şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: #25959336)
  • dışişleri bakanının, bilumum bakanların, genel kurmay başkanının, başbakanın, hatta mit müsteşarı'nın dinlenebildiği devlettir.

    çok uğraş gerektirmez. çadırın dışından hafifçe yaklaşıp kulak kabartmanız dinleyebilmek için yeterlidir. ne duyacağınızı hiç bir zaman bilemezsiniz. hazırlıklı olun.

    iyi eğlenceler.
  • çadır devleti:- :''anayasa'yı tanımıyorum'' devletidir. (uzun)
    devletler meşruiyetlerini anayasalarından ( yazılı ya da teamül ) alırlar. anayasanın tanınmaması ortada bir '' çadır devleti '' olduğunun mutlak kanıtıdır. hiç şüphesiz ki orada hukuk ve kanun yoktur.
  • bizim devletlülarımızın iki de bir kullanmayı çok sevdiği cümlelerden birisidir (bkz: biz çadır devleti değiliz)
    bir de (bkz: binlerce yıllık devlet geleneğimiz var)
    çadır devleti değiliz ve binlerce yıllık devlet geleneğimiz var ama hala 2.dünya ülkesiyiz. ben de bunu anlamıyorum.
    mesela abd nin 300-400 yıllık tarihi var. demekki binlerce yıllık devlet geleneği bi bok ifade etmiyormuş. çadır devletine gelince keşke çadır ülkesi olsaydık da heryere beton dikmeseydik.
  • (bkz: suudi arabistan)

    ırkçılık falan değil, sebebi aşağıda.

    istanbul'da emlak işleri yapan bir arkadaşım vasıtasıyla tanıdığım suudi vatandaşı abdullah bey'e tecrübeli olduğum teknik bir konuda yardımcı olmuştum. 80 küsür yaşında olan abdullah bey 2015 de vefat eden kralın * kız kardeşi ile evli olduğu için kralın eniştesi konumunda, hayli forsu olan yaşlı bir amcaydı. benden aldığı tüyo işine yaramış olacak istanbula her geldiğinde arar hal hatır sorar, nadir de olsa buluştuğumuzda hemen masayı donatır, gündüz bile olsa rakı ya da şarabımızı yuvarlardık. 40 sene önce yaşadığı aşk hikayelerini anlatır, o yaşta olmasına rağmen hala haftasonları bahreyn'e aleme gittiğini anlatırdı. onun bu hayat tarzı, bira içenin hapse girdiği ülkede belli kesimin nasıl uyutulduğu, diğer kesimin nasıl zıt bir hayata sahip olduğunu gözler önüne seriyordu. adetten olacak, her seferinde beni memleketinde ağırlamak istediğini söylerdi.

    tabi beni nezaketen davet ederken körfez ülkeleri arasında bulunmadığım iki ülkeden birinin suudi arabistan, diğerinin bahreyn olduğunu bilmiyordu. benim için aslında fırsat ve iyi bir tecrübe olabileceği düşüncesiyle dammam ve bahreyn'i kapsayan 4 günlük bir gezi planı yaptım ve kendisini bilgilendirdim. o sırada turkiye'deki evinde idi.

    vize için belgelerimi hazırlayıp şu an dünya gündeminde olan (bkz: cemal kaşıkçı) istanbul konsolosluğuna gittim. gezi türüm hac veya umre olmadığı için "iş vizesi" almam gerekiyordu. "turist vizesi" diye bir vize türü de yoktu.

    işimle alakalı tüm belgeleri götürmüştüm, fakat olayın boyutunu konsolosluğa gidince öğrenmiştim: bu iş vizesini almak imkansızdı.

    vizeye başvuru yapabilmeniz için bile sizin oradaki bir şirket tarafından çağırılıyor olmanız gerekiyordu, ayrıca bu davetiyenin oradaki bakanlık tarafından onaylanması şarttı... buna benzer bir iki inanılmaz zor evrak prosedürü daha vardı.

    4 günlük turistik gezi için bu külfet çekilemeyeceginden ben direkt olarak gitmekten vazgeçtim. evrakları falan geri aldım ve durumu iletmek için abdullah beyi aradım. tabi adama "sikerim lan senin ülkenin vize prosedürünü" diyemeyeceğim için "başvurdum ama vizeyi vermediler" deyiverdim.

    ben sakince karşılamasını beklerken adam çıldırdı, "gel beni evden al konsolosluğa beraber gidicez" dedi. ben hala olayın farkında değilim.

    adam meğer olayı kişisel algılayıp "benim misafirime nasıl vize vermezsiniz" moduna girmiş. gittim yarım saat içinde aldım konsolosluğun önüne geldik. sırada bekleyenlerin gözleri önünde güvenlikten geçip içeriye daldık. ilk geldiğimde girmek için mal gibi 1 saat beklemiştim.

    abdullah bey sanki oranın sahibi gibi bana "şurada otur bekle ben şimdi geliyorum" dedi ve pasaportu alıp merdivenlerden yukarı çıktı. konsoloslukta ne kadar görevli varsa hepsi adama el pençe bu arada.

    ben oturduğum yerde "herhalde o şirket onayı prosedürünü hızlandıracak" diye düşünürken hintli bir eleman geldi ve "vezneye gidebilirsiniz" dedi. vezneye gittiğimde memur soru bile sormadan 90 gün multiple entry işadamı vizesi basılı pasaportu elime tutuşturdu.

    işte o an çadır devleti nedir gözlerimle görmüş oldum.

    benimki nezaketen yapılacak olan önemsiz bir gezi idi. buna rağmen sırf tanıdığım olduğu için hakkı, hukuku ayaklar altına alarak imtiyaz kazandım. bu imtiyazı verenler de hak yemenin en büyük günahlardan olduğuna inanması gereken adamlar. bana kıçıkırık vize için binbir zorluk çıkartan, gerçekten işi gücü, emeği olan fakat içerde adamı olmayana hayatın her safhasında neler çıkarıyorlar allah bilir.

    neticede dammam'a gittim. orada gördüklerim vize olayından yaptığım çıkarımı teyid eder seviyede kötüydü. beni ağırlayan ev sahibinin özverisi hariç herşey tam bir rezaletti. bahreyn ise görünürde ışıltılı ama çadır devleti tanımına tam olarak uyan birkaç devletten biri. allah bu ülkelerden olmayı nasip etmesin.