şükela:  tümü | bugün
  • pragda vltava kıyısında şatoyu karşıdan gören ünlü kafe. ünü eski zamanda rilke, kafka, kundera, nezval, holan gibi çek yazınının önde gelenlerine evsahipliği yapmasından gelmekte, edebiyatçıların kahvesi diye de anılmaktadır. nazım da prag günlerinde sık uğramıştır. masalarında bulunan kare şeklindeki kağıtta slaviada oturmuş, yazan bir yazar resmedilmektedir. yağmur parmaklı pragın görülmezse olmazlarındandır...
  • zamane evliya çelebilerin viyana'nın havelkasının yanında andıkları kafe. smetana'nın tınıları düşerdi herhalde aşıkların kulaklarına...
  • nazim hikmet’in prag $iirlerini yazmi$ oldugu mekandir. hatta mekan icinde prag'li bir ressam tarafindan yapilmi$ nazim hikmet portresi dikkat cekicidir. yorgun ayaklarima ragmen co$kun bir ruha ac bir $ekilde ko$ar adim gittim bu kafeye. oyle ki; oraya sigamayacak kadar buyuk bir yuregin sicakligi kar$iladi once beni. bir yudum bira icerken ustayi du$unmemek mumkun mu? not aldigim $iirini cikardim cantamdan. bir yudum aldim biramdan, ve sanki yanimda yaziyormu$ gibi mirildanmaya ba$ladim usta ile birlikte.

    slavya kahvesinde oturan dostum tavfer'le,
    vıltava suyuna karşı oturup,
    tatlı tatlı yarenliği severim
    hele sabahları hele baharda.
    hele sabahları hele baharda
    konuşurken dalar dalar gideriz
    bir yitirir bir buluruz birbirimizi.
    hele sabahları hele baharda.
    prağ şehri yaldızlı bir dumandır
    ve kızıl, kocaman bir elma gibi.
    nezval geçer taze çıkmış kabrinden
    param parça yüreği de elinde
    ve orhan veli'yle karşılaşırlar
    urumeli hisarından gelir o
    ve telli kavağa benzer orhanım
    yüreciği delik deşik onun da.
    biz de aynı loncadanız biliriz tavfer
    zanaatların en kanlısı şairlik
    sırların sırrını öğrenmek için
    yüreğini yiyeceksin, yedireceksin.
    pırağ şehri yaldızlı bir dumandır
    vıltava suyunun köpüklerine
    martı kuşlarıyla gelir istanbul...
    lejyonerler köprüsüne gidelim tavfer
    martı kuşlarına ekmek verelim.

    nazim hikmet*
  • narodni divadlo'ya (ulusal tiyatro) bakan duvarında masasındaki hayali kadına şiirler yazan saçları hafif kızıla çalan bir şairin kocaman tablosu vardır..pek çoğu için pek birşey ifade etmez bu resim ne de olsa kafenin sayısız ünlü müdavimi olmuştur ve kuruluşundan bu yana orta avrupa'nın düşün ve sanat hayatının merkezliğini yapmış bir kafedir..ama soğuk buz gibi gümüşi günün sabahlarında yalnız ruhları buluşur şehrin o kafede..o saatlerde turist de yoktur, kızıl saçlı şair de dahil herkes kendi kabuğuna çekilir kimsenin acelesi yok gibidir..o saatte gelenlerin yazılı olmasa da belirli bir yeri vardır garsonlar da dahil bütün yalnız ruhlar buna özenle dikkat eder..birbirleriyle konuşmazlar neredeyse hiç ama biri gelmedi mi garip bir huzursuzlukla nerede acaba diye kesişir gözler..gülümsemenin ardından bilmiyorum ama vardır bir işi denir gözlerle..kimisi yazar birşeyler, kimisi okumaktadır, kimisinin gözleri çoktan nehirle beraber gezmektedir düşünceler içinde..arada bir şairle laflanır ne de olsa aynı hasret içinde aynı sıcaklık arayışındadır o da..arkada kısık sesli piyano birşeyler anlatır..o saatlerde zamanı yoktur kafenin..dışarıdaki soğuktan mıdır bilinmez duruverir..içerideki durgunluk dışarının telaşına yenik düşünceye kadar sürer bu..sonra toparlanıp kalkmanın vakti gelmiş demektir..yalnız ruhlar yerini ikili üçlü gruplara, şen kahkahalara, patlayan flaşlara, masa kapmaca yarışlarına bırakır..bir tek şair aynı yerinde oturur şerefe diyecek, gözlerine bakıp gülümseyecek tanımadığı dostlarını bekleyerek..
  • kendilerine ait 'slavia' adında kahveleri olan mekan. hayatımda içtiğim en sert ve kötü kahveydi. içinde absent var diye içeyim dedim, şöle hafif kendime getirir düşüncesiyle; meğer adamlar absentin içine çok az krema ve nane şurubu atıyorlarmış. tadını siz düşünün artık.
  • prag'da ki en tipik 2 çek kafesinden biridir. entellektüellerin gittiği bir cafe olarak söylemek mümkündür.
  • slavia adında müthiş bir yaş pastaları var. narodni divadlo nun tam karşısında, vltava nehri kıyısında şık bir yer ve fiyatları starbuckstan çok pahalı değil. az pahalı. her şeyin içinde alkol var nerdeyse kullanmayanlar dikkat! praga giderseniz bir uğrayın. nazım babanın resmi var duvarda, o da gitmiş. kafka,kundera filan da takılmış baya. piyanist var akşama doğru 5'ten sonra, canlı müzik sevenlere. cam kenarı masa bulmanız çok zor, rezervasyon gerek. haydi iyi gezmeler.
  • sabah nereye gidecegimizi kararlastirmaya calisirken bi anda aklima dusen rezervasyona ihtiyac olmayan, sigara icilen alani olan ve sans eseri tam da cam kosesine kuruldugumuz cafe.

    duvarda nazim hikmetin tablosu, bir dolu sanatci fotograflari, kibar garsonlar ve makul fiyatlarla harika bir yerdi.

    yediklerimizin isimlerini harfi harfine animsamiyorum ama, yarim litre italyan sarabi, iki ana yemek ve tatliya 70 lira civari bir sey verdik.
    eger pragtaysaniz kesinlikle gidilip oturulmasi gereken bir yer.

    ps. 70 liranin neresi makul diyorsaniz iki kisi 40 liraya gayet yersiniz burada, biz italyan sarabiydi bilmemne usulu ordegiydi falan aldik, zengindik o gun.
  • nazım hikmet'in eskiden oturup şiirler yazdığı kafeymiş, hatta nazım'ın fotoğrafı varmış diye girerseniz hayal kırıklığı yaşarsınız söyleyeyim. zira içerisi hayal ettiğiniz kadar kültürel unsur taşıyan bir yer değil. bildiğiniz restoran işte; tek fark isteyen gelip ailece yemek yiyor, isteyen de kahvesini ya da birasını içiyor. yani hem kafe, hem restoran bir arada. duvarlarda da orada gelip oturmuş ünlü kimselerin fotoğrafları var. nazım'ın fotosu ise biraz hayal kırıklığı yaratabilir; nazım'ı orada önünde kağıt kalemle otururken çekilmiş eski bir fotoğrafta görmeyi beklerken google'da nazım hikmet yazınca çıkan ilk fotoğrafı çerçeveletip koymuşlar. (bizzat çektiğim fotoğrafı da şu )