şükela:  tümü | bugün
  • insanı jet lag eden adliye.

    karşılıksız çek şikayetlerimizi hep buraya yapıyoruz. bu şikayetlerin, çek aslının sunulması gerektiği ilk celseleri hep sabahın erken saatlerine veriliyor. 9 gibi, 9 buçuk gibi.

    ve bir insan büyükçekmece'de yaşamıyorsa saat 9'da orada olması mümkün değil bence.

    imkansızı başarabilmek için saat 6'da evden çıkıyorum. hava daha zifiri karanlık. allah'tan vızır vızır minibüsler var, kartal-kadıköy 7-24 seferde. söğütlüçeşme'den metrobüs. 34 z ile zincirlikuyu'dan 34'e aktarmaca. avcılar'a kadar yallah.

    bitti mi, bitmedi. avcılar'dan da üzerinde büyükçekmece yazan herhangi bir şeye biniyorum. senin üzerinde büyükçekmece yazsın, sana da binerim.

    en nihayetinde adliyeye vardığımda gündüz olmuş oluyor.

    istanbul'dan o kadar uzak bir yer ki, farklı hava koşulları var mesela burada.

    ben evden çıkıyorum, kış diye mont var üstümde. hava soğuk. büyükçekmece'de bir bakıyorum hava ısınmış, yaz gibi.

    baro odasındaki adama da kılım zaten. sabahları o olmuyor. bir hanım oluyor. ablayla bir derdim yok. cüppemi alıyorum, baro pulu alıyorum. cüppe parasını da baştan veriyorum. duruşma sonrası abla orada olmuyor bazen. cüppeyi bırakınca bu adam, para isteyen gözlerle bakıyor. sabah verdiğimi söylüyorum, ters ters bakıyor, zan altında bırakıyor beni bakışlarıyla. hiç hoşuma gitmiyor.

    öyle bir yer işte.
  • bir kısmı taşınmış olan adliye.

    biz istanbul'da adliyeler birleşecek, toplanacak diye beklerken adamlar bölünüyor. bölünerek çoğalıyor.

    büyükçekmece adliyesi'nin şu an mevcut olan yerinde sadece ceza mahkemeleri kalacakmış.

    mimar sinan'a taşınan yerinde ise hukuk mahkemeleri ve icra daireleri olacakmış.hatta olmuş bile olabilir. ben en son gittiğimde icraların kapısına kilit vurulmuş, hukuk mahkemelerinde de dosyalar balyalar haline getirilmiş, taşınıyordu. taşınma olayından bihaber avukatlar da icra takibi açmak için geldiklerinde baro odasındaki diğer meslektaşlarından öğreniyorlardı icraların taşındığını. sonra da klasik avukat söylenmeleri ''hayret birşey yaa. nereye taşındı peki? nasıl gidiliyor oraya? buradan taksiyle kaç yazar acaba?''

    taşınan yere gitmedim. ama burdan (artık eski adliye diyeceğiz herhalde) 8 lira tutuyormuş. konuşulurken duydum.

    işin komiği, karşılıksız çek şikayetinde bulunmak için eski adliyeye gittiğimde, vekaleti harçlandırmam lazımdı ama ortada vezne yoktu. vezne de taşınmış. çek şikayetinin de son günüydü. vekaleti harçlandırmadan açtım öyle. ne olur acaba?

    bu arada bakırköy icra dairelerinin zuhuratbaba'dan taşınıp büyük adliyeye geldiğini hemen duyuran istanbul barosu internet sitesi, büyükçekmece için neden aynı hassasiyeti göstermedi, merak ediyorum. istanbul'a bağlı görmüyor herhalde orayı. hoş, bence de istanbul'a bağlı değil, verelim tekirdağ'a gitsin.
  • sağolsun canım türk yargısının tecellisi gereği burada bir duruşmaya girme zorunluluğum hasıl oldu. yunanistan sınırında askerlere "vezne nerede, baro pulu ! baro pulu verin lan bana allahsızlar !" diye bağırırken yakalamışlar beni. şimdi bakırköy'deyim. hastahane de olsa en azından istanbul'dayım.
  • tecavüze kalkışan savcı mı dersin, sahte silah ruhsatı şebekesiyle işbirliği yapan hakim mi dersin, neler neler varmış burada.

    http://www.milliyet.com.tr/…011/1353860/default.htm

    haftada en az 2 gün bu adliyeye gidiyorum bir de ben.
  • biz adliyeler birleşecek diye umarken bu adliye bölünüyor. bölünerek çoğalıyor. ceza mahkemeleri ve savcılıklar eski yerinde, hukuk mahkemeleri, icra daireleri ve vezne mimar sinan'da.

    geçen gün burada duruşmalarım vardı.

