şükela:  tümü | bugün
  • hastaligin avrupa'yi kilictan gecirirken musluman ulkelerde cok etkili olmamasinin sebebi avrupa bok icinde yasarken "bizimkilerin" hamamda sabunlaniyor olusu falan degildir. fare, sincap, gelincik gibi hayvanlarla ve pire gibi onune gecilemez bir parazitle yayilan hastaliktan sabunlanarak kurtulan varsa eminim nukleer patlamadan da depar atarak kacip kurtulmustur. bir halti da "avrupalilar soyle pisti, biz boyle temizdik" geyigine baglamayin be. okuyun arastirin bakalim avrupa'nin o zamanki sartlarini, dini konumunu, cadi ve kedi avlarini falan.

    hadi diyelim ki bizim o toz kondurmayip her bir konuda "aslında biz batidan cok daha ileriyik" geyigine malzeme ettigimiz super asmis mukemmel dogu kultur ve yasam tarzimizdan dolayi allah bizi korudu, avrupa'daki yahudilere neden neredeyse hic bulasmadi bu veba? acaba onlar da mi hamamda sabunlaniyordu? yoksa yahudiler turk mu?
  • (bkz: #31432660)
  • 1348-1350 yılları arasında avrupa nüfusunun üçte birinin yok olmasıyla sonuçlanan insanlık tarihinin en büyük salgını. black death de denmektedir. etiyolojik olarak yersinia pestis bakterisinin fareler tarafından taşınmasıyla yayılmıştır.

    italyan bir vakanüvis olan agnolo di tura, salgından şöyle bahseder,

    "yüzer yüzer öldüler, hem sabah hem de akşam ve hepsi hendeklere atıldı ve toprakla örtüldü üzerleri. kısa sürede hendekler dolduğu gibi, daha fazla hendek kazıldı. ben, agnolo di tura... 5 çocuğumu ve karımı kendi ellerimle gömdüm... ve çok daha fazlası öldü ve herkes inandı ki, dünyanın sonu gelmişti."

    "siena'da ölüm mayıs ayında başladı. merhametsizce ve vahşice... bu acıyı gören herkes şaşkına dönmüştü. bu iğrenç gerçeği dillendirmek imkansızdı. gerçekten bu vahşeti görmeyenler kutsanmış sayılabilirlerdi. vebaya yakalananlar çok çabuk öldüler. koltuk altları ve makat bölgeleri şişti ve konuşurken öylece yere yığıldılar. baba, oğlunu terketti; karı, kocasını; kardeş, kardeşi. hastalık, solunumu ve görmeyi etkiledi. ve sonunda hepsi öldü. hiç kimse ölülerini bir başkasına gömdüremedi, ne arkadaşına ne de parasına. kendi yakınlarını kendileri gömdüler, papaz olmaksızın, kazı elemanları olmaksızın. siena'da büyük hendekler kazıldı, derin hendekler. ve ölüler, toplu toplu atıldılar o hendeklere ."

    kaymak: http://en.wikipedia.org/wiki/agnolo_di_tura

    ayrıca,

    1353'te giovanni boccaccio'nun yazdığı, salgından kaçmak için bir araya gelen 10 arkadaşın hikayelerini anlatan decameron eserini okumanızı tavsiye ederim.
  • bugünün sağlık sistemini eleştiren arkadaşlar için sayın başbakan tarafından örnek gösterilmesi gereken salgın.

    avrupa'nın göbeğinde 25 milyon kişi ölebiliyor arkadaşlar, bunlar normal şeyler.

    (bkz: 14 mayıs 2014 rte'nin basın açıklaması)
  • papa ıx. gregorius un kedileri şeytan ilan etmesi,onları besleyen kişileri de şeytana yardımcı olan cadılar bellemesi yüzünden avrupa da tüm kedilere ölüm kampanyası başlatmış ve adeta kedi bırakmamıştır. kırımdan bir yük gemisinden roma ya gelen fareler roma nın sokaklarında cirit atmış ve vebayı avrupa ya taşımıştır. daha sonra 75 milyona yakın insan bu hastalıktan ölmüştür. bu da o vakitler de her 3 insandan 1 ne denk gelmektedir. ama papa durur mu hiç,boş bulmuş meydanı bir de bu veba hastalığından kırılan insanları yine şeytanın öldürdüğünü iddaa etmiş koltuğunu sarstırmamıştır.
    doğanın dengesiyle oynanmıyacağına bir örnek teşkil eder.
  • bu akıl almaz felaket feodalizmin çöküşünü hazırlayan nedenlerden birisi olarak gösteriliyor.

