şükela:  tümü | bugün
  • okurken paran az vaktin bol olur, çalışırken paran olur vaktin olmaz.
    okurken neredeyse sabahlayacak kadar geç yatarsın, çalışırken eve geldikten 1-2 saat sonra yatağa yığılırsın.
    okurken soğuk havada günü kendine tatil ilan eder, çalan alarma siktiri çekersin. çalışırken soğuk havada işe gitmeme lüksün yoktur.
    çalışırken hafta sonları velinimetindir, okurken hafta sonlarının diğer günlerden o kadar da farkı yoktur.
    okurken çalışma hayatına atılmak, çalışırken okul günlerine geri dönmek istersin.
  • okurken 1000 lira bile çok bereketlidir. hep ucuz yerde yersin, hep kahvede çay içersin, 3 kişi bir tane evi ve faturalarını paylaşırsın ama bir şekilde keyfi de tadı tuzu da çok başka olur. bir dönemde alt üstü 7 tane ders alırsın. bunlardan biri zaten tırt bir seçmeli olur. diğer 6'sını da sınavlardan 1 hafta önce hafiften başlayıp, sınavdan bir gün önce inekleyerek geçebilirsin. vizede yapamazsan, olsundur zaten asıl puan getiren finaldir. finalde olmazsa, olsundur zaten bu işin bir de bütü vardır. bütün bunların yanında çan vardır. hadi çan uçtu, büt olmadı. bu işin yaz okulu vardır. ulan o da mı olmadı? bu işin bir dahaki dönemi vardır ya. sonra tek ders sınavı vardır. hiç hiç hiç olmadı, +1'i vardır. o okul ama öyle ama böyle biter. stresli geceler olmaz mı? olur ama seri geçer. sınavların bittiği öbür gün sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi sabah yağlı kıymalı böreğini yiyor olursun. her an her şeyi yapmaya müsaitsindir. sınav haftası dışında ajandan hiç dolu değildir. bir güne okulda derste başlayıp, öğlen kendini bisiklet kiralamış sürerken, akşam arkadaşında bir dizinin 1 koca sezonunu sabaha kadar izlerken bulup, öbür gün 3te bir kanepede uyanabilirsin. aile evini özlersin, otostop çekersin, sonra aile evinden de 10 günde sıkılıp kendi düzenine dönersin. bazen arkadaşlarınla 8 saat sadece sohbet edersin. konu bitmez, fizyolojik sebeplerle sohbetin devamı sonraya ertelenir.

    çalışırken hayat kalitesi denilen şey biraz daha artar. aileye muhtaçlık kalkar, iyi bir maaş alınıyorsa hele öğrencilikte istenip de alınamayan şeyler alınabilir. isteyip de gidilemeyen yerlere gidilebilir. paran vardır, gece 2'de metrobüse değil, uber'e atlayıp evine dönersin. canın bir şey çektiğinde karşı koymazsın, bunun için çalışıyorum zaten der tak diye yersin/içersin. manevi olarak tek olumlu yanı ara sıra gelen dünya'da ben de bir şeyler yapıyorum hissidir. öğrenciyken gelecekte bir şeyler yapacak biri olmak için eğitilirken artık o iş sonuçlanmıştır ve bir şekilde bir yerlere parmağın değer, katma değer üretirsin. başka da manevi olumlu yanı yoktur. çünkü zaman yoktur. sabah hava daha aydınlanmadan, öğrenciyken en fazla sabahladıysan uyanık olacağın saatlerde uyanırsın. koştur koştur servise yetişirsin. serviste uyumakla uyumamak arasında giderken kendini masanda bulursun. tek keyfi çayı kahvesidir. öğle arası denilen 1 saat bile hiç keyif vermez. akşam eve gidip banyo yapıp, yemeğini yediğinde bi bakarsın saat 8 olmuş. dışarı çıksan? nereye çıkıyorsun öyle yorgunluktan ölmüşsün, git gel zaten bir yere 1 saat. şurda 3 saat sonra uyuyacaksın. apışıp kalıyorsun yatağında. haftanın 5 günü böyle geçerken haftasonu birden çok kıymete biner. oysa önceden her gün haftasonuydu. e evde vakit geçirmek de kıymete binince haftasonlarını mümkün olduğunca evinde, insansız ve sessiz şekilde geçirmek istersin. bir bakmışsın yılda 20 gün için 220 gün çalışıyorsun. yazın 1 hafta antalya'ya gideyim diye, 3-4 haftasonu şehir dışı kaçamağı yapayım diye haftanın 5 günü, gününün en verimli saatlerinde çalışıyorsun. öte yandan başka çaresi de yoktur. tekrar her şeyi boşverip öğrenciliğe dönülmez. eşek kadar olmuşken ailenden bir ömür para alınmaz. zaten dönülse de, muhtemelen artık o zamanki keyfi vermez.

    hay sikeyim.