şükela:  tümü | bugün
  • hane halki olarak sebnem scheffer in ters bir hareket sonucu raporunu kaybetmesinden endise duydugumuz yarisma. bi de her ne demekse kendisi buza cok yakisiyormus juri ole dedi.

    (bkz: buza cok yakismak)
  • iç ses barbaros : evet zorunlu hareketlerden biri de buydu. gayet başarılı. sadece 2 aydır buz pateniyle kayan birine göre, bakın burada dengesini kaybetti.. evet burada kapaklandı ama sıçrayışı çok güzel ve partnerine güveniyor. şu pozisyonda partnerinin yüz ifadesine bir bakın, bülent gayet başarılı

    behzat uygur : jüriye dönüyoruz bülent partnerinle uyumun nasıl, kendisi ingilizce biliyor mu? ben bilmiyorum da. vat iz diz, gerçi konuşuyorum ama anlamıyorum.

    bülent polat : bakın ben tiyatrocuyum, burası kaygan bir zemin, ben çok düştüm. düşmez kalkmaz bir allah. ama burada 18 saat kayıyorum ben. kimse 18 saat günde kayamaz, ben kayıyorum takdir bekliyorum.

    gamze özçelik : jüriye döneceğim, ayşe arman ne diyorsunuz?

    ayşe arman : bülent bence çok hırslı, agresif ama buna...

    bülent polat : bir dakika cevap hakkı var sezeryanla cevap hakkı doğdu. beni halk getirdi. ben stefanı seviyorum. çok iyi biri o. hocam benim. ondan hayatın anlamını bile öğrendim. jüri ne biliyor buz patenini. ben risk alıyorum. 18 saat kayıyorum. stefandan da çok şey öğreniyorum aslında. ben mahalleden geldim, bir saniye! burada ben düşüp kolumu kanadımı kırabilirirm, bıçak sırtı bir ortam. kulis var. adam kayırılıyor sanki, bırak ya. ayşe arman buz patenei bilmiyor, ben partnerimi kaldırıp koparabiliyorum. zeynep tokuş bobiyi kaldırabilir mi bir kere hem kaldırsa da buna kocası izin verir mi? ne yani ben bekarım diye mi oy puan alamıyorum.

    ayşe arman : ama ben konuşamadım ki bülent sen geçen hafta bana doğru kayarak müdahale ettin

    bülent polat : bir dakika, bakın ya ben stefanı takarım burada başkada kimseyi tanımam, yani saygısızlık olarak almayın . ama ben kayıyorum ya, buz da duramayan var. ben düşebilirim aslında, düştüm de. ama jüri beni sevmiyor ben beyaz türk değilim diye mi diyeceğim ama demem. nedir olay yani. bırak allasen ya. beni stefana emanet edin gidin yaa.

    gamze özçelik : olcayto bey siz ne diyorsunuz?

    olcayto : ilerleme var bülent'te ama çok ileri gidiyor. geçen hafta olanlardan sonra ben şahsen üçbuçuk puan verecektim beşbuçuk verdim. tırstım açıkçası

    behzat uygur : olcayto bey siz ingilizce biliyorsunuz değil mi? ben partnerine sormak istiyorum, vat iz diz diye ben de kursa yazıldım, hızlı ingilizce kursuna, 2 gün gittim gamze kadar konuşabilirim gene de

    bülent polat : bir dakika benim hakkım yeniyor. beni halk ve stefan yarattı. benden buz patenci oldu bu muciza ya. buzda kayabiliyorum artık. 19 saat çalışıyorum günde, oturma odama da buz kalını koyuyorum evde de kayıyorum. tuvalete bile patenle gidiyorum ben ya...
  • katarina witt 'in sema çelebi 'ye feci şekilde ayar verdiği program olmuştur bu gece.
    'ülkenize dönerken babanızı alıkoyacağım' diyen çelebi'ye, 'bir akşamlığına size yollarım' diyerek ekran karşısında bizi bizden almıştır.
  • sadece buz dansına değil matematiğe de yeni bir soluk getirmiş yarışma.

