şükela:  tümü | bugün
  • bir attila ilhan şiiri:

    kaç güneş kaldırır haydalayarak
    çatal mızraklarıyla selçuk çobanları
    sırçadan kaç güneş çırılçıplak
    kıvılcım döker demir sakalları
    iç asya'dan daha oymaklar gelir
    iki bin beş yüz atlı bin beş yüz çadır
    çıralı bir kubbe tastamam çatılır
    doruklara dikilen avşar çığlıklarıyla
    altında cırcır böcekleri alakargalar
    çatlak dağ gölekleri yılan balıklarıyla
    altında konya beyşehir sivrihisar
    ve uzaktan uzağa bizans çakalları

    iç asya'dan daha oymaklar gelir
    uçarı bir yürek kadar aydınlıktırlar
    dişleri sağlam çakılmıştır gözleri hafif çekiktir
    kulaklarında yok denizin yok uğultusu
    damaklarında kar mavisi bir süt tadı var
    anaç kısraklarından sağılmış kokulu
    umutları yarılmış kaç avuç ihtiyar
    saçlarının arası tutam tutam tuz
    ağızlarını bıçaklar açmaz kilitlidir
    göz çanaklarında gittikçe eksilir
    çakılların yediği çapaklı bir nehir
    rüzgârda inileyen çorak yataklarıyla

    ağaçlara tırmanır tırnaklı bir kopuz
    bir kırlangıç yalar sırlı kanatlarıyla
    atılmış hançer gibi ısırganları
    yalnızlığı kırar tokaç suratlarıyla
    toz eder dağıtır oğuz kadınları
    memeleri dolu kara böğürtlen uçlu
    kemiklerine sımsıkı sarılı kasları
    her sefer bir uçmak bağışlar sesleri
    buruk ahlatlı ayvalı acı turunçlu
    güneşi kaskatı dişleyip gülerler
    bıçakla kesemezsin kalın bir yoğurt çalarlar
    yaban balı dinlendirir dövme bakraçları

    iç asya'dan daha oymaklar gelir
    kılçıklı kirpikleri deri kalpaklarıyla
    boşluğa oyulmuş adamlar kılıç ve topuz
    yorgunlukları kırçıl bıyıklarına damlayan
    göğüs geçirmeleri ormanlar geçmekle bir
    saçaklı bir yangına dolaşmış çatırdayan
    ağaç ağaç devirdikleri aç baltalarıyla
    tozlu bir ağlamak önleri sıra sürüleri
    çungar köpeklerinin çekip götürdükleri
    telli kavakların pırıltısı arasından
    belki horasan'dan belki pamir yaylasından
    sakarya içlerine et tırnak ve boynuz

    hoş geldin türk!.. sağın solun su
    deli bir zenginlikle çalkanır toprağın
    nice kurşun nice kükürt öğütüp
    elini uzatsan şarap çeker parmakların
    çekirdekli üzümlerden çardak dolusu
    çakır bir zeytinyağı ışıldar küp küp
    şavkına çöreklenmiş çökelek kokusu
    nice dağ keçileri ateşlerine düşüp
    nazlı aylar çizer boynuzlarıyla geceye
    hoş geldin türk!.. bulutlu biraz dalgın
    birden ayağa kalkmış bütün umutların
    adını verdin varlığını adadın bu ülkeye