şükela:  tümü | bugün soru sor
  • (bkz: rantiye)
  • hayatı boyunca çalışmış, bitmiş, tükenmiş, yorgunluktan gebermiş insanların düşü. testisleri güneşe serip evire çevire kebap yapmak ve "ipimle kuşağım" dyebilmeyi ister bunlar.

    ayrıca (bkz: emeklilik)
  • 41 yaşında, hayatında hiç çalışmamış bir mimarlık öğrencisi tanıdım. doktorasını bitirip başka bir konuda doktora yapmak niyetindeydi. adab-ı muhaşereti bir kenara bırakıp "üstad nerden geliyor bu derenin suyu" diye sormayı çok istedim.
  • butun hayvanlarin yaptigi sey. bugune bugun insaat iscisi bi kedi ya da temizlikci bi tavsan gormuslugum yok. onlarin da bu hususta bi sikayeti oldugunu sanmiyorum ustelik.
  • insana evvela haysiyetini sonra hürriyetini en nihayetinde de istikbalini kaybettirir.
    (bkz: mustafa kemal atatürk)
  • -"sevdiğiniz bir işi yapın, hayatta bir gün bile çalışmak zorunda kalmazsınız"
    thomas alva konfiçyus..
  • beynin akımsız kalması ile sıkıntıdan patlamasına yol açar.
  • bir gün insan oğlunun her şeyin otomasyona geçmesi ile yapacağına inandığım,günümüz toplumunda ise etik karşılanmayan yaşama şekli.
  • haftada beş gün, günde 10 saatim (yol, yemek arası dahil) benim tercih etmediğim bir şekilde geçiyor.

    tam şu anda bana kızacaksanız, "hem günde 8 saat mesai yapıyorsun, hem de bıdı bıdı konuşuyorsun" diye, kızmayın. inanın bu farkın çok önemi yok totalde. hemen hesaba bakalım;

    365-104-20-12=229 (haftasonları, yıllık izin ve resmi tatilleri düştükten sonra aktif iş günü)
    229x10=2290 saat
    365x7=2555 saat (günde 7 saat uyuduğumu varsaydım)

    toplam= 4845 saat, 201,8 gün.
    365-201= 164 gün yılda kendi tercih ettiğim şekilde geçirdiğim zaman.

    32 yaşındayım. 30 yıl daha sağlıklı yaşayabildiğimi varsayıyorum.

    30x164= 4920 gün.

    sevişmek, yemek, içmek, işemek, sıçmak, okumak, düşünmek, merak etmek, heyecanlanmak, korkmak, izlemek, görmek, gezmek, dinlemek, söylemek, üzmek, üzülmek, ağlamak, gülmek, kızmak, sinirlenmek, sevmek, nefret etmek, yürümek, koşmak ve diğer her şey için yaklaşık 4920 günüm, 13,5 yılım var...

    sanıyorum, sanıyorsunuz, sanıyorlar.

    yaklaşık 30 dakika sonra işten çıkıp arabaya bineceğim. kampüsten çıkmadan eşimi de alıp eve doğru yöneleceğim. tam kampüs çıkışında ışıklarda bekleyip, yeşil yanınca izmir yolundan karşıya geçip eve doğru...

    bir kamyon ışıklarda durmayacak, duramayacak; ve tam benim tarafımdan bize çarpacak. biz daha aklımızı mesaiden arındıramadan, "hafta sonu gelsin artık, bitsin bu hafta" cümlesinin ortasında, bir perşembe günü ölüp gideceğiz.

    ...............

    evet, çok klişe. bir o kadar da gerçek.

    yıldızları düşünmeye başladığımız, kendimizin farkına vardığımız, makineler yaptığımız, yemek için av peşinde koşmak zorunda olmadığımız bu devirde; istediğimiz gibi yaşamamıza engel olan her şeyden nefret ediyorum. bir dakika sonra ölebileceğim bu küçük gezegende nefret etmek için vakit harcamama ise üzülüyorum.

    ...............

    "yemek, içmek nereden gelecek başkan?"
    "ekmek hangi elden, su hangi gölden?"

    bilmiyorum.

    dünyanın içine sıçmayı, birbirimizi öldürmeyi, birbirimizi aç bırakmayı, süründürmeyi, müthiş beyinleri (kendimden bahsetmiyorum) saçma sapan işlerde kullanmayı bırakıp bunun üzerine düşünmemiz gerektiğini biliyorum.

    "zaten düşünüyorlar başkan, sen rahat ol!"

    hayır, bir kısmı hariç düşünmüyorlar. sadece daha fazla kaynağa sahip(!?) olmanın yollarını düşünüyorlar. bize de istediklerini yapmamız karşılığında bunun gölgesini gösteriyorlar.

    .........

    son olarak;

    "çalışmadan ömür geçer mi, canın sıkılır be başkan."

    sıkılmaz güzel kardeşim.