şükela:  tümü | bugün
  • bu şekilde kimsenin sevgi ve saygısını kazanamayacağını idrak edemeyen, orta çağ zihniyetli bir geri zekalıdır. hele bunu diğer çalışanlarının da olduğu ortamda yapıyorsa o güne kadar o zekayla nasıl hayatta kaldığı sorgulanmalıdır.

    bu iki koyun emanet edilmeyecek beyinsizlere makam mevki veren üstlerini ayrı, bunların o pozisyonlara gelmesini sağlayan düzeni ayrı sikeyim.
  • bir çeşit yöneticidir.

    sen yine de çok takma bırak özer kendini messi zannetsin.
  • bağlamdan bağımsız bakınca çok kötü yöneticidir. fakat hangi bağlamda?

    örneğin, yapması gereken, kendi üstlendiği işi yapmadığı gibi, bunu yapmayı zaten hiç istemediği gibi yalan söyleyip, üstüne bir de pişmiş kelle gibi sırıtıyorsa, yönticisi olarak ben onu "etik kurallar dahilinde" itin götüne sokup çıkarırırım. belki bağırmam ama keşke bağırsa diye yalvarır.

    o yüzden bağlam her zaman bağlayıcıdır.
  • iş ahlakı bilmeyen, sorun çözme yeteneği olmayan, işine ve personeline yeteri kadar ilgi alaka göstermeyen yöneticidir. sen yönetici olarak kontrolü elinden kaçırırsan karşına çıkan hataları ve sorunları bağırarak, azarlayarak çözemezsin. aklı fikri olan insanlara bağırarak azarlayarak verimli iş yaptıramazsın.

    bazı insanlar sivil hayatlarındaki iktidarsızlığını çalışanını ezerek, trafikte hayvanlık yaparak örtmeye ve deşarj olmaya çalışırlar.

    (bkz: iktidarsızlık)
  • geçmişte bu tür basiretsiz ve karaktersiz yönetici artı patronlar ile çok çalışmak zorunda kaldım ve hepsine de hadlerini bildirdim. maalesef bizde çok görülen bir bozuk kişilik+davranış şeklidir. sahip olduğu gücü, yetenekleri ile değil bu şekildeki davranışları ile göstermeye çalışır. önemli olan sorun çözücü olabilmektir. sorun çıkartan değil. öyle iş yerlerinde de baksanız ne kazancın bereketi vardır; ne de iş tatmini ve huzuru.
  • gereksiz yere zulmediyorsa ibnenin bayrak sallayanıdır ama ibnelik çalışandaysa o zaman durum değişir...
  • bir benzerini son 3 ayda 3 kez yaşadığım için net söyleyebilirim ki erkek yöneticilerin özellikle kadınlarla ilgili bir sorunu var.

    1 yıl önce şu an patronum olan kişi sahip olduğu ajansa geçmem için bir çok konuda arkadaşım gibi davrandı, elimdeki portföyüm doğrultusunda benle ilgilendi, destek oldu vs. 3 ay önce eski ajansımdan ayrılıp geldiğim ajansın patronu olan kişi bir canavar çıktı. dalga geçmek için söylemiyorum cidden.

    yapacağım işi bile herkesin içinde "sikti" attı. sonra "asla küfür etmediğini benim uydurduğumu" söyledi. her yaptığım konuşmayı hafızasında taraflı bir bölgeye kaydedip, 3 ayda 3 kez 12 yıllık çalışma hayatımda hiç olmayan bir şey yapıp hüngür hüngür ağlattı. sorsanız ben bunca senedir hiçbir şey öğrenmemişim. hiçbir şey bilmiyormuşum vs.

    herkesin içinde ya da değil sayıp sövmek için fırsat kaçırmayıp arkasından da "ama kriz var" bahanesi arkasına sığınmasını saymıyorum bile.

