şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: frost reaver)
  • istanbuldaki evlerden sarkan buz parçaları geldi aklıma.. ışın kılıcı modeli komik..
  • ilk basımı mart 1989'da adam yayınları'ndan çıkmış latife tekin kitabı... fakir bir insan kesimi ve düşleridir konu, lakin seçilen anlatım şekli yüzünden kitaptan zevk almam hunharca engellenmiştir...

    edit: ayrıca latife tekin bu kitabın "islami bir yayınevi" tarafından basılmasını istemiş ancak bu isteği gerçekleşmemiş.
  • kente dusen yoksullar, yasamin karsilarina cikan bu yeni halinden - bu hizdan ve bu sesten - urkup dagilirlar. sonra (bir otomobilin ya da) ayaklarini bu-yerden kesecek, yirtmalarini saglayacak bilcumle seylerin ruzgarina kapilip birere bolunurler. bu kis-kentin ayazinda, buzdan kiliclar kusanip ve kalin kabuklar takinip, birer birer usurler. birbirlerini koyun koyuna isitamadiklari icin de tabii.
    gecekondular. islak kibrit kutulari. tutusamazlar.
  • sevgili arsız ölümün büyülü dünyasından sonra aynı tadı vereceği umulurken hayal kırıklığı yaratan roman.
  • latife tekin'in fantastik rüyalarinda, ask ve yoksulluk dansi yapan pilik pirtik insanlarin romani.

    [...]
    kalbinden kivilcimlar sacan bir kadin (dehset aninda onu bir gök mahluguna benzetmislerdi) önlerinden vin diye gecip gidince, ne yana savrulacaklarini bilemediler.

    halilhan sunteriler, kalbinden kivilcimlar sacan kadina yaklasti. kalcasinin fiyong kivrimina dumanli bir bakis savurdu, debriyaja hafif ayak koydu, direksiyonu kaldirima kirdi. kadinin alnindan kol gibi siyah bir irmak aktigini görünce hayrete düstü. iki ela kus, kanatlarini cirparak bu irmakta yikaniyordu. aninda freni üfleyip selama durdu.

    kadin zehirli bir ciglik atip sisin icine kacti. kayiplara karisti..

    sabah sabah ask pesinde kosarken viraji alamayip arkasini görmüs, alevli meyvayi sise kaptirip havayi tersten yutmustu.. sabah sisinde ask pesinde sürat calisirken kaza yapmasi söylentilerin daha da alevlenmesine yol acti. (syf. 13-14)
    [...]

    [...]
    kalbini beynine baglayan tellerini bir bir kopartip, bir yila kalmadan onu 'sevgi bende kendini kaybetti' diye hüngür hüngür aglatacagini, kesin olarak iste o vakit anladi. (syf. 25)
    [...]
  • [...]
    insanlar, dünya üstünde defalarca beraberlikleri acisindan böyle hassas noktalara gelmisler, ama dostluk denen kutsal yasantinin mahkemesi hala kurulmamisti. halilhan bu konuda hesap soracak bir merci tanimiyordu. duymamisti. yasayip cekilenler, dostlugun muhasebesini, herhalde kesin kurallar saptayamadiklarindan tamamen vicdana birakmislardi.

    bunda yazik olan yön suydu. arkadasligin sekline göre ruh bir akis yapiyor, disaridan bakan bir kimse bu akistaki gizli unsurlari göremiyordu. bu ebedi körlügün insani ölümüne buruklastirdigi, baskalarina katiyen anlatilamamaktaydi. ayni zamanda herkesin ortaklasa tatsiz kaderiydi bu.

    acilan zerre kadar kücük bir delik bile, sevgiyi mahveden manyetik firtinalar yarattigina göre, büyük arkadasliklarda ruh, alabildigine incelerek ipeklesiyordu. (syf. 130)
    [...]
  • en güzel aşk mektubunu ve evlilik sözleşmesini okuduğum kitap