şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: yedik biz onu)
  • haklı bir taleptir. fakat patron bunu çalışanın memuriyeti telakki eder. biz paryalar da müşteki memnuniyetiyle döneriz işimizin başına.
  • patronların çalışan mecburiyeti olarak kullandığı,çalışanın anlamlı isteği. ama patron bunu ipler mi? iplemez.sen çalışmak zorundasındır,çalışacaksındır,onlara göre koltuk hiçbir zaman boş kalmaz.
  • işsizlik sorunu bu boyutlarda devam ettiği müddetçe bir hayal olarak kalacak olgu. çünkü işsizlik çalışanın üzerinde asılı demokles'in kılıcıdır.
  • türkiye gibi işsiz sayısının bol olduğu, giden kişinin yerine çoğu zaman daha az ücrete de eleman bulunabilmesi gibi özelliklerin bulunduğu ülkelerde dikkate alınmayan durum. gözden kaçırılan nokta bu tip çalışanlar işten ayrılmasa bile, motivasyonsuz bir şekilde işini yapmakta, iş veya süreçleri geliştirmede en ufak bir çaba göstermemekte olup biraz daha iyi özelliklere sahip olan yeni bir iş bulduğunda anında işten ayrılma potansiyeli bulunan kişilerdir. dış müşteri memnuniyetini dikkate alan işletmeler iç müşteri yani çalışan memnuniyetini de göz önünde bulundurmalı, klasik tabir olarak öncelikle memnun çalışanlar meydana getirmeli ve bu çalışanları da kuruma sadık çalışanlar haline getirebilmelidir. uluslararası anlamda rekabetin yoğun olduğu günümüzde bunu yapabilen şirketler öne geçecektir.
  • ulusal/ uluslararası kalite belgesi almaya soyunan şirket/ kurum/ kuruluşların, müşteri memnuniyetine olduğu kadar eğilmesi/ önemsemesi/ kaale alması gereken memnuniyettir. yoksa o belgeyi zor alırlar.
  • geleneksel türk işveren zihniyetinde henüz yer edememiş konudur.

    böyle olması da çok anormal değil açıkçası. yıllardır savaşlarla, darbelerle, niteliksiz ve ahlak yoksunu siyasetçilerle haşır neşir olmuş, toplumsal gelişimini henüz gerekli noktaya taşımamış bir ülkeden çok da fazla bir şey beklememek lazım. sonuçta işverenler de bu toplumdan bir parça. işçi iken (evet beyaz yakalılar siz de dahil, tüm işçileri kastediyorum.) 12 saat çalıştırılmaya, mesai ücreti almamaya, sigortasız çalışmaya, modern köleliğe ses çıkarmayan adam, patron olunca da aynısını çalışanlarına uyguluyor.

    asıl komik ve ilginç olan işverenin çalışanına 3 kuruş daha fazla para verip, hafta sonlarını tatil yapıp, gerekli dinlenme sürelerini verip, özlük haklarını da sağladığında, o çalışandan alacağı verimin çok daha fazla olacağını göremiyor olması. çalışanın işini benimsemesi, süreçleri geliştirmesi, daha katılımcı olması, elini taşın altına koyması işverenin hiç de aklına gelmeyen, önemsiz mevzular gibi kabul ediliyor fakat bunlar olmadan gerçek bir ekonomik başarı, düzgün işleyen bir sistem, sürekli kendini geliştiren bir iş, kısacası kalite mümkün değil.
  • aslında var olmayandır.
    sabah kalktığınızda bir bakın etrafınıza, mutsuz insanlar, umutsuz ve aceleci tavırlar.
    ofisinizde gülerek günaydın diyen kaç kişi tanıyorsunuz ?
  • işçi sağlığı ve iş güvenliğinin olmadığı memlekette önemsenmesini beklemenin hayal sayılacağı bir konu ne yazık ki.

    daha 20 gün oldu, memleket tarihinin en büyük iş cinayeti yaşandı ve yüzlerce işçi katledildi.

    senin yaşamanı dahi önemsemeyen, seni ocaklarda fabrikalarda gözünü sakınmadan öldüren patron(lar) hiç memnuniyetini önemser mi la?

    (bkz: soma katliamı)
  • ben şahsen duymadım öyle bir şey.

    https://medium.com/…atmin-edilemiyorum-c834e37b2f0d