şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: working girl)
  • ekonomik özgürlüğünü sağlayan kadın modeli.
  • heavy duty organizma. 24 saatte 36 saat kosturur.
  • artık sadece işçilerden müteşekkil olmayan, kadınların bir çok başka sektörde de yer almasının yanı sıra, kayıtdışı ekonomi, yani evden parça başı üretim yoluyla da işgücü sağlayan kadınlar. ayrıca ücretsiz emek emek olmaktan çıkmadığı için evinde iş gören kadınların da çalışan kadınlar kategorisine dahil olmasıyla bir anlamda geçersizleşen kavram.
  • çalışan evli ve çocuklu bir kadının check listine şöyle bir bakalım. iş dünyasındaki atmacalardan başka nelerle meşgul oluyor bakalım çalışan kadın bir günde;

    [ ] sabah kargalar kahvaltı etmeden kalk, kocaya, çocuklara kahvaltı hazırla,
    [ ] kocayı, çocukları kaldır, giydir, kahvaltı ettir,
    [ ] kocayı, çocukları öperek uğurla,
    [ ] giyin, süslen, iş yerinde prezentabıl olman bekleniyor,
    [ ] evden çıkarken faturaları yanına almayı unutma,
    [ ] koşarak servise yetiş.
    [ ] iş başı yap, ajandana bak, koca ve çocuklarla ilgili herhangi bir toplantıyı atlama,
    [ ] öğle yemeğinden sonra çocuğun veli toplantısına gitmek için patrondan izin iste, ezil, büzül,
    [ ] hay allah, küçük oğlan beden dersinde dizini yaralamış, izin al, okula git, oğlanı al, hastaneye yetiştir, dizine pansuman yaptır,
    [ ] oğlanı hastaneden sonra anneannesine bırak, işe koşarak dön.
    [ ] iş yerinden birine yalvar, parayı ve faturaları ver, ödesin.
    [ ] kocayı ara, akşama ne yemek ister sor.
    [ ] ah, şu toplantı uzamaz inşallah, daha eve gidip yemek yapıcaksın...
    [ ] koşarak servise yetiş,
    [ ] eve varmadan in, alışveriş yap,
    [ ] eve yetiş, bir yandan aldıklarını yerleştirirken bir yandan telefonda kocaya işten dönerken oğlanı anneannesinden alması için yalvar,
    [ ] akşam yemeğini pişir,
    [ ] okuldan gelen büyük oğlanı yedir hemen, ders çalışacak.
    [ ] aman yemek yanmasın, limon da kalmamış, koca sirkeli salata yemez, komşudan limon rica et.
    [ ] koca ve küçük oğlanla yemek ye, küçük oğlanı sev, geçicek de,
    [ ] masayı topla, kocaya kahve yap, gazetesini ver, kumandayı ver ve yatana kadar unut,
    [ ] çocuklara derslerini çalıştır, ödevlerini yaptır, onlarla oyna, sev, saati gelince masal oku ve yatır,
    [ ] ertesi gün giyilecek olan kıyafetleri ütüle, hazırla,
    [ ] ertesi akşam yemeğe misafir var, zeytinyağlı yemekleri pişir,
    [ ] ortalığı topla, tozları al, vaktin kaldıysa bir de yerleri sil,
    [ ] yatağa gir, kocayı istiyorsa memnun et,
    [ ] uyu, pardon sız!
  • gerek zorlu ekonomik şartlar, gerek bir baltaya sap olma arzusu, gerek onca sene yalanan mürekkebin bünyede uyandırdığı kusma isteği, gerek bilumum havlu günü, altın günü, dolar günü, peştamal günü zamazingolarında kendini alien gibi hissetmenin neticesinde, mecburi olarak iş dünyasının kurtlar sofrasına atılmış hatun kişilerdir. zat-ı muhterem, eğer evli üstüne üstlük birde çoluk çocuk sahibiyse tam bir gönüllü-gönülsüz kölelik durumu vakidir. sabah kargalar bokunu yemeden güne başlayıp, gecenin kör vaktine kadar deli dana emsalince çırpınır, didinir. en büyük hayali, şöyle ayaklarını uzatıp sıcak bir çayın önüne servis edilmesidir ki, adı üstünde hayaldir. ve dahi uykusunda tatil, tatil, tatil, ta.... şeklinde sayıkladığı rivayet edilir. durum vahimdir. allah kurtarsındır.
  • çalışan erkekten daha az ücret alan kadındır.