    yönetim kadrosundaki tek kadınım fakat beni manipüle edip dinleme gereği duymadan sigara tayfasıyla yoluna bakan bir iş sahibiyle çalışıyorum. yani demem o ki var böyleleri. ve asla ama asla değişmeleri mümkün değil.
  • aralarında bulunmanın haklı gururunu yaşadığım zümre. bir avmde, pizza restorant zincirinin şubesinde vardiya müdürü olarak çalışıyordum. bir sabah dükkanı açtığımda personelimin henüz işe gelmediğini farkettim. bir süre bekledikten sonra artık fırını kendim çalıştırmamın hemen akabinde personelim yanında bir bayanla çıkageldi. yanındaki bayanın eşi olduğunu, gece ateşinin yükselmesiyle acilde sabahladıklarını, bundan dolayı geciktiğini ve eğer müsadem olursa eşine sıcak bir çay ikram edip yolcu etmek istediğini söyledi. hey yavrum hey, yer miyim ben bunları? kaçın kurasıyım olm ben. hemen kendisini sesim terasta yankılanacak şekilde azarlayarak, sorumsuz olduğunu, geç kaldığı sürenin ücretini keseceğimi, çay içmek isteyenin de parasını ödeyerek içebileceğini söyledim. söylemlerim karşısında iki büklüm olup, mazlum ayağına yatmasına rağmen işten kaytarmasına fırsat vermeyip, hemen önlüğünü suratına atıp fırının başına yolladım. eşi olduğunu iddia ettiği bayan da ağlamaklı bir şekilde avmyi terketti, kocasını bir erkek gibi yuvasını geçindirebilecek kabiliyete getirmeye çalışmamın, kendisinde yarattığı mutluluğun göz yaşlarıydı onlar, buna eminim.

    iş disiplinini sağlayıp, şirket cirosuna yüksek katkılar sunabilmek için hemen hemen tüm personelime karşı tavırlarım bu şekilde oldu. ama şirketimin vefasız olacağını nereden bilebilirdim ki? bir pizza siparişinde promosyon olarak sunduğumuz yoğurtlu sosu göndermeyi unuttuğum için, kötü kalpli bir müşterinin şikayeti üzerine işime son verildi. o gün büyük bir ders çıkardım, kendime çeki düzen verip herşeye yeniden başlamak ve kariyer basamaklarını yeniden tırmanarak hak ettiğim pozisyona gelebilmek adına, içine çikolata sıkılan lokmalardan yapan bir firmada yeniden işe başladım. şu an için yönetici pozisyonunda değilim. ama mevcut yöneticimize büyük saygı duyup, benden istediği her bir işi "tabii efendim" diye onaylayarak gözüne girmeye çalışıyorum. ayrıca işi ağırdan alan, sigara içecem ayağına molaya kaçan personelleri de kendisine söyleyerek, yönetici pozisyonu için önüme çıkma potansiyeli olan tüm rakiplerimi de baştan eliyorum. ekmek aslanın ağzında gençler.
  • ben staj yaptığım zamanlarda karar verdim; şirket, fabrika gibi yerlerde asla çalışmayacaktım. bu kararımın hala arkasındayım. sadece yöneticilerle muhattap olmak değil, yönetici olma kabiliyetini de kendimde görmüyorum. küçük insanların büyük egolarıyla uğraşmak gerçekten zor. çalışmaktan çok bu yıpratıyor, tüm tanıdıklarımda böyle.

    pizzacı şube müdürü olduğunu iddia eden arkadaş trollüyor ama anlattığına benzeyen dalyaraklar öyle çok ki... ben de sinir var, aniden olur olmadık yerde aşırı tepki verebiliyorum. biri bana önlük falan atsa, herkesin içinde bağırsa yanlış bir şey yapabilirim. o yüzden böyle çalışacağıma açlıktan ölürüm daha iyi. ben 20 yaşında çoluk çocuğa karışmadım. sorumlu olduğum kimsem yok. eğer bu sıkıntılara gelemeyecekseniz sorumluluk almayın. en mantıklısı.

    edit: pizzalı entry (bkz: oysa yoğurtlu sosun içimi ferahlatması gerekiyordu) olayına bir atıfmış. uyaran arkadaşa teşekkürler.