi kilictan gecirirken musluman ulkelerde cok etkili olmamasinin sebebi avrupa bok icinde yasarken "bizimkilerin" hamamda sabunlaniyor olusu falan degildir. fare, sincap, gelincik gibi hayvanlarla ve pire gibi onune gecilemez bir parazitle yayilan hastaliktan sabunlanarak kurtulan varsa eminim nukleer patlamadan da depar atarak kacip kurtulmustur. "

    evet hali hazırda var olan bir enfeksiyondan sabunlanarak, yıkanarak kurtulamazsın. fakat zaten iddia bu değil. koruyucu tıp ile tedavi edici tıp ayrı şeyler. daha iyi anlatmak gerekirse; dişlerini fırçalaman diş çürüklerini engeller, ama bir kere çürük başladı mı, diş fırçalama o çürüğü tedavi etmez. aynı şekilde hamam ve temizlik kültürü olan bir toplumda da, olmayana göre elde, ayakta, bakteri patojenite kazanacak kadar yaygın kolonize olamaz. el yıkama tıp mikrobiyoloji derslerinde başlı başına 1 saat ayrılıp anlatılan bir konudur. öyle "he canım" deyip geçilemez. yahudileri daha az etkilemesi de aynı nedenden kaynaklanıyor olabilir. yahudi şeriatı ile islam şeriatı birbirine benzerdir. öte yandan, grup farklılığı var. yahudiler hemen hemen her şehirde izole gettolara hapsedilmiştir. yani doğu eleştirisi yapacam diye de işkembeden atıp tutmanın bir alemi yok.
  • bugünün sağlık sistemini eleştiren arkadaşlar için sayın başbakan tarafından örnek gösterilmesi gereken salgın.

    avrupa'nın göbeğinde 25 milyon kişi ölebiliyor arkadaşlar, bunlar normal şeyler.

    (bkz: 14 mayıs 2014 rte'nin basın açıklaması)
  • hastaligin avrupa'yi kilictan gecirirken musluman ulkelerde cok etkili olmamasinin sebebi avrupa bok icinde yasarken "bizimkilerin" hamamda sabunlaniyor olusu falan degildir. fare, sincap, gelincik gibi hayvanlarla ve pire gibi onune gecilemez bir parazitle yayilan hastaliktan sabunlanarak kurtulan varsa eminim nukleer patlamadan da depar atarak kacip kurtulmustur. bir halti da "avrupalilar soyle pisti, biz boyle temizdik" geyigine baglamayin be. okuyun arastirin bakalim avrupa'nin o zamanki sartlarini, dini konumunu, cadi ve kedi avlarini falan.

    hadi diyelim ki bizim o toz kondurmayip her bir konuda "aslında biz batidan cok daha ileriyik" geyigine malzeme ettigimiz super asmis mukemmel dogu kultur ve yasam tarzimizdan dolayi allah bizi korudu, avrupa'daki yahudilere neden neredeyse hic bulasmadi bu veba? acaba onlar da mi hamamda sabunlaniyordu? yoksa yahudiler turk mu?
  • salgının müslüman ülkelere sıçramamasında çok önemli bir faktör de orta çağ avrupasında şimdilerde kendilerini medeni sayanların atalarının parfümü icad edecek derecede bok içinde yaşadıkları sırada bizimkilerin hamamlarda sabunlanmalarıdır.
  • 1330'larda iklim değişimi sebebi ile bozkırlardaki kemirgenlerin yok olması;bit-pire gibi bakteri taşıyan mahlukların moğolların içine girmesine sebep vermiştir.böylece büyük veba salgınını yaratan ilk kıvılcım ortaya çıkmıştır.
  • kara ölüm, kara veba ya da büyük veba salgını, olarak adlandırılan, 1347-1351 yılları arasında avrupa'da büyük yıkıma yol açan veba salgınıdır. asya'nın güney batısında başlayarak 1340'lı yılların sonlarında avrupa'ya ulaşmıştır. salgına yersinia pestis adı verilen bir bakterinin yol açtığı düşünülmektedir.
    amerika'daki kızılderili soykırımları'ndan sonra bilinen bütün büyük salgınlardan ve savaşlardan daha fazla can alan salgında fransız vakanüvis jean froissart'ın gerçeğe yakın olduğu kabul edilen saptamasına göre avrupa nüfusunun yaklaşık üçte biri öldü. salgın orta doğu, hindistan ve çin de dahil olmak üzere yaklaşık 75 milyon kişinin ölümüyle sonuçlanmıştır.
    çin ve orta asya'dan başlayan veba, 1347'de kırım'da bir ceneviz ticaret merkezini kuşatan moğol ordusunun vebalı cesetleri mancınıkla kentin içine atmasıyla avrupa'ya taşındı. vebadan ölen soylular arasında aragon kralı ıv. pedro'nun karısı kraliçe leanor ve kastilya kralı xı. alfonso'nun oğluyla evlenmeye giderken bordeaux'da ölen, ingiltere kralı ııı. edward'ın kızı joan da vardı. iki canterbury başpiskoposu art arda vebadan öldü. şair petrarca yalnızca pek çok şiirinin esin kaynağı laura'yı değil, koruyucusu giovanni colonna'yı da salgında yitirdi.
    kara ölüm'ün avrupa'nın nüfusu üzerinde büyük bir etkisi olmuş ve avrupa'nın sosyal temellerini değiştirmiştir. roma katolik kilisesi için de büyük bir darbe olan kara ölüm; museviler, müslümanlar, yabancılar, dilenciler başta olmak üzere azınlıklara zulmedilmesine yol açmıştır. günlük yaşamın belirsizliği insanları o günü yaşamaya itmiş ve bu da giovanni boccaccio'nun 1353'de yazdığı decameron'una yansımıştır.
    benzer salgın hastalıkların avrupa'ya her yeni nesille geri döndüğü düşünülür; etkileri 1700'lü yıllara kadar devam etmiştir. bunların arasında 1629-1631 yıllarında gerçekleşen italya salgını, büyük londra salgını (1665-1666), büyük viyana salgını (1679), büyük marsilya salgını (1720-1722) ve son olarak da 1771 moskova salgını bulunur. salgının tanımı üzerine birçok tartışma mevcuttur, ancak avrupa'da 19. yüzyılda ortadan kalkmıştır.
    14. yüzyılda bu salgına "büyük ölüm" dense de, daha sonraki yıllarda "kara ölüm" olarak tanımlanmıştır. bunun sebebi de, genel inanca göre, bu hastalık sonucunda deri altı kanamalar yüzünden derinin siyaha dönmesidir. aslında bu ad mecazi anlamda kullanılmış olup, "kara" burada kasvetli, sıkıntılı, kederli anlamına gelir.
    tarihî kayıtlara göre bu salgında kasıklarda şişmeler (bubo lar) meydana gelmekteydi. 19. yüzyılda asya'da görülen veba hastalığında aynı belirti gözlemlendiği için 20. yy. başlarındaki araştırmacılar kara ölüm'ün yersinia pestis adlı bakterinin yol açtığı, sıçan (rattus rattus ) yardımıyla ve pireler tarafından taşınan aynı hastalık olduğuna hükmetmişlerdir. ancak, bubolar başka hastalıkların da belirtisi olabildiği için kara ölüm'ün bir veba salgını olduğu kesinlik kazanmamıştır. günümüzde bu salgının sebepleri hâlâ araştırılmaktadır.

    kaynak