şükela:  tümü | bugün
  • neden bu kadar az tanındıklarını bir türlü anlayamadığım leziz karışım. bugünlerde çok eksikliğini çektiğim doyurucu müzik. parçaları, baştaki damardan giren melodinin 100 küsür kere tekrarlanmasıyla oluşmasına rağmen zenginliğinden hiçbir şey kaybetmiyor. bu adamların best of unu bulundurmak yetmez hepsi ayrı güsel...
    (bkz: california)
    (bkz: mexico)
  • amerika-meksika sinirinin amerika tarafinda kucuk bir kasabaymis, meksika tarafinda da mexicali diye bir kasaba varmis. grup demis ki: "sanirim orasi tek bir kentti, ulke sinirlari bambaska bir isimle bolununce, california tarafinda kalan calexico adini aldi, meksika tarafinda kalan da mexicali oldu. aslina bakarsaniz, bir grup icin sacma bir isim. ama hikaye enteresan." muzikleri sacma degil ama enteresan.
  • "calexico'da millet ana caddeye dökülmüş noel alışverişinde; meksikalı güzel kadınlar geçiyor önümden, inanamıyorum gözlerime öylesine güzeller ve ardından sökün ediyor daha da güzelleri ve ilk gördüklerim artık o kadar görünmüyorlar."

    zen kaçıkları, jack kerouac, sf.156, söz yay. (çeviren: nevzat erkmen)
  • hayatımın en mutlu günlerinden birini geçirmemi sağlamış joey burns ve john convertino başı çekmek üzere jacob valenzuela,martin wenk,volker zander,paul niehaus ve jelle kuiperden oluşan ve adını meksika sınırında bir kasabadan alan grup.yaptıkları müziğin bol bol meksika esintili olmasına aldanıp hepsini amerikalı sandığım ama iki alman,iki hollandalı,bir meksikalı,bir kanadalı ve bir amerikalıdan ibaret olduklarını öğrenince şaşırmamı sağlamış topluluk.ilk rehberlik tecrübemde bana hayatımın neredeyse en keyifli anlarını yaşatan nazik,güzel,eğlenceli,ilginç adamlar.böylesine güzel bir müziğin başka türlü insanlar tarafından yapılması da beklenemezdi zaten.
  • pulp fiction filminin sountrack'inde parçaları yoksa bu tarantino'nun ayıbıdır.
  • bayıla bayıla dinlenir bu adamlar. genetik olarak bana o kadar uzak bir müzik ki... bu da olur mu müzik evrenseldir denilebilir; ama yaptıkları müzik hiç bilmediğim bir yerlerin tozunu taşıyor sanki üstüme. müzikal anlamda kulakların ne kadar kirletildiğini de farkettiriyor insana. öyle hissediyorum dinlerken. kulağımıza o kadar çok pop saundların mahvettiği, sıradanlaştırdığı şarkılar çalınıyor ki, insan böylesi kendine özgü şeyler dinleyince, temelde zırlayıp duran o alışıldık yapının içine hapsolmuş basit şarkıların dışında, uzak bir yerde buluyor kendisini ve nasıl yapmış adam yahu diyor. calexico öyle bir grup işte. farkı ortaya koyuyor. koymasalar anlayamayacağımız farkı. olmasalar asla dinleyemeyeceğimiz şarkıyı yapıyorlar yani. bu, dokuz sekizliklik ezgilerle eski şarkıları cover'lamak, türküleri modern versiyonda söylemek gibi kıyrıtık kuyturuk bir şey değil.
  • ''para''nın gözü kör olsun!..dönüşü muhteşem olmuş..
  • breaking bad soundtrackinde de varlar. me gusta.
  • hispanik tinili folk rock duayenleri. carried to dust albumleriyle de guzel muzik geleneklerini devam ettirmisler. iyice yer ettiler artik belleklerimizde. victor jara's hands ve the news about william ozellikle cok basarili.

    carried to dust albumunun incelemesi icin:

    http://www.dinlemeparki.com/?p=465