    toprak/serf oranının muazzam artışıyla beraber, serflerin pazarlık gücünün arttığı söylenmektedir. kişi başına düşen kaynakların artması sebebiyle zenginleşen köylüler, feodal beylerine karşı ayaklanmaya başladılar, ayrıca bu beyler serfleri salarak kiralık işçi çalıştırma yoluna gittiler (daha az maliyetli). bu gelişmeler kapitalizme giden gelişmelerdir.

    bunun yanında doğu avrupa kara ölümden etkilenmedi, demografik yapıda pek bir değişiklik olmayınca ve zamanla serfliği kaldırıp ticari faaliyetlere yönelen avrupa'nın tarım ihtiyacını karşılamak adına serflik kurumu sağlam kalınca, 1861'e kadar rusya'da, örneğin, serflik varlığını sürdürmüştür.
  • dönemin islam coğrafyasına etki etmemesinin sebebi, belki bu hastalığa, bu gen havuzunda daha önceden maruz kalınmış olması olabilir. ama korunmuş olmamızın sebepleri arasında, islam coğrafyasının suya sabuna yakınlığı da inkar edilemez.

    "hastaligin avrupa'yi kilictan gecirirken musluman ulkelerde cok etkili olmamasinin sebebi avrupa bok icinde yasarken "bizimkilerin" hamamda sabunlaniyor olusu falan degildir. fare, sincap, gelincik gibi hayvanlarla ve pire gibi onune gecilemez bir parazitle yayilan hastaliktan sabunlanarak kurtulan varsa eminim nukleer patlamadan da depar atarak kacip kurtulmustur. "

    evet hali hazırda var olan bir enfeksiyondan sabunlanarak, yıkanarak kurtulamazsın. fakat zaten iddia bu değil. koruyucu tıp ile tedavi edici tıp ayrı şeyler. daha iyi anlatmak gerekirse; dişlerini fırçalaman diş çürüklerini engeller, ama bir kere çürük başladı mı, diş fırçalama o çürüğü tedavi etmez. aynı şekilde hamam ve temizlik kültürü olan bir toplumda da, olmayana göre elde, ayakta, bakteri patojenite kazanacak kadar yaygın kolonize olamaz. el yıkama tıp mikrobiyoloji derslerinde başlı başına 1 saat ayrılıp anlatılan bir konudur. öyle "he canım" deyip geçilemez. yahudileri daha az etkilemesi de aynı nedenden kaynaklanıyor olabilir. yahudi şeriatı ile islam şeriatı birbirine benzerdir. öte yandan, grup farklılığı var. yahudiler hemen hemen her şehirde izole gettolara hapsedilmiştir. yani doğu eleştirisi yapacam diye de işkembeden atıp tutmanın bir alemi yok.
  • fareden değil de insandan insana bit ve pire gibi mahlukatlarla bulaşmış diyollaa..

    yıkanmayan adamdan kaçacaksın..
  • avrupa nüfusunun üçte birinin yok olmasıyla sonuçlanan salgındır. ölüşerin bir nevi biyolojik silah olarak kullanılıp surlardan içeri atıldığı bir döneme denk gelmektedir.
  • avrupa'da son veba salgını 1720 yılında yaşanmış. o dönemde artık veba salgınları bitmiş, izleri silinmiş, nasıl önleneceği biliniyor. aynı zamanda o önlemlere devam edilmesi sayesinde kıtada veba salgınları görülmez oluyor. bu önlemlerden biri de, limana yanaşan tüm gemilere kırk gün karantina zorunluluğu konmuş olması.
    işte böyle bir dönemde, marsilya limanı'na "grand saint antoine" isimli, pahalı kumaşlar taşıyan, ticari bir gemi demir atar. şehrin ileri gelenleri bu kumaşları fuara yetiştirecektir. katakulli ile karantina süresi beklenmez ve karantina delinir. sonuç : marsilya'da 20 haziran 1720'de bir terzinin ölümüyle başlayan veba salgını ancak 29 eylül 1721'de 50 bin can aldıktan sonra sona erer.

    (bkz: tuba köseoğlu) (bkz: aklımda deli sorular)