    asliye ceza'da iki tane karşılıksız çek duruşması. ikisinin de saati 9:30. (eski adliye)

    sulh ceza'da bir tane karşılıksız çek duruşması saati 10:40 (eski adliye)

    ve asliye hukuk'ta bir menfi tespit davası. saati 10:50 (yeni adliye)

    3 duruşma, 2 farklı adliye binası, 1 avukat.

    bu denklemin içinden bir insan evladı mitoz bölünmeden nasıl çıkar?

    bir de bunların dışında bazı davalarımıza vazgeçme dilekçesi vereceğim, yeni çek şikayetlerinde bulunacağım, uyap'ta gözükmeyen dosyalarımızı inceleyeceğim.

    saat 6'da evden çıktım.evet 6'da. daha ortalık karanlıkken.

    saat 9'da eski adliyedeydim. yetki belgelerine baro pullarımı yapıştıracaktım. bir de baro pulu pazarlığı oluyor burada. buraya fazla baro pulu göndermiyorlarmış. o yüzden barocu, itidalli davranıyor. 10 tane baro pulu istedim.

    - o kadar veremeyiz avukat hanım. az sayıda baro pulumuz var.

    - 5 tane verin bari o zaman.

    - 3 tane verelim avukat hanım.

    çok sıkı pazarlık yaptı benimle.

    çıktım duruşma salonuna. saat 9:30'da yaklaşık 20 tane duruşma var. ben de tee 18.sırada mı neyim. hakim de saat 9:30 olmasına rağmen gelmedi. kapıda avukatlar yığıldı. birine ''benim 10:50'de diğer adliyede duruşmam var. ben girsem önce'' diyecek oldum. ''benim de 11'de bakırköy'de olmam lazım avukat hanım.'' dedi. kaderime razı oldum. saat 10 oldu, anca duruşmalar başladı. 10 buçuk oldu.bana hala sıra gelecek gibi gözükmüyor.

    ''bari aşağı ineyim bakayım, 10:40'taki duruşma ne alemde?'' diye düşündüm içimden. indim diğer duruşma salonuna. orası da aksine bomboş. hakim, mübaşir, katip beraber duruşma zabıtlarını yazıyorlar tarafların yokluğunda. mübaşire sordum hemen:

    - kaçıncı sıradasınız?

    -geleni alıyoruz avukat hanım.

    -iyi, ben geldim, hadi beni alın.

    şükür ki, en azından biri çıktı aradan.

    saat 10:40'taki duruşmaya saat 10:30'da girebilmiş olmama rağmen; saat 9:30 duruşmasına saat 10:40 olduğu halde hala giremedim.

    yeni adliye binasındaki duruşmaya yetişebilmek için buradaki duruşmalara mazeret vermeyi uygun gördüm. hemen çıkardım kağıdı kalemi.

    dosyalardan biri için suça konu çekin icra dairesinden onaylı suretini sunacaktım. bu dosya için 10:50'deki duruşmayı mazeret göstererek duruşmaya katılamayacağımı belirttim. dilekçe ekine de icra dairesinden onaylı çek suretini ekledim.

    diğer dosyada çek aslını sunacaktım. sunmazsam tee bir sonraki celse tekrar duruşmaya gelmem gerekecek. halbuki çek aslını bir kere sunarsam bir daha sittin sene gitmem gerekmeyecek.buna da şansımı denedim ve bekletme dilekçesi yazdım. dedim ki ''hacı, ben bir koşu diğer adliyeye gidiyorum. ben gelene kadar bekle. bak beklersen çek aslını sunacağım.''

    verdim bu dilekçeleri mübaşire. anlattım bir de durum böyle böyle diye.

    atladım taksiye, yeni adliyeye gittim. binanın içi hala boya badana kokuyor. çok steril bir ortam.

    gittim duruşmamın olduğu asliye hukuk mahkemesi duruşma salonuna. duruşma listesinde adımın olduğu yere burada olduğumu gösteren ''b'' işaretimi de koydum, ama davacı taraf bir işaret falan koymamış. saat olmuş 10:50, nerede bunlar?

    mübaşire sordum:

    -kaçıncı sıradasınız?