    "türkiye’de çalışan kadınların ücretleri erkeklerinkinden düşüktür. genel olarak dünyada kadınların ücretleri erkeklerin % 78’i kadardır. devlet istatistik enstitüsünün 1996 yılı verilerine göre, okuryazar olmayan kadınların saatlik kazancı erkeklerin kazancının % 62’si kadardır. bu oran ilkokul mezunu kadınlarda % 41, lise mezunu kadınlarda % 59 ve yüksek okul mezunu kadınlarda % 59’dur. yine, çeşitli meslek gruplarına göre de kadınlarla erkekler arasında ücret farklılığı bulunmaktadır. die’nin 1996 verilerine göre, en büyük kazanç farkı tarım sektöründedir. hizmet sektöründe bu oran % 56; idari sektörde ise % 80’dir. yalnızca kamu alanında çalışan kadınların kazancı erkeklerin kazancına yakındır.

    kadın emeğini değersiz hale getirmenin yolu, kadınlara düşük ücret ödemektir. bu durumu kadının öğrenim ve beceri düzeylerinin düşük olması ile açıklamaya çalışanlar vardır. ancak gözden kaçırılmaması gereken nokta, burjuva ataerkil düşüncenin bir sonucunda kadınlarımız bilinçli olarak eğitim,öğretim süreçlerinden ve çalışma yaşamından uzak tutulmaya çalışılmaktadır. bu sistem içinde erkek evin esas geçindiricisidir ve kadın da ona bağımlıdır. bu düşünce sistematiği içinde kadın aileye ek gelir sağlayabilir ama asıl görevi ev ve çocuklara bakmaktır. bu nedenle kadınlarımızın büyük bir çoğu vasıfsız işçi olarak , düşük ücretle ve kayıt dışı çalıştırılabilmektedirler."

    kaynak: türkiye'de kadın olmak, kesk

    http://www.kesk.org.tr/…sk.asp?sayfa=kadinyazi&id=7
  • türkçesini tam karşılamasa da hepimiz biliyoruz ki; working girl.
    bir de evkadını var daha sadık "sahibinden", iş ki sütçüyle münasebetleri sorgulanmaya.
    ya da başka bir çalışan kadın örneği: meclislerde erkek gibi atını koşturan kadın modeli. amanın çok sorgu sual etmiş bak millet adına... ne güzel.
    ancak benim kafamdaki çalışan kadın örneği bütün bunlara sığmıyor, taşıyor.
    şöyle ki:
    çocuğu bir takım sınavlara çalıştıran kadın. kocayı işine (seçimlere de olabilir) koşturan kadın. anasının ağzına bir lokma kahvaltı tıkıp emekli maaşını aldırmaya koşturan kadın. evin temizliğine yardıma gelen başka bir kadına ekonomik özgürlüğünü eline alsın da onu döven kocasından boşansın diye vaazlar çeken kadın. iki lakırdı ettiği "kahve arası arkadaşlar"ına kendi izlediği dizi ile birlikte izlediği politikayı dayatan kadın. kadın meselesi üzerine düşünen, uyuyan, kalkan ve işine koyulan kadın. zor mesel(e). mesela.
    "her başarılı ... arkasında bir .. derken"
    boşluğu doldurulamaz kadın. hey be! kim tutar seni a... satayım...
  • insan herseyi istiyor.
    hem de ayni anda... nedir bu hersey?
    yaptığın işi, iyi yapmaya calışacaksın.
    kafa patlatacaksin.
    uyduruk kaydırık olmamasına ugraşacaksın.
    bu yeterince zor zaten.
    sabah aksam işle yatıp kalkman gerekiyor. ama iste an geliyor, o da insani kesmiyor. insan, yatagına is dışında, baska seyler de almak istiyor!
    ee peki, aşık oldun oldun diyelim. sanki bir iliskiyi yürütmek kolay?
    o da inanilmaz emek istiyor. diyelim ki, iyi gidiyor. şükrediyorsun.
    ama bu sefer ne oluyor?
    iki kisilik bir dünyada kucuk prens ve kucuk prenses olarak yasamaman gerekiyor. sosyal hayatin da olacak. gideceksin, dostlarinla, arkadaslarinla vakit gecireceksin. peki anladik, onu da yaptin. ama kendini de beslemen gerekiyor. ruhunu yani. okunacak kitaplar, gezilecek sergiler, izlenecek filmler var. ne yazik ki is, ruhla da bitmiyor. butun bunlari yaparken bakimli ve guzel olmak icap ediyor.
    ee 30 yasindan sonra da iyi durabilmek için epey bir çaba gerekiyor spor yapacaksin spor!
    yine fedakarlik: ya sabahin korunde kalkip bir saat yuruyeceksin ya da is cikisinda herkesi ekip yuzmeye gideceksin
    ay bitmiyor!
    paran olmasi gerekiyor,
    sabrin olmasi gerekiyor,
    vaktin olmasi gerekiyor,
    berbere gitmen gerekiyor,
    dip boya yaptirman gerekiyor,
    manikur, pedikur, sonra aileni ihmal etmemen gerekiyor, varsa cocugunla günde en az iki-üç saat sarmas dolas olman gerekiyor, onun sagligi, senin sagligin, evin bakimi, onarimi, arabanin durumu...
    ee ne oluyor?
    sucluluk ve vicdan azabi içinde kivraniyorsun. sürekli bir yerlere yetişmeye calisiyorsun. beceremiyorsun. hepsinin altindan kalkmaya calisinca da... toptan çuvalliyorsun!
    iyi bir is mi cikardin, patronun "bugün amma da cirkinsin!" diyor.
    guzel mi gorunuyorsun, bu sefer isinde "low profile" oluyorsun. evin guzel mi oldu, ha ha ha parasiz kaliyorsun. tam kendini iyi hissediyorsun, bu sefer de sismanlamaya basladigini farkediyorsun.

    hayatı böyle geçen kadınıdr..