şükela:  tümü | bugün
  • adını kiraz ağacı yapraklarının düşüş hızından alan, 2007 tarihli, makoto shinkai başyapıtı bir anime. toplam bir saate yakın süren üç kısa öyküden oluşan film, ailelerinin japonya'nın iki ayrı köşesine taşınmaları nedeniyle ayrılmak zorunda kalan takaki ile akari isimli iki çocukluk arkadaşının hikayesini anlatıyor.

    mükemmel bir görsellik ile büyüleyici müziklere sahip olan bu animeyi izledikten sonra etkisinden çıkmak bir hayli zaman alıyor.

    --- spoiler ---

    "seni bir kez daha görebilmek için hangi hızda yaşamalıyım?"

    --- spoiler ---
  • "the chosen cherry blossoms", "cosmonaut" ve "5 centimeters per second" adlı 3 hikayeden oluşan anime. "mesafeleri anlatan hikayeler zinciri" şeklinde tanımlanmış. çizimler çok iyi, anlatım da blood-the last vampire'ın romantik versiyonu gibi. orijinal adı: byousoku 5 senchimeetoru
  • biraz kari-kiz hikayesi tadinda biraz emo tadinda, duygusal olan, ama inanilmaz detaylari ve cizimleriyle gonlumuzu kazanan, gercek yasamda gecip fantastik ogeleri olmayan guzel bir anime film. 3 ayri bolum toplamda neredeyse bir saat ediyor.
  • orjinal adi byôsoku 5 senchimêtoru. yonetmeni ve senaristi makoto shinkai. film japonya'da 3 mart 2007'de gosterime girmis. shinkai'ın diger anime filmlerinin oldugu gibi bu filminin de muziklerini japon besteci tenmon yapmis. filmin adi, kiraz ciceklerinin bir saniyede bes santimetre dusme hizindan geliyor. bu metaforik anlatim kahramanlarimizin 3 ayri bolumde anlatilan hikayelerine de yansimis. takaki tono ve akari shinohara, akip giden zamanin inadina yasamayi istiyorlar ama, once kiraz cicekleri gibi birlikte acip, sonra ruzgarla savrulup ayrı dusuyorlar. gorsel ogelerinin zenginligi (ozellikle trenin ve kar yagisinin oldugu sahneler) ve realist-duygusal dokusuyla, her ne kadar bir saat kadar surse de, insani alip bir yerlere goturebilen cok cici bir anime.
  • son hikayede insanın iplerini kopardığı animedir.neden insanlar hayatının bir baharında sevdigi birisini hayatının geri kalan kısmındada sahip olamaz?sanki ben bu duyguları bir yerde yasadım ama gercektende bu anime bize gercek hayattan kesitler sunup bu yasadıgımız duyguları o guzel atmosferi ile bizlere sunuyor.iste o flashback sahnelerinde icimden o kadar cok gecirdim ki hayır bu sekilde bitmesin diye ama maleesef kader yine aglarını orup askın bize yine zalim yuzunu gostermistir.
    kısaca bu aralar izledigim en romantik animelerden biri olup gercektende izlemeye deger bir anime.ayrıca bir kız arkadas ile izlenirse veya bir erkek arkadas,aranızdaki bagların dahada kuvvetli olmasını saglamakla kalmayıp animeyi izledikten sonra birbirinizin degerini daha cok anlamaya baslicaksiniz emin olabilirsiniz.
  • insanların nasıl olup da büyüdükçe korkularının arttığını çok güzel anlatan, animasyon şaheseri anime.
  • sonuna doğru tokat olup insanın suratına yapışan, tam bir başyapıt. özellikle the chosen cherry blossoms'daki kar sahneleri beni mest etmiştir kendine. tekrar tekrar izlenesidir.
  • adamın ağzına yüzüne sıçan inanılmaz güzel bir animedir. adına ilham olan sakuraların naifliğini ve hepsinin bir zaman gelince yere düşeceği, en güzel olduğu anında o düştükleri saniyeler olduğu gerçeğini gözlerimize sokar. tabii gözümüze sokunca yaş gelir doğal olarak. izledikten aylar sonra yazıyor olmama rağmen bok varmış gibi hüzünlendirmiştir, bu sebeple spoiler kaçarsa filan affola...

    daha önce söylenmiş olduğu gibi konumuz üç ayrı parça halinde işlenmiş. parçalar boyunca kahramanımızın (her ne kadar işin içerisinde 3 kişi olsa bile, esas oğlan merkezde) ilkokuldan beri sevdiceği olan hatun ile aşklarının birbirlerine itirafından, lisede ayrı düşmelerine, orada kahramanımıza platonik aşk besleyen başka bir hatunun işin içine girmesine, oradan da esas kızın evliliğine kadar giden hüzünlü hikayeler serisinden mürekkeptir. hani ileriden çok basit, hatta üçüncü sınıf romantizm filan gibi görünmesine rağmen öyle bir işleniyor ki... adamın kalbine kalbine dürtüyor okları.

    izlerken uyanması muhtemel olan "lan bunu yaşadım ben" duygusu bir kenarı dursun, sadece elemanların ruh halinin yansıması bile tek başına yetiyor da artıyor. bir yerden sonra insan sadece hikayenin verdiği hüzünle bile dertlenebiliyor. hele bir de, benim gibi hayatınızın en boktan dönemlerinden birinde izlerseniz, hele bir de kız/erkek meselesi varsa işin içinde, hah o zaman boku yediriyor avuç avuç. siz siz olun sakın bu animeyi ayrılık ya da platonik aşk gibi bir derdiniz varsa izlemeyin, önden uyarıyorum.

    sonuç olarak romantizmi böyle sağlam işleyen tek bir yapıt dahi izlemediğimi açık yüreklilikle söyleyebilirim. hani benim gibi bu tür hikayelerden hoşlanmayan biri olmanız bile fark etmemekte bu anime söz konusuysa. ne olursa olsun izlemenizi tavsiye ederim; lakin yukarıdaki uyarım boşuna değildir, sonra odunla kapıma dayanmayın.