    -daha 10:30 duruşmalarını alıyoruz.

    haydaaaa.lan boşuna mı telaş telaş koşturdum ben.

    neyse, vezneye gideyim bari bu arada dedim. yeni çek şikayetleri için vekalet harçlandırayım. 6 tane vekalet harcı istedim. hepsini tek kalemde bir kağıda yazmış. halbuki 6 tane ayrı ayrı olması lazım. bu isteğim üzerine veznedar hanımefendi ''tamam o zaman, daha sonra kağıt getirirsiniz.'' dedi. ya da ben o gürültüde öyle duydum. yanlış duymuş olmalıyım herhalde.!?!?

    duruşma salonunda geri döndüm. beklemeye başladım. hakim, hayatından bezmiş biriydi. zabıt katibini azarlıyordu sürekli. çok acıdım katipceğize. ''asiye düzgün yaz, asiye.'' diye bağırdı ona sık sık. zavallı tanıklara da bağırdı sürekli. tanıklar konuşmak istiyor, hakim susturuyor onları. ''tamam sus'' diyor sesini yükselterek. tanığın söyleyecekleri bitince de ''geç arkaya otur'' diye komut veriyor. ve tanığın yaşlı olması da bu sert tutumunu değiştirmiyor. gayet kendi annesi yaşındaki teyzelere bile ''tamam sus.'' diyor. ben tanık olsam ve ilk defa hakim karşısına çıkıyor olsam, böyle bir sahnede dizlerim titremekten beni taşımazdı herhalde.

    mübaşire ''bundan sonra benim dosyamı alın artık.'' dedim. mübaşir davacı tarafa seslendi koridora doğru.''avukat hanım belki diğer adliyededir. bir 5 dakika daha bekleyelim.'' dedi. ''iyi'' dedim, ''bekleyelim bakalım 5 dakika daha.'' halbuki o beş dakikanın 2 saat olacağını nerden bilebilirdim.

    tanıklı dosya girdi araya. tam 4 tane tanık dinlendi. kafam ambale oldu. ''o dairelerinden birinde aylin hanım oturuyordu hakim bey. birinde kızı oturuyordu. birini de kiraya vermişlerdi. kira parasını kızı alırdı. aylin hanımın durumu iyiydi, daireleri satmaya ihtiyacı yoktu...''

    hakimin de tabi kafa bunlardan yoruduğu için bu duruşma bitince bir çay molası verdi.

    ara bitti.tekrar duruşmalar başladı. artık benim dosyama sıra geldiğini düşünürken bir avukat, benden cevval davrandı ve yerini aldı. ben ne oluyor demeye kalmadan hakim, o avukatın dosyasına başladı. bu da tanıklı dosya olmasın mı? 3 tanık da buradan dinledik. aynı dosya bir de karara çıktı. kararı yazıldı.

    bu duruşma bitince artık kimse beni yerimde tutamazdı. mübaşire çok sert bir dille ''benim dosyamı alıyorsun artık.'' dedim. ve yerimi aldım.

    2 saat geçmiş, davacı taraf mazeret de göndermemiş. üstüne bir de sinirliyim. cevap dilekçemi verdim ve ekledim ''davacı tarafından takip edilmeyen davayı biz de takip etmiyoruz.''

    böylece dosya müracaata kaldı.

    saat 1 oldu. taksiye atlayıp eski adliyeye geri döndüm. bekletme dilekçesi verdiğim mahkemenin kalemine gittim 5.katta. ama kapısı kilitliydi. öğle arasından hala dönülmemiş anlaşılan.

    müracaat savcısına indim 1.katta. yeni çek şikayetleri için havale alacaktım. ama savcı da yerinde yok. vazgeçme vereceğim dosyalar için 4.kata çıkayım bari dedim. oradaki kalem de kilitli. bu arada savcı belki gelmiştir diye tekrar aşağı indim. yok, hala gelmemiş. boş boş beklemeyip 5.kata tekrar çıktım, kalem açılmıştır belki diye. açılmamış. ulaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaan. şebeğe döndürdünüz lan beni?

    sonra nihayet vazgeçmelerimi verdim.

    bekletme verdiğim mahkemenin kalemine gittim.

    -duruşmalar devam etmiyordur herhalde?, diye sordum.

    -yoo devam ediyor.tarafı gelmeyenleri yapıyorlar şimdi.

    -aaaaa??

    saat olmuş 2.

    hemen duruşma salonuna gittim. hakim, savcı ve zabıt katibi var. mübaşir kalemde kaldı. tam bir mal gerizekalısı gibi hakime sordum:''pardon 2010/15...dosyası vardı, bekletme dilekçesi vermiştim. o dosyayı geçtiniz mi?''

    hakim de sağolsun, güleryüzlü bir şekilde ''mübaşire sorarsanız o daha iyi bilir.''

    tabiki ona sormam gerekiyordu. birden mallığım tuttu. kaleme dönüp mübaşire sordum. duruşma salonuna gittik beraber. dosyam orada duruyor. gerçekten beklemişler.allah'ım, üzülsem mi sevinsem mi bilemedim. saat 9:30'daki duruşmaya saat 14:30'da girmek...

    iyi de cüppem yok. dosyamın bekletilebileceğine hiç ihtimal vermediğim için öylece çıkmıştım yukarı. e şimdi 5.kattan tee zemin kata baro odasına gidip cüppe almak dünyanın en zor işiydi o an. işte tam da o sırada koridorda bir avukat bey gördüm. elinde cüppesi. cennette huri görmüşçesine mutlulukla parladı gözlerim. gerçi hiç de huyum değildir öyle başkasının cüppesini rica etmek. gider baro odasından alırım. ki benden de cüppemi isteyenlere gıcık olurum. ama işte mecburiyet. ''pardon avukat bey, cüppenizi alabilir miyim? kusura bakmayın ne olur, hemen vereceğim.şimdi giriyorum duruşmaya.''

    sağolsun çıkardı cüppesini verdi.

    duruşmaya girdim, montumun üzerine giydiğim cüppeyle.

    hakim zaptı yazdırmaya başladı. çekleri inceledi. o esnada duruşma salonunun önünde, cüppesini ödünç aldığım avukatın telaşlı telaşlı dolandığını gördüm. meğer onu da diğer duruşma salonundan çağırıyorlarmış. o da ''1 dakika'' diyip duruyor oradaki mübaşire. kendi duruşmamın ortasında cüppemi çıkardım., beni şaşkınlıkla izleyen savcıya ''cüppemi çıkarsam birşey olmaz herhalde, diğer avukattan ödünç almıştım da.'' diye açıklama yapıp cüppeyi verdim avukat beye, çok teşekkürler edip özürler dileyerek.

    duruşma bitti.

    savcıya indim. çek şikayetlerimi de yaptım.

    saat 4'te ancak yemek yemeye fırsat bulabildim.

    ömrümden ömür götürdün büyükçekmece adliyesi.
  • şişli'de, taksim'de, harbiye'de, kadıköy'de, levent'te avukatlık yapan bir insan için buraya gitmek sınırdışı edilmek gibi birşey. hele bir de hukuk mahkemelerinin olduğu ek bina bambaşka. her gittiğimde dönerken duty free'den içki alıyorum. sbsjdjfkfk
  • ceza mahkemelerinin olduğu binada, yani eski adliyede doğru düzgün tuvalet yok arkadaş.

    girişte, asansöre gelmeden sağda, kovboy filmlerindeki saloon'ların kapısı gibi bir kapı var, üzerinde bayan wc yazıyor. kapıyı açıp, merdivenlerden aşağı inip tuvalete ulaşıyorsunuz.

    musluk çalışıyor, sıvı sabunu da var pembe pembe güzel kokulu. yani tuvalet sonrası için asgari düzeyde bir yeterliliği var. fakat hacet gidermeye yarayan yer çok fena.

    fenalığı pisliğinden değil. pis falan değil. gayet suyu, sifonu var. peki o zaman sorun ne derseniz? tuvalet mahremiyeti yok. şöyle açıklayayım.

    bir, tuvaletlerin kapısının kilidi yok. kapı kolu da yok. kapı var ama kapalı durmuyor. kapanması için, yiyorsa çantanızı falan kapıya yaslamalısınız. ki iğrenç birşey.

    ikincisi ve daha fecisi, tuvaletlerin (iki taneler) arkasında birer pencere var. bu pencere yola bakıyor. sanırım adliyenin arkasına denk düşüyor orası. işte bu pencerelerin camı kırık. hem de bayağa kırık. hatta cam falan yok desem yalan sayılmaz. o yoldan geçen biri içeriyi çok rahatlıkla görür. yoldan geçen insanın tam olarak kafasının hizasında tuvalet penceresi.

    bu şartlar altında hacetimi gideremem tabi. baro odasındaki görevliye başka bir tuvalet olup olmadığını sordum. bundan başka olmadığını söyledi. atirus'u gösterdi bana. adliyenin yakınındaki alışveriş merkezini.

    velhasıl, buraya giderken çişinizi yapın da gidin.
  • b.cekmece merkezdeki binada sadece cbs ve ceza var. onun haricindekiler ek bina olarak adlandirilan mimarsinan'daki binada. mimarsinandaki bu bina aymerkez avm adli yerin karsi seridinde bir plaza icinde. evet, plaza ugurlukaya plaza.

    buyukcekmece ile alakasi olmayan bu dag basinda garip binanin icinde ne isleri var derseniz vallahi onu ben de bilmiyorum. gitmeyi dusunen/gitmesi gerekenler icin kolayliklar dilerim.
  • hukuk mahkemelerinin bulunduğu ek binanın tam konumu 41.012665,28.543489
    google maps
    foursquare
  • ek binaya hiç gitmedim nasıl gideceğimi aymerkez adlı avm'yi arayarak öğrendim. metrobüsle beylikdüzü de inip kemerburgaz ya da silivri arabasına binip gidecekmişim aymerkez'in önünden geçiyormuş bu arabalar yani bu demek ki adliyenin de önünden geçiyor. yani öyle umuyorum.