    1.yarışmacı :51.1
    2.yarışmacı :49.9
    oy oranına sahip olduğu ekranlarda gözüktü.
    bu oy değerlerinin otomatik değişen verilerden değil de elle girilen verilerden oluştuğu konusunda şüphe oluşturdu bende.
  • ne olurdu sanki zeynep tokuş'un partnerine de bir söz hakkı verilseydi de koskoca dünya şampiyonu adam konu hakkında bişeyler söyleyebilseydi. adamı resmen tecavüzcü yerine koydular, adam da saygısından ezildi, büzüldü... neydi ki problem... adamın konuşmaya hakkı yok mu..
  • sunucularının diksiyondan, kimin kim olduğundan bihaber olduğu yarışma programı.

    g.ö.*: şimdi emre ve aleyna geliyor.
    b.u.*: evet emre ve elena gelsin.
    g.ö.: aleyna.
    b.u.: ne?*
    g.ö.: aleyna.
    b.u.: ha evet eleyna.*
    g.ö.: şimdi bu haftanın kareografisine bakalım. (olur bakın daireografiye de bakın, üçgenografi varsa, ki illa ki vardır, ona da bakın.)

    ha bir de gamze özçelik, dakikalar ilerlemez. önümüzdeki dakikalar denilebilir.

    madem büyük paralar alıp prime timeda sunuculuk yapmaya kalkıyorsunuz, bari işin eğitimine verin kazandığınız paranın bir kısmını. cahil cesaretine gerek yok bu kadar.
  • acilen ingilizce bilen bir tercüman getirilmesi gereken program. yarışmacıların partnerleri için de, gelen konuk sanatçılar için de simultane tercüme yapacak bir tercüman lazım. ayrıca iki kelimeyi bir araya getirmeye zorlanan gamze özçelik'in özgüvenine ve medeni cesaretine diyeceğim bir şey yok ama bir dünya şampiyonunu "dennise, come here, we are waiting for you here" diye çağırmak utanç verici. ayrıca sevgili behzat uygur'un koskoca dünya şampiyonu bir sporcuya sorulacak başka soru kalmamış gibi türk erkeklerini nasıl bulduğunu sorması da ayrıca bir utanç konusudur. madem buz pateniyle ilgili bir programı sunuyorsun, bir araştır, konuya hakim ol. bir hafta öncesinden belli olan konuk için araştırma yap ve ona göre soru sor. zaten bütün medya soracak diye ilk soran olmanın ne anlamı var çözemedim.
  • asena'nın buz dansı için fazla kalın/kaba durduğunu düşündüğüm program. oysa oryantal gibi vücudunun her tarafının oynamasını gerektiren bir dansı, üstelik çok çok iyi yapan birisi olarak, vücudunu çok daha estetik ve kıvrak kullanmasını bekliyor insan....
    şu durumda oryantal olarak işini çok iyi yapmasını vücudunun kıvraklığına değil, disiplinli ve çok çalışmasına bağlıyorum.

    zira buzdaki performans gösterilerinin hiç birinde, vücudunda bir kıvraklık bir estetik bir zariflik, bir "vaayy ne hoş bir duruş " dedirtecek görüntü bir türlü göremedim... bunu benim gözümde bu kadar netleştiren en önemli şey de zeynep tokuş'un performans sırasında vücudunu çok estetik, zarif ve kıvrak şekilde kullanıyor olması......

    dolayısıyla, asena ne kadar çok çalışıyor olursa olsun; vücudunu esnek, estetik, zarif ve kıvrak kullanamadığı için, genel performans içinde kaba ve kalın bir görüntü vermesini engelleyemiyor...

    buna rağmen nasıl oluyor da jüriden en yüksek puanı alıyor orasını da anlamış değilim... dün akşam olga bestandigova'ya akılları sıra "kendi işine bak" diyerek konuyu lehlerine kapattıklarını sanıyorlar ama jürinin işini doğru düzgün yapmadığını ben bile buz patenini de sahasını da yakından görmemiş cahil biri olarak ekran başından görüyorken, hayatını verdiği, senelerce çok iyi yaptığı ve başarılı olduğu bir işle ilgili yorumu da jürideki herkesten çok çok daha iyi yapacağı da gün gibi aşikardır yani... mahalle kadınları gibi ikisi de aynı anda aynı şeyi söyledikleri için o noktada sema ve ayşe hanımlar çok komik oldular...

    ayrıca tekrar yineliyorum... bu yarışmanın galibi bülent polat'tır.... buz dansı erkeğin kontrolü altında olan ve erkeğin daha çok sorumlu olduğu bir spordur... bir buz dansı performansında çiftlerden bayan x yapıyorsa erkek için 2x yapmayı gerektiren bir spor...

    yani her hafta bayanlar x kadar şeyi başararak geliyorlarken, erkek olarak bülent 2x kadar şeyi başararak geliyor... aradaki bu fark, jüri tarafından hep göz ardı ediliyor ve aynı kefeye konup puan veriilyor...

