şükela:  tümü | bugün
  • selçukluların göçebe hayatın ortasından sıyrılıp, türklerin kaderini değiştiren köklü bir hanedan vasfına bürünmesinin temelini atan tuğrul ve çağrı kardeşlerin arasındaki birçok tartışmadan biridir, 1038 yılında nişabur'da yaşanmıştır.

    çağrı bey, günümüz tabiriyle haşin erkek. emrindeki az sayıda askerle türkistan'ın ortasındaki çöllerden çıkıp, gazne topraklarından gizlice geçerek anadolu'ya kadar gelen ve buradaki krallıklara korku dolu aylar yaşatıp, bir yığın ganimetle geri dönen; kaybetme ihtimalinin çok yüksek olduğunu bile bile sadece kendi birlikleriyle köklü, teşkilatlı gazne ordusuna saldıran; dandanakan savaşı öncesinde (18 mart 1039) sadece kendi kuvvetleriyle gazne ordusuna gece baskını düzenleyip, sultan (gazneli) mesud'un fillerinden birini kaçırmayı başarabilen bir adam. (not: filleri korumakla görevlendirilip başarısız olan hintler ise olay sonucunda dayak yemiştir.*) tuğrul bey ise kardeşine oranla daha fazla politika bilen, ayağı yere basan birisi. bu durum aralarında birçok anlaşmazlık yaşanmasına sebep olmuştur, bu da onlardan birisi.

    selçuklular 1038 yılında nişabur'u ele geçirdikten bir süre sonra, çağrı bey kendi askerleriyle şehre gelir. kardeşi tuğrul bey adına, "es-sultânül-muazzam" unvanıyla çoktan hutbe okutulmuş, halifeye zafername yollanmış, şehir halkına yağma ve talan olmayacağına dair sözler verilmiştir ancak ortada bir sıkıntı vardır. çağrı bey, kendisine bağlı birlikler ile birlikte şehri yağmalayacağını söyler. malum, göçebe kültüründen sıyrılmak o kadar da kolay olmamıştır. hatta selçuklular şehre girdiğinde, gaznelilerin görsel ihtişamına alışmış olan nişabur halkı; karşılarında günlerce attan inmeyen, silahlarını kendileri taşıyan (silahlarını taşıyacak bir "hizmetçileri" bile olmayan), üzerlerinde kir içinde, yırtık-pırtık kıyafetler olan göçebe selçuklu askerlerini görünce şaşkınlık geçirmiş, hatta alaycı yaklaşmışlardır.

    çağrı bey şehri yağmalamak isteyince kardeşi tuğrul bey ile aralarında tartışma çıkmıştır. tuğrul bey bunun yanlış olduğunu, şehir halkına yağma olmayacağına dair söz verildiğini belirtse de çağrı bey yağmada diretmiştir. çağrı bey'in yağma yapmak istemesi, yüksek ihtimalle beraberlerindeki askerlerin ihtiyaçlarını giderme kaygısı taşımasından kaynaklanıyordu. çağrı bey isteğinde diretince, tuğrul bey bıçağını çekerek, böyle bir şey yaparsa intihar edeceğini söyleyince çağrı bey vazgeçmiştir. tabi tuğrul bey, yağmadan güç bela vazgeçen çağrı bey ve emrindeki birliklere 30.000 dinar da vermek zorunda kalmıştır.
  • bu aralar elimde okumaya yeni başladığım ahmet haldun terzioğlu'nun tuğrul ve çağrı bey devlet yolunda adlı romanı olduğu için dikkatimi çeken başlık.
    --- spoiler ---

    henüz başlardayım yani çağrı bey'in gazneliler devletini geçip anadolu'ya çıktığı seferin anlatıldığı sayfalarda ve ileride neler olacak meraktayım açıkçası.
    bu arada ben söylenişte tuğrul bey önce geldiği için onu büyük sanırdım lakin çağrı bey, tuğrul bey'den tam 3 yaş büyükmüş.
    --- spoiler ---
    not: bitirince editlerim.

    bitirme edit'i:
    --- spoiler ---

    yukarıda bahsettiğim romana göre 1035 nesa ve 1038 serahs savaşlarıyla gazneli sultan mesut'u yenen tuğrul ve çağrı bey nişabur'u başkent ilan ederek selçuklu devleti'ni resmen kurmuşlardır. ancak yenilgiyi hazmedemeyen sultan mesut, 100.000 kişilik bir ordu hazırlayıp hindistan seferi sayesinde getirttiği fillerle nişabur'a yürümüştür. ordusunda 20.000 askeri bulunan selçuklu devleti'nin ileri gelenleriyle yapılan toyda tuğrul bey nişabur'dan çöle çekilip gazneli ordusunu yıpratmayı düşünürken, abisi çağrı bey geri çekilmeye şiddetle karşı çıkıp saldırmak istemiştir.
    yapılan toy sonucunda tuğrul bey ağırlığını koyup düşüncesini uygulayarak başarılı olmuş ve 1040 dandanakan zaferiyle gaznelileri yıkımın eşiğine sürüklemiştir.
    --- spoiler ---
  • tek kaynağı amin maalouf/semerkant'tır. gerçek oluduğuna dair başka bir metin de yok bildiğim kadarıyla.

    başlık sahibinin mesajı üzerine gelen edit: mehmet altay köymen'in büyük selçuklu imparatorluğu tarihi'nde konu geçiyormuş ve semerkant 1988 basımken söz konusu çalışma 1950 yılına aitmiş.
  • vardır ya da yoktur ama olabilirliği, gerçekliği hayli yüksek iddia.

    (bkz: #70422395) sadece osmanlı değil büyük selçuklu ve anadolu selçuklu dahil yerleşik düzen peşindeki hanedanlar ve devlet idaresi olarak okunursa daha iyi anlaşılır. tuğrul yerleşik düzene geçmek, çağrı göçebe geleneklerini devam ettirmek istiyor olabilir. aslolan farklı üretim süreçlerine dayalı yaşam tarzları arası bir çatışmaydı ve dünyanın genelinde kazanan yerleşiklik olmuştur.