şükela:  tümü | bugün
  • diziye dair sinirlerimi bozan tek nokta, hank gibi yakışıklı bir adamın testislerinden çıkan sperm hücresinin, karen gibi güzel bir kadının yumurta hücresini döllemesi sonucu nasıl olup da becca gibi çirkin bir yaratığın ortaya çıkmış olduğudur. karı genetik bilimine bile isyanda.
  • 2. sezonun 5. bölümünde geçen efsane sevişme diyaloglarından biri:

    --- spoiler ---

    hatun: fuck me like i'm al-qaeda!
    hank: i'm declaring jihad on your pussy.

    --- spoiler ---
  • izledikten sonra adama hüzünlü bir 31 çektiren dizi.
  • 8. sezonu var zannettiğimden, 7. sezon finalini iş yerinde öğle arasında salata yiyerek izlediğim dizidir. bu utanç bana hayat boyu yeter.
  • cogu insanin sözlerini bilmedigi ama söylemeye calismakta inat ettigi ve sadece nerdeyse her 20 saniyede bir duyulan "nikey$iiinnnn" bölümünü söyledigi sarki. kalabalik bi yerde bu sarki calarken insanlari izleyin, gercekten boyle yapiyorlar.
  • son derece rahat, son derece keyifli bir dizi. "eeh bunun çakması...", "oof şunun sokması" diye triplere girmenin alemi olmadığı dizi. senaristlerinin ve yapımcılarının hiç birşeyi siklerine sallamadıklarından, kendi halinde ilerleyen, ve verdiği mesajlardan, dokunduğu noktalardan sakınmadığı çok açık olan dizi. evet, bol bol seks var, korkmayın, hepimiz bir gün sevişeceğiz.
  • --- s2e7 spoiler ---

    lew hank'e kurt cobainin gitarını veriyor. kurt bildiğiniz üzere solak bir insan, gitar da solak tabi. sonra bi şekilde damien'e geçiyor gitar. ama damien solak değil. artık nasıl bi yetenekse hem sağlak hem de solak gitar çalabiliyor. bu da böyle bi hata. çok detaycıyımdır.

    --- s2e7 spoiler ---
  • şahsi kanaatimce hank moody'nin geçmişe duyduğu özlemi en iyi ifade ettiği bölümü 4. sezon 5. bölüm olan dizidir.

    mia ile hank balkonun kenarında oturmaktadırlar;

    --- spoiler ---
    hank- i would like to back to '94. that was a good year.
    mia- why?
    hank- because i met karen, becca was born. it was the year that changed my life. plus, no internet, cell phones, texting.
    tweeting, twatting, twittering...
    mia- the fucking dark ages!
    hank- yeah. movis were a buck, gas was ten cents a gallon. blow jobs were free. speaking of which, clinton was in the white house, nirvana was on the radio. and i had yet to fuck up the best thing that ever happened to me.
    --- spoiler ---

    özellikle son cümlesiyle vay arkadaş ne güzel zamanlarmış diye sadece kendisi hayıflanmamış, o dönemleri ve o ülkeyi görmemiş insanları da zamanın ötesine götürmüştür.
  • kanımca en güzel kısmı hank ile kızı arasındaki diyalog olan dizi.

    --- spoiler ---
    kız : father ?
    hank : offspring * ?
    --- spoiler ---

    ileride bir gün çocuğum olursa aynı şekilde hitab etmeyi planlıyorum.*

    zamanin otesine gonderenlere , optum canlar
  • --- spoiler ---

    rocket man, ilk kez (düzeltme: ilk kez ilk bölümde çalıyor rocket man, daha sonra bahsettiğim bölümde de çalıyor. düzeltme için mesaj atan reavelyn'e teşekkürler!) 3. sezon finalinde çalmıştı. o zaman da birleşmek üzereydi hank ve karen. ve ilginç bir şekilde ayrılıyorlardı. şimdi 7. sezon finalinde çaldı ve bize günbatımı olmayan bir günbatımı hediye ederek kahramanımız new york'a, evine döndü.

    hank moody'nin hayatımızla bir alakası yok. türkiye sınırları içerisinde rastlayabileceğiniz bir adam değil. evet, tahayyül edilebiliyor ama bir casanova ya da don juan da değil o. postmodern bir romeo mu? belki. bütün kadınlara âşık ama aynı zamanda tek bir kadına âşık. karşı konulmaz bir cazibesi var ama içinde yaşadığı habitat'ın (california) şartları düşünülürse, işinde gücünde ve "normal" bir adam hank. aslında "anormal" olanlar, o habitat'ı oluşturup sonra da hiçbir şey yokmuş gibi yaşayanlar. ikiyüzlüler yani.

    yaşananların gerçekliğine, hatta rahatsız edici derecedeki gerçekliğine, bu sebeple kapılıyoruz. hank moody'nin yaşadığı gibi yaşamayı kim istemez? elbette ki hank moody istemez en başta. çünkü o sürekli bu hayattan çıkmaya ve karen'la birlikte mutlu olmaya çalışıyor ama bunu kırıp dökmeden, ikiyüzlü olmadan, kendi gerçeğine sımsıkı sarılarak yapmak istiyor. karen'ın son sezonda güzelce özetlediği gibi, bir kaos yaratıyor hank etrafında ve bu kaos onu çekici kılıyor ve en çok da bu sebeple karen'la birlikte olamıyorlar.

    gelgelelim, ilk altı sezon boyunca bu kaos'un tecessüm ettiği, cisimleştiği bir karakter de vardı. ilk sezonda mia, ikinci sezonda lew ashby, dördüncü sezonda avukat abla, altıncı sezonda faith vs. ve bu hikâyeler çok iyi işleniyordu, akıcı, zeki bir plot vardı. son sezonda, bu kez hank'in paralel ailesi ortaya çıktı. aslında çok güzel malzemeydi ama hank moody, ilk altı sezondaki kadar cool değildi artık. işi eğlenceye vurmuş, kaybettiğini anlamış bir adamdı. yazdığı her şey milyon dolarlara satılmıyordu. yumuşamıştı. charlie runkle da iktidarsız haldeydi. yani all the things falling apart... o yüzden klasik californication izleyicisi sevemedi son sezonu. bu normal. ama işler de oraya gitti bir nevi. hayat gibi. beklenmedik.

    becca en sevilmeyen karakter galiba ama tam da hank moody'nin kızı. onun vicdanı bir nevi. ortaya çıkıp gerçeklerle yüzleştiriyor. karen'la hank'in çatışmasında iyi bir dengeleyici. charlie ve marcy de olabilecek en iyi co-couple. elbette herkesin kendi hayatı da var. ve bu hayatlar hank'le kesiştiği ve ayrıştığı biçimleriyle neredeyse kusursuz bir sona erişle, sona erdi.

    gelgelelim, hank muhtemelen bu hikâyenin yazarıydı zaten başından beri, (hatırlayın finalden önceki bölümde, rick, hank'e "bu arkadaşlarını yazsana" diyordu) ve finali böyle aceleye getirdi. zaten iyi bir mutlu son yazamadığını da karen'a okuduğu mektupta belirtiyordu.

    bir efsane sona erdi ve geriye sahneleri çağrıştıran müzikler kaldı.

    so long.
    if i go i'm goin'
    you can't get always what you want
    while you wait
    my california
    time to move on

    falan filan.

    edit: spoiler.
    --- spoiler ---