    sevgili işini çok iyi yaptığını iddia eden jüriye ve oy verenlere bir tek sorum var;
    yukarı kaldırıldırılınca* zaten yerdeki tarafından ellerle tutuluyorken dengede durmaya çalışmak mı daha zordur yoksa bir taraftan buzda ayakta kalmaya çalışırken diğer tarafta partnerini hem havaya kaldırıp hem de düşürmeden dengeli şekilde (üstelik de o an koreografinin gerektirdiği hareketi de yapmaya çalışarak) havada tutmaya çalışmak mı daha zordur?

    başka sorum yok sayın hakim....
  • teknik olarak daha iyi olanının` :zeynep tokuş` kazandığı, 'erdem' gibi daha mühim değerler açısından ikisinin de` :zeynep asena` kaybettiği yarışmadır. zeynep tokuş kızımız fiziki artılarına -ki allah vergisidir kendi becerisi değildir- bi de ben bilmem beyim bilir tavrını ekleyerek, gözyaşları içinde yarışmadan çekilmelere kalkmış, kısa süre önce 'beni tekme tokat dövdü kurtarın beni bu adamdan" diyerek karakola şikayet ettiği ve kendisi için "benim karım delirdi efm, estetikli burnunu benim kırdığımı zannediyo, nerden evlenmişim, en kısa zamanda boşanacağım" beyanatları veren kocasını figür edinerek aile mevhumunun ne kadar değerli ne kadar mukaddes olduğunu ve bunun onu ne kadar cici yaptığını gözümüze ustalıkla sokmuş, istakozcu kadından işittiği azarlar ve bu ahlaklı(!) tavrına gelen oylardan sonra ne hikmetse kalmaya karar vermiştir, bu aile,ahlak vs. mevzularının prim yaptığını gören asena kızımız da elinde platininden başka malzeme olmadığı için, zamanında paspas yerine koymam dediği babasını son çare olarak görmüştür,ki bu da bizim 'yuh artık' ibremize tavan yaptırmıştır. bi de üstüne jandan yemiş cümlelerle din, allah gibi mevzular tuz biber olmuştur ki tadından yenmemiştir.durum; al birini vur ötekinedir , aynı sömürüleri, biri` :zeynep` düzgün türkçeyle, anlamlı cümlelerle, kontrollü ses tonuyla, güzelliğiyle ve oyunculuk yeteneğiyle yapmıştır, diğeri` :asena` 'ıgg ııgg' teklemeleriyle, başından girip sonunu bulamadığı beceriksizce kurulmuş cümleleriyle, ve kavga ediyomuş hissi yaratan sert vurgularıyla yapmaya çalışmıştır. sonuç; zeynep iyi kaydığı için yarışmayı, iyi oyuncu(!) olduğu için halkın gönlünü kazanmıştır, asena hem sömürgen hem kötü oyuncu olduğu hem de zeynep kadar iyi kayamadığı için herbişeyi kaybetmiştir, bülent polatın estetik anlayışının çıplaklıktan ibaret olduğu çıkarımında bulunulmuştur, ne kadar estetik olduğu hiç merak edilmemektedir, okan karacanın telefonunu satıp o köy muhtarına keçi alacağı sanılmaktadır` :adam keçilerini satmış buna oy göndercem diye`, tuğba ekinci rehabilite edilip sonra aramıza salınacaktır, pınar ayline pasta altı simidi şiddetle tavsiyemdir.
  • jürinin coşup 7 altın madalya sahibi bir patenciye hayatında hiç tam puan aldın mı gibi saçma bir soru sorduğu acaip yarışma programı.. 27 yıl paten kaymış bir eğitmene yaptıkları terbiyesizlik de cabası.. ayrıca asena hanım eğitmenlerle çalışmamayı kendi tercih etmiş.. kendisini kimse yalnız bırakmamış. sürekli profesyonel dansçı ve koreograf olduğunu ve eğitmenlerinin yardımına ihtiyacı olmadığını belirtmesine rağmen onların kendisini yalnız bıraktığını söylemiş ve gözyaşı dökmeden katıla katıla ağlamıştır. solo dans olarak oryantal tercih etmiş ama en ufak bir hareket yapmamıştır. sevgili jüri o tam puanları, 7 altın madalyası olan birine aldın mı hiç diye sorarken, kayamayan, beceriksiz, kaba ve rezillik yapan bir insana vermiş, izleyenlerin ağzını bir karış açık bırakmıştır. sema hanım'ın da halkla içiçe olması durumunu kavramış değilim. kendisinden ıstakoz satınalanları kastediyorsa, onlar da halk değil, sema hanım'ın şakşakçılarıdır. bu da böyle biline..