şükela:  tümü | bugün
  • 1710-1783 yılları arasında yaşamış italyan castrato. castratoların altın çağının en önemli isimlerinden biriydi gaetano majorano. dokuz yaşında kendi isteğiyle hadım edildi. küçükken domenico caffaro'dan dersler almış ve bir manada kaderi çizilmişti. ondan esinlenerek aldı sahne adını: caffarelli.
    pistocchi sonrası italya'nın en iyi hocası durumuna gelen nicola porpora'nın öğrencisi oldu. o kadar iyiydi ki hocası elyazısıyla ona öğretecek bir şeyi kalmadığını yazmıştı. o porpora'ya göre italya'nın en iyi şarkı söyleyeniydi artık. 1726 yılında daha onaltı yaşındayken çıktı roma ahalisinin karşısına. italya iki genç castratonun çevresinde dönmeye başlamıştı: farinelli ve caffarelli.
    bu ikisinin dillere destan rekabeti kulaklardan kulaklara taşındı fısıltı gazetesinin muhabirlerinin eşliğinde. önce farinelli soluğu ingiltere'de aldı. ilginçti zira tutunamadı. bunda gerek sahne aldığı rollerin hafiften dandik olması gerekse de italyan müziğinden öze dönüş çabaları rol oynadı. unutmayalım ki john gay the beggar's opera ile esmişti londra sahnelerinde. haymarket'teki king's theatre kan kaybetmiş ve zamanın tartışılan emprezaryosu, johann jacob heidegger doğma, sonradan john james heidegger olma heidegger işin başına geçirilmişti. alman doğma, ingiliz ölme handel efendi ile ortak çalışıyorlardı. handel serse operası için caffarelli'yi ingiltere'ye getirtmişti. ölümsüz aryası ombra mai fu onun için yazılmıştı. düşünün italya'nın en büyük castratolarından biri londra'ya geliyor ve bir operanın açılışında yer alan aryayı seslendiriyordu. bu düşünülemeyecek bir şeydi, ne de olsa ingiliz ahalisi geç ısınırdı nerede olduğuna. son derece titiz caffarelli, sesli kalabalıklardan da nefret ederdi. o işine konstantre olurmuş tevatüre göre. öyle ses mes oldu mu, delirirmiş.
    caffarelli de tutmamıştı, tutunamamıştı londra'da. ne maestro performansını sevdi, ne de halk. o da zaten meastroyu çok sevmemişti tevatüre göre. zaman makinam olsa, hemen alırdım soluğu yanında da, yok, o yüzden bu kadar dedikodu yeter.
    kilisede birisiyle saç saça, baş başa kavga eden büyük castrato, bir anda topun ağzına gelmişti. fakat böyle bir yeteneğin heba edilmesi asla düşünülemezdi ki düşünülmemişti. yine hamiler, krallar devreye girdiler, onu içinde bulunduğu beladan aydınlığa çektiler. viyana'da bir seferinde rezil oldu. rezil olduktan sonra, çağın bir başka müseccel markametastasio'ya özürlerini bildirmişti. metastasio ki çağın belki de dünyanın gelmiş geçmiş en iyi librettisti olup en büyük rakibi farinelli'nin mektup arkadaşıydı. bu viyana rezaletinin farinelli'ye yazılmasını, en güzel almanlar tanımlamıştır belki de, bakınız schadenfreudeye.
    (bkz: amphion thebas